446 ncı maddede belirtilen kişiler, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açabilirler.
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin çok uzun süre murahhas azalığını yaptığı davalı şirketin 5 ortaklı aile şirketi olarak kurulduğunu, müvekkilinin babası ... ve abisi M. ...’nun vefat ettiğini, şirket hisselerinin terekeye dahil olduğunu, tüm mirasçıların külli halefiyet esasları uyarınca tereke üzerinde hak sahibi olduğunu, vefatın ardından 26/05/2016 tarihli olağan genel kurul toplantısı gerçekleştirildiğini, şirket ortaklarından ... ve ...’un vefatıyla ortaklık paylarının halen iştirak halinde olduğunu, müteveffalara ait terekenin taksiminin yapılmadığını, terekeye dahil olan şirket hisseleri üzerinde külli halefiyet ve iştirak halinde mülkiyet esasları uyarınca hak sahibi olan müvekkilinin vazgeçilmez nitelikteki haklarından olan asgari oy hakkının ihlal edildiğini, en başta hazır bulunanlar cetvelinin miras hukukunun, TMK’nin emredici düzenlemesine aykırı biçimde düzenlenerek genel kurul toplantısı yapıldığını, miras ortaklığına ilişkin hükümler uyarınca herhangi bir mirasçının terekeye dahil mal ve/veya haklar üzerinde tek başına hareket edebilmesinin olanaklı olmadığını, pay sahibi mirasçıların muris ortaklarının ölümünden sonra birlikte murisleri adına olan hisselerin pay defterine kaydedilmesini istediklerine yönelik herhangi bir başvuruları olmadığını, müteveffaların terekesine dahil olan şirket hisseleri tüm mirasçıların katılımıyla paylaşılmadıkça tereke tarafından temsil edilmesinin bir zorunluluk olduğunu, bu yüzden gerek yapılan davetin gerekse düzenlenen hazır bulunanlar listesinin usulsüz olduğunu, müvekkilinin diğer mirasçılarla birlikte hareket etme iradesi olmadığnı, bu hususu da genel kurul sırasında tutanağa geçirttiğini, ... ve ...’nun miras şirketlerinin genel kurulda temsili için tereke temsilcisi atanmasının kanuni zorunluluk olduğunu, olağan genel kurul toplantısında ana sözleşmeye aykırı kararlar da alındığını, şirket anasözleşmesinde yönetim kurulunun en az üç üyeden oluşması öngörülmüşken yalnızca ...’in yönetim kurulu üyeliğine seçildiğini, genel kurulun ertelenmesi gerekirken bunun yapılmadığını, yalnızca bilançonun müzakeresinin ertelenmemesinin dahi iptal sebebi olduğunu ileri sürerek 26/05/2016 tarihli 2014-2015 yıllarına ilişkin olağan genel kurul toplantısının ve bu toplantıda alınan tüm kararların hükümsüz olduğunun tespitine, bunun mümkün olmaması halinde iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.