başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir başvurucu doğumlu olup muş ilinde ikamet etmektedir başvuru numarası karar tarihi başvurucu muş sağlık müdürlüğü sıtma savaş biriminde sıtma işçisi olarak görev yapmakta iken muşun merkez ilçesine bağlı köyünde terör örgütü mensuplarınca döşenen mayının tarihinde patlaması sonucu yaralanarak sol bacağını diz altından kaybetmiştir sağlık kurulunun tarihli raporuna göre başvurucunun çalışma gücü kaybı olarak belirlenmiştir
başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir başvurucu doğumlu olup muş ilinde ikamet etmektedir başvuru numarası karar tarihi başvurucu muş sağlık müdürlüğü sıtma savaş biriminde sıtma işçisi olarak görev yapmakta iken muşun merkez ilçesine bağlı köyünde terör örgütü mensuplarınca döşenen mayının tarihinde patlaması sonucu yaralanarak sol bacağını diz altından kaybetmiştir sağlık kurulunun tarihli raporuna göre başvurucunun çalışma gücü kaybı olarak belirlenmiştir başvurucu olaydan sonra aynı yerde ve aynı görev unvanıyla çalışmaya devam etmiştir başvurucu söz konusu olayda yaralanmasından dolayı çalışma gücü kaybı nedeniyle uğradığı zararına karşılık olarak tl maddi çekmiş olduğu acı ve ıstırabı karşılığında da tl manevi tazminat talebiyle bakanlığı aleyhine van mahkemesinde mahkeme tam yargı davası açmıştır mahkeme tarihinde başvurucunun maddi tazminat talebinin reddine manevi tazminat talebinin ise kısmen kabulüne karar vermiştir taraflarca temyiz edilen karar danıştay onuncu dairesi daire tarafından tarihinde manevi tazminatın kısmen kabulü yönünden onanmış maddi tazminat isteminin reddi yönünden ise bozulmuştur bozma kararının gerekçesinde uygulamada kişinin kalıcı sakatlıkları nedeniyle oluşan beden gücü kaybı nedeniyle gelirlerinde ve dolayısıyla mal varlığında bir eksilme meydana gelmemiş olsa dahi tazminatın gerekeceğinin kabul edildiği ve bunun efor kaybı tazminatı olarak tanımlandığı açıklanmıştır daire beden gücü kaybına uğrayan kişinin aynı işi zarardan önceki durumuna ve diğer kişilere göre daha fazla bir efor sarfıyla yaptığı gerçeğinden hareket edilerek bir anlamda zararı bu fazladan sarf edilen gücün oluşturduğunun kabul edilmesi gerektiğini vurgulamıştır daireye göre mahkemece yaptırılacak bilirkişi incelemesiyle başvurucunun çalışma gücündeki kaybın varlığının ve bu nedenle görevini ve hayatın olağan akışı içindeki diğer işlerini yerine getirirken daha fazla güç sarfedip etmeyeceği hususunun araştırılması gerekmektedir daire sonuç olarak daha fazla güç sarfedileceğinin saptanması hâlinde maddi tazminata hükmedilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak verilen kararda hukuki isabet olmadığını belirtmiştir bozma kararına uyan mahkeme tarihinde maddi tazminat isteminin kabulüne karar vermiştir ancak bakanlığı tarafından temyiz edilen bu karar aynı daire tarafından tarihinde bozulmuştur bozma kararının gerekçesinde hukuku ilkelerine göre maddi zararın idari işlem veya eylem nedeniyle kişinin mal varlığının aktifinde meydana gelen azalma nedeniyle uğranılan zarar ile elde edilmesi kesin olan gelirden yoksun kalma sonucu uğranılan zarar olduğu açıklanmıştır bedensel nitelikteki maddi zararın ise kişinin sağlığına kavuşmak için yaptığı tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalması ya da yok olması nedeniyle elde edeceği gelirde meydana gelen azalmayı ifade ettiği belirtilmiştir söz konusu olaydan önce sıtma savaş biriminde sıtma işçisi olarak görev yapan başvurucunun kaza sonrasında da aynı görevi sürdürdüğüne ve aylık ücretinde herhangi bir eksiklik olmadığına dikkat çekilmiştir başvurucunun aynı görevi yürütmeye devam ederken daha fazla efor sarfettiğini ileri sürmediğine vurgu yapılmış başvurucuya idarece mayın patlaması sonrası oluşan ve sağlık kurulu raporu ile belirlenen sakatlık durumuna uygun görev verileceği dikkate alınarak bu sebeple meslekte kazanma gücü kaybı oranına göre hesaplanan efor kaybı tazminatının ödenmesi yolunda verilen kararda hukuki isabet bulunmadığı belirtilmiştir başvuru numarası karar tarihi mahkeme bozma