3. Ceza Dairesi 2022/37683 E. , 2023/1120 K. "İçtihat Metni" T. C. Y A R G I T A Y 3. C E Z A D A İ R E S İ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A Y A R G I T A Y İ L Â M I K A N U N Y A R A R I N A B O Z M A İNCELENEN KARARIN; MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/269 E., 2020/397 K. SUÇ : Terör örgütü propagandası yapmak İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkumiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Denetim süresi içerisinde işlediğ
**3. Ceza Dairesi 2022/37683 E. , 2023/1120 K.** **"İçtihat Metni"** T. C. Y A R G I T A Y 3. C E Z A D A İ R E S İ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A Y A R G I T A Y İ L Â M I K A N U N Y A R A R I N A B O Z M A İNCELENEN KARARIN; MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/269 E., 2020/397 K. SUÇ : Terör örgütü propagandası yapmak İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkumiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Denetim süresi içerisinde işlediği kasıtlı suçtan mahkum edildiğinin ihbarı üzerine hükmün açıklanmasına ilişkin verilen İzmir 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 08.12.2020 tarihli ve 2020/269 Esas, 2020/397 sayılı Kararının, süresinde istinaf kanun yoluna başvurulmadığından 20.01.2021 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 05.09.2022 tarih ve 94660652-105-35-12342-2021-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 03.11.2022 tarihli ve 2022/118830 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 03.11.2022 tarihli ve 2022/118830 sayılı Kanun yararına bozma isteminin; " Terör örgütü propagandası yapma suçundan sanık ...'in, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 7/2 ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 62/1. maddeleri gereğince 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair İzmir 12. Ağır Ceza Mahkemesinin (TMK 10.Madde ile Görevli) 21.06.2013 tarihli ve 2013/22 esas, 2013/46 sayılı kararının 12.07.2013 tarihinde kesinleşmesini müteakip, sanığın 29.05.2018-24/07/2018 tarihinde işlediği kasıtlı suçtan mahkum edildiğinin ihbar edilmesi üzerine, hükmün açıklanmasına ve sanığın 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 7/2 ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 62/1. maddeleri gereğince 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin İzmir 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 08/12/2020 tarihli ve 2020/269 esas, 2020/397 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi. 5271 sayılı Kanun'un 231/11. maddesinde yer alan 'Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı halinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabilir.' şeklindeki hüküm nazara alındığında, Somut olayda, sanık hakkında verilen İzmir 12. Ağır Ceza Mahkemesinin (TMK 10.Madde ile Görevli) 21.06.2013 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 12/07/2013 tarihinde kesinleştiği ve 5 yıllık denetim süresinin bu tarihte başladığı, sanığın denetim süresi içerisinde 29/05/2018-24/07/2018 tarihinde Söke 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.03.2020 tarihli ve 2019/771 esas, 2020/297 sayılı kararına konu yoklama kaçağı suçunu işlediğinden bahisle hükmün açıklanmasına ve sanığın mahkumiyetine karar verilmiş ise de, benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 19. Ceza Dairesinin 10.10.2018 tarihli ve 2018/3017 esas, 2018/10175 karar sayılı ilamında da, '...06.10.2012 tarih ve 28433 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 11.04.2012 tarihli ve 2011/111 esas, 2012/56 sayılı kararı ile, "22/5/1930 günlü, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun 11/12/1935 günlü, 2862 sayılı Kanun'un 4. maddesi ile değiştirilen 49. maddesinin (A) fıkrasında yer alan; '...fiilleri hakkında dava müruru zamanı, bütün askeri mükellefiyetlerin bitmesinden itibaren işlemeğe başlar." ibarelerinin, "firar suçu" yönünden Anayasa'ya aykırı olduğundan bahisle iptaline karar verilmiş olması karşısında, sanığın üzerine atılı bulunan firar suçunu 30.08.1998 ile 28.07.1999 tarihleri arasında işlediği; suçun temadisinin 28/07/1999 tarihinde gerçekleştiği, dolayısıyla suç tarihi itibariyle yürürlükte bulunan ve sanığın lehine olan 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 104/1-2. maddesine göre, Kara Kuvvetleri Komutanlığı 5'nci Kolordu Komutanlığı ... Askeri Mahkemesinin 20/08/2008 tarihli ve 2008/3 Esas, 2008/677 Karar sayılı karar tarihi itibariyle dava zamanaşımı süresinin dolduğu anlaşılmakla,...BOZULMASINA...' şeklinde belirtildiği üzere, denetim süresi içerisinde işlendiği kabul edilen Söke 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/771 esas sayılı dosyasında sanığın ilk yoklama kaçağı fiilini 29/05/2018 tarihinde gerçekleştirdiği ve 24.07.2018 tarihinde de yakalanarak temadinin kesildiği, böylece suç tarihinin 24.07.2018 olduğu anlaşılmakla, sanığın 24.07.2018 tarihinde işlediği kasıtlı suçun denetim süresinde işlenmediği gözetilmeden, yazılı şekilde hükmün açıklanarak mahkumiyet kararı verilmesinde isabet görülmemiştir..." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A. Uyuşmazlık Terör örgütü propagandası yapmak suçundan hapis cezası ile mahkumiyetine ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen sanığın, denetim süresi içerisinde işlediği kasıtlı suçtan mahkum edildiğinin ihbarı üzerine, mütemadi/kesintisiz suçta suç tarihinin temadinin sona erdiği değil ve fakat suçun oluştuğu (ilk) tarih olarak kabulü ile hükmün açıklanmasına ilişkin verilen kararda isabet bulunup bulunmadığına ilişkindir. B. Hukuki Süreç 1. Sanık ..., 08.09.1991 doğumlu ve ... ili ... ilçesi nüfusuna kayıtlıdır. Nüfus kaydından annesinin "Kadın" olarak geçen adının, Kuşadası İlçe İdare Kurulu'nun 08.09.2022 tarihli kararı ile "Kadriye" olarak düzeltildiği görülmüştür. 08.11.2012 tarihli adli sicil kaydında adli sicil ve arşiv kaydının bulunmadığı belirtilmiştir. 