10. Hukuk Dairesi 2022/11978 E. , 2023/12009 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/572 E., 2021/95 K. HÜKÜM/KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 34. İş Mahkemesi SAYISI : 2016/2 E., 2018/833 K. Taraflar arasında iş kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiştir. Kararın davalılar vekilleri tarafından istinaf edilm
**10. Hukuk Dairesi 2022/11978 E. , 2023/12009 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/572 E., 2021/95 K. HÜKÜM/KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 34. İş Mahkemesi SAYISI : 2016/2 E., 2018/833 K. Taraflar arasında iş kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiştir. Kararın davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalılar vekilleri tarafından duruşma istemli temyiz edilmesi ve davalılardan ... vekili tarafından duruşma talep edilmesi üzerine, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için tayin edilen 07.06.2022 Salı günü için taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü duruşmalı temyiz eden davalı 2 G Havacılık Elek. San. ve Tic. A. Ş. adına Av. ... , davacı asil ... adına Av. ... ile davalı ... Roket San. ve Tic. A. Ş. adına Av. ... geldiği görüldükten duruşmaya başlanarak, hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek, aynı gün yapılan incelemede; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili 08.01.2015 tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin işyerinde görev yapmakta iken 18.12.2014 tarihinde servis aracında eve dönüşte kaza geçirdiğini, kaza neticesinde fizik tedavi gördüğünü, kolunu kullanamayacak durumda olduğunu, yaklaşık 2,5 yıldır işyerinde elektronik teknisyeni olduğunu, davacının kazanın meydana gelmesinde hiçbir kusurunun olmadığını belirterek, iş kazası nedeniyle şimdilik 1.000,00 TL maddi ve 20.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren faizi ile birlikte tahsil edilmesine karar verilmesini istemiş, yargılamanın devamında 16.05.2018 tarihli dilekçesiyle maddi tazminat istemini 109.742,75 TL'ye artırmıştır. II. CEVAP 1.Davalı ... Roket San. ve Tic. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ile müvekkili şirket arasında işçi işveren ilişkisi bulunmadığını, davacının diğer davalı şirket işçisi olduğunu beyanla davanın reddini savunmuştur. 2.Davalı 2 G Havacılık Elektronik San. ve Tic. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının iddialarının asılsız olduğunu, davacının sözleşme gereği ... projesi dahilinde alt taşeron olan müvekkili şirket işçisi olduğunu, işçilerin işe geliş ve gidişlerinde servisten yararlandığını, servis hizmetinin asıl işveren ... tarafından verildiğini, müvekkili şirketin sorumluluğunun bulunmadığını beyanla davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARLARI İlk Derece Mahkemesi kararında özetle; "Somut olayda, davacının davalı işverenler bünyesinde çalıştığı sırada 18.12.2014 saat 01:41 sıralarında sürücü ... yönetimindeki ... Plakalı aracı ile Adnan Kahveci caddesini takiben ... caddesine doğru seyirle trafik ışıkları ile kontrollü dörtlü kavşağa geldiğinde, Öz yurt caddesi yönünden kavşağa gelen sürücü ... yönetimindeki ... Plaka sayılı servis aracıyla ışıklı kavşakta çarpışması neticesinde yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiği, servis aracında kaza sırasında davacının da bulunduğu ve meydana gelen kaza nedeniyle yaralandığı anlaşılmaktadır. Dosya kapsamındaki tüm evrakların incelenmesi sonucunda; davalılar arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi bulunduğu kanaatine varılmıştır. Mahkememizce yapılan yargılama sırasında Bilirkişi Kurulu Makine Mühendisi Tahsin Yaman, bilirkişi Makine Mühendisi İbrahim Karakoç ve Bilirkişi Makine Mühendisi ... 