6. Hukuk Dairesi 2022/4381 E. , 2023/3916 K. İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2127 E., 2022/1058 K. DAVA TARİHİ : 30.01.2018 HÜKÜM/KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Malatya 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/201 E., 2021/371 K. Taraflar arasındaki asıl ve birleşen davada tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir. Kar…
**6. Hukuk Dairesi 2022/4381 E. , 2023/3916 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2127 E., 2022/1058 K. DAVA TARİHİ : 30.01.2018 HÜKÜM/KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Malatya 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/201 E., 2021/371 K. Taraflar arasındaki asıl ve birleşen davada tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın asıl ve birleşen davada davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen davada davalı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 27.11.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde asıl ve birleşen davada davacı vekili Avukat Berhan Yiğit Koca geldi. Tebligata rağmen karşı taraftan gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1.Asıl Dava Asıl davada davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin murisi ...'ın, davalı firmanın müteahhitliğini yaptığı sitenin, banyo ve mutfak dolaplarının takım işini üstlendiğini; işin devamı sırasında aydınlatılması ve güvenlik önlemi olmayan asansör boşluğuna düşmesi sonucu vefat ettiğini; meydana gelen kazada davalı firmanın gerekli tedbirleri almadıklarından iş bu kazanın oluşunda kusurlu oldukları ve tüm sorumluluğun davalı firmada olduğunu; müteveffanın eşi ve kızına bakan kişi olduğundan ölümü nedeniyle ailesinin destekten yoksun kaldığını beyanla; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 2.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalıdan tahsili ile davacılara ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. 2.Birleşen Dava Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin murisi ...'ın, davalı firmanın müteahhitliğini yaptığı sitenin, banyo ve mutfak dolaplarının takım işini üstlendiğini; işin devamı sırasında aydınlatılması ve güvenlik önlemi olmayan asansör boşluğuna düşmesi sonucu vefat ettiğini; meydana gelen kazada davalı firmanın gerekli tedbirleri almadıklarından iş bu kazanın oluşunda kusurlu oldukları ve tüm sorumluluğun davalı firmada olduğunu; müteveffanın eşi ve oğluna bakan kişi olduğundan ölümü nedeniyle ailesinin destekten yoksun kaldığını beyanla; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. 3.Asıl ve birleşen dosya davacıları vekili 05.03.2020 tarihli ıslah dilekçesi ile ... yönünden; 1.000,00 TL olarak talep edilen maddi tazminat talebinin 346.224,78 TL olarak, olay tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesi, ... ... yönünden; 1.000,00 TL olarak talep edilen, maddi tazminat talebinin 82.937,28 TL olarak, olay tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesini, ... yönünden; 1.000,00 TL olarak talep edilen, maddi tazminat talebinin 73.739,17 TL olarak, olay tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesini şeklinde ıslah ettiklerini beyan etmiştir. II. CEVAP Asıl ve birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde davacı tarafından belirtildiği üzere taraflar arasındaki ilişkinin hizmet sözleşmesi olmayıp, eser sözleşmesi olduğunu, iş sahibinin hile veya ağır kusuru dışında yükleniciye ve onun işçilerine karşı sorumlu tutulamayacağını, ...'a müvekkili tarafından lavabo dolaplarının takılması işinin verilmediğini, bu işin müvekkili firmanın şantiye şefi ... tarafından ... isimli şahsa verildiğini, bu şahsında işi ...'a yaptırdığı esnada kazanın meydana geldiğini, dava konusu olayda ...'ın işvereninin ... olduğunu, müvekkili ile ... arasında eser sözleşmesine dayalı lavabo dolaplarının takılması konusunda anlaşıldığını, gerekli iş güvenliği tedbirlerini alma sorumluluğunun müteveffanın işvereni ...'da olduğunu, müvekkilinin kusur ve sorumluluğun bulunmadığını beyanla; haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacıların murisi ...'ın, davalı firmanın müteahhitliğini yaptığı sitenin, banyo ve mutfak dolaplarının yapım işini üstlendiği; işin devamı sırasında aydınlatılması ve güvenlik önlemi olmayan asansör boşluğuna düşmesi sonucu vefat ettiği; yine söz konusu kaza nedeniyle davalı firma yetkilileri hakkında Malatya 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/111 Esas sayılı dosyası ile taksirle ölüme neden olma suçundan dava açıldığı, ceza dosyasında yapılan yargılama sonucunda atılı suçtan dolayı sanık ...'a 27.300,00 TL, sanık ... Dinçer'e ise 18.200,00 TL Adli Para Cezası verildiği, ceza dosyasından alınan kusur raporlarında ve mahkememizce alınan kusur raporlarında davacıların desteğinin tali kusurlu (% 30), davalı şirket yetkililerinin ise asli kusurlu (% 70) olduğunun tespit edildiği, bu çerçevede kaza nedeni ile alınan kusur raporlarının aynı paralelde olduğu, kusur tespitinden sonra mahkememizce alınan aktüer bilirkişi raporunda ise, ...'ın gelirinin asgari ücretin 1,32 katı düzeyinde olduğu dikkate alındığında vefatı nedeniyle davacı eşi ... için destekten yoksun kalma tazminatının 346.224,78 TL olduğu, davacı kızı ... ... için destekten yoksun kalma tazminatının 82.937,28 TL olduğu, davacı oğlu ... için destekten yoksun kalma tazminatının 73.739,17 TL olduğunun tespit edildiği, dosyaya sunulan kusur ve aktüer bilirkişi raporları dosya kapsamına ve olayın oluşuna uygun olması nedeniyle mahkememizce hükme esas alınarak; asıl ve birleşen davanın kabulüne, 346.224,78 TL destekten yoksun kalma maddi tazminatının haksız fiil tarihi olan 27.08.