2. Soruşturma evraklarına göre özetle; 25.09.2012 tarihinde Kuşadası ilçesinde Atatürk Meydanında bulunan Atatürk heykelini çevreleyen duvara: "... ölümsüzdür-DHKP/C" şeklinde, yaklaşık iki metre boyutunda, kırmızı sprey boya ile yazılama yapıldığının görülmesi üzerine çevrede yapılan araştırmalarda; ... Mahallesi, ... Sokak üzerinde faaliyet gösteren bir otelin yan giriş kapısının bulunduğu yerin karşı duvarına kırmızı sprey boya ile yaklaşık üç metre uzunluğunda: "Katil Polis hesap verecek", yine aynı yerin karşı duvarına da kırmızı sprey boya ile yaklaşık üç metre uzunluğunda: "Katil Polis hesap verecek-DHKP/C", aynı sokağın yüz metre ilerisinde bulunan ... Sokak, ... Camii dış duvarına kırmızı sprey boya ile yaklaşık iki buçuk metre uzunluğunda: "AKP karanlığına geçit vermeyeceğiz/ orak-çekiç işareti" devamında yine kırmızı sprey boya ile ikişer metre uzunluğunda: "... Amerika'ya ...'ın yanına- TKP", "Yağma yok Sosyalizm var-TKP","Yağma yok sosyalizm var-TKP" ve yine kırmızı sprey boya ile altı metre uzunluğunda: "Emperyalist Taşeronluğa Hayır-TKP, Cemaatlere geçit yok-DHKP/C/Orak- çekiç işareti" şeklinde yazılamaların yapıldığının tespiti üzerine, olayın gerçekleştiği yer ve çevresinde bulunan mobese ile otel ve de sokak üzerinde bulunan bir otoparkın kamera kayıtlarında yapılan incelemelerde, olayı gerçekleştiren şahısların kollukça bilindikleri belirtilen sanık ... ile 1994 doğumlu ..., adlı şahıslar oldukları tespit edilmiştir. 25.09.2012 tarihinde yakalanıp, gözaltına alınan sanıklar, aynı ... ifadelerinin temini sonrasında serbest bırakılmışlardır. Adli raporlarında alkolsüz oldukları belirtilmiştir. 25.09.2012 tarihinde İlçe Emniyet Müdürlüğü'nde, şüpheli sıfatı ile verdiği ifadesinde sanık ... özetle; herhangi bir siyasi parti, dernek vakıf ve sair bir üyeliğinin olmadığını ancak Türkiye Komünist Partisi'ne (TKP) üye olmayı düşündüğünü, TKP'nin üyelik için üç ay deneme süresi verdiğini ve bir ayının kaldığını, yazılamaları arkadaşı Berk ile birlikte yaptıklarını, çalışma şartlarının ve hayat standartlarının çok ağır olduğunu, bunların düzeltilmesi için tek yolun TKP olduğunu düşündüğünü, bu amaçla alkollü olmalarının da etkisiyle yazılama yapmaya karar verdiklerini, 24.09.2012 günü saat 20.00 sıralarında Berk'in boyaları aldığını ve 21.30 gibi buluştuklarını, tesadüfen önlerine gelen yerlere yazılama yapmaya başladıklarını, 24.00 sıralarında başlayan yazılama işinin 01.30’a kadar sürdüğünü, zaten boyalarının da bittiğini, Devrimci Halk Kurtuluş Partisi-Cephesi (DHKP-C) örgütü ile bağlantısının olmadığını, örgütü bilmediğini, alkollü oldukları için o an akıllarına geldiğinden "DHKP-C" kelimesini yazdıklarını, aslında bunu sileceklerini ancak sprey boyaları bittiği için silemediklerini, "..." adını sadece facebookta gördüğünü, bu ismi de ...'in yazdığını, kendisi için bir anlam ifade etmediğini, TKP'nin kendisine daha iyi bir yaşamı ifade ettiğini, TKP tarafından organize edilen etkinliklere katıldığını, etkinlik kararlarını parti üyelerinin aldığını, kendilerinin de katılımda bulunduklarını, TKP 'nin kuruluş amacı olarak, halkı iktidara taşımak ve sosyalist bir düzen kurmayı amaçladığını, yazılamaları yaparken herhangi bir oluşum ve ya kişiden talimat almadığını beyan etmiştir. Diğer sanık Berk'te aynı tarihte şüpheli sıfatı ile alınan ifadesinde benzer şekilde beyanda bulunarak ikrarda bulunmuş, hükumetin yaptığı zamlara kızarak aldıkları alkolün etkisi ile yazılamaları birlikte yaptıklarını beyan etmiştir. 3. Kuşadası Cumhuriyet Başsavcılığının 08.11.2012 tarihli, 2012/7708 soruşturma, 2012/194 fezleke no'lu, terör örgütü propagandası yapmak suçundan, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 7/2 (3713 sayılı Kanun) ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 53'üncü maddelerine yönelik, sanıklar/şüpheliler ... ve ... hakkında hazırladığı fezleke ile eki tahkikat evrakları İzmir Cumhuriyet Başsavcılığına (TMK 10. Maddesi ile görevli), gereğinin takdir ve ifası için gönderilmiştir. 4. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının (TMK 10. Maddesi ile yetkili) 2012/526 soruşturma, 2013/7 esas ve 2013/3 iddianame nolu, terör örgütü propagandası yapmak suçundan, görevli ve yetkili Ağır Ceza Mahkemesine düzenlenen, 12.02.2013 tarihli iddianamesi ile sanıklar/şüpheliler Veli ve Berk'in özetle; 25.09.2012 tarihinde ... ili Kuşadası ilçesi ... Bulvarı üzerinde, Atatürk Meydanında bulunan Atatürk heykelini çevreleyen duvara "... ölümsüzdür-DHKP/C" şeklinde yaklaşık iki metre boyunda kırmızı sprey boya ile yazı yazdıkları, çevrede yapılan araştırmalarda Türkmen Mahallesi, Ünlü Sokak üzerinde faaliyet gösteren otelin yan giriş kapısının bulunduğu yerin karşı duvarına yine kırmızı sprey boya ile yaklaşık üç metre uzunluğunda "Katil Polis hesap verecek" yine aynı şekilde aynı yerin karşı duvarına da aynı yazıyı yazdıkları, aynı sokağın 100 metre ilerisinde bulunan ... Sokak, ... Camii dış duvarına aynı şekilde "AKP karanlığına geçit vermeyeceğiz/ orak-çekiç işareti" devamında "Yağma yok Sosyalizm var-TKP", "Emperyalist Taşeronluğa Hayır-TKP, Cemaatlere geçit yok-DHKP/C/ orak- çekiç işareti" şeklinde yazılar yazdıkları, alınan beyanlarında üzerlerine atılı suçları kabul ettikleri, bu suretle DHKP/C silahlı terör örgütünün propagandasını yapmak suçunu işlediklerinden 3713 sayılı Kanun'un 7/2'nci maddesince ayrı ayrı cezalandırılmaları, haklarında 5237 sayılı Kanun'un 53/1-2-3 maddesince güvenlik tedbirlerine hükmedilmesi, 2013/8 sırasında kayıtlı emanet eşyaların dosyada delil olarak saklanmasına karar verilmesi istenilmiştir. 5. İzmir 12 Ağır Ceza Mahkemesinin (TMK 10 maddesi ile görevli) 13.02.2013 tarihli, 2013/14 iddianame değerlendirme nolu kararı ile iddianamenin kabul edilmesi sonrasında, mahkemenin 2013/22 esas numarasına kayıt edilerek yapılan kovuşturma sürecinde, Kuşadası 1.Asliye Ceza Mahkemesinin 10.04.2013 tarihli, 2013/134 talimat sayılı duruşmasında yaptığı savunmasında özetle; ikrarda bulunup, suç kastının olmadığını ve pişman olduğunu, suçlamayı kabul etmediğini, beraatine karar verilmesini, atılı suçlamayı kabul etmemekle mahkemenin aksi kanaate varması durumunda hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararını kabul ettiğini beyan eden sanık ... ile diğer sanık Berk hakkında yapılan kovuşturma sonunda, 21.06.2013 tarihli üçüncü celsede, yokluklarında ancak sanık Berk'in müdafisinin yüzüne karşı, Cumhuriyet savcısının huzurunda ve mütalaasına uygun olarak tefhim olunan hükümle özetle, sanıkların ayrı ayrı 3713 sayılı Kanun'un 7/2., 5237 sayılı Kanun'un 62/1., 53., 63'üncü maddelerince 10' ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, 5271 sayılı Kanun'un 231'inci maddesince haklarındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına (HAGB) ve 5 yıl süre ile denetimli serbestlik altında bulundurulmalarına, oy çokluğu ile itiraz kanun yolu açık olmak üzere karar verilmiştir. Mahkeme başkanı kararda karşı oy kullanmıştır. Tefhim olunan hüküm; "...1- Sanıklar ... ve Berk ...'