01.11.2017 tarihli bilirkişi raporu ile meydana gelen olayın 5510 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesi e fıkrasına uygun bir trafik iş kazası olduğu, ... Plakalı araç sürücüsü Mustafa Kansunun kırmızı fasılalı ışıkta geçmekle diğer kavşak yolundan gelen araca ilk geçiş hakkını vermemekle Trafik Kanunun 52/a, 57/a ve 84/h maddelerini ihlalle olayda 6/8- % 75 oranında kusurlu olduğu, ... Plakalı araç sürücüsü ...'in ise Trafik Kanunun 52/a maddesine aykırı hareket etmekle olayda 2/8-% 25 oranında kusurlu olduğu, davacının ise kaza anında ... Plakalı servis aracında yolcu konumunda olması nedeniyle kusurunun bulunmadığı tespit edilmiş yine mahkememizce yapılan yargılama sırasında hesap Uzmanı Bilirkişi Gökhan Usta tarafından düzenlenen 23.02.2018 tarihli bilirkişi raporu ile davacının sürekli iş göremezlik derecesinin % 9,3 olduğu belirtilerek, davacıya SGK tarafından ödenen tutarın indiriminin sağlanmasından sonra geçici iş göremezlikten kaynaklanan tazminat alacağının 3.230,87-TL, sürekli iş gücü kaybından kaynaklanan tazminat alacağının ise 106.511,88-TL olduğu hesaplanmış olup, davacının toplam 109.742,75-TL maddi zararı bulunduğu tespit edilmiş, meydana gelen olay nedeniyle tarafların sosyal ve ekonomik durumları, kusur oranları, davacının sürekli iş göremezlik derecesi de dikkate alınarak meydana gelen iş kazası nedeniyle davacının manen de zarara uğramış olduğu kanaatine varılmış olup, taraf, Bölge Adliye Mahkemesi ve Yargıtay denetimine elverişli olması ve dosya kapsamına uygun bulunması nedeniyle hükme esas alınan işbu bilirkişi raporları doğrultusunda davanın kısmen kabulüne dair karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçeleriyle "Davanın kısmen kabulü ile 3.230,87-TL geçici iş göremezlik ve 106.511,88-TL sürekli iş gücü kaybı olmak üzere toplam 109.742,75-TL Maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek ve hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacı lehine 10.000,00-TL manevi tazminat takdiri ile bu miktarın olay tarihinden itibaren işleyecek ve hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine," karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı ... Roket San. ve Tic. A.Ş. vekilinin ileri sürdüğü istinaf sebepleri: Trafik kazasında yaralanan davacı işçinin ... A.Ş. çalışanı olmadığını, diğer davalı şirket ile yapılan sözleşmede servis hizmeti yükümlülüğü bulunmadığı halde zaman zaman mesaiye kalan çalışanlar için destek amaçlı yapılmış hatır taşıması olduğunu, 3. Kişinin alkollü araç kullanması nedeniyle meydana gelen kazada müvekkilinin kusuru bulunmadığını, illiyet bağının belirtilen kusurlu davranış ile kesildiğini, buna rağmen müştereken ve müteselsilen sorumluluk yüklenmesinin hukuka aykırı olduğunu, ileri sürmüştür. Davalı 2 G Havacılık Elektronik San.ve Tic A.Ş. vekilinin ileri sürdüğü istinaf sebepleri: davacının içinde bulunduğu servis aracının karşı taraf araç sürücüsünün 1.02 promil alkollü olması nedeniyle kaza yaptığını, servisin diğer davalı ... AŞ'nin personelini taşımak için kiralandığını, servis hizmetinin asıl işveren ... A.Ş. tarafından sağlandığını, kazanın oluşumunda müvekkili şirketin bir kusuru bulunmadığını, kazanın iş kazası niteliğinde olmadığını, işverenin işi görülürken gerçekleşmiş olmasının sorumluluk için yeterli olmayıp eylem ile zarar arasındaki neden-sonuç bağının işçinin yada üçüncü kişinin tam kusuru ile kesilmemiş olmasının da zorunlu olduğunu, dava konusu olayda neden-sonuç ilişkisinin 3. kişinin tam kusuru ile kesildiğini, Trafik tespit tutanağında ... plaka nolu aracın alkollü sürücüsü ...'nun KTK 48/5. maddesini ihlal ettiği belirtilerek tam kusurlu, servis aracı sürücüsü ...'in kusursuz olduğunun belirtildiğini, dosyadaki kusur raporunda ise alkol, uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin etkisi altında araç kullanma yasağı yokmuş gibi bü sürücüye sadece fasılalı kırmızı ışıkta bekleyip, kontrollü geçmediği gerekçesi le kusurlu bulunmasının anlaşılmaz olduğunu, servis sürücüsününde dayanak bir belge gösterilmediği halde hısla kavşağa girdiği şeklindeki değerlendirme ile sonuca ulaşılmasının doğru olmadığını, Maluliyet oranının belirlenmesi açısından Adli Tıp Kurumu'ndan rapor alınmaması ve bu maluliyet raporuna göre hatalı hesaplanan işgücü kaybı zararı (zarar sanki davacı bu olaydan sonra hiç çalışamayacak gibi hesaplandığından) davalının savunmalarının görmezden gelinmesi sonucu verilen kararın tek tarafın iddialarına göre