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı şirketten alınarak davacı ...’a verilmesine, 82.937,28 TL destekten yoksun kalma maddi tazminatının haksız fiil tarihi olan 27.08.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı şirketten alınarak davacı ... ...’a verilmesine, 73.739,17 TL destekten yoksun kalma maddi tazminatının haksız fiil tarihi olan 27.08.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı şirketten alınarak birleşen davacı ...’a verilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ceza dosyasının kesinleşmesinin beklenilmesi gerektiğini, ceza dosyasında şirket temsilcilerinin tali kusurlu olarak mahkum olduklarının oysa bu dosyada kendilerinin asli kusurlu olarak değerlendirildiğini, tazminat raporlarında artık TRH 2010 ömür tablosunun uygulandığı, 1931 TMF hayat tablosunun uygulanmasının hatalı olduğunu, ölen ile aralarında işçi işveren ilişkinin bulunmadığını, eser sözleşmesinin de olmadığını, eser sözleşmesinin dava dışı ... ile yapıldığını, lavabo dolabı işinin ... tarafından ölene verildiğini, işverenin dava dışı ... olduğunu, iş güvenliği tedbirlerinin de ... tarafından alınması gerektiğini, kendilerinin sorumluluklarının ve kusurlarının bulunmadığını, bu nedenle yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketin müteahhitliğini yaptığı inşaat halindeki binada güvenlik tedbirlerinin davalı tarafından alınmaması nedeniyle davalıların murisinin asansör boşluğuna düşerek vefat ettiği, ceza dosyasında davalı şirketin şantiye şefi ve mesul müdürünün yargılandığı, hükme esas alınan ceza dosyasında bilirkişilerin kusur oranlarını belirlemediği, davalı firma yetkililerinin ve ölenin olayın yaşanmasında doğrudan ihlal ve ihmallerinin olduğunun tespit edildiği ve bu rapor üzerine davalı şirket sorumlularının mahkum olduğu, ceza dosyasının kesinleşip kesinleşmediğinin dosya kapsamından anlaşılamadığı, ancak taksirli suç olması nedeniyle ceza dosyasının kesinleşmesinin sonuca etkili olmayacağı, ceza dosyasındaki kusur raporları ile iş bu dosyada alınan kusur raporları birlikte değerlendirildiğinde, olayın davalı şirketin müteahhitliğini yaptığı binanın asansör boşluğunda meydana geldiği, olayın meydana geldiği yerin davalı şirketin yapımını üstlendiği alanda bulunması nedeniyle iş güvenliği tedbirlerinin davalı şirket tarafından yerine getirilmesi gerektiği, davalı şirket tarafından bu tedbirlerin alınmadığının hükme esas alınan bilirkişi raporu ile tespit edildiği, hükme esas alınan kusur bilirkişisi raporunun olayın oluş şekline göre yerinde olduğu, iş bu davalara bakan Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin TRH 2010 ömür tablosunun bu davalarda uygulanmayacağı yönünde içtihatlarının bulunduğu, 1931 PMF ömür tablosunun uygulandığı, davalının bu yöndeki itirazlarının yerinde olmadığı, istinaf sebepleri ile bağlılık kuralı gereği davalının tazminatın miktarına ve ölenin asgari ücretin 1,32 katı üzerindeki gelirine ilişkin açıkça istinaf kanun yoluna başvurmadığından tazminat raporunun yeterli ve yerinde olduğu, yerel mahkeme kararında bir hatanın bulunmadığı, ilk derece mahkemesi kararının usul, yasa ve dosya kapsamına uygun olduğu, kamu düzenini ilgilendiren başkaca bir aykırılık da tespit edilemediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; ceza dosyasının kesinleşmediği, ceza dosyasında alınan rapora bağlı olarak davalı tali kusurlu olarak ceza almış iken işbu dosyada davalının asli kusurlu olarak tazminat ödemeye mahkum edildiği, ceza dosyasının kesinleşmesi durumunda tali kusurlu olduklarının kesinleşeceği, gerek iş davalarına bakan ve gerekse diğer tazminat davalarına bakan hukuk daireleri tazminat hesabında kullanılan 1931 PFM Hayat Tablosu'na göre beklenen yaşam süreleri hesabının kullanılmasından vazgeçerek TRH 2010 ömür tablosuna bağlı kalınarak hesaplama yapılması gerektiği yönünde içtihat birliğine gidildiği fakat bu hususun değerlendirilmediği, taraflar arasında aslında normalde eser sözleşmesinden kaynaklanan bir ilişkinin de bulunmadığı, bu işin şantiye şefi ... tarafından ...'a verildiği, kusur raporunun işçi-işveren ilişkisi gözetilerek hazırlandığı, eser sözleşmesinin tarafı olan iş sahibinin bu mevzuata göre sorumlu tutulamayacağı belirtilerek kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Asıl ve birleşen dava uyuşmazlık, eser sözleşmesinin ifası sırasında meydana gelen iş kazası nedeniyle, rücuen tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 370. maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 470 vd. maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanunun 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, özellikle olayın oluşuna göre uygun kusur durumu dikkate alınarak karar verildiği anlaşılmakla davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan nedenlerle; Davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddine, Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, 17.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin asıl ve birleşen davada davalıdan alınarak, Yargıtay duruşmasında vekille temsil olunan asıl ve birleşen dosya davacılarına verilmesine, Aşağıda yazılı harcın temyiz eden davalıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 27.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.