Başvuru, yakalama, gözaltı ve tutuklama tedbirlerinin hukuki olmaması, tutuklama ve tutukluluğun devamı kararlarının gerekçesiz olması, tutukluluk hâlinin makul süreyi aşması, tutukluluğun devamı ve itirazın reddine dair kararların doğal hâkim ilkesine aykırı olarak kurulmuş, bağımsız ve tarafsız olmayan bir hâkimlik tarafından verilmesi, tutukluluk incelemeleri öncesinde sunulan Savcılık talebinin ve tutukluluk incelemesi sırasında alınan Savcılık görüşünün bildirilmemesi, tutukluluğun devamı y
Başvuru; yakalama, gözaltı ve tutuklama tedbirlerinin hukuki olmaması, tutuklama ve tutukluluğun devamı kararlarının gerekçesiz olması, tutukluluk hâlinin makul süreyi aşması, tutukluluğun devamı ve itirazın reddine dair kararlarındoğal hâkim ilkesine aykırı olarak kurulmuş, bağımsız ve tarafsız olmayan bir hâkimlik tarafından verilmesi, tutukluluk incelemeleri öncesinde sunulan Savcılık talebinin ve tutukluluk incelemesi sırasında alınan Savcılık görüşünün bildirilmemesi, tutukluluğun devamı yönündeki kararlara itiraz taleplerinin değerlendirilmemesi, tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapılması ve soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; soruşturma aşamasında arama ve elkoyma işlemlerinin yöntemince yapılmaması nedeniyle özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının; soruşturma sürecindeki birtakım uygulamalar nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 6/1/2017 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Aralarında konu ve kişi yönünden irtibat bulunması nedeniyle 2018/11159 numaralı başvuru dosyasının 2017/13568 numaralı başvuru dosyasıyla birleştirilmesine, incelemenin bu dosya üzerinden yapılmasına karar verilmiştir. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir: Türkiye 15/7/2016 tarihinde askerî darbe teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış ve bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü hâl ilan edilmiştir. Olağanüstü hâl19/7/2018 tarihinde son bulmuştur. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25). Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde darbe girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY ile bağlantılı olan ve aralarında yargı mensuplarının da bulunduğu çok sayıda kişi hakkında Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından soruşturma başlatılmıştır. Bu kapsamda teşebbüsün savuşturulduğu gün Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca -aralarında Yüksek Mahkeme üyelerinin de bulunduğu- üç bine yakın yargı mensubu hakkında FETÖ/PDY ile bağlantılarının bulunduğu iddiasıyla başlatılan soruşturmada bu kişilerin büyük bölümü hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirlerine başvurulmuştur (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 51, 350). Hâkim olarak görev yapmakta olan başvurucu, Mersin Cumhuriyet Başsavcılığınca FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlardan yürütülen bir soruşturma kapsamında 17/7/2016 tarihinde gözaltına alınmıştır. Başvurucu 20/7/2016 tarihinde Mersin Cumhuriyet Başsavcılığında müdafii huzurunda ifade vermiştir. Başvurucunun ifade alma işlemi sırasında müdafii de hazır bulunmuştur.Başvurucu ifadesinde özetle; Konya Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun olduğunu, 2002 yılında Kaş Adliyesinde hâkim olarak göreve başladığını, yabancı dil puanının yüksek olması sebebiyle 2008 yılında Adalet Bakanlığı Avrupa Birliği Genel Müdürlüğünde tetkik hâkimi olarak