ün 25.09.2012 günü gece saat 12- 01:30 civarında Aydın ili Kuşadası ilçesi Atatürk Bulvarı üzerinde Atatürk Meydanında bulunan Atatürk heykelini çevreleyen duvara "... ölümsüzdür-DHKP/C" şeklinde yaklaşık 2 metre boyunda kırmızı sprey boya ile yazı yazdıkları, ... Mahallesi Ünlü Sokak üzerinde faaliyet gösteren Derici otelin yan giriş kapısının bulunduğu yerin karşı duvarına kırmızı sprey boya ile yaklaşık 3 metre uzunluğunda 'Katil Polis hesap verecek' yine aynı yerin karşı duvarına 'Katil Polis hesap verecek DHKP/C' şeklinde yazıyı yazdıkları, bu sokağın 100 metre ilerisindeki Güven Sokak ... Camii dış duvarına 'AKP karanlığına geçit vermeyeceğiz,(orak-çekiç işareti)' devamında 'Yağma yok Sosyalizm var-TKP', 'Emperyalist Taşeronluğa Hayır-TKP, Cemaatlere geçit yok-DHKP/C (Orak- çekiç işareti)' şeklinde yazılar yazdıkları tüm dosya kapsamı ile sabit olmakla, sanıkların eylemlerinin bir bütün halinde terör örgütünün propagandasını yapma suçunu oluşturduğu anlaşıldığından, eylemlerine uyan 3713 sayılı TMK.’nun 11.04.2013 tarihli ve 6459 sayılı Kanun ile değişik 7/(2) maddesi uyarınca, suçun gece vakti alkollü şekilde işlenmesi, okudukları derginin tesiri ile oluşan kast ve saikle işlenmesi hususları nazara alınarak alt sınırdan uzaklaşılmasına yer olmadığı kanaatiyle sanıkların takdiren 1’er yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına, 2- Sanıkların olaydan duydukları pişmanlık yeniden suç işlemeyecekleri konusunda olumlu bir kanaat oluşturmakla cezanın sanıkların geleceği üzerindeki olası etkileri de nazara alınmak suretiyle TCK.’nun 62/(1). maddesi uyarınca takdiren 1/6 oranında cezalarından indirim yapılarak sanıkların 10’ar ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, 3- Sanıklar hakkında başkaca takdiri ve yasal artırım ve indirim maddelerinin uygulanmasına yer olmadığına, 4-5271 sayılı CMK.’nun 231/7. maddesine istinaden, sanıkların mahkûmiyetlerine esas kısa süreli/ertelenebilir hapis cezasının TCK.’nun 50. maddesinde yazılı paraya ya da diğer seçenek yaptırımlara çevrilmesine veya TCK 51. madde gereği'erteleme hükümlerinin tatbikine yer olmadığına, 5- Mahkum olunan hapis cezasının yasal sonucu olarak sanıkların TCK.’nun 53/1. maddesinin "a, b, c, d,e" bentlerinde yazılı haklardan aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca, hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise anılan maddenin 3. fıkrası uyarınca mahkûm oldukları cezalarından koşullu salıverilinceye kadar yoksun bırakılmalarına, Özel hükme nazaran; 1- Sanıkların netice hürriyeti bağlayıcı cezasınm miktarına, kanunen kısa süreli sayılmasına, yeni yasa değişikliği ile 3713 sayılı TMK.’nun 13. maddesinin kaldırılmasına, seçenek yaptırımlara çevirme/erteleme/hükmün açıklanmasının geri bırakılması yasağı bulunmamasına nazaran; sanıkların kişilik özellikleri, suçtan duydukları pişmanlık ve suçun işleniş biçimine nazaran hükmün açıklanmasının geri bırakılması yapıldığında yeniden suç işlemeyeceklerine dair olumlu kanaat hasıl olmasına istinaden 5271 sayılı CMK.’nun 231/5-6-a-b-c bentlerindeki şartlan tutmakla takdiren CMK 231. madde gereğince sanıklar hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, 2- Sanıkların 5 yıl süre ile 5271 sayılı CMK.’nun 231/8 maddesine nazaran denetimli serbestlik altında bulundurulmasına, denetim süresinde takdiren 5271 sayılı CMK.’nun 231/8 c.2 bendindeki tarzda veya öngörülecek farklı bir tarzda başkaca yükümlülük öngörülmesine mahal olmadığına, 3- 5271 sayılı CMK’nın 231/10-11 maddelerine nazaran; denetimli serbestlik süresi içinde işledikleri kasıtlı bir suçtan dolayı hapis cezasına mahkûm olmadıkları takdirde davanın düşmesine karar verileceğinin ve eğer sanıklar denetimli serbestlik süresi içinde işledikleri kasıtlı bir suçtan dolayı hapis cezasına mahkûm olurlar ise mahkememizin açıklanmasını geri bıraktığı hükmün açıklanmasının yapılacağının belirtilmesine, 4- CMK.’nun 231/12. bendi gereğince karara yönelik itiraz yolunun açık olduğunun ve CMK 268/1 maddesi uyarınca kararı ilgililerin öğrendikleri tarihten itibaren 7 ... içinde hükmü veren merciye bir dilekçe verilmesi veya tutanağına geçirilmek üzere zabıt kâtibine yapılacak beyanla olabileceğinin, tutanağın hâkime tasdik ettirileceğinin belirtilmesine, mahkemece kararın yerinde bulunması hâlinde tirazı değerlendirme merciinin Bursa (TMK.’nun 10. maddesi ile görevli) 6. Ağır Ceza Mahkemesi olduğunun belirtilmesine, 5- 5271 sayılı CMK.’nun 231/13 maddesine nazaran; kararın bunların kaydına yönelik sisteme işlenilmesine,..." şeklindedir. İzmir 12. Ağır Ceza Mahkemesinin (TMK 10. Madde ile Görevli) 21.06.2013 tarihli, 2013/22 Esas ve 2013/46 Karar sayılı gerekçeli Kararı, sanık ...'nin aynı çatı altında ikamet eden babasına, çarşıda olması nedeni ile 04.07.2013 tarihinde tebliğ edilmiştir. 28.01.2013 havaleli dilekçesi ile sanık Berk müdafisi karara itiraz etmiş fakat Bursa 6. Ağır Ceza Mahkemesinin (TMK 10 Maddesi ile görevli) 04.07.2013 tarihli, 2013/619 değişik iş sayılı kararı ile esastan incelenen dosya kapsamında yapılan itirazın reddine, oy birliği ile kesin olarak karar verilmiştir. Mahkemenin 18.07.2013 tarihli kesinleşme şerhine göre sanık ... yönünden karar, itiraz edilmediği için, 12.07.2013 tarihinde kesinleşmiştir. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı, 18.07.2013 tarihinde sanık hakkında tali karar fişi düzenlemiştir. Süreçte, Söke 3.Asliye Ceza Mahkemesinin 24.03.2020 tarihli, 2019/771 Esas, 2020/297 Karar sayılı müzekkeresi ile kesinleşmiş karar örneği de gönderilmek sureti ile, denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlediğinden bahisle İzmir 12.Ağır Ceza Mahkemesine ihbarda bulunulmuştur. 