Başvuru, güven ilişkisinin bozulduğu gerekçesine dayalı olarak iş akdine son verilmesi üzerine açılan işe iade davasında adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, güven ilişkisinin bozulduğu gerekçesine dayalı olarak iş akdine son verilmesi üzerine açılan işe iade davasında adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 16/7/2020 tarihinde yapılmıştır. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde, yargılama sürecindeki dava dosyalarında ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden elde edilen bilgi ve belgelerde yer aldığı şekliyle olaylar özetle şöyledir: 1967 doğumlu olan başvurucu, 7/11/1988 tarihinden itibaren Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliği (Kurum) nezdinde çalışmaya başlamış; en son genel müdür müşaviri olarak görev yapmakta iken 25/7/2016 tarihli fesih bildirimi ile başvurucunun iş akdi sonlandırılmıştır. Bildirimde geçen ifadeler şu şekildedir:"Merkez Birliği Yönetim Kurulumuzun 2016 tarihli ve 2016 sayılı Kararı gereğince;15 Temmuz 2016 tarihinde, Türkiye Büyük Millet Meclisini ve Türkiye Cumhuriyeti hükûmetini ortadan kaldırmaya ve görevlerini kısmen veya tamamen engellemeye, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya ve bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye, halkı, "Türkiye Cumhuriyeti hükûmetine karşı silahlı isyana tahrik ve Cumhurbaşkanı'na suikaste teşebbüs eden Fethullahçı Terör Örgütü'nün ve bu terör örgütüne ait yapılanmanın üyesi ve sempatizanı veya halen bu örgütle doğrudan ya da dolaylı ilişkide olduğunuz ve Milli Güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen Fethullahçı Terör Örgütüne (FETÖ/PDY) irtibatınız belirlendiğinden iş sözleşmenizin haklı nedenle bildirimsiz ve tazminatsız feshedilmesi,Uygun görülmüştür." Kurumun iş akdinin feshi akabinde 26/7/2016 tarihli şikâyet dilekçesi ile başvurucu da dâhil Fetullahçı Terör Örgütü ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) ile iltisaklı olduğu kanaatine varıldığı için iş akdi feshedilen personel hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) nezdinde suç duyurusunda bulunması üzerine; Başsavcılık soruşturma başlatmıştır. Başvurucu, feshin geçersizliğinin tespitine ve işe iadesine karar verilmesi talebiyle Kurum aleyhine 28/7/2016 tarihinde dava açmıştır. Ankara İş Mahkemesine (Mahkeme) sunduğu dava dilekçesinde başvurucu, savunması alınmadan ve somut bir sebep gösterilmeden yapılan feshin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürmüştür. Davalı Kurum ise cevap dilekçesinde 15 Temmuz 2016 tarihli darbe teşebbüsünden sonraki olağanüstü durumlar gözönünde bulundurularak 23/7/2016 tarihli ve29779 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname (KHK) kapsamında başvurucunun iş akdinin feshedildiğini, bu şekilde yapılan fesihlerde fesih sebebinin sübut derecesinde ortaya konulmasının gerekmediğini, feshin son çare olması ilkesi de gözetilerek titiz bir çalışma sonucu başvurucu da dâhil bir kısım personelin iş akdine son verildiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkeme 22/3/2017 tarihli kararla davanın reddine hükmetmiş; kararın istinaf edilmesi üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi, karar verilmesine yer olmadığına ve dosyanın OHAL İşleri İnceleme Komisyonuna (Komisyon) gönderilmesine karar vermiştir. Ancak Komisyon, dava konusu uyuşmazlığın kendi inceleme alanında olmadığı gerekçesiyle dosyayı iade etmiş; bunun üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yapılan inceleme neticesinde 27/2/2018 tarihli kararla, gerekli inceleme ve araştırma yapılmadan kurulan hükmün kaldırılmasına, yeniden karar verilmek üzere dosyanın Mahkemesine gönderilmesine hükmedilmiştir. Dosya kendisine gelen Mahkeme, çeşitli tarihlerde duruşma açarak tarafların iddia ve itirazlarını dinlemiş; başvurucu hakkında Ankara Emniyet Genel Müdürlüğüne (Emniyet), Jandarma Genel Komutanlığı ile Bilgi Teknolojileri İletişim Kurumuna ve Bank Asya Genel Müdürlüğüne müzekkere yazılmasına karar vermiştir. Yargılama devam ederken Başsavcılığın 17/12/2018 tarihinde verdiği kovuşturmaya yer olmadığı kararını başvurucu vekili, dosyaya sunmuştur. Takipsizlik kararının ilgili kısmı şu şekildedir:"Şüphelinin Asya Katılım Bankası A.