görevlendirildiğini, 2009 yılında Adalet Bakanlığı (Bakanlık) tetkik hâkimi iken kendi isteği olmaksızın Bakanlık kanalı ile Amerika Birleşik Devletleri'ne yabancı dil eğitimi için gönderildiğini, bu eğitimin sona ermesinden sonra Jean Monnet Burs Programı'nı kazanarak 2011 yılında Belçika'da yüksek lisans eğitimi aldığını, bu eğitimi tamamlamasından sonra da 2012 ve 2014 yılları arasında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde çalıştığını, 2014 yılı yaz kararnamesi ile de Mersin hâkimliğine atandığını, isnat edilen suçu kabul etmediğini beyan etmiştir. Başvurucunun müdafii, dosyada atılı suçları işlediğine dair bir delil bulunmaması nedeniyle müvekkilinin serbest bırakılmasını talep etmiştir. Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı 20/7/2016 tarihinde silahlı terör örgütüne üye olma ve anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçlarından tutuklanması istemiyle başvurucuyu -başka şüphelilerle birlikte- Mersin Sulh Ceza Hâkimliğine sevk etmiştir. Başvurucunun sorgusu Mersin Sulh Ceza Hâkimliğinde 20-21/7/2016 tarihlerinde yapılmıştır. Sorgu tutanağına göre başvurucuya yüklenen suç anlatılmış, Mersin Barosunca görevlendirilen başvurucunun müdafii de sorgu esnasında hazır bulunmuştur. Başvurucu ifadesinde özetle silahlı terör örgütüne üyelik suçlamasını kabul etmediğini belirtmiştir. Sorgu sonucunda başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma ve anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçlarından tutuklanmasına karar verilmiştir. Bu kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:"... üzerine atılı ... suçlarının vasıf ve mahiyeti, kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin ve tutuklama nedenlerinin bulunması, aleyhlerine mevcut adli bulgular, delillerin tamamen toplanmamış olması, suçun kanundaki ceza miktarı,suçun CMK maddesinde sayılan katolog suçlardan olduğu, tutuklamanın bir tedbirden ibaret olması, işin önemi, verilmesibeklenen ceza ile tutuklama tedbirinin ölçülü olması ve adli kontrolün yetersiz kalacağının anlaşılması nedenleri ile şüphelilerin atılı suçdan CMK 100 vd. maddeleri uyarınca ayrı ayrıtutuklanmasına ... [karar verildi.] " Başvurucu 22/7/2016 tarihinde tutuklama kararına itiraz etmiş, Mersin Sulh Ceza Hâkimliğince 26/7/2016 tarihinde itirazın kesin olarak reddine karar verilmiştir. Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı yetkisizlik kararı vererek dosyayı Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına göndermiştir. Başvurucu hakkında Ankara Sulh Ceza Hâkimliklerince müteaddit defa tutukluluk hâlinin uzatılmasına karar verilmiş olup başvurucunun müdafii başvuru formunda müvekkili hakkında verilen en son tutukluluğun devamı kararına itiraz ettiğini, kendisine bir tebligat yapılmadığını, itirazının 7/12/2016 tarihli karar ile kesin olarak reddedildiğinin13/12/2016 tarihinde soruşturma kalemi personelince sözlü olarak tarafına bildirildiğini ancak soruşturma dosyasındaki gizlilik kararından dolayı anılan kararın tebliğinin yapılmadığını, sadece itirazın reddedildiği tarihin söylendiğini belirtmiştir. Başvurucu 6/1/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı 6/1/2017 tarihli ve 29940 Mükerrer sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 680 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (KHK) maddesi ile 24/2/1983 tarihli ve 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 93/ maddesinde, hâkim ve savcıların kişisel suçları hakkında soruşturma yapma