verildiğinden hakkaniyete aykırı olduğunu, manevi tazminat talebinin reddi gerektiğini ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Dava, 18.12.2014 tarihinde meydana gelen trafik iş kazası sonucu sürekli iş göremezlik nedeniyle maddi ve manevi zararların giderilmesi istemine ilişkindir. Hükme esas alınan 01.11.2017 tarihli kusur raporunda; davacının yolcu olarak bulunduğu ... plakalı servis aracının sürücüsü ... %25 ve ... plakalı araç sürücüsü ... %75 oranında kusurlu bulunmuştur. Söz konusu kusur raporunun, dosya kapsamına uygun olarak, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile iş güvenliği yönetmelikleri hükümleri doğrultusunda düzenlendiği görülmekle, Mahkemece hükme esas alınmasında isabetsizlik yoktur. İşverenin iş kazası sonucu meydana gelen zarar nedeniyle hukuki sorumluluğu yasa ve içtihatlarla belirlenmiş olan ayrık haller dışında ilke olarak iş aktinden doğan işçiyi gözetme ( koruma ) borcuna aykırılıktan kaynaklanan kusura dayalı sorumluluktur. İnsan yaşamının kutsallığı çerçevesinde işverenin işçilerin sağlığını ve güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu İş Kanunu ve 6331 sayılı Kanun'un açık buyruğudur. İş Kanunu'nun 2 nci maddesinin 6 ncı fıkrasına göre bir işverenden, iş yerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu iş yerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye “asıl işveren-alt işveren ilişkisi” denir. Dosyanın incelenmesinde, davalılar arasında asıl alt işveren ilişkisi bulunduğu anlaşılmaktadır. Asıl işveren ile alt işverenin birlikte sorumluluğu müteselsil niteliktedir. Asıl işveren, doğrudan bir hizmet sözleşmesi bulunmamakla birlikte İş Kanunu'nun 2 nci maddesinin 6 ncı fıkrası gereğince alt işverenin işçilerinin iş kazası veya meslek hastalığı nedeniyle uğrayacakları maddi ve manevi zarardan alt işveren ile birlikte müteselsilen sorumludur. Somut olayda davacının alacaklarından asıl işveren ile alt işveren davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmalarında bir isabetsizlik yoktur. Davacının maluliyetinin %9,3 olarak belirlendiğine ilişkin Kurum raporu 04.05.2017 tarihli duruşma sırasında davalılar vekillerine okunmuştur. Sosyal Güvenlik Kurumunca tespit edilen maluliyet oranına karşı gerekçeli ve somut itiraz yapılmamıştır. Davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebepleri yerinde değildir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, vakıa mahkemesi hakiminin objektif, mantıksal ve hayatın olağan akışına uygun, dosyadaki verilerle çelişmeyen tespitlerine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla," gerekçeleriyle "davalılar vekillerinin istinaf başvurularının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1- b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine" dair karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz başvurusunda bulunmuşlardır. B. Temyiz Sebepleri 1.Davalı ... Roket San. ve Tic. A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin diğer davalıdan anahtar teslim götürü bedelle hizmet almış olması nedeniyle asıl işveren sıfatı olmadığını, illiyet bağının şoför eylemleri ile kesildiğini, iş kazasının gerçekleşmesinde dava harici üçüncü kişinin tam kusurlu olduğunu beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davalı 2G Havacılık Elektirik San. ve Tic. A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava harici üçüncü kişi niteliğinde kazaya sebep olan aracın şoförü ...'nun olay anında 1,02 promil alkollü olup, kırmızı fasılalı ışıkta yol hakkını ihlal edip servise çarpması nedeniyle %100 kusurlu kabul edilmesi gerektiğini, kusur raporunda servis şoförüne %25 kusur verilmesinin hatalı olduğunu, kazaya dair ceza dosyasının incelenmesi gerektiğini, davacıya emniyet kemerini takmaması nedeniyle kusur verilmesi gerektiğini, hesaplama yönteminin hatalı olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, sigortalının trafik iş kazası neticesinde sürekli iş göremezliğe uğraması nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir 2. İlgili Hukuk "Temyiz incelemesinin