7. Ceza Dairesi 2014/25314 E. , 2014/19780 K. "İçtihat Metni" 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu'na muhalefet suçundan sanık ...’in, anılan Kanun'un 63/10 ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 62/1 ile 52/2. maddeleri uyarınca 820,00 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına dair Diyarbakır 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 13/05/2014 tarihli ve 2013/320 esas, 2014/231 sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığından verilen 15.08.2014 gün ve 54451 sayılı kanun yararına bozma istemini
**7. Ceza Dairesi 2014/25314 E. , 2014/19780 K.** **"İçtihat Metni"** 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu'na muhalefet suçundan sanık ...’in, anılan Kanun'un 63/10 ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 62/1 ile 52/2. maddeleri uyarınca 820,00 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına dair Diyarbakır 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 13/05/2014 tarihli ve 2013/320 esas, 2014/231 sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığından verilen 15.08.2014 gün ve 54451 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 05.09.2014 gün ve KYB. 2014-301478 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu. Mezkür ihbarnamede; Başkasına ait kimlik kartı ile sahte abonelik sözleşmesi düzenlenmesi şeklinde iddia olunan eylemin 5809 sayılı Kanun’un 56/3.maddesi yoluyla 63/10.maddesi kapsamında değerlendirilemeyeceği ve sübutu halinde yalnızca 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 207.maddesinde düzenlenen sahtecilik suçunu oluşturabileceği, bu kapsamda gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek biçimde belirlenmesi için abonelik sözleşmeleri ekindeki kimlik fotokopilerinin katılana ait gerçek nüfus cüzdanına ait olup olmadığı araştırılarak sanığın abonelik sözleşmeleri yapılırken sahte nüfus cüzdanı ile yanıltılıp yanıltılmadığının belirlenmesinin gerektiği, bunun yanında abone sözleşmesi üzerinde müşteki adına atılı imza ve yazıların sanığın eli ürünü olup olmadığı yönünde yaptırılan bilirkişi incelemesinde sözleşme üzerindeki yazıların diğer sanıklar Sıla Helin Çiçek ve Mehmet Özgür Bilgin elinden çıktığının tespit edildiği, bu durumunda bu sanıkların beyanları ile sabit olması karşısında, sanık ...’in beraatine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü; 26.10.1932 gün ve 29/12 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtildiği üzere kanun yararına bozmaya konu olabilecek yasaya aykırılık halleri uygulamadaki esaslı yanlışlıklar ile esasa etkili usul hatalarıdır. Buna göre, maddi ceza yasaları ile yargılama yasası kurallarına aykırılık hallerinde bu yola başvurulması mümkün olmakla birlikte hakimin, takdir, tercih ve değerlendirmesine ilişkin sorunlar bakımından anılan yola gitme olanaksızdır. Mahkeme tarafından delil takdiri yapılarak verilen karar aleyhine kanun yararına bozma yoluna gidilemeyeceği cihetle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 25.11.2014 günü oybirliğiyle karar verildi.