Ş. nezdinde geçmiş tarihlerde açılmış bir hesabının bulunmasının ve kızının FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü ile bağlantılı bir okulda öğrenim görmesinin tek başına örgüt üyeliği suçuna vücut vermeyeceği, şüphelinin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile organik bağının bulunmadığı, ihbar edenin soyut iddiaları dışında şüpheli hakkında kamu davası açmaya yeter her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği tüm soruşturma evrakı kapsamından anlaşılmakla;Şüpheliye ilişkin ileride tespit edilecek delillerin varlığı halinde yeniden soruşturmaya geçilmesinde herhangi bir engel bulunmadığından şüpheli hakkında kamu adına KOVUŞTURMA YAPILMASINA YER OLMADIĞINA, karardan bir suretin şüpheliye tebliğine..." Mahkeme 21/5/2019 tarihli sayılı kararı ile davanın kabulü ile başvurucunun işe iadesine hükmetmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şu şekildedir:"Bölge Adliye Mahkemesi gönderme kararında belirtilen eksiklikler yönünden araştırma yapılmış yapılan araştırmalar kapsamında celp edilen Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/107769 soruşturma ve 2018/131903 Karar numaralı Kovuşturmaya Yerolmadığına dair karar örneği celp edilmiş, davacı hakkında "Şüphelinin Asya Katılım Bankası A.Ş nezdinde geçmiş tarihlerde açılmış hesabının bulunmasının ve kızının FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü ile bağlantılı bir okulda öğrenim görmesinin tek başına örgüt üyeliği suçuna vücut vermeyeceği şüphelinin FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü ile organik bağının bulunmadığı ihbar edenin soyut iddiaları dışında şüpheli hakkında kamu davası açmaya yeter her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği. Tüm soruşturma evrakı kapsamından anlaşılmakla" gerekçesi ile takipsizlik kararı verildiği, gönderme kararı gereği ilgili yerlere yazılan yazı cevapları kapsamı itibariyle de davacının iş akdinin feshinde haklı ve geçerli nedenlerinin bulunduğunun ispatlanamadığı anlaşılmakla, davacının kıdem durumu da nazara alınara kişine iadesine ve işe başlatılmaması halinde ödenecek tazminatın 7 aylık ücreti ile 4 aylık ücret ve haklarının ödenmesi gerektiğinin tespitine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." İşveren Kurum, karara karşı istinaf talebinde bulunmuş ve başvurucunun iş akdinin feshine gerekçe olarak İnsan Kaynakları Daire Başkanlığından gelen 8/10/2018 tarihli yazıyı referans göstermiştir. Söz konusu yazıda başvurucuya ilişkin olarak FETÖ/PDY'nin yayın organlarından Cihan Medya Dağıtım A.Ş.'den harcama yaptığı, Bank Asyada vadesiz hesap ve katılım hesabının bulunduğu, ayrıca eşi N.K.nın da Bank Asyada katılım hesabının olduğu tespitlerine yer verilmiştir. Mevcut bilgiler karşısında başvurucu ile arasındaki güven ilişkisinin sarsıldığını belirten Kurum, iş ilişkisinin devamının kendisinden beklenemeyeceğini belirterek gerekçeli kararın kaldırılmasını ve davanın reddini talep etmiştir. Başvurucu, cevap dilekçesinde tarafına yönelik Bank Asya hesabı dışında bir tespit olmadığını, bu hesabı Eylül 2003 yılında açtığını, Kasım 2014 yılında kapattığını, bu tarihler arasında maaşından tasarruf ettiği parayı faizsiz bankacılık olması nedeniyle bu bankadaki katılım hesabında değerlendirdiğini belirtmiştir. Hesap hareketleri incelenirse para yatırmaktan ziyade birçok kez hesabından yüklü miktarda para çektiğini ve çektiği parayı yatırım amaçlı olarak başka bir işte değerlendirdiğini ifade eden başvurucu, Bank Asya