Danıştay 12. Daire Başkanlığı 2021/7735 E. , 2024/2902 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONİKİNCİ DAİRE Esas No : 2021/7735 Karar No : 2024/2902 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı VEKİLİ : Av.... İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Mersin ... Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda infaz ve ko
Danıştay 12. Daire Başkanlığı 2021/7735 E. , 2024/2902 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONİKİNCİ DAİRE Esas No : 2021/7735 Karar No : 2024/2902 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı VEKİLİ : Av.... İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Mersin ... Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda infaz ve koruma memuru olarak görev yapan davacının, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendi uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Adalet Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun ... tarih ve ... karar numaralı işleminin iptali le yoksun kaldığı tüm parasal ve özlük haklarının yasal faiziyle ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: .... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararıyla; davacının Mersin ... Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda emanet para biriminde sorumlu olarak görev yaptığı, 10 yıllık süre zarfında sahipleri tarafından alınmayan paraların yasa gereği Maliye'ye devredilmesi için yapılan çalışmalar sırasında, sahipleri tarafından alınmayan ve hesaplarında uzun süre kalan paraların son zamanlarda ödendi olarak göründüğü ve çıkışının yapıldığının farkedilmesi üzerine yapılan araştırmada, davacı tarafından hükümlülerin hesaplarından toplam 5.293,04 TL para çekildiğinin sabit olduğu, eylemleri nedeni ile yargılandığı davada, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile zimmet suçunu işlediği sabit olduğundan 1 yıl 11 ay 12 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına; resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği sabit olduğundan 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, davacının bu tutum ve davranışının 657 sayılı Kanun'un 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendinde belirtilen memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici nitelikte olduğu sonuç ve kanaatine varılmış olup, bu itibarla davacının sübut bulan fiilinin karşılığı olan Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, öte yandan dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığından davacının parasal ve özlük haklarının yasal faizi ile birlikte tazmini isteminin de yerinde görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Görevi gereği kasa kontrolü esnasında tespit edilen ve günlük rütin işlemlerin yapılması sırasında sehven oluşan hesaplardaki açıkların, mesleki yetersizliğinden, dikkatsizlikten oluştuğu, herhangi bir kişi mağduriyeti, kamu zararı ya da haksız menfaatin söz konusu olmadığı, suça konu paranın miktarı da dikkate alındığında, davacının kastının olmadığının açık olduğu belirtilerek, Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : İdare mahkemesi kararlarının temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkün olup, davacının temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar bunlardan hiçbirine uymadığından; davacının temyiz isteminin reddedilerek hukuka ve usule uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ: ... DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Mersin ... Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda emanet para birimine sorumlu olarak görev yapan davacı tarafından, 10 yıllık süre zarfında sahipleri tarafından alınmayan paraların yasa gereği Maliye'ye devredilmesi için yapılan çalışmalar sırasında sahipleri tarafından alınmayan ve hesaplarında uzun süre kalan paraların son zamanlarda ödendi olarak göründüğü ve çıkışının yapıldığının farkedilmesi üzerine yapılan araştırmada hükümlülerin hesaplarından toplam 5.293,04 TL para çekildiğinden bahisle davacı hakkında hem adli hem de idari soruşturma yapılmıştır. Davacının eylemi zimmet ve resmi belgede sahtecilik suçları kapsamında değerlendirilerek .... Ağır Ceza Mahkemesinin... tarih ve E:..., K.... sayılı kararıyla zimmet suçundan, 1 yıl 11 ay 12 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına netice itibarıyla ve hükmün açıklanması geri bırakılmasına, resmi belgede sahteclik suçundan ise 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiş ve UYAP kayıtlarından kararın kesinleştiği görülmüştür. Davacı, bu fiili sebebiyle yapılan disiplin soruşturması sonucunda 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendi uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmıştır. Bunun üzerine, temyizen incelenen dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendinde “Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak” fiili, Devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektiren fiil ve haller arasında belirtilmiş, 131. maddesinde, "Aynı olaydan dolayı memur hakkında ceza mahkemesinde kovuşturmaya başlanmış olması disiplin kovuşturmasını geciktiremez. Memurun ceza kanununa göre mahkum olması veya olmaması halleri, ayrıca disiplin cezasının uygulanmasına engel olamaz." hükmü öngörülmüştür. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun işlem tarihinde yürürlükte bulunan "Hükmün Açıklanması ve Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması" başlıklı 231. maddesine 06/12/2006 tarih ve 5560 sayılı Kanun ile eklenen ve 23/01/2008 tarih ve 5728 sayılı Kanun ile değişik beşinci fıkrasında; "Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. ...Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder." sekizinci fıkrasında, "Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi halinde sanık, beş yıl süreyle denetim süresine tabi tutulur...", onuncu fıkrasında, "Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmediği ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranıldığı takdirde, açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak, davanın düşmesi kararı verilir." ve on üçüncü fıkrasında, "Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir. Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi halinde, bu maddede belirtilen amaç için kullanılabilir." hükümlerine yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün hukuki bir sonuç doğurmamasını ifade eden ve doğurduğu sonuçlar itibarıyla karma bir özelliğe sahip bulunan hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesi, esas itibarıyla bünyesinde iki karar barındıran bir kurumdur: İlk karar teknik anlamda hüküm sayılan; ancak, açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi nedeniyle hukuken varlık kazanamayan, bu nedenle hüküm ifade etmeyen, koşullara uyulması halinde düşme hükmüne dönüşecek, koşullara uyulmaması halinde ise varlık kazanacak olan mahkûmiyet hükmü; ikinci karar ise, bu ön hükmün üzerine inşa edilen ve önceki hükmün varlık kazanmasını engelleyen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararıdır. Bu ikinci kararın en temel ve belirgin özelliği, varlığı devam ettiği sürece, ön hükmün hukuken sonuç doğurma özelliği kazanamamasıdır. Anayasa Mahkemesinin, 13/06/2013 tarih ve Başvuru No:2012/665 sayılı kararında da; masumiyet karinesinin kural olarak, hakkında bir suç isnadı bulunan ve henüz mahkumiyet kararı verilmemiş kişileri kapsayan bir ilke olduğu kabul edilmekle birlikte, ceza davasının herhangi bir nedenle düştüğü, belirli bir süre sonra şarta bağlı olarak düşeceği veya sanık hakkında mahkumiyet hükmü kurulmaksızın davanın ertelendiği durumlarda kişi hakkında masumiyet karinesinin devam ettiğini kabul etmek gerekeceği, çünkü bu tür durumlarda ortada henüz verilmiş bir mahkumiyet hükmü bulunmadığı, bu çerçevede, ceza davası dışında fakat ceza davasına konu olan eylemler nedeniyle devam eden idari uyuşmazlıklarda, açıklanması geri bırakılan mahkumiyet kararına dayanılmasının masumiyet karinesi ile çelişeceği açıkça ifade edilmiştir. Bu itibarla; hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, ceza mahkemesince verilebilecek hükümlerin sınırlı olarak sayıldığı 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223. maddesinde yer almadığından, hüküm niteliği taşımamaktadır. Davanın esasını çözen bir hüküm niteliğinde olmayan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları, lehe veya aleyhe bir sonuç da doğurmamaktadır. Bu husus, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun ... tarih ve E:..., K... sayılı kararıyla da açıkça ortaya konulmuştur. Yukarıda da vurgulandığı üzere; zimmet suçu nedeniyle davacı hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının bu aşamada lehe veya aleyhe hukuki bir sonuç doğurmayacağı, ancak dosya muhteviyatında bulunan bilgi ve belgelerin hükme esas alınabileceği açıktır. Bu durumda, İdare Mahkemesi kararında; davacı hakkında yürütülen ceza kovuşturması sonucunda, .... Ağır Ceza Mahkemesinin... tarih ve E:..., K.... sayılı kararı ile davacının zimmet suçunu işlediğinin sabit olduğu şeklindeki ibaresi ve gerekçesi yerinde görülmemiş ise de; davacı hakkındaki ceza dosyasında, disiplin soruşturma dosyasında bulunan ifadelerin, bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden; davacının, kurumdan tahliye olan ancak hesaplarında para kalan bir kısım hükümlülerin hesaplarındaki paraları, onlar adına imza atmak suretiyle çektiği, bu şekilde bir miktar parayı uhdesine geçirdiği hususlarının tartışmasız olduğu, davacının bu eyleminin, 657 sayılı Kanun'un yukarıda hükmüne yer verilen 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendinde belirtilen "Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak” kapsamında kalması nedeniyle işlem hukuka uygun bulunduğundan ve davanın reddine ilişkin karar da netice itibarıyla isabetli bulunduğundan, bu husus, istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2. Davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçe ile ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın .... İdare Mahkemesine gönderilmesine, kesin olarak, 05/06/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.