kapsamı" açısından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, "Bilirkişi raporuna itiraz ve değerlendirilmesine" ilişkin aynı kanunun 281 ve 282 nci maddeleri, "Tazminat miktarının tayin ve tespiti" açısından 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417 nci ve 114 üncü maddesi delaletiyle 49,50,51,52,53,54,55 ve 56 ncı maddeleri, "hukuk yargılamasının ceza hukuku ile ilişki" açısından aynı kanunun 74.maddesi,"Olayın iş kazası olarak tespiti ile SGK yönünden sonuçları" için 5510 sayılı Kanun'un 13, 16, 19, 20 ve 21 inci maddeleri, İş Sağlığı ve Güvenliğine ilişkin alınacak tedbirler bakımından işyerinin nitelik ve kapsamına göre 4857 sayılı İş Kanun'un 77 nci maddesi ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu maddeleri, Olayın Trafik İş Kazası niteliğinde olması nedeniyle 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunun 85,86,87,88,89 ve 90 ıncı maddeleri "Usuli kazanılmış hak" yönünden 04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile 09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararıdır. 3. Değerlendirme 1.İnsan yaşamının kutsallığı çevresinde işverenin, işyerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci maddesinin açık buyruğu iken, 4857sayılı Kanun'un 77 nci ve devamı bir kısım maddeleri 30.06.2012 tarih ve 28339 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 37 nci maddesiyle, 01.01.2013 tarihinde yürürlüğe girmek üzere yürürlükten kaldırılmış olup, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, işverenin sağlık ve güvenlik önlemlerini alma yükümünü daha ayrıntılı bir biçimde düzenlemiştir. 2. Buna göre, 6331 sayılı Kanun’un "İşverenin Genel Yükümlülüğü" kenar başlıklı 4 üncü maddesinde: "İşveren, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olup bu çerçevede; a)Mesleki risklerin önlenmesi, eğitim ve bilgi verilmesi dahil her türlü tedbirin alınması, organizasyonun yapılması, gerekli araç ve gereçlerin sağlanması, sağlık ve güvenlik tedbirlerinin değişen şartlara uygun hale getirilmesi ve mevcut durumun iyileştirilmesi için çalışmalar yapar. b)İş yerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığını izler, denetler ve uygunsuzlukların giderilmesini sağlar. c)Risk değerlendirmesi yapar ve yaptırır. ç)Çalışana görev verirken, çalışanın sağlık ve güvenlik yönünden işe uygunluğunu gözönüne alır. d)Yeterli bilgi ve talimat verilenler dışında ki çalışanların hayati ve özel tehlike bulunan yerlere girmemesi için gerekli tedbirleri alır." hükmü düzenlenmiştir. 3.Aynı Kanun’un 5 inci maddesinde de risklerden korunma ilkeleri düzenlenmiştir. Buna göre maddede, "İşverenin yükümlülüklerinin yerine getirilmesinde aşağıdaki ilkeler göz önünde bulundurulur: a)Risklerden kaçınmak, b)Kaçınılması mümkün olmayan riskleri analiz etmek, c)Risklerle kaynağında mücadele etmek, ç)İşin kişilere uygun hale getirilmesi için iş yerlerinin tasarımı ile iş ekipmanı, çalışma şekli ve üretim metotlarının seçiminde özen göstermek, özellikle tekdüze çalışma ve üretim temposunun sağlık ve güvenliğe olumsuz etkilerini önlemek, önlenemiyor ise en aza indirmek, d)Teknik gelişmelere uyum sağlamak, e)Tehlikeli olanı, tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanla değiştirmek, f)Teknoloji, iş organizasyonu çalışma şartları, sosyal ilişkiler ve çalışma ortamı ile ilgili faktörlerin etkilerini kapsayan tutarlı ve genel bir önleme politikası geliştirmek, g)Toplu korunma tedbirlerine, kişisel korunma tedbirlerine öncelik vermek, ğ)Çalışanlara uygun talimatlar vermek." hükmü yer almaktadır. 4.Görüldüğü üzere, işverenin çalışanlarla ilgili sağlık ve güvenliği sağlama yükümünün genel çerçevesi, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. maddesinde çizilmiştir. Bu çerçevede işverenin, “çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü” olduğu belirtildikten sonra, yapacağı ve uymakla yükümlü bulunacağı birtakım esaslara yer verilmiştir. Bunun gibi 5. maddede, işverenin anılan yükümlülükle gerçekleştireceği korunma sırasında uyacağı ilkeler belirlenmiştir. 