yetkisinin ilgilinin görev yaptığı yerin bağlı olduğu bölge adliye mahkemesinin bulunduğu yerdeki il Cumhuriyet başsavcılığına ait olduğu şeklinde değişiklik yapılmış olması gerekçesiyle 12/1/2017 tarihinde yetkisizlik kararı vererek dosyayı Antalya Cumhuriyet Başsavcılığına göndermiştir. Soruşturmayı yürüten Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı, başvurucu hakkındaki 22/9/2017 tarihli yetkisizlik kararıyla -başvurucunun son görev yerinin Mersin olması ve Mersin'in bağlı olduğu Adana Bölge Adliye Mahkemesinin faaliyete geçmiş olması nedeniyle- dosyayı Adana Cumhuriyet Başsavcılığına göndermiştir. Adana Cumhuriyet Başsavcılığı 10/1/2018 tarihinde başvurucu hakkında anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçundan kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar vermesinin yanı sıra aynı tarihli iddianamesi ile de başvurucunun silahlı terör örgütü üyesi olma suçundan cezalandırılması istemiyle aynı yer ağır ceza mahkemesinde dava açmıştır. FETÖ/PDY'ye ve ByLock programına ilişkin genel açıklamaların yer aldığı iddianamede ilk olarak FETÖ/PDY'nin hangi amaç ve saikle kurulduğuna, hangi alanlarda faaliyet gösterdiğine, hiyerarşik yapısına ve hukuka aykırı hangi tür eylemlerde bulunduğuna değinilmiştir. İddianamede, başvurucunun gerek organik olarak gerekse örgütsel nitelikli eylemleri bakımından FETÖ/PDY hiyerarşisi içinde yer aldığı ileri sürülmüştür. Suçlamaya esas alınan olgular şöyle özetlenebilir:i. FETÖ/PDY ile irtibatlı olduğu gerekçesiyle Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun (HSYK) 24/8/2016 tarihli ve 426 sayılı kararı ile başvurucunun meslekten çıkarılmasına karar verildiği, bu kararın 29/11/2016 tarihinde kesinleştiği belirtilmiştir.ii. Başvurucunun FETÖ/PDY'nin kendi üyeleri arasında iletişim amaçlı kullandığı ByLock isimli şifreli haberleşme programını 399024 İD numarası ile kullandığı ileri sürülmüştür.iii. Başvurucunun kullanmakta olduğu cep telefonu üzerinde yapılan HTS analizi sonucu düzenlenen rapor içeriğine göre haklarında FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlardan soruşturma yürütülen kişilerle telefon irtibatının bulunduğu iddia edilmiştir.iv. FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı veya örgütle irtibatı olduğu gerekçesiyle 23/7/2016 tarihli ve 29779 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin KHK ile kapatılan Yargıçlar ve Savcılar Birliği (YARSAV) isimli (ayrıntılı bilgi için bkz. Selçuk Özdemir [GK], B. No: 2016/49158, 26/7/2017, § 22) derneğe başvurucunun 6/11/2008 tarihinde üye olduğunun belirlendiği belirtilmiştir.v. Başvurucunun örgüt üyesi olduğuna yönelik tanık beyanlarının bulunduğu ileri sürülmüştür. İddianamede ayrıca başvurucu hakkında beyanda bulunan bazı kişilerin anlatımlarına yer verilmiştir. Bu beyanların ilgili kısımları şöyledir: - Y. alınan ifadesinde, "... Mersinde görevde olan Mersin Ağır Ceza Mahkemesi üyeleri Dr. [A.E.S.] ile ..., Asliye Ceza hakimi ...'nın da paralel yapı olarak adlandırılan yapının içinde oldukları yönünde adliyede söylentiler vardı. Ancak bu hususta görgüye dayalı bilgim yoktur." şeklinde beyanda bulunmuştur.- O. ifadesinde "A. isimli şahısla, yakın arkadaşı olan bir dönem doktora öğrencisi FETÖ'cü (açığa alınmıştır) hakim [A.E.S.] yüzünden tartıştığım günden beri hiçbir diyaloğum yoktur. ...,[A.E.S.] isimli şahıslar Adalet Bakanlığında bürokrat hakim statüsündeyken kendilerine hızlı ve kıyak doktoralar yaptırılmıştır ve darbe girişiminin akabinde üç isimde açığa alınmıştır." şeklinde anlatımda bulunmuştur.