T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R ESAS NO: 2025/1283 KARAR NO: 2026/399 İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ: 05/11/2024 NUMARASI: 2022/487 Esas - 2024/921 Karar DAVA: Alacak (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 19/02/2026 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R ESAS NO: 2025/1283 KARAR NO: 2026/399 İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ: 05/11/2024 NUMARASI: 2022/487 Esas - 2024/921 Karar DAVA: Alacak (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 19/02/2026 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 19/01/2015 tarihinde müvekkiline ait aracın çalışanlardan ...'ün kontrolünde iken yoldaki buzlanma nedeni ile kaza meydana geldiğini, aracın davalı sigorta şirketine ... sigortası ile sigortalı olduğunu, kaza sonunda müvekkiline ait aracın sigorta eksperi tarafından pert kabul edildiğini, müvekkilinin ... bedeli için davalıya yaptığı başvurunun davalı tarafından reddedildiğini, müvekkilinin çalışanı ...'ün geçerli ehliyeti bulunmakta olup, kaza sırasında alkollü olmadığını belirterek 1.000,00 TL tazminatın belirsiz alacak olarak sovtaj değeri düşülmek suretiyle dava tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu ... plakalı aracın müvekkili şirkette sigortalı olduğunu, davacının davayı açmakta hukuki menfaati olmadığını, araç sürücüsünün %100 kusurlu olduğunu ve üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediğini, talebin poliçe teminatı dışında kaldığını belirterek davanın öncelikle aktif husumet yönünden ve esastan davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davacının davasının reddine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; alınan bilirkişi raporlarında, kazanın salt (münhasıran) alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediği, alkol dışında başka unsurlarında olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığı değerlendirilmemiş yalnızca promil değerlendirmesinde bulunularak sürücünün %100 kusurlu olduğuna kanaat edildiğini, kaza esnasında sürücünün ... ... olduğunu kabul etmemekle beraber bu şekilde hazırlanan bilirkişi raporlarına dayanılarak karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, bilirkişi raporlarında olay günü hava şartlarının araçların yol tutuşunu engelleyebilecek şekilde kar yağışlı olduğu, yol yüzeyinin karla kaplı olduğu kabul ve tespitinde bulunulmasına rağmen, bu konuda bir araştırma ve inceleme yapılıp da bir yargıya varılmamış, sadece promil değerlendirmesinde bulunularak bu hususta kesin bir yargıya varıldığını, kaza tutanağında 4 numaralı kod ile işaretlendiği üzere hava kar yağışlı olduğu ve 2 numaralı kodla işaretlendiği üzere kaza gece meydana geldiğini, bilirkişiler hava karanlık ve karlı, yollar buzlu ve kaygan bir halde iken alkolsüz sürücü kaza yapamayacağını ancak alkollü sürücü kaza yapar şeklinde görüş bildirmiş olsaydılar dava bu kadar uzamayacağını, müvekkilinin de davadan beklentisinin kalmayacağını raporun eksik ve denetime elverişli olmadığını belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle ... poliçesi kapsamında maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Mahkemece ilk verilen hükmün istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 08/10/2019 tarih, 2016/1393 Esas - 2019/1102 Kararsayılı kararı ile "...Somut olayda, kaza tespit tutanağında yazılı olan kişinin sürücü olmadığı, sürücünün lavabo aramak için ayrıldığı sırada tutanağın düzenlendiği iddia edilmektedir. Sürücü olduğu iddia edilen ... olay yerine geldiğinde ...'in hastaneye götürüldüğünü öğrendiğini ve hemen hastaneye gittiğini beyan etmektedir.Aksi sabit oluncaya kadar geçerli resmi memurlarca düzenlenmiş kaza tespit tutanağı ile sürücü belirlemesine esas olan polis memurlarının tanık ile yüzleştirme tutanağında ...'nun adı bulunduğundan aksi ispat edilememiş olmakla sürücünün ... olduğu itirazı yerinde değildir. Ancak ...'nun alkol raporu bulunmakla kazanın münhasıran alkolün etkisi ile meydana gelip gelmediği hususunda içlerinde nörolog bilirkişinin de bulunduğu heyetten rapor alınmaksızın eksik inceleme ile karar verilmesi doğru olmamıştır.O halde Mahkemece yapılması gereken, alkolün düzeyine bağlı olarak şahıstaki etkilerini değerlendirilebilecek İTÜ veya Karayolları Genel Müdürlüğü gibi kuruluşlardan seçilecek iki trafik uzmanı ve bir nörolog bilirkişiden oluşan bilirkişi kurulundan, tüm dosya kapsamı dikkate alınmak suretiyle,kazanın oluşumunda kazanın oluş şekli, yol, hava vs. koşullar bir bütün olarak değerlendirilip kazanın salt (münhasıran) alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurlarında olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması yönünden yeni bir rapor alınması, ondan sonra varılacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir." gerekçesiyle kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesince; Dairemiz kararı doğrultusunda alınan bilirkişi heyet raporunda; olayda ... plakalı araç sürücüsü ..., hava ve yol şartlarını gözardı ederek, yolda dikkatsiz, tedbirsiz, aşırı hızlı, kontrolsuz bir şekilde, yasal sınırın çok üzerindeki alkolün etkisinde, güvenli sürüş yeteneğini kaybetmiş bir şekilde aracını sürerek aracının yoldan çıkması, aracın hasarlanması ve araçta bulunanların yaralanmasına neden olan kuraldışı davranışlarıyla olayda asli derecede %100 kusurlu olduğu, dava konusu trafik kazasının ...plakalı araç sürücüsü ...'nun münhasıran güvenli sürüş kabiliyetini kaybedecek derecede alkollü olması nedeniyle meydana geldiği tespit edilmiş olduğuna göre mahkemece davanın reddine karar verilmiş olmasında isabetsizlik bulunmadığından davacı vekilinin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. Bu nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. KARAR:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davacı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 732,00 TL harçtan peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, 4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.19/02/2026