hesabından Şubat 2014 tarihinden itibaren çeşitli tarihlerde inşaat işleri ile uğraşan H.T.ye -yaptığı inşaat işlerinden kâr payı almak maksadıyla- 000 TL, 000 TL ve 000 TL para gönderdiğini, örgüt talimatı doğrultusunda hesap açmadığı gibi bu talimat doğrultusunda da işlem yapmadığını ileri sürmüştür. Bölge Adliye Mahkemesi 27/1/2020 tarihli kararı ile istinaf talebinin kabulü ile temyiz yolu açık olmak üzere Mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın reddine hükmetmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şu şekildedir:"...davacının Bank Asya’da hesabının bulunduğu ve bu hesapta Aralık 2013 tarihinde 607,96 TL mevduatı bulunurken, Ocak 2014 de 607,96 TL mevduat bulunduğu, Şubat 2014 da mevduatın 495,97 TL olduğu, hesabın Aralık 2014 yılına kadar aktif olarak kullanıldığı, bu hesaba gelen EFT’lerin bulunduğu, davacının aktif kredi kartı bulunduğunun bildirildiği, ayrıca kızının kapatılan Özel Gülbahar Hatun İlköğretim Okulunda öğrenim gördüğü anlaşılmaktadır. Her ne kadar davacı hakkında Savcılık örgüt üyeliğinden kovuşturmaya yer olmadığına dair karar vermiş ise de, verilen bu karar hukuk hakimini bağlamamakta olup, bu veriler ışığında taraflar arasında güven ilişkisi zedelendiği, davacının iş akdinin şüphe sebebiyle geçerli nedenle feshedildiği sabit olup davacının işe iade talebinin reddi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile kabulü hatalı olmuştur. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında, davalının istinaf talebinin kabulü ile, mahkemenin kararının kaldırılarak davanın reddine dair aşağıdaki gibi hüküm kurmak gerekmiştir." Başvurucu, davanın reddi kararına karşı temyiz kanun yoluna başvurmuş ancak Yargıtay Hukuk Dairesi 11/6/2020 tarihli kararı ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının kesin nitelikli olduğunu belirterek temyiz talebini reddetmiştir. Nihai karar 29/6/2020 tarihinde başvurucu vekiline tebliğ edilmiştir. Başvurucunun 16/7/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. A. İlgili Mevzuat İlgili mevzuat için bkz. Berrin Baran Eker [GK], B. No: 2018/23568, 2/7/2020, §§ 20-B. Yargıtay Kararları Yargıtay Hukuk Dairesinin 22/10/2007 tarihli ve E.2007/16878, K.2007/30923 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"Davalı işveren, davacının geçmişten gelen sabıkası ve özellikle yasadışı örgütle bağlantısı nedeni ile güvenlik önlemi olarak iş sözleşmesini feshetmiştir. Bu fesih Alman Hukukunda ve Alman Federal Mahkemelerinde şüphe feshi olarak adlandırılmaktadır. Böyle bir fesihte, işverenin işçisine karşı duyduğu şüphe, aralarındaki güven ilişkisinin zedelenmesine yol açmaktadır. İşverenden katlanması beklenemeyecek bir şüpheden dolayı, işçinin iş ilişkisinin devamı için gerekli olan uygunluğu ortadan kalktığından, güven ilişkisinin sarsılmasına yol açan şüphe, işçinin kişiliğinde bulunan bir sebeptir. Ciddi, önemli ve somut olayların haklı kıldığı şüphe, güven potansiyeline sahip olmaksızın ifa edilemeyecek iş için işçinin uygunluğunu ortadan kaldırdığından, şüphe feshi, işçinin yeterliliğine ilişkin fesih türü olarak gündeme gelecektir. Davacının geçmişte yasadışı örgüt üyesi olması, davacının görev yaptığı bölgede terör olaylarının artması ve demiryolu ulaşımının da hedefte bulunması, davalı işveren açısından iş ilişkisinin devamı için gerekli olan güvenin sarsıldığı, elverişli objektif olay ve vakıalara dayanan güçlü bir şüphenin bulunduğu anlamına gelmektedir. Davacının iş sözleşmesinin feshinin geçerli nedenle yapıldığı kabul edilmelidir. Davanın reddi yerine yazılı şekilde kabulü hatalıdır." Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15/11/2018 tarihli ve E.2015/22-2715, K.2018/1720 sayılı kararı şöyledir:"...