6. Söke 3.Asliye Ceza Mahkemesinin 24.03.2020 tarihli ve 2019/771 Esas, 2020/297 Karar sayılı dosyası kapsamında ise özetle; Söke Askerlik Şubesi Başkanlığının 08.08.2018 tarihli yazısı ile özetle, yükümlü Veli hakkında yoklama kaçağı kalmak suçundan 29.05.2018 tarihli ve 75 karar sayılı karar ile idari para cezası verildiği ve 02.07.2018 tarihinde cezanın kendisine tebliğ edildiği, idari para cezası kararına itiraz edildiğine dair bir belgenin ise Askerlik Şubesine ulaşmadığı, 1111 Sayılı Askerlik Kanunu'nun 89'uncu maddesi uyarınca idari para cezası kesinleştikten sonra geçerli bir özürü olmaksızın, yoklamasını yaptırmadığı ya da mazeretine ait belgeyi ibraz etmediği, 1 ay 25 ... yoklama kaçağı olarak kaldığından, 1111 Sayılı Askerlik Kanunu’nun 25’inci maddesi gereğince yoklama işlemlerini yaptırması konusunda TRT ve diğer ulusal yayın yapan radyo ve televizyon kanalları aracılığı ile çağrı tebligatının yapıldığı da belirtilerek, yükümlünün 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun 63'üncü maddesince yoklama kaçağı fiilini işlediğine dair, Didim Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunmuştur. Suç duyurusu yazısında, "el yazısı" ile: "29.05.2018- 24.07.2018" tarihleri arasında yükümlünün "1 ay 25 ..." yoklama kaçağı olarak kaldığı belirtilmiştir. Askerlik safahatine dair belge ile eki tahkikat evraklarından, yoklama kaçağı olması nedeni ile hakkında daha öncesinde kesinleşen ve ayrıca tebligat aşamasında olduğu belirtilen idari para cezası kararlarının bulunduğu ve işlem yapıldığı; askerlik safahatı bilgilerine göre daha öncesinde yoklama kaçağı olması nedeni ile 13.05.2015 tarihinde yakalandığı ve buna ilişkin 30.06.2015 tarih, 15 Esas ve 4511 karar sayılı kesinleşen İlçe İdare Kurulunun idari para cezasına ilişkin kesinleşen kararının bulunduğu, 21.01.2016 [21.01.2018] tarihinde yakalandığı ve buna ilişkin 22.05.2018 tarihli, 68 Esas ve 3931 karar sayılı İlçe İdare Kurulunun idari para cezasına ilişkin kesinleşmemiş kararının bulunduğu, 04.04.2018 tarihinde yakalanmasının sonrasında 28.05.2018, 24.07.2018 tarihlerinde de yakalamaları yapılan ve 29.05.2018 tarihli, 15 Esas ve 4511 karar sayılı kesinleşen İlçe İdare Kurulunun idari para cezasına ilişkin kesinleşen kararı sonrası 28.05.2018 tarihinde yakalandığı, 16.06.2018 tarihinde cezalandırma teklifinde bulunulup, İlçe İdare Kurul Kararının henüz şubeye intikal etmediği, sonrasında 24.07.2018 tarihinde yakalamasının yapıldığı belirtilen sanık ...'nin halen yoklama kaçağı olarak arandığı belirtilmiştir. 28.05.2018 ve 24.07.2018 tarihinde yakalaması üzerine tanzim olunan talimat/ tutanaklarda sanığa Milli Savunma Bakanlığı tarafından yoklama kaçağı olarak arandığı, askerlik işlemlerini tamamlatmak üzere ilk mesai gününden itibaren toplam 15 ... içinde en yakın askerlik şubesi başkanlığına başvuracağı, tanınan süre içinde işlemlerimi tamamlattırması durumunda 1111 sayılı Askerlik Kanunu ve 1632 sayılı Askeri Ceza Kanununun ilgili hükümleri gereği hakkında cezai işlem uygulanacağı tarafına tebliğ edilmiştir. Didim Kaymakamlığı İlçe Hukuk İşleri Şefliğinin 29.05.2018 tarihli, 4667 esas ve 75 karar nolu kararı ile Askerlik Şubesi Başkanlığı'ndan alınan 18 Mayıs 2018 tarih ve 1140- 2242845-18/ASAL Ks(l991-9) sayılı yazısının incelenmesinden 2 ay 13 ... yoklama kaçağı filini işlediği tespit edildiğinden sanık hakkında "binyediyüzbirlira" idari para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Kararda verilen idari para cezasına 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 27' inci maddesinin 1'inci fıkrası gereğince tebliğ tarihinden itibaren en geç onbeş ... içerisinde yetkili Sulh Ceza Mahkemesine itirazda bulunabileceği belirtilmiştir. Didim İlçe İdare Kurulunun 29.05.2018 tarihli, 4667 esas ve 75 karar nolu Kararı, 02.07.2018 tarihinde sanık ...'nin bilinen en son adresinde, annesi "Kadın..." a tebliğ edilmiştir. Didim Kaymakamlığı İlçe Hukuk İşleri Şefliğinin 30.06.2015 tarihli, 4511 Esas, 15 Karar nolu, 67 ... yoklama kaçağı filini işlediği tespit edildiğinden hakkında "yüzyirmiikilira" idari para cezası ile cezalandırılmasına, verilen idari para cezasına 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 27' inci maddesinin 1'inci fıkrası gereğince tebliğ tarihinden itibaren en geç onbeş ... içerisinde yetkili Sulh Ceza Mahkemesine itirazda bulunabileceğine dair kararın 25.08.2015 tarihinde, okulda olması nedeni ile aynı konutta yaşayan annesine tebliğ edildiği görülmüştür. Didim Cumhuriyet Başsavcılığının 18.10.2018 tarihli, 2018/5111 soruşturma, 2018/370 sayılı yetkisizlik Kararı ile askerlik kanununa muhalefet suçundan düzenlenen tahkikat evrakları, her ne kadar sanık hakkında Didim'de ikamet ettiğinden Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmuş ise de bakaya suçlarında yetkili yerin şüphelinin nüfusa kayıtlı olduğu yerin bağlı olduğu askerlik şubesinin bulunduğu yer olduğu anlaşıldığından, yer itibari ile yetkisizlik kararı verilerek, Söke Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildirilmiştir. Söke Cumhuriyet Başsavcılığının,11.06.2019 tarihli, 2018/6802 soruşturma, 2019/1364 Esas, 2019/1135 iddianame no'lu, suç tarihinin: "29.05.2018"; suç yerinin: "Söke" ilçesi olduğu belirtilen iddianamesi ile şüpheli/sanık ...'nin, "Askeri Ceza Kanuna Muhalefet" suçundan, Askeri Ceza Kanunu'nun 63/1 ve 5237 sayılı Kanun'un 53'üncü maddelerince cezalandırılması istenilmiştir. İddianame anlatımında; şüphelinin/sanığın yoklamasını yaptırmayıp herhangi bir mazeret sunmadan "2 ay 13 ... yoklama kaçağı" olması sebebiyle 29.05.2018 günü kendisine idari para cezası kesildiği ve 02.07.2018 tarihinde tebliğ edildiği bilgisine yer verilmiştir. Soruşturma sürecinde ifadesinde bilgisayarcıda çalıştığını ve askerlik çağı geldiğinde para kazanması gerektiğinden yoklamasını yaptıramadığını, 67 ... yoklama kaçağı sayıldığından 122,00 TL, 1 yıl 11 ay 20 ... yoklama kaçağı sayıldığından 5.116,00 TL idari para cezası verildiğini, bu cezaları ödemediğini, 2 ay 13 ... yoklama kaçağı sayılması nedeni ile verilen 1.701,00 TL den ise haberdar olmadığını, işlerini yoluna koyduktan sonra askerlik şubesine başvurduğunu, altı aylık asker olduğunu fakat kovuşturmada verdiği ifadesinde ise askerliğini yaptığını, idari para cezalarından haberdar olduğunu, ailevi problemlerinden dolayı askere zamanında gidemediğini beyan eden sanık ... hakkında, 06.03.2020 tarihinde yapılan dördüncü celse sonunda, yüze karşı tefhim olunan hükümle, özetle; Askeri Ceza Kanunu'nun 63/1-a maddesinde düzenlenen 4 aydan sonra 1 yıl içinde yakalananlar yoklama kaçağı suçunu işlediği sübut bulduğundan 1632 sayılı Kanun'un 63/1-a, 5237 sayılı Kanun'un 62., 50/1-a., 52/4 maddelerince 1.