(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2006/2124 E. , 2006/3816 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 9.12.2004 gününde verilen dilekçe ile vakıf şerhinin terkini istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 16.2.2005 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelener…
**(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2006/2124 E. , 2006/3816 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 9.12.2004 gününde verilen dilekçe ile vakıf şerhinin terkini istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 16.2.2005 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, tapu kayıtlarındaki vakıf şerhinin terkini istemiyle açılmıştır. Mahkemece istek kabul edilmiş, hükmü davalı ... temyiz etmiştir. 1-Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 2.4.2004 tarih 2003/1 Esas, 2004/1 karar sayılı İçtihadı uyarınca kural olarak vakıf şerhinin tapu sicilinden silinmesi ya da tapu siciline yazılmasına ilişkin istemleri içeren davalarda 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3 maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü sürenin uygulanması gerekir. Somut olayda; dava konusu 19, 1770, 451, 452, 1541, 1659 ve 1883 parsellere vakıf şerhi tutanakların kesinleşmesinden itibaren hak düşürücü süreden sonra yazıldığı için bu parsellerdeki şerhin açıklanan nedenle terkininde yasaya aykırı bir yön yoktur. Ancak; Anılan bu parsellerde davacı paylı mülkiyet rejimine tabi olarak paydaştır. Taşınmazların davacı dışında başka malikleri de bulunduğundan ve bunlar tarafından dava açılmadığından şerhin sadece davacıya ait pay üzerinden terkini gerekirken dava dışı kişiler adına olan paylardan da silinmesine karar verilmesi doğru olmamıştır. Karar bu nedenle bozulmalıdır. 2-Dava konusu taşınmazlardan 679, 680 ve 1074 parsellerin kesinleşme tarihi 21.3.1991, 271 parselin ise 6.3.1995 tir tüm parsellere vakıf şerhi 8.11.2000 tarihinde yazıldığından bu parseller yönünden 10 yıllık hak düşürücü sürenin uygulanma olanağı yoktur. bu nedenlerle bu parseller yönünden davanın hak düşürücü sürenin geçtiğinden bahisle kabülü yanlıştır. Davada vakıf şerhinin terkini istendiğinden bu parseller yönünden vakıf türünün saptanması ve belirlenen vakıf türüne göre çekişmeli parsellerde vakfın bir hakkının kalıp kalmadığının, taviz bedeli ödenip ödenmeyeceğinin, vakıf şerhinin doğrudan kaldırılması gerekip gerekmediğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmadan belirlenmesi gerekir. Vakfiye kapsamındaki her taşınmazın coğrafi konumu ve hukuki durumları ayrı ayrı olacağından dava konusu bu parsellerle bağlantısı sağlanmadan bir başka dava nedeniyle alınan rapor eldeki dava açısından emsal olamaz. Kaldı ki, uygulama aynı vakfiye kapsamındaki bir kısım yerlerin sahih bir kısım yerlerinde gayrisahih kabilinden vakıf olabileceğini ortaya koymuştur.