4. Hukuk Dairesi 2022/15519 E. , 2025/1815 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/331 E., 2022/2327 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 21. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/314 Esas 2021/80 Karar Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve T
**4. Hukuk Dairesi 2022/15519 E. , 2025/1815 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/331 E., 2022/2327 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 21. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/314 Esas 2021/80 Karar Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 03.05.2020 tarihinde www.takvim.com.tr isimli haber sitesinde müvekkili hakkında yapılan haberde kullanılan söz ve ifadeler nedeniyle müvekkilinin kişilik haklarının saldırıya uğradığını, müvekkilinin kamuya mal olmuş bir kişi olmadığını, özel yaşamına ilişkin haberle ilgisi olmayan birçok fotoğrafın izinsiz olarak kullanıldığını, sulh ceza hakimliği tarafından habere erişimin engellenmesine karar verilmiş ise de davalı "http" uzantısı kullandığından uygulanamadığını, haberde basın özgürlüğü sınırlarının aşıldığını belirterek kişilik haklarına saldırının önlenmesi için haberin yayından kaldırılmasını talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; eldeki dava yönünden sulh ceza hakimliğinin görevli olduğunu, İstanbul Anadolu 8. Sulh Ceza Hakimliğinin 2020/3701 D.iş sayılı kararı ile erişimin engellenmesi kararı verildiğinden davacının eldeki davayı açmakta hukuki yararının olmadığını, adli bir olayla ilgili kamuoyunu bilgilendirmek için dava konusu haberin yapıldığını, haberin basın özgürlüğü sınırları içerisinde değerlendirilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu yayının, davacıyı toplum içinde olumsuz biri olarak göstermeye yönelik ifadeler içerdiği, basın özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceği, kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile haberin yayından kaldırılmasına karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu yayında adliyeye yansıyan bir olayla ilgili her iki taraf vekillerinin beyanlarının haberleştirildiği, davalı tarafından ayrıca bir yorum katılmadığı; halkın, dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olma hakkının olduğu, basının da bu doğrultuda olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve sorumlu olduğu, haberin de bu ilke kapsamında yapıldığı, o anda ve görünürde var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayınından basının sorumlu tutulmayacağı gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; müvekkilinin kamuya mal olmuş bir kişi olmadığını, evli ve çocuk sahibi biri olarak aile yaşantısının zarar gördüğünü, diğer gazetelerle yapılan görüşmeler üzerine haberler kaldırılmasına rağmen davalı tarafından kaldırılmadığını, dava konusu yayının kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğunu, basın ve ifade özgürlüğü sınırlarının aşıldığını, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; 03.05.2020 tarihinde www.takvim.com.tr isimli haber sitesinde yapılan yayın nedeniyle davacının kişilik haklarının saldırıya uğradığı iddiası ile haberin yayından kaldırılması talebine ilişkindir. Uyuşmazlığın çözümü açısından öncelikle konuyla ilgili kavram ve yasal düzenlemelerin irdelenmesinde yarar vardır. Anayasa'nın 26 ncı maddesi şöyledir: "Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmî makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar. ... Bu hürriyetlerin kullanılması, ... başkalarının şöhret veya haklarının, özel ve aile hayatlarının ... korunması ... amaçlarıyla sınırlanabilir...." AİHS'nin 10 uncu maddesi şöyledir: "1. Herkes ifade özgürlüğü hakkına sahiptir. Bu hak, kamu makamlarının müdahalesi olmaksızın ve ülke sınırları gözetilmeksizin, kanaat özgürlüğünü ve haber ve görüş alma ve de verme özgürlüğünü de kapsar. ... 2. Görev ve sorumluluklar da yükleyen bu özgürlüklerin kullanılması, yasayla öngörülen ve demokratik bir toplumda ... başkalarının şöhret ve haklarının korunması ... için gerekli olan bazı ...sınırlamalara ... tabi tutulabilir." TMK'nın "Kişiliğin korunması" kısım başlıklı 24 üncü maddesi şöyledir: “Hukuka aykırı olarak kişilik hakkına saldırılan kimse, hakimden, saldırıda bulunanlara karşı korunmasını isteyebilir. Kişilik hakkı zedelenen kimsenin rızası, daha üstün nitelikte özel veya kamusal yarar ya da kanunun verdiği yetkinin kullanılması sebeplerinden biriyle haklı kılınmadıkça, kişilik haklarına yapılan her saldırı hukuka aykırıdır.” Manevi zarar, kişilik değerlerinde oluşan objektif eksilmedir. Duyulan acı, çekilen ızdırap manevi zarar değil, onun görüntüsü olarak ortaya çıkabilir. Acı ve elemin karşılığı manevi zarar olarak kabul edilerek keder ve acılarını içlerinde gizleyenleri tazminat isteme haklarından yoksun bırakmamak için kanunlarımız manevi tazminat verilebilecek bazı olguları özel olarak düzenlemiştir. TMK'nın 24 ve TBK'nın 58 inci maddelerinde yer verilen kişilik haklarının korunması da bunlardan biridir. Dosya kapsamından, davacının taraf olduğu adli bir olay yayın yapılırken davacının sosyal medya hesabından alındığı anlaşılan özel yaşamına ilişkin birçok fotoğrafın kullanıldığı; dava konusu haberin başlığı, kullanılan fotoğraflar, sarf edilen söz ve ifadelerle özle biçim arasındaki dengenin bozulduğu, kamuya mal olmuş bir kişi olmayan davacı hakkında yapılan bu habere ulaşılabilir olunmasında bir kamu yararı bulunmadığı, basın özgürlüğü sınırları içerisinde değerlendirilemeyeceği, davacının kişilik haklarına saldırı olduğu kabul edilerek davanın kabulü ile dava konusu haberin yayından kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken yazılı biçimde davanın reddine karar verilmiş olması doğru değildir. Kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacıya iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.