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve İzmir 12. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2013/22 E., 2013/46 K., sayılı ilamı yönünden gereğinin yapılması için ihbarda bulunulmasına, istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verilmiştir. Söke 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.03.2020 tarihli, 2019/771 E., 2020/297 K., sayılı kararının gerekçesinde; "...sanığa 30.06.2015 tarihinde idari para cezası uygulanmış ve 25.08.2015 tarihinde tebliğ edilmiştir. Sanık bu idari para cezası kendisine uygulandıktan sonra itiraz etmemiş ve para cezası kesinleşmiştir. Sanık hakkında yine mahkememiz tarafından yargılama yapılmış ve hakkında yoklama kaçağı kalma suçundan CMK 231 maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir. Sonrasında yine yoklamasını yaptırmamış ve bu kez mahkememize ikinci bir iddianame düzenlenmiş, 29.05.2018-24.07.2018 tarihleri arasında kolluk tarafından yeniden yakalanmış ve bu sebeple üzerine atılı suçu işlediği..." belirtilmiştir. Karar başlığında suç tarihi "29.05.2018 - 24.07.2018" olarak belirtilmiştir. Söke Cumhuriyet Başsavcılığının 16.03.2020 tarihli ve 2020/2398 görüldü no'lu evrakı ile, 2019/771 esas sayılı dosyanın görüldüsü yapılmıştır. 24.03.2020 tarihli kesinleşme şerhinde kararın, istinaf edilmediğinden 24.03.2020 tarihinde kesinleştiği belirtilmiştir. 7. Yapılan ihbar üzerine yeniden ele alınıp, İzmir 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 2020/269 esasına kayıt edilmek sureti ile görülen davanın 08.12.2020 tarihli duruşmasında tefhim olunan hükümle, Kuşadası 4 Asliye Ceza Mahkemesinde 04.12.2020 tarihli 2020/265 sayılı talimatla savunması temin edilen sanık ... hakkında açıklanması geri bırakılan hüküm açıklanmış ve 3713 sayılı Kanun'un 7/2, 5237 sayılı Kanun'un 62/1., 53/1 a,c,e.,63., maddelerince 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanığın yokluğunda, istinaf kanun yolu açık olmak üzere, mütalaya uygun olarak, oybirliği ile karar verilmiştir. Tefhim olunan hüküm şöyledir, "...Sanık ...'in eylemine uyan 3713 sayılı TMK.’nun 11.04.2013 tarihli ve 6459 sayılı Kanun ile değişik 7/(2) maddesi uyarınca, suçun gece vakti alkollü şekilde işlenmesi, okudukları derginin tesiri ile oluşan kast ve saikle işlenmesi hususları nazara alınarak alt sınırdan uzaklaşılmasına yer olmadığı kanaatiyle sanıkların takdiren 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, -Sanık hakkında verilecek cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri lehine takdiri indirim nedeni kabul edildiğinden TCK'nun 62/1. maddesi uyarınca sanığın cezasından takdiren 1/6 oranında indirim yapılarak sanığın 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, -Sanık hakkında başkaca takdiri ve yasal artırım ve indirim maddelerinin uygulanmasına yer olmadığına, CMK 231/11 maddesi gereğince hükmün bu şekilde açıklanmasına, Sanığın denetim süresi içinde kasıtlı yeni bir suç işlediği dikkate alınarak yasal şartlarının oluşmadığı anlaşıldığından sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 50 ve 51.maddeleri ile 5271 sayılı CMK’nın 231. madde hükümlerinin uygulanmasına yer olmadığına, Sanığın TCK'nun 53/1. maddesinin a,c,e bentlerinde öngörülen hakları kullanmaktan, işlemiş bulunduğu suç dolayısıyla mahkum olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına, Sanık hakkındaki hüküm kesinleşmeden önce gerçekleşen ve şahsî hürriyeti sınırlama sonucunu doğuran bütün hâller nedeniyle geçirilmiş sürelerin TCK'nın 63.madde uyarınca hükmolunan hapis cezasından indirilmesine,..." Şeklindedir. İzmir 12. Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.12.2020 tarihli, 2020/269 Esas ve 2020/397 sayılı gerekçeli Kararında özetle; sanığın denetim süresi içinde 29.05.2018-24.07.2018 tarihinde kasıtlı suç olan Askeri Ceza Kanununa muhalefet suçunu işlediği ve yapılan yargılama sonucunda Söke 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.03.2020 tarihli, 2019/771 E., ve 2020/297 K., sayılı dosyasından 1 ay 20 ... hapis cezası karşılığı 1.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırıldığı, kararın istinaf edilmeden 24.03.2020 tarihinde kesinleştiği, sanığın böylece denetim süresi içerisinde iş bu tedbirleri ihlal ettiğinin anlaşıldığı ve açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanmasına karar verildiği belirtilmiştir. Gerekçeli karar, sanığın talimatla alınan ifadesinde bildirdiği adrese gönderilmiş ancak isim ve imzadan imtina eden komşusunun sözlü beyanı ile tanınmadığı anlaşıldığından ilgili mahalle muhtarının tasdiki ile 23.12.2020 tarihinde iade edilmiştir. Bunun üzerine mernis adresine çıkartılan tebligat 12.01.2021 tarihinde tebliğ imkansızlığı nedeni ile Tebligat Kanunu 21 inci maddesi gereğince muhtara teslim edilmiş ve 2 no'lu haber kağıdının kapıya yapıştırılması sureti ile tebliğ edilmiştir. 01.02.2021 tarihli kesinleşme şerhlerine göre karar, istinaf edilmediğinden 20.01.2021 tarihinde kesinleşmiştir. 8. 17.03.2021 tanzim ve 18.03.2021 havale tarihli, UYAP sisteminden gönderdiği dilekçesi ile hükümlü ... müdafii mahkemeden özetle, Söke Asliye Ceza Mahkemesinin 06.03.2020 tarihli, 2019/771 esas, 2020/297 karar sayılı dosyasında suç tarihi olarak 29.05.2018-24.07.2018 tarihleri gösterilmiş ise de sunduğu Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararından anlaşıldığı üzere, temadi eden bu suçun aslında suç tarihinin 24.07.2018 tarihi olarak kabul edilmesi gerektiği, bu nedenle 12.07.2013 tarihinde kesinleşen kararda belirtilen beş yıl denetim süresinin dolmuş olması karşısında, açıklanması geri bırakılan hükmün açıklaması koşulları oluşmadığından, karara yönelik kanun yararına bozma yoluna başvurduklarını ve bu nedenle de hükmün infazının durdurulmasını istemiştir. 