10. maddede ise, işyerinde sağlık ve güvenlik sağlanırken, işverenin yapacağı risk değerlendirmesi çalışmasında dikkate almakla yükümlü bulunduğu hususlar belirlenmiştir (Hukuk Genel Kurulu’nun 09.10.2013 tarih 2013/21-102 Esas 2013/1456 sayılı kararı). 5.6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4 üncü ve 5 inci maddeleri ile bunu uygun olarak çıkarılan iş güvenliği yönetmelikleri hükümleri, işverenin sorumluluğunu objektifleştiren kriterler olarak değerlendirilmelidir. Bu sebeple mevzuatta yer alan teknik iş güvenliği kurallarına uyulmaması işverenin kusurlu davranışı olarak kabul edilmelidir. Ancak, işveren sadece anılan yazılı kurallara değil, yazılı olmayan ve teknolojinin gerekli kıldığı önlemlere aykırı davrandığında da kusurlu görülerek oluşan zararı karşılamalıdır. 6.Öte yandan, objektifleştirilen kusur, kusur sorumluluğunu kusursuz sorumluluğa yaklaştırsa da onu kusursuz sorumluluk haline dönüştürmez. Çünkü, bu halde dahi işverenin sorumluluğu için kusurun varlığı şarttır. Kusurun objektifleştirilmesi kriterinin yanısıra, Türk Borçlar Kanunu’nun 417/2 nci maddesinin, Anayasa hükümleri ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4 üncü maddesi kapsamında yorumlanması da işverenin sorumluluğunu oldukça genişletecektir. 7. Yukarıda belirtilen açıklamalar doğrultusunda; işvereni zararlandırıcı olay nedeniyle sorumluluk halinden kurtaracak olan durum iş sağlığı ve güvenliği alanındaki ihmalleri ile oluşan zarar arasındaki uygun nedensellik bağının kesildiğini ispat etmekten ibarettir. Hukuk Genel Kurulu’nun 20.03.2013 tarih 2012/21-1121 E. 2013/386 sayılı kararında da belirtildiği üzere uygun nedensellik bağı üç durumda kesilebilir. Bunlar mücbir sebep, zarar görenin kusuru ve üçüncü kişinin kusurudur. Bu hallerden birinin varlığı halinde işverenin sorumluluğuna gidilmesi mümkün değildir. 8.Öte yandan olayın trafik kazası niteliğinde olduğu da gözetildiğinde 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunun 85./1maddesi kapsamında "Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar." aynı maddenin son fıkrasında "İşleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur". düzenlemesi ile birlikte aynı Kanun'un 86 ncı maddesinde İşletenin veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibinin, sorumluluktan kurtulması veya sorumluluğun azaltılması ile ilgili olarak "İşleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bir bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın, kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulur. Sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi, kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hakim, durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilir." düzenlemesi yer almaktadır. 9.Ayrıca Kusurun aidiyeti noktasında ise bilindiği üzere 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 74 üncü maddesi hükmü gereğince, hukuk hâkimi kesinleşen ceza mahkemesi kararındaki maddi olgu ile bağlıdır. Ceza Mahkemesi kendine has usuli olanakları nedeniyle hükme esas aldığı maddi olayların varlığını saptamada daha geniş yetkilere sahiptir. Bu nedenle, hukuk hâkiminin, ceza hâkiminin fiilin hukuka aykırılığını ve illiyet bağı saptayan maddi vakıa konusundaki kabulü ve ceza mahkemesinin kabul ettiği olayın gerçekleşme şekli diğer bir deyişle maddi vakıanın kabulü konusunda kesinleşmiş olan bir mahkûmiyet veya maddi vakıa tespiti yapan beraat hükmüyle bağlı olacağı hem ilmi (Prof Dr. Kemal Gözler, “Res Judicata’nın Türkçesi Üzerine”, ... Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt 56, Sayı 2, 2007, s.45-61) hem de kökleşmiş kazai içtihatlarla benimsenmiş bulunmaktadır. 10. Bu açıklamalar doğrultusunda somut olay incelendiğinde; davalı ... Roket San ve Tic AŞ'den iş üstlenen dava harici ... Teknik Ltd Şti'nden iş yüklenen davalı 2G Havacılık Şirketinde sigortalı olarak çalışan davacının olay günü gece vardiyasından eve dönüşü için işveren tarafından temin edilmiş olan dava harici ... sevk ve idaresindeki ... plakalı araçta yolcu olarak bulunduğu sırada, dosya kapsamında yer alan bilgilere göre 01.45 sıralarında kazanın gerçekleştiği kavşağa gelindiğinde, servis aracının gidiş istikametine göre kabule göre sarı fasılalı ışık yandığı, bu yolu kesen yoldan gelen dava harici ... plakalı araca ise kabule göre kırmızı fasılalı ışık yandığı halde, ... plakalı aracın kavşakta durmaması nedeniyle ... plakalı davacının içinde bulunduğu servis aracına çarpmasıyla davaya konu iş kazasının gerçekleştiği, olayın akabinde kollukça yapılan tahkikatta ... plakalı aracın sürücüsü olarak tespit edilen dava harici ...'nun 1,02 promil alkollü olduğunun tespit edildiği anlaşılmıştır. 