kararına uymuş ve tarihinde maddi tazminat istemine ilişkin davanın reddine karar vermiştir başvurucunun temyiz ettiği karar daire tarafından tarihinde onanmıştır başvurucunun karar düzeltme talebi de aynı dairenin tarihli kararıyla reddedilmiştir nihai karar başvurucu vekiline tarihinde tebliğ edilmiştir başvurucu tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur iv hukuk a ulusal hukuk mevzuat hükümleri tarihli ve sayılı yargılama usulü hakkında maddesinin numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir dava türleri şunlardır b eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları sayılı maddesinin numaralı fıkrası şöyledir eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gereklidir bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren dava süresi içinde dava açılabilir danıştay danıştay onuncu dairesinin birçok kararında tazminat hukukunda çağın gereklerine uygun olarak geliştirilen içtihatlarla kişinin kalıcı sakatlıkları nedeniyle oluşan beden gücü kaybı nedeniyle gelirinde ve dolayısıyla mal varlığında bir eksilme meydana gelmemiş olsa dahi efor kaybı tazminatı diye tanımlanan tazminatın ödenmesi gerektiğinin beden gücü kaybına uğrayan kişinin aynı görevi zarardan önceki durumuna ve diğer kişilere göre daha fazla efor sarfederek yaptığı gerçeğinden hareket edilerek kişinin bu zararını bizzat kendisinin daha fazla bir güç harcayarak gidermiş olması nedeniyle ilgili idarenin tazmin sorumluluğuna gidildiğinin belirtildiği anlaşılmaktadır danıştay onuncu dairesinin tarihli ve sayılı tarihli ve sayılı kararları başvuru numarası karar tarihi danıştayın somut olaya benzer nitelikteki davalarda efor kaybı tazminatına ilişkin fiziksel bütünlüğü ihlal edilen kişinin meydana gelen sakatlıktan sonra daha az güç harcayarak yürütebileceği bir göreve atanıp atanmadığı aynı görevi yürütmekle birlikte kalıcı sakatlığının aynı iş için daha fazla efor harcamasını gerektirecek boyut ve nitelikte olup olmadığı sakatlık durumuna uygun başka bir göreve atanıp atanmadığı gibi kriterlere göre değerlendirme yaptığı anlaşılmaktadır danıştay onuncu dairesinin tarihli ve sayılı tarihli ve sayılı kararları yine danıştay kararlarında vücut bütünlüğü zarara uğrayanın görev yerinin değişmesi nedeniyle aylık gelirinde meydana gelen azalma tutarının efor kaybı tazminatı kapsamında değerlendirilmediği anlaşılmaktadır danıştay onuncu dairesinin tarihli ve sayılı tarihli ve sayılı kararları danıştay onuncu dairesinin tarihli ve sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir tazminat hukukunda çağın gereklerine uygun olarak geliştirilen içtihatlarla kişinin kalıcı sakatlıkları nedeniyle beden gücü kaybına bağlı olarak gelirinde ve dolayısıyla mal varlığında bir eksilme meydana gelmemiş olsa dahi güç efor kaybı tazminatı olarak adlandırılan tazminatın ödenmesi gerektiği kabul edilmektedir beden gücü kaybına uğrayan kişinin aynı görevi zarardan önceki durumuna ve diğer kişilere göre daha fazla bir güç efor sarfıyla yaptığı gerçeğinden hareket edilerek bir anlamda zararı bu fazladan sarf edilen gücün oluşturduğu esası benimsenmektedir öte yandan idare hukuku ilkelerine göre maddi zarar idari işlem veya eylem nedeniyle kişinin mal varlığının aktifinde meydana gelen azalma nedeniyle uğranılan zarar ile elde edilmesi kesin olan gelirden yoksun kalma sonucu uğranılan zarar olup bedensel nitelikteki maddi zarar ise kişinin sağlığına kavuşmak için yaptığı tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalması ya da yok olması nedeniyle elde edeceği gelirde meydana gelen azalmayı ifade etmektedir kamu görevlilerinin görevlerinin neden ve etkisinden kaynaklanan güç efor kaybına dayanan maddi tazminat istemleri mahkemece aşağıda belirtilen ilkeler çerçevesinde bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle hesaplanıp karara bağlanmalıdır a kalıcı sakatlık nedeniyle beden gücü kaybına uğrayan kamu görevlisi beden gücü kaybına uğramasından sonra idarece bedensel kaybına uygun yeni bir göreve atanmış ve yeni görev yerindeki aylık gelirinde bir azalma olmamış ise