9. İzmir 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 2020/269 Esas, 2020/397 Karar sayılı, 19.3.2021 tarihli ek kararı ile hükümlü müdafisinin talebinin kabulü ile hükmün infazının durdurulmasına, kanun yararına bozmaya gidilmesi hususunda gereğinin yapılması için dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, itiraz kanun yolu açık olmak üzere, oy birliği ile karar verilmiştir. Ek kararın gerekçesinde; "..kesintisiz suçlarda suçun tamamlanma tarihinin suç tarihi olarak kabul edilmesi gerektiği, mahkememizin açıklanmasını geriye bıraktığı 10 ay hapis cezasının 12.07.2013 tarihinde kesinleşmiş olması nedeniyle 5 yıllık deneme süresi geçtikten sonra sanık suç işlemiş olması nedeniyle açıklanması geriye bırakılan hükmün açıklanmasına yer olmadığına şeklinde mahkememizce hüküm kurulması gerektiği, suçun tamamlanma tarihinin de 24.07.2018 tarihi olması nedeniyle, hükümlü müdafınin infazın durdurulması ve kanun yararına bozma talebinin kabulüne..." Ek karar, hükümlü müdafisinin elektronik hesabına 19.03.2021 tarihinde konulmuş, 19.03.2021 tarihinde alıcı tarafından okunmuş, 24.03.2021 tarihinde ise okundu sayılmıştır. 24.03.2021 tarihinde Cumhuriyet Başsavcılığınca dosyanın görüldüsü yapılmıştır. 10. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 24.03.2021 tarihli yazısı ile özetle; ek karar ile hükmün infazının durdurulmasına karar verilip sanık tahliye edilmiş ise de; suç tarihinin temadi eden suçlarda temadinin hukuki ve fiili nedenle kesildiği, zincirleme yöntemle işlenen suçlarda da teselsülün bittiği tarih olarak genel kabul gördüğü, ancak; dava ve ceza zamanaşımı hesaplanmasında, şartla tahliyenin geri alınmasında, ertelenmiş ilamın aynen infazında, açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanmasında bu suçlara özgü suç tarihinin tespitinin zorunlu olduğu, kesintisiz işlenen suçlarda ve zincirleme suretle işlenen suçlarda ilk eylemin de suç olduğunun tartışmasız olduğu, örneğin hürriyeti tahdit suçunda kaçırma ve alıkoyma eyleminin, zincirleme suretle işlenen tecavüz suçunda ilk eylemin, firar suçunda ilk eylemin, zincirleme suretle uyuşturucu madde ticareti suçunun ilk satış eyleminin suç olduğunun açık olduğu, bu açıklamalar ışığında olayda hükümlünün yoklama kaçağı suçunu işlediği ve mahkemece sanığın cezalandırıldığı ilk eylem tarihinin 29.05.2018 olarak kabul edildiği halde temadinin kesildiği son tarihin suç tarihi olarak kabul edilip HAGB kararının açıklanmaması yönündeki kararın yasaya uygun bulunmadığı, bu yöndeki yorumun uzun süre yoklama kaçağı suçunu işleyenler ile kısa sürede teslim olanalar arasında eşitsizliğe neden olacağı, suç tarihinin HAGB açısından özgü yorumlanması gerekirken ilk eylem tarihi dikkate alınmaksızın uzun süre firari kalan hükümü ödüllendirilircesine suç tarihinin temadinin son bulduğu tarih olarak kabul edilmesinin yasaya ve yerleşik yargı uygulamalara aykırı olduğundan, infaz durdurma kararının kaldırılmasına ve infazın devamına karar karar verilmesi, talep yerinde görülmez ise itirazın 5271 sayılı Kanun'un 268'inci maddesi uyarınca incelemeye yetkili mahkemeye gönderilmesi hususunda itirazda bulunulmuştur. İzmir 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 29.03.2021 tarihli Kararı ile itiraz yerinde görülmediğinden, itirazın değerlendirilmesi için dosyanın 5271 sayılı Kanun'un 268/2 ve 3 maddeleri uyarınca İzmir 13. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. İzmir 13. Ağır Ceza Mahkemesinin 08.04.2021 tarihli, 2021/60 değişik iş sayılı Kararı ile özetle; kanun yoluna bozma yoluna gidilmesi ve talebin kabul edilip olası bir kanun yararına bozma kararı verilmesi halinde hükümlünün durumunun yeniden değerlendirilmesi gerekebileceği ve bu halde infaz durdurma kararına yapılan itirazın kabul edilmesi halinde hak kaybı durumunun yaşanabileceği değerlendirilerek, Cumhuriyet savcısının ek karara vaki itirazının reddine, kesin olarak, oy birliği ile karar verilmiştir. 11. İzmir 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 16.04.2021 tarihli yazısı ile sayılı dosya, kanun yararına bozma yoluna gidilip gidilmeyeceği yönünde değerlendirilmek üzere Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiştir. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 30.04.2021 tarihli Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne gönderdiği yazısı ile İzmir 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 08.12.2020 ... ve 2020/269 E., 2020/397 K., sayılı kararına karşı verilen karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan kanun yararına bozma yoluna gidilmemesi ihbar ve görüşünde bulunulmuştur. 12. Söke 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.03.2020 tarihli, 2019/771 E., 2020/297 K., sayılı kararının gerekçesinde hakkında önceden verilen HAGB kararı bulunduğunun belirtilmesi nedeni ile UYAP sisteminden incelenen 26.01.2023 tarihli adli sicil kaydı bilgilerine istinaden yapılan sorgulama neticesinde; a) Sanık ... hakkında, Kuşadası 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 13.07.2020 tarihli, 2020/502 Esas, 2021/468 Karar sayılı ilamı ile 13.07.2020 suç tarihinde kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek, bulundurmak ve kullanmak suçundan 5237 sayılı Kanun'un 191/1., 62/1., 53/1,2,3 maddelerince 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve Söke 3.Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/1162 Esas ve 2020/115 Karar sayılı ilamı ile verilen HAGB kararına ilişkin bildirimde bulunulmasına karar verildiği ve kararın İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 26. Ceza Dairesinin kararına istinaden 04.07.2022 tarihinde kesinleştiği, b) Kuşadası 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 19.03.2021 tarihli, 2019/1159 Esas, 2021/592 Karar sayılı ilamı ile 19.11.2017 suç tarihinde kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek, bulundurmak ve kullanmak suçundan 5237 sayılı Kanun'un 191/1., 62/1., 53/1,2,3., 51/1,3,6,7,8 maddelerince 1 yıl 8 ay hapis cezasının ertelenmesine karar verildiği ve kararın istinaf edilmeden, 18.05.2021 tarihinde kesinleştiği, c) Söke 3.Asliye Ceza Mahkemesinin 06.02.2020 tarih, 2019/1162 Esas ve 2020/115 Karar sayılı ilamı ile özetle, 2 ay 20 ... yoklama kaçağı olması sebebiyle 29.05.2018 tarihli kararla idari para cezası kesildiği ve 02.07.2018 tarihinde tebliğ edildiği, ceza kararına karşı itiraz edildiğine dair bir belgenin ulaşmadığı, 15.10.2018 tarihinde kendiliğinden askerlik şubesine başvurduğu belirtilerek, 25.07.2018 ile 15.10.2018 suç tarihlerinde Askeri