Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ödeme güçlüğüne düştüğünden bahisle, İİK 285 ve TTK 286 maddeleri hükümleri gereği müvekkili hakkında alacaklarıyla ---------- sağlamak amacı ile ---verilmesini bu süreler sonucunda teklif olunan --- onanmasına karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ...' ün şirket yöneticisi olduğunu, ... yönetici konumda olduğu için de şirketin taşınır ve taşınmaz mallarını satmak, kiralamak, bağışlamak, bankalardaki nakitleri dilediği şekilde kullanmak, harcamak, para transferi yapmak, şirketi borçlandırmak, kambiyo senedi düzenlemek, şirket malları üzerine rehin ve ipotek tesis etmek vs sınırsız yetkiye haizdir nokta herhangi bir başka hile yapılmaması ve şirketin dürüst tarafsız yönetilmesi için Kayyum tayininin zorunlu olduğunu, nitekim konu ile ilgili yasal düzenleme olan; TTK’ nın “Temsil Yetkisinin Kaldırılması” başlıklı 235. maddesinin; “Gecikmesinde tehlike bulunan hâllerde mahkeme temsil yetkisini ihtiyati tedbir olarak kaldırıp bu yetkiyi bir kayyıma verebilir. Kayyımın atanmasını, görevlerini, mahkemece verilen temsil yetkisini ve bunların sınırlarını, mahkeme resen tescil ve ilan ettirir.” hükmünü içerdiğini, müvekkilin, davalı Kollektif şirketteki ortaklık haklarını yıllardır kullanamadığını, haklarının sistematik şekilde gasp edildiğini ve edilmeye devam ettiğini, müvekkilin ortaklık ve miras haklarının yok sayıldığını, tüm bu anlatımlar ışığında davalı ...' ün yetkilerinin TTK' nın 235 ve HMK’ nın 389 ve devamı maddeleri uyarınca tedbiren kaldırılarak, yerlerine bir kayyım heyetinin tedbiren atanmasına, yargılama sürecinde şirketin yönetiminin kayyum ekibi tarafından yapılmasına tedbiren karar verilmesini talep ettiklerini beyan etmiştir. Davacı vekilinin talebi üzerine İlk Derece Mahkemesi' nin 07/01/2019 tarihli Tensip Tutanağı' nın 13 nolu ara kararı ile; " Davacı vekili her ne kadar davalı-şirket yönetici ortağın temsil yetkisinin TTK 235 ve HMK 389. Maddeleri uyarınca tedbiren kaldırılmasını ve yerlerine kayyım heyeti atanmasını talep etmiş ise de, dosyanın mevcut durumu itibari ile yaklaşık ispat koşulu gerçekleşmediğinden ayrıca, davanın niteliği gereği davanın esasını çözecek şekilde ihtiyati tedbir kararı verilmesi de hukuken mümkün olmadığından davacının ihtiyati tedbir talebinin REDDİNE, " karar verilmiştir. Davacı vekili 27/09/2019 havale tarihli dilekçe ile, müvekkilinin davalı şirket ortaklığından çıkarılmasına karar verildiği, ortaklıktan çıkarılma işleminin haksız ve kötü niyetli olduğunu, bu karara karşı Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/1001 Esas sayılı dosyasından dava açıldığını mahkemece davanın ilk derece yargılamasından davanın kabulü ile ortaklıktan çıkarma kararının iptaline karar verildiğini, davalının bu karara riayet etmeyerek ortaklar arası yazışmalar ve taraflar arasında süren davalarda davacının şirkete ortak olmadığı yönünde beyanda bulunulduğunu, davalının davacıyı ortaklıktan çıkarma amacının müvekkilinin ortaklıktan kaynaklı haklarının almasının engellemek olduğunu bu doğrultuda 2016,2017,2018 yılı kar payı alaaklarının müvekkiline ödenmediğini şirket defter ve kayıtları mizanların müvekkilinden gizlendiğini, kayıtlarda muhasebe hilesi yapıldığını, bilanço ve kayıtların tahrif edildiğini, müvekkilinin ortaklıktan çıkarıldığı 3 aylık dönemde şirketin 1.8 kat karlılığının arttığını, davalının başka bir şirket kurarak sadakat yükümlüğüne aykırı davrandığı ve aynı zamanda bu durumun rekabet yasağına ilişkin düzenlemelere aykırılık teşkil ettiğini, davalının dava dışı dava dışı başka bir firma ile de ilişki kurarak şirketin işlerini bu firmaya yaptırdığını ve örtülü kazanç elde etiğini davalının haksız ve kötü niyetli olduğu, bu sebeple karar verilmesini istemiştir.