mahkemece yaptırılacak bilirkişi incelemesi ile kamu görevlisi olan davacının yeni görev yerindeki aynı işi yapan emsali kamu görevlilerine nazaran ne kadar daha fazla güç efor sarfedeceği hususu oran olarak tespit edilmeli ve tespit edilen bu oran davacı kamu görevlisinin aylık net gelirine uygulanmak suretiyle güç efor tazminatı hesaplanmalıdır b kalıcı sakatlık nedeniyle beden gücü kaybına uğrayan kamu görevlisi beden gücü kaybına uğramasından sonra bedensel kaybına uygun yeni bir göreve atanmış ve yeni görev yerindeki aylık gelirinde bir azalma olmuş ise davacı kamu görevlisinin önceki görev yeri aylık geliri ile yeni görev yeri aylığı arasındaki fark kadar ve ayrıca davacının yeni görev yerinde aynı işi yapan emsali kamu görevlilerine nazaran ne kadar daha fazla güç efor başvuru numarası karar tarihi sarfedeceği hususu oran olarak tespit edilmeli ve davacı kamu görevlisinin aylık net gelirine tespit edilen bu oran uygulanmak suretiyle belirlenecek tutar kadar toplam güç efor zararı bulunduğu dikkate alınarak hesaplama yapılmalıdır c kalıcı sakatlık nedeniyle beden gücü kaybına uğrayan davacı kamu görevlisi aynı işi yapmaya devam ediyor ise mahkemece yaptırılacak bilirkişi incelemesi ile kamu görevlisi davacının aynı işi yapan emsali kamu görevlilerine nazaran ne kadar daha fazla güç efor sarfedeceği hususu oran olarak tespit edilmeli ve tespit edilen bu oran davacı kamu görevlisinin aylık net gelirine uygulanmak suretiyle güç efor tazminatı hesaplanmalıdır nitekim sağlık kurulu raporuna göre oranında çalışma gücü kaybına uğrayan bir davacının güç efor tazminatı ödenmesi isteminin idare mahkemesince olaydan sonra davacının aynı yerde aynı görev unvanıyla çalışmaya devam ettiği maaş ve özlük haklarında her hangi bir değişiklik olmadığı gerekçesiyle reddi ile sonuçlanan dava ile ilgili olarak yapılan bireysel başvuruyu inceleyen anayasa mahkemesi tarih başvuru no sayılı kararında mahkeme tarafından ulaşılan sonucun başvurucunun fiziksel bütünlüğünü korumak bakımından etkisiz kaldığı başvuranın maddesinin birinci fıkrasında güvence altına alınan kişinin maddi ve manevi varlığının korunması hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşmıştır b uluslararası hukuk avrupa hakları sözleşmesine sözleşme ek nolu protokolün maddesi şöyledir her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır bir kimse ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir yukarıdaki hükümler devletlerin mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez avrupa hakları mahkemesi içtihadında mülkiyet hakkının kapsamı konusunda mevzuat hükümlerinden ve derece mahkemelerinin bunlara ilişkin yorumundan bağımsız olarak özerk bir yorum esas alınmaktadır b no b no b no b no mülkiyet hakkına ilişkin sözleşmeye ek nolu protokolün maddesinin mülkiyeti elde etme hakkını koruma altına almadığını kabul etmektedir ve b no fener rum erkek lisesi b no mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasının ancak müdahalenin sözleşmeye ek nolu protokolün maddesinin anlamı kapsamında bir mülk ile ilişkili olması durumunda ileri sürülebileceğini belirtmektedir buna göre alacak haklarını da içeren mevcut mülk veya mal varlığı yanında mülkiyet hakkının elde edilebileceği yönündeki en azından bir meşru beklenti de mülkiyet hakkı kapsamında değerlendirilebilir başvuru numarası karar tarihi b no lihtenştayn prensi b no meşru beklenti kavramının ilk defa geliştirildiği kararlar için pine valley ltd ve b no krallık b no ve b no ve b no kararına konu olayda terör olayları sebebiyle uğranılan zararlar bakımından yapılan değerlendirmede başvurucuların yerleşik idari uygulama çerçevesinde tazminat elde etme yönünde meşru bir beklentilerinin olduğu kabul edilmiştir ve devletin pozitif ve negatif yükümlülükleri çerçevesindeki ilkelerin büyük ölçüde benzeştiğini belirtmiş başvuruculara somut olayda tazminat ödenmemesinden dolayı sözleşmeye ek nolu protokolün maddesinde güvence altına alınan mülkiyetten barışçıl yararlanma hakkından doğan yükümlülüklerin yerine getirilmediği sonucuna varmıştır ve v