Ceza Kanunu'nun 63/1-a maddesinde düzenlenen 4 ay içerisinde kendiliğinden gelmek suretiyle yoklama kaçağı kalma suçunu işlediği sübut bulduğundan 1632 sayılı kanunun 63/1-a, 5237 sayılı Kanun'un 62 maddelerince 25 ... hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 5271 sayılı Kanun'un 231 maddesince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın istinaf edilmeden, 12.03.2020 tarihinde kesinleştiği, d) Söke 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 13.10.2022 tarih, 2022/818 Esas ve 2022/1127 Karar sayılı ilamı ile özetle, 13.07.2020 tarihinde kasıtlı suçlardan "Uyuşturucu Madde Kullanma" suçunu işlediği ve bu suçla alakalı yapılan yargılama sonucu Kuşadası 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/502 Esas ve 2021/468 Karar sayılı ilamı ile mahkumiyetine karar verilmesi üzerine yapılan bildirime istinaden, mahkemenin 2019/1162 Esas ve 2020/115 Karar sayılı ilamı verilen hükmün açıklandığı, kararın istinaf edilmeden 14.11.2022 tarihinde kesinleştiği, görülmüştür. C. İlgili Hukuk 13. 5271 sayılı Kanun'un "Hükmün açıklanması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması" başlıklı 231'inci maddesinin 11'inci fıkrası şöyledir; "...(11) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı halinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabilir..." Aynı Kanun'un "Basit yargılama usulü" başlıklı 251'inci maddesinin 1'inci fıkrası şöyledir; "(1) Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir. (Ek cümle:8/7/2021-7331/23 md.) 175 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca duruşma günü belirlendikten sonra basit yargılama usulü uygulanmaz. .." 5237 sayılı Kanun'un "Dava zamanaşımı" başlıklı 66'ıncı maddesinin 1'inci ve 6'ıncı fıkraları şöyledir; "(1) Kanunda başka türlü yazılmış olan haller dışında kamu davası; a) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda otuz yıl, b) Müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmibeş yıl, c) Yirmi yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmi yıl, d) Beş yıldan fazla ve yirmi yıldan az hapis cezasını gerektiren suçlarda onbeş yıl, e) Beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adlî para cezasını gerektiren suçlarda sekiz yıl, geçmesiyle düşer. ... (6) Zamanaşımı, tamamlanmış suçlarda suçun işlendiği günden, teşebbüs halinde kalan suçlarda son hareketin yapıldığı günden, kesintisiz suçlarda kesintinin gerçekleştiği ve zincirleme suçlarda son suçun işlendiği günden, çocuklara karşı üstsoy veya bunlar üzerinde hüküm ve nüfuzu olan kimseler tarafından işlenen suçlarda çocuğun onsekiz yaşını bitirdiği günden itibaren işlemeye başlar. D. Değerlendirme 14. Mütemadi suçlarda fiilin icrası süreklilik arz eder. Fiilin icrası devam ettiği müddetçe fiilin ifade ettiği haksızlık da süreceğinden suç işlenmeye devam edecektir. Mütemadi suçların tamamlanmasıyla bitmesi aynı anlamı taşımamaktadır. Kanuni tanımdaki netice doğmuşsa suç işlenmiş/tamamlanmış, fakat suça konu ihlal devam ettiğinden henüz sona ermemiş, başka deyişle bitmemiştir. Suç, kesinti/temadi gerçekleştiğinde, icrası süren hukuka aykırılık sona erdiğinde bitecektir. Mütemadi suçların ceza ve muhakeme hukuku bakımından önemli sonuçları mevcuttur. Bu bağlamda; Ceza hukuku bakımından suça teşebbüs fiilin bitmesine kadar değil tamamlanmasına kadar mümkündür. İştirak ise bitinceye kadar gerçekleşebilir. Suç işlenmeye devam ettiğinden, koşulları varsa meşru savunma hükümleri uygulanabilir. Uygulanacak ceza hükümleri bakımından temadinin bittiği tarih esas alınmalıdır. Yine kusur yeteneği ve yaş küçüklüğü bitiş tarihine göre tayin edilir. Muhakeme hukuku bakımından ise, zamanaşımı, yetkili mahkeme ve şikayet süresi temadinin bitişine göre değerlendirilecektir. Ancak suçun mütemadi niteliği, kural olarak görevli mahkemenin belirlenmesi ya da kovuşturma usulünün tespiti bağlamında bir özellik taşımaz. 15. Yoklama kaçağı (suçu), 1111 sayılı Askerlik Yasasının 12'nci maddesinde, "yoklamada bulunmıyan ve bulunamadıklarına dair bu kanunda yazılı bir mazeret gösterememiş olanlar" şeklinde tanımlanmış; aynı Kanun'un 30'uncu maddesinde de "Yoklama, sırasında, askerlik şubesine veya yurtdışı temsilciliklerine gelmemiş ve 26 ncı madde gereğince gelmeme sebebini bildirmemiş kişiler, yoklama kaçağı olarak kabul edileceği" belirtilmiştir. 14.04.2011 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6217 sayılı Kanun ile 1111 sayılı Askerlik Kanunu'nun 86 ve 89'uncu maddelerinde ayrıca 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun 63'üncü maddesinde değişiklik yapılmıştır. Düzenleme ile yoklama kaçağı eylemini ilk kez işleyenlerin eylemleri suç olmaktan çıkartılmış ve kabahat sayılmıştır. 1111 sayılı Askerlik Kanunu'nun 89'uncu maddesince: "Barışta, kabul edilebilir bir özrü olmaksızın;... Yoklama kaçaklarından birlikte (…) yoklamaya tabi oldukları doğumluların yurt genelinde normal sevk yılı içindeki son kafilesi gönderilmiş bulunanlar için, son kafilenin gönderilmesi tarihinden, itibaren dört ay içinde gelenler ...; dört aydan sonra bir yıl içinde gelenler ..., yakalananlar ...; bir yıldan sonra gelenler ..., yakalananlar ... Türk Lirası idarî para cezasıyla cezalandırılır. Bir yıldan sonra tamamlanan her takvim yılı için kendiliğinden gelenler ayrıca ..., yakalananlar ayrıca ... Türk Lirası idarî para cezası ile cezalandırılır. Ancak, bu eylemlerinden sonra askerlik şubesince ilk sevk edildikleri kıtalara gecikmeksizin katılmaları halinde haklarında verilecek idarî para cezalarının yarısı verilir. Bu madde uyarınca verilecek idarî para cezalarına ilişkin evrak, yükümlünün bağlı olduğu askerlik şubesi başkanlıklarınca yükümlünün nüfusa kayıtlı olduğu yer mülki idare amirliklerine gönderilir ve idarî para cezası ilgili il ya da ilçe idare kurullarınca verilir. Bu madde uyarınca verilen idarî para cezaları hakkında 30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanununda öngörülen kanun yoluna müracaat edilebilir. Bu cezaların yerine getirilmesi askerlik hizmetlerinin sonuna bırakılır. Bu süreler içinde zamanaşımı işlemez. Barışta, dördüncü fıkra uyarınca verilen idarî para cezası kesinleştikten sonra dördüncü fıkrada sayılan eylemlerden herhangi birini işleyenler ile bu eylemleri seferberlik ve savaş halinde işleyenler hakkında askerlik şubelerince suç dosyaları hazırlanarak yükümlünün nüfusa kayıtlı olduğu yer Cumhuriyet başsavcılığına gönderilir. Yoklama kaçağı suçu ise; 1632 sayılı Askeri Ceza Yasanının 63'üncü maddesinde tanımlanmıştır. 