11. Olayın SGK tarafından iş kazası olarak kabul edilmekle beraber, sigortalının sürekli iş göremezlik oranının kabule göre %10'u aşmaması nedeniyle SGK müfettişi tarafından tahkikat raporu düzenlenmediği, dosya kapsamında alınan ve hükmün dayanağı olan tek kusur raporu olan 01.11.2017 tarihli bilirkişi heyeti raporunda dava harici araç şoförü ...'nun 6/8 (%75), davalı şirketin servisi olarak aracı kullanan dava harici şoför ...'in 2/8 (%25) oranında kusurlu oldukları kabul edilmiş ise de; davalı tarafın bilirkişi raporuna itirazda bulunduğu ayrıca dava harici ... hakkında UYAP kayıtlarından tespiti mümkün Ceza Dava dosyasının yargılama sırasında getirtilerek incelenmeden karar verildiği anlaşılmaktadır. 12. Bu açıklamalar doğrultusunda mahkemece yapılacak iş; Dairemiz geri çevirme kararıyla dosya kapsamına dahil edilen ceza dava dosyası içeriği de değerlendirilmek suretiyle iş bu ceza dava dosyasında hakkında kamu davası açılan ...'nun olayın gerçekleşmesinde asli kusurlu olduğu kabul edilip, servis şoförü Halil ...'in kusursuz olduğunun kabul edilmiş olması karşısında, her ne kadar hukuk hakimi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanun'un 74 üncü maddesi kapsamında "zarar verenin kusurunun olup olmadığı hususlarında ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı ile de bağlı değil" ise de; iş bu ceza dava dosyası kapsamında tespit edilen maddi olguları dikkate alarak karar vermesinin gerektiğinin de açık olması karşısında iş bu ceza dava dosyası kapsamında maddi olgular değerlendirilmeden hüküm tesis edilmiş olması hatalı olmuştur. 13. O halde mahkemece yapılacak iş, davalıların ve dava harici üçüncü kişilerin kusur oran ve aidiyetlerinin tespiti ile giderek 2918 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesi kapsamında üçüncü kişi niteliğinde bulunan dava harici ...'nun kazaya sebep olan eyleminin ağır kusurlu bir eylem olup olmadığı ve bu kişinin eylemiyle olayla davalılar arasında illiyet bağının kesilip kesilmediğinin değerlendirilmesi açısından, Ceza dava dosyasında tespit edilen maddi olguların da değerlendirilmesi için dosyanın iş kazasının gerçekleştiği trafik iş kazası alanda uzman A Sınıf İş Güvenliği Uzmanlarından oluşturulacak heyetten rapor almak, illiyet bağının kesildiğinin tespiti halinde davayı reddetmek, kesilmediğinin tespiti halinde ise kararın davacı tarafça yasa yoluna getirilmediği de gözetilmek suretiyle davalılar lehine oluşan usuli kazanılmış haklar çerçevesinde maddi tazminatın tespitinde 23.02.2018 tarihli hesap raporunda kusur hariç diğer hesap verileri yönünden kazanılmış haklar da dikkate alınmak suretiyle maddi tazminat ile hakkaniyete uygun manevi tazminat belirleyerek davanın esası hakkında bir karar vermekten ibarettir. 14. Mahkemece işaret olunan hususlarda inceleme yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olmuştur. 15. O halde, davalılar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve bu aşamada bozma sebebine göre sair temyiz itirazları incelenmeksizin, istinaf itirazlarının esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır. VI. KARAR: Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının davalılar vekillerinin sair temyiz itirazları bu aşamada incelenmeksizin BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalılara iadesine, Dairemizde icra edilen duruşmada davalılar kendilerini vekille temsil ettirmiş olması nedeniyle 17.100 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile iş bu davalılara verilmesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 28.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.