14. Ceza Dairesi 2016/2986 E. , 2016/5619 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı, şantaj, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, özel hayatın gizliliğini ihlal HÜKÜM : Beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı, şantaj, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarından mahkûmiyet İlk derece mahkemesince verilip kısmen re'sen de temyize tabi hükümler temyiz edilmekle, dosya incelenerek g
**14. Ceza Dairesi 2016/2986 E. , 2016/5619 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı, şantaj, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, özel hayatın gizliliğini ihlal HÜKÜM : Beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı, şantaj, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarından mahkûmiyet İlk derece mahkemesince verilip kısmen re'sen de temyize tabi hükümler temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü: Sanık hakkında şantaj suçundan kurulan hükmün incelenmesinde; Delillerle iddia ve savunma; duruşma göz önünde tutularak tahlil ve takdir edilmiş, sübutu kabul olunan fiilin unsurlarına uygun şekilde tavsif ve tatbikatı yapılmış bulunduğundan, sanık ile müdafiin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, Sanık hakkında beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarından kurulan hükümlerin temyiz incelemesine gelince; Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak; Sanığın aşamalarda değişmeyen mağdureyle rızası ile cinsel ilişkiye girdiğine ilişkin savunmaları, mağdurenin sanıkla yedi-sekiz kez ilişkiye girdiğini, bu ilişkilerin bazılarının rızaya dayalı bazılarının zorla olduğuna ilişkin beyanları ve tüm dosya içeriğine göre, onbeş-onsekiz yaş grubunda olan mağdurenin sanıkla internet ortamında tanışıp arkadaş olduktan sonra evine gittiği sanığın zorla elini cinsel organına sokarak cinsel istismarda bulunduğunu, bu olaydan sonra birden fazla kez sanığın evine giderek rızasıyla cinsel ilişkiye girdiğini söylediği, sanığın zorla cinsel istismarına uğradığını iddia eden mağdurenin tekrar aynı eve rızası ile gitmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu ve dosya içinde bulunan çıplak fotoğraflarını sanığa göndermiş olması da göz önüne alındığında cebir ve tehditle mağdureye cinsel istismarda bulunulduğuna ilişkin sübuta yeter, kesin ve inandırıcı delil bulunmayan sanığın eyleminin TCK'nın 104. maddesi kapsamında reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu oluşturduğunun kabulüyle bu suçtan mahkûmiyeti ile kanuni unsurları itibariyle oluşmayan kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan beraati yerine yazılı şekilde mahkûmiyetine hükmedilmesi, Sanık hakkında özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan kurulan hükmün temyiz incelenmesine gelince; Çocuk yaşta bulunan mağdurenin rızasıyla kendisine gönderdiği müstehcen görüntüleri kaydedip bulunduran ve bu görüntülerden bazılarını internet ortamında yine çocuk yaştaki tanıklar ...'a göndererek görmesini sağlayan sanığın eylemlerinin ayrı ayrı TCK'nın 226/3-c.1 ve 226/5. maddelerindeki suçları oluşturduğu, sanığın bu eylemleri ayrıca mağdureye yönelik özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu da oluşturmakla birlikte, TCK'nın 44. maddesinde düzenlenen fikri içtima kuralı gözetilerek sanığın ceza miktarı itibariyle ağır nitelikteki aynı Kanunun 226/3-c.1 ve 226/5. maddelerine göre cezalandırılması gerekirken suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek özel hayatın gizliliğinin ihlali suçundan mahkûmiyetine karar verilmesi, Kanuna aykırı, O Yer Cumhuriyet Savcısı ile sanık ve müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, kısmen re'sen de temyize tabi hükümlerin hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı CMUK'nın 321 ve 326. maddeleri uyarınca ceza miktarı yönünden kazanılmış hak saklı kalmak kaydıyla BOZULMASINA, 07.06.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.