18.02.2021 tarihli ve 7281 sayılı Kanun'un 2'nci maddesiyle, madde de yer alan '1111 sayılı Askerlik Kanununun 89 uncu maddesi' ibaresi '25.06.2019 tarihli ve 7179 sayılı Askeralma Kanununun 24 üncü maddesi' şeklinde ve 'kabul edilecek bir özrü olmadan,' ibaresi 'söz konusu Kanunun 23 üncü maddesinde belirtilen mazeretlerden birisi bulunmaksızın,' şeklinde değiştirilmiştir. Bu kapsamda madde de "Barışta, 25.06.2019 tarihli ve 7179 sayılı Askeralma Kanunu'nun 24 üncü maddesi uyarınca haklarında verilen idarî para cezası kesinleştikten sonra söz konusu Kanunun 23 üncü maddesinde belirtilen mazeretlerden birisi bulunmaksızın, ...Yoklama kaçaklarından birlikte (…) yoklamaya tabi oldukları doğumluların yurt genelinde normal sevk yılı içindeki son kafilesi gönderilmiş bulunanlar için, son kafilenin gönderilmesi tarihinden, itibaren dört ay içinde gelenler altı aya kadar, yakalananlar iki aydan altı aya kadar; dört aydan sonra bir yıl içinde gelenler iki aydan bir yıla kadar, yakalananlar dört aydan bir yıla kadar; bir yıldan sonra gelenler dört aydan iki yıla kadar, yakalananlar altı aydan üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır" şeklinde suç tanımlanmıştır. Yoklama kaçağı suçu askeri suç olmakla birlikte, sırf askeri suç olmadığından, bu suçla ilgili olarak erteleme, hükmün açıklanmasının geri bırakılması gibi müesseselerin uygulanmasına bir engel bulunmamaktadır. Yerleşik uygulamaya göre yoklama kaçağı suçu, mütemadi suçlardandır. Mülga düzenlemeler döneminde verilen kararlarda suçun, emsallerinin ilk kafilesinin asker edilmesinden 24 saat geçmekle başlayıp yakalanma veya sanığın kendiliğinden bir resmi kuruma başvuruda bulunmasıyla sona ereceği benimsenmiştir (As. Yargıtay 3. Dairenin 21.03.2000 ... ve 2000/138-136 s.K. As.Yargıtay 4. Dairenin 28.06.1994 ... ve 1994/358-357 s.K. As.Yargıtay 1. Dairenin 28.04.1999 ... ve 1999/210-208 s.K.). Bu suç tipinde hareketin devamına bağlı olarak ihlalde devam etmekte, failin ihlale neden olan iradi hareketine son verildiği diğer bir anlatımla temadinin sona erdiği anda son bulmaktadır. Suça etki eden neden nitelikli haller kanunda temadinin süresine göre failin yakalanması/kendiliğinden gelmesine göre belirlenmiştir. 16. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, sanık hakkında hükmolunan cezanın belli bir denetim süresi içerisinde sonuç doğurmaması, denetim süresi boyunca kasıtlı bir suç işlenmez ve yükümlülüklere uygun davranılırsa ceza kararının ortadan kaldırılması ve davanın düşmesine yol açan bir cezanın bireyselleştirilmesi kurumudur (5271 sayılı Kanun m. 231). Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı halinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabilir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması halinde sanık beş yıl denetim süresine tabi tutulur. Bu süre kararın kesinleşmesinden itibaren başlar. "Belirlenen denetim süresi içerisinde sanığın göstereceği iyi hal neticesine göre ceza vermekten yahut cezanın infazından vazgeçilmesi söz konusu olmaktadır. Diğer bir ifadeyle sanığın cezaevine konma olasılığı onun gayreti ile ortadan kaldırılmaktadır. Çünkü belirlenen süre (denetim süresi) içinde sanığın iyi hal üzere yaşantısını sürdürmemesi halinde hükmün açıklanacağı hususunun Demokles'in kılıcı gibi üzerinde sallanmasının, onun ıslahını ve ileride yeniden suç işlememesini sağlayacağı düşünülmektedir. Böylelikle sanık, daha dikkatli olmak ve bir daha suç işlememek için gayreti göstermek zorunda kalacaktır. Sanığın denetim süresi içerisinde belirlenen şartlara uyması,(kasıtlı bir suç işlememesi veya yükümlülüklerin yerine getirilmesi), kişinin hukuk düzenini ihlal etmeyeceğinin ve dürüst bir hayat sürmeye alışmış olduğunun karinesi olarak kabul edilmektedir..."(Akif Yıldırım, Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması, Ankara, Birinci Baskı, 2018, s.390) . 17. Yukarıda belirtilen bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Sanığın, 25.09.2012 tarihinde işlediği terör örgütünün propagandasını yapmak suçundan mahkumiyetine ve fakat 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5 maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin olarak verilen İzmir 12. Ağır Ceza Mahkemesinin (TMK 10.Madde ile Görevli) 21.06.2013 tarihli ve 2013/22 E., 2013/46 K., sayılı kararının 12.07.2013 tarihinde kesinleşmesinden sonra denetim süresi içerisinde bu kez 29.05.2018- 24.07.2018 tarihlerinde işlediği yoklama kaçağı suçundan mahkumiyetine dair Söke 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.03.2020 tarihli ve 2019/771 esas, 2020/297 sayılı Kararının da 24.03.2020 tarihinde kesinleştiğinin anlaşılması karşısında; gerek 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun amaç ve mahiyeti, gerek mütemadi/kesintisiz suç hakkında yukarıda yer verilen açıklamalar ve gerekse 5237 sayılı Kanunun 66/6 maddesinde yer alan suç tarihinin belirlenmesine ilişkin kuralın, haksızlık içeren tipik eylemin ceza normunun koruduğu hukuki değeri ihlal ettiği/etmeye başladığı, bu suretle suçu oluşturduğu kabul edilen fiili yok saymak değil ve fakat bu fiil kesintisiz devam ettiği/temadi ettiği sürece zamanaşımına ilişkin genel kuralın aksine kamu otoritesinin yargılama hak ve yetkisini, suçun oluştuğu değil eylemin sona erdiği tarihi esas alarak kullanacağı amacına matuf olması gözetildiğinde, 29.05.2018-24.07.2018 tarihlerinde işlenen ve niteliği itibariyle temadi eden yoklama kaçağı suçunun 29.05.2018 tarihinde ve denetim süresi içerisinde işlendiğinin kabulü gerekir. Aksi halde aynı hukuki durumda olanlardan, eylemi suç oluşturduğu anda yakalananlarla suç oluşturmaya devam ettiği/temadi ettiği halde denetim süresi içinde yakalanmayanlar arasında eşitliğe, hakkaniyete ve ceza adaletine aykırı bir yorum benimsenmiş olur ki, bu durum Anayasanın 10 ve 38 maddeleri ile 5237 sayılı Kanunun 3/2.maddesine açık muhalefet teşkil eder. Şu hale göre inceleme konusu kararda hukuka aykırılık bulunmamaktadır. III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.02.2023 tarihinde karar verildi.