5. Ceza Dairesi 2010/7018 E. , 2010/7770 K. Nitelikli cinsel istismar suçundan sanık ...’ın yapılan yargılanması sonunda; atılı suçtan mahkümiyetine dair, İzmir 7. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 28.01.2010 gün ve 2008/271 Esas, 2010/24 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay’ca incelenmesi sanık müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay C.Başsavcılığından tebliğname ile daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü: Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun …
**5. Ceza Dairesi 2010/7018 E. , 2010/7770 K.** **"İçtihat Metni"** Nitelikli cinsel istismar suçundan sanık ...’ın yapılan yargılanması sonunda; atılı suçtan mahkümiyetine dair, İzmir 7. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 28.01.2010 gün ve 2008/271 Esas, 2010/24 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay’ca incelenmesi sanık müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay C.Başsavcılığından tebliğname ile daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü: Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 20.11.2007 gün ve 2007/5-142 Esas, 2007/240 sayılı kararında vurgulandığı gibi, sanığın zincirleme biçimde kasten işlediği cinsel istismar eylemi neticesi gerçekleşen ve sorumluluğu için en az taksir derecesinde bir kusurunun bulunması gereken TCK.nun 103. maddesinin 6. fıkrasındaki suçun ağırlaşmış halinin teselsül edemeyeceği, zincirleme biçiminde gerçekleşen eylemlerin 103/6. maddeden öncekilerin olması nedeniyle 43. maddesi uyarınca yapılacak arttırmanın 103/6. madde ile tayin edilen ceza üzerinden değil, bu maddenin tatbikinden önceki fıkralara göre bulunan ceza miktarı üzerinden yapılarak elde edilen artırım tutarının cezaya eklenmesi suretiyle uygulama yapılması gerektiği gözetilmeden eksik ceza tayini karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. Mağdure hakkında ... Adli Tıp Şube Müdürlüğü ve ayrıca psikolojik danışman tarafından düzenlenen 12.05.2008 tarihli raporlarda ruh sağlığının bozulmadığının belirtildiği, Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulu'nca düzenlenen 29.06.2009 tarihli raporda ise mağduresi bulunduğu olay sonucunda ruh sağlığının bozulduğu mütalaasının verildiği anlaşılmakla; Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu'ndan mağdurenin ruh sağlığının bozulup bozulmadığı ve bozuldu ise devam edip etmediği sorularak, her iki rapor arasındaki çelişki giderildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi Sanık hakkında tayin olunan hapis cezasının kanuni sonucu olarak 5237 sayılı TCK.nun 53. maddesi gereğince hak yoksunluğuna hükmedilmemesi, Kanuna aykırı, sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK.nun 321 ve 326. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 26.10.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.