şüphe feshinin söz konusu olabilmesi için iş ilişkisinin devamı için gerekli olan güveni yıkmaya elverişli, objektif olay ve vakıalara dayanan güçlü bir şüphe mevcut olması ve ayrıca olayın aydınlatılması için işverenin kendisinden beklenebilecek bütün çabaları göstermesine karşın eylemin gerçekleştiğinin kanıtlanamaması gerektiğinden, somut uyuşmazlıkta davacının sabit olan, doğruluk ve bağlılığa uymayan nitelikteki eyleminin şüphe feshi teşkil etmediği de açıktır..." Yargıtay Ceza Dairesinin 23/10/2018 tarihli ve E.2018/411, K.2018/3562 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir: "Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre, sanığın örgütle iltisaklı olması nedeniyle kapatılan okula çocuğunu gönderme, örgütle iltisaklı zaman gazetesi ve sızıntı dergisine abone olma eylemlerinin örgütsel faaliyet olarak kabul edilemeyeceği, yine dosya kapsamı nazara alındığında sanığın örgüt liderinin talimatı üzerine örgütle iltisaklı Bank Asya' ya para yatırdığı belirlenerek yapılan incelemede;Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilme suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; [...] temyiz davasının esastan reddiyle hükmün ONANMASINA, [...] karar verildi." Yargıtay Hukuk Dairesinin 24/4/2018 tarihli ve E.2018/3002, K.2018/9593 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"Davacının iş akdi, hakkında .... Savcılığı tarafından bylock kullanıcısı olduğu iddiasıyla soruşturma başlatılmış olması, hakkında yurt dışı çıkış yasağı ve adli kontrol kararı verilmesi akabinde, davalı işyerinin faaliyet alanı bakımından stratejik önem taşıyan durumu gözetilerek çalıştırılmasında sakınca bulunduğu gerekçesiyle İş K. 25/II e-h-ı maddeleri gereğince haklı neden iddiasıyla feshedilmiştir. İlk Derece Mahkemesi ise feshin şüphe feshi olduğu ve davalının özel durumu gözetilerek geçerli nedene dayalı olduğu kabulüyle davanın reddine karar verilmiş olup, davacı tarafın istinaf başvurusu Bölge Adliye Mahkemesi taralından da aynı gerekçelerle esastan reddetmiştir....Davacının hakkında derdest bulunan ecza yargılamasında, 'mor beyin' uygulaması kapsamında davacı ...'ın kullandığı telefona ait gsm hattının iradesi dışında bylock IP'lerine yönlendirilmiş olduğunun bilirkişi raporuyla tespit edildiği gerekçesiyle beraat kararı verildiği, isnat edildiği üzere terör örgütü ile bağlantısı bulunduğunu gösterir aleyhine başkaca somut bir delil de olmadığı anlaşılmakla, 4857 sayılı Kanun'un maddesinin fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması..." Yargıtay Hukuk Dairesinin 8/4//2019 tarihli ve E.2019/1352, K.2019/7992 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"Somut uyuşmazlıkta davalı işveren tarafından yapılan fesih bildiriminde, fesih nedeni olarak davalı işverene ait fabrikada 04/02/2015 tarihi ve öncesinde davacı ile bir kısım çalışanların işyerinde üretilen rakıları çaldıkları ve çalışan işçilerden ...'in hırsızlık suçuna yardım ettikleri iddiasının feshe gerekçe gösterildiği ve davacının iş akdinin davalı şirkette çalışırken 17/03/2015 tarihinde ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve benzeri nedenle feshedildiği anlaşılmıştır.... Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2015/257 esas 2015/777 karar sayılı dosyası kapsamına göre davacının hırsızlık olayından mahkum olan ... ile aynı fabrikada çalışıp,işyerinde servis bulunmaması nedeniyle aynı kişinin aracı ile muhtelif zamanlarda iş yerinden ayrıldığı, davacının sırf bu kişinin aracına binmesinin ve araçtaki alkol kokusunu farketmemesinin feshe dayanak yapılamayacağı, rakı dinlenme bölümünde çalışan davacının aynı araçta bulunan ve hırsızlığa konu olan rakının ... tarafından araçta taşındığına ilişkin bilgi sahibi olamayacağı, işverenin davacının bu hırsızlık olayından haberdar olduğu yönündeki şüphesinin makul ve objektif bir şüphe olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı anlaşılmakla, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken aksi gerekçeler ile reddine karar verilmesi hatalıdır."