- Y. alınan ifadesinde, "...Mersinde görevde olan Mersin Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı ..., Mersin Ağır Ceza Mahkemesi üyeleri Dr. [A.E.S.] ile ..., Asliye Ceza hakimi ...'nın da paralel yapı olarak adlandırılan yapının içinde oldukları yönünde adliyede söylentiler vardı. Ancak bu hususta görgüye dayalı bilgim yoktur." şeklinde beyanda bulunmuştur.- Ö. ifadesinde "Benim dönemimde yani 2000-2004 yılları arasında birden fazla hukuk fakültesi mezunları evi vardı. Bu evler Konya Meramda idi. Bu evlerde ..., [A.E.S.],, ....... ile birlikte ders çalıştık, daha sonra bunlarda benimle birlikte sınavı kazandılar. ...İstanbul Anadolu hakimi ...'ın cemaatçi olduğunu ortak arkadaşımız olan [A.E.S.] ile Ankara'da örgüt/cemaatin stajyer evinde kalmasından biliyorum. ..., Mersin hakimi [A.E.S.] ve ...'in cemaatçi olduklarını fakülte arkadaşlarım olmaları nedeni ile biliyorum" şeklinde beyanda bulunmuştur. Başvurucuya isnat edilen suça dayanak olan olgulara ilişkin hukuki değerlendirmeler iddianamede şöyle ifade edilmiştir:"...örgütün gizli ve şifreli haberleşme aracı olan bylock'u kullanmasının yanısıra üniversiteden mezun olduktan sonra örgütün Konya'da bulunan çalışma evlerinde kaldığının, yine hakim-savcı adaylığı döneminde örgütün Ankara'da bulunan evlerinde kaldığının, hakim olarak görev yaptığı dönemde FETÖ/PDY terör örgütü üyeleri ile iletişim halinde kalarak irtibat kurduğunun,... FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olması nedeniyle KHK ile kapatılan YARSAV derneğine 2008 tarihinde üye olduğunun ve söz konusu dernek kapatılana kadar üyeliğini devam ettirdiğinin, yine hakim olarak görev yaptığı dönem içerisinde örgüt üyeleri tarafından kendi aralarında haberleşmek için kullanılan örgütün gizli ve şifreli haberleşme aracı olan bylock programını kullanmak suretiyle hem örgüt üyeleri ile hemde örgütle olan iletişimini ve bağını koparmamaya çalışıp örgüt üyeleriyle iletişim halinde kalarak örgüt ile arasında olan bağını dahada sağlamlaştırdığının ve örgüt yapılanması içerisinde gönüllü olarak kalmaya devam ettiğinin, bu şekilde örgütle organik bağ kurup, örgütün kuruluş amaçlarını faaliyet ve eylemlerini benimseyerek, gönüllü olarak bilerek ve isteyerek örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmayı tercih ettiğinin ve FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olduğunu gösteren eylem çeşitliliği, sürekliliği ve yoğunluğu olduğunun anlaşıldığı, şüphelinin FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün organik ve hiyerarşik yapısı içerisine dahil ve üyesi olduğuna ilişkin hakkında Cumhuriyet Başsavcılığımızca kamu davası açılmasına yetecek kuvvetli suç şüphesinin ve somut delillerin bulunduğu tüm dosya kapsamından anlaşılmakla..." Adana Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) 22/1/2018 tarihinde iddianamenin kabulüne karar vermiş ve E.2018/20 sayılı dosya üzerinden kovuşturma aşaması başlamıştır. Mahkemece 12/3/2018 tarihli duruşmada başvurucunun tahliyesine karar verilmiştir. Yapılan yargılama sonunda Mahkemenin 7/11/2018 tarihli kararıyla başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Başvurucu, bu karara karşı istinaf yoluna başvurmuş olup bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla davanın istinaf incelemesi devam etmektedir. İlgili hukuk için bkz. Salih Sönmez (B. No: 2016/25431, 28/11/2018, §§ 33-56) başvurusuna ilişkin karar.