9. Ceza Dairesi 2024/5701 E. , 2024/11359 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/2 E., 2024/384 K. KATILANLAR : Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, ... SUÇLAR : Nitelikli cinsel saldırı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜMLER : Beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Bölge Adliye Mahkemesince bozma üzerine verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanık hakkında nitelikli cinsel saldırı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kıl
**9. Ceza Dairesi 2024/5701 E. , 2024/11359 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/2 E., 2024/384 K. KATILANLAR : Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, ... SUÇLAR : Nitelikli cinsel saldırı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜMLER : Beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Bölge Adliye Mahkemesince bozma üzerine verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanık hakkında nitelikli cinsel saldırı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarını işlediği iddiası ile açılan kamu davasında bozma üzerine yapılan yargılama sonucunda, Bölge Adliye Mahkemesince mevcut delillerin değerlendirilmesi neticesinde sanığın atılı suçlardan beraatine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Özetle, katılanın aşamalardaki istikrarlı ve samimi beyanları, iftira atmayı gerektirir bir neden bulunmaması, raporlar ve tüm dosya kapsamı uyarınca sanığın atılı suçu işlediğinin sabit olduğuna, sanık hakkındaki hükmün bozularak sanığın üst hadden, indirim yapılmaksızın cezalandırılmasına ve Bakanlık lehine vekalet ücreti takdir edilmesine ilişkindir. III. GEREKÇE Olayın intikal şekli ve süresi, katılanın aşamalardaki istikrarlı anlatımları ve beyanlarını doğrulayan doktor raporu, sanık ile katılan arasındaki iletişim tespitine ilişkin kayıtlar ve mesaj içerikleri ile tanık anlatımları ve tüm dosya kapsamına göre sanığın, katılanı hile ile evine götürdükten sonra kıyafetlerini çıkarmaya çalışması üzerine katılanın direnmesi nedeniyle eylemlerine son vermesi şeklinde gerçekleşen eylemlerinin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 102/1. maddesinde düzenlenen cinsel saldırı ve aynı Kanun'un 109/2, 5. maddesindeki kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarını oluşturduğu gözetilerek hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle katılan Bakanlık vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, Başkan ... ve Üye ...'in farklı gerekçelerle karşı oyları ve oy çokluğuyla BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 23.12.2024 tarihinde karar verildi. KARŞI OY Mağdurenin aşamalardaki çelişkili beyanları, sanık savunması, mağdure ile sanık arasında alacak verecek ilişkisi ile önceye dayalı husumet bulunması ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde sanığın atılı suçu işlediğine dair mahkumiyetine yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı anlaşıldığından sanığın atılı suçlardan beraatine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararının yerinde olduğu kanaatiyle bozma yönündeki heyetin çoğunluk görüşüne iştirak etmiyorum. KARŞI OY Çoğunlukla aramızdaki ihtilaf Bölge Adliye Mahkemesi tarafından duruşma açıldıktan sonra olayın tek tanığı konumunda bulunan mağdurun beyanı alınmadan Bölge Adliye Mahkemesi tarafından hüküm kurulup kurulamayacağına yöneliktir. (5271 sayılı CMK) CMK 280/1-g bendi gereğince Bölge Adliye Mahkemesi gerekli gördüğünde davanın yeniden görülmesine ve duruşma hazırlığı işlemlerine başlamak zorundadır. Davanın yeniden görülmesi ve duruşma açılması demek tüm işlemlerin tekrarlanması anlamına gelir. Duruşma açılması sadece şekli bir işlem olarak görülemez. Mahkeme özellikle delillerle temas edecek ve yüzyüzelik yani doğrudanlık ilkesini karşılayacaktır. Aksi takdirde duruşma açılmasının hiçbir anlamı yoktur. CMK 281/2 fıkrası Bölge Adliye Mahkemesinin gerekli gördüğü tanıkları, bilirkişiyi dinleyeceğini ve keşif yapacağını hükme bağlamıştır. Yani davanın sübutuna etki edecek tanık ve bilirkişiler mutlaka dinlenecektir ve gerekliyse keşif yapılacaktır. CMK'nın 282/1. maddesi gereğince BAM duruşma açtığında duruşmayı CMK'daki düzenlemelere göre yapacaktır. Yani ilk derece mahkemesi ne şekilde duruşma yapıyorsa Bölge Adliye Mahkemesi de aynı şekilde duruşma yapmak zorundadır. Sadece CMK 282/1-e bendi gereğince dinlenmesine gerek olmadığını düşündüğü tanıkları ve bilirkişiyi dinlemeyecek ama gerekli olanları mutlaka dinleyecektir. Yine CMK'nın 282/1-f bendi gereğince sanık, müdafii, katılan ve vekiline davetiye tebliğ edilmesine rağmen duruşmaya gelmemeleri halinde dava yokluklarında bitirilebilecektir. Ancak burada bahsedilen katılan davanın tek tanığı niteliğinde olmayan tarafdır. Olayın tek tanığı konumunda bulunan mağdur ise aynı zamanda tanık statüsündedir. Tanıkların dinlenmesi usulünce dinlenmeleri gerekir. Bu nedenle katılan hakkında yukarıda belirtilen düzenleme tanık durumundaki mağdur hakkında uygulanamaz. Mağdur eğer tanık konumunda ise dinlenmesine karar verilmişse mutlaka getirtilerek dinlenmesi gerekir. Yukarıda da belirtildiği gibi Bölge Adliye Mahkemesi yukarıda bahsedilen istisnalar hariç CMK'daki hükümlere göre duruşma yapmak zorundadır. CMK'nın 210/1. maddesine göre olayın delili bir tanığın açıklamalarından ibaret ise bu tanık duruşmada mutlaka dinlenir. Daha önce yapılan dinleme sırasında düzenlenmiş tutanağın ya da yazılı bir açıklamanın okunması dinleme yerine geçmez, şeklindedir. Bu düzenlemeye göre olayın tek tanığı durumunda bulunan mağdurun mutlaka mahkemece getirtilerek dinlenmesi gerekir. Somut olayda ayrıca doktor raporunda belirtilen yaralanmaların ne şekilde gerçekleştiği konusunda mağdurenin ayrıntılı olarak ifadesinin alınma zorunluluğu vardır. Bu nedenlerle olayın tek tanığı durumunda bulunan mağdurun duruşmada mutlaka dinlenmesi gerektiği, dinlenmemesinin hukuka aykırılık oluşturduğu ve bu nedenle kararın bozulması gerektiği görüşünde olduğumdan çoğunluğun bozma gerekçesine katılmıyorum.