4. Hukuk Dairesi 2021/26252 E. , 2024/12682 K. MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/280 E., 2021/2484 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Salihli 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2015/595 E., 2019/244 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazır…
**4. Hukuk Dairesi 2021/26252 E. , 2024/12682 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/280 E., 2021/2484 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Salihli 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2015/595 E., 2019/244 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ...'nun 14.07.2015 tarihi itibariyle 634.237,39 TL vadesi gelen vergi borcunun bulunduğunu, davalının gayrimenkullerine haciz konulduğunun öğrenildiğini, davalı ...'nun ... ilçesi, ... mah 214 ada 38 parsel 1. kat 2 nolu bağımsız bölüm sayılı taşınmazı 23.12.2010 tarihinde davalı ...'a 1/3 hissesini sattığını, daha sonra 30.04.2013 tarihinde aynı taşınmazı ...'ın 1/3 hissesini ...'ya 1/3 hissesini ...'nun eşi ...'ya, 1/3 hissesini de ...'nun oğlu ...'ya sattığını, yapılan satışın günlük rayiç değerinin altında olduğunu amme borçlarından mal kaçırmak amacıyla yapıldığını, davalıların kötü niyetli olduğunu, bu nedenlerle dava konusu taşınmaz ile ilgili yapılan tüm tasarrufların iptalini dava konusu taşınmaz üzerine ihtiyati tedbir konulmasını, tüm yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, davalı ... hakkında açılan davanın kendisinin 3. kişi olduğundan husumet yokluğundan reddinin gerektiğini, borçlu ...'nun 23/12/2010 tarihinde kesinleşmiş bir vergi borcunun bulunmadığını, davalının paraya ihtiyacı olması sebebiyle dava konusu taşınmazı akrabalık ve hısımlık ilişkisi bulunmayan ...'a sattığını, davalı ...'nın mal kaçırmak kastı olsa tüm malvarlığını satmasının gerektiğini, davalı ...'nin taşınmazı aldıktan sonra bahçenin ortak kullanımından kaynaklanan apartmandakiler ile sorunlarının olduğu için bu taşınmazı tekrar satmaya karar verdiğini, bu yeri satın almak için davalı ...'nun tüketici kredisi kullandığını, bu nedenle mal kaçırma amacı olmadığını belirterek açılan davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 04.10.2019 gün, 2015/595 E- 2019/244 K sayılı ilamı ile; "Davalı ..., vergi borçlusu davalı ...'nın oğlu, davalı ...'ın ise davalı ...'nın eşi olduğu, davacının kardeşi olan tanık ...'nun beyanlarından davalı ... ile altüst komşu oldukları, önceye dayalı bir tanışıklığın olduğu, davalı ...'nın dava konusu taşınmazı 23.12.2010 tarih 19927 yevmiye nolu satış işlemi ile davalı ...'a sattığı,daha sonra davalı ...'nin 30.04.2013 tarih 5421 yevmiye numaralı satış işlemi ile dava konusu taşınmazın intifa hakkının 1/2 hissesini ...'ya, intifa hakkının 1/2 hissesini ...'ya çıplak mülkiyetinin tamamının ise davalı ...'ya sattığı, ilk satışın davalı ... vergi borçlarının tahsilini engellemeye yönelik olduğu, davalı ...'nin davacıyla olan tanışıklığı, davalı ...'nın satış tarihi itibariyle kesinleşen vergi borçları dikkate alındığında ilk satışın ikinci satışı gölgelemek maksadını taşıdığı,davalıların davalı ... tarafından herhangi bir bedel ödenmediği hususunu kabul ederek satışın davalı ... yönünden bedelsiz yapıldığını ikrar ettikleri, intifa hakkı yönünden satış tarihi itibariyle gerçek değer ile resmi satış senedindeki bedel arasında fark bulunduğu, taşınmazın çıplak mülkiyetinin satış tarihindeki gerçek değeri ile resmi satış senedindeki bedel arasında da açık bir farkın bulunduğu, bu hususun da satışın vergi borçlarının tahsilini engellemeye yönelik yapıldığı hususunu desteklediği, her ne kadar 634.237,39 TL vergi borcu olduğu iddiasıyla dava açılmış ise de ,30/05/2019 tarihli ek bilirkişi raporu ile davalı ...'nun satış yaptığı 23.12.2010 tarihinde 385.790,11 TL asıl, 2,15 TL gecikme zammı olmak üzere 385.792,26 TL vergi borcu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalılardan ...'nun tasarruf tarihi olan 23.12.2010 tarihine kadar vergi borcunun gecikme zamları dahil 385.792,25 TL olmasına göre davalı ... tarafından, Manisa ili ... ilçesi ... Mah. 214 Ada 38 parsel 1/3 arsa paylı zemin kat 1 no'lu bağımsız bölümün 23.12.2010 tarih 19927 yevmiye nolu satış işlemi ile ...'a devrine ilişkin tasarruf ile aynı taşınmazın davalı ...'dan, intifa hakkının 1/2 hissesini ...'ya, intifa hakkının 1/2 hissesinin ...'ya çıplak mülkiyetinin tamamının ise davalı ...'ya devrine ilişkin 30.04.2013 tarih 5421 yevmiye numaralı tasarrufların 23.12.2010 olan ilk tasarruf tarihine kadar doğan ve kesinleşmiş olan vergi borcunun ulaştığı 385.792,25 TL ve ferileri ile sınırlı olarak ayrı ayrı iptaline, fazlaya ilişkin talebin reddine" karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 05.10.2021 gün, 2020/280 E- 2021/2484 K kararı ile, "talep edilen tasarrufların (3. kişi ve 4. kişilere yapılan) tamamı için kabul kararı verildiği halde davanın kısmen kabulü şeklinde karar verilmesi ayrıca cebri icra yetkisinin tanınmasına ilişkin karar verilmeyip infaz sıkıntısı yaratılması doğru bulunmadığı bu sebeple davacı vekilinin bu husustaki istinaf talebinin yerinde olduğu, harcın, vergi borcu (tasarruf tarihindeki asıl vergi borcu ve işlemiş faizi toplamı) ve tasarruf tarihindeki gerçek değerinden hangisi az ise ona göre alınması gerektiği, mevcut davada tasarruf tarihindeki değerine göre harcın alınması gerektiği halde, vergi ceza miktarı üzerinden harç alınmasının doğru olmadığı gerekçesi ile de davacı ve davalılar vekilinin istinaf talebinin de kamu düzeni gereği kabulü ile; Salihli 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 04.10.2019 tarih ve 2015/595 esas, 2019/244 karar sayılı kararının, HMK'nın 353/1-b-2 nci maddesi uyarınca düzeltilmesine; yeni hüküm tesisine; Davanın kabulü ile; davalı ... tarafından, Manisa ili, ... ilçesi, ... Mah. 214 Ada 38 parselde kain zemin kat (1) nolu bağımsız bölümün 23.12.2010 tarih 19927 yevmiye nolu satış işlemi ile davalı ...'a devrine ilişkin tasarruf ile aynı taşınmazın davalı ... tarafından, 1/2 intifa hakkının davalı-borçlu ...'ya, 1/2 intifa hakkının davalı ...'ya, çıplak mülkiyetinin tamamının ise davalı ...'ya devrine ilişkin 30.04.2013 tarih 5421 yevmiye numaralı tasarrufların 23.12.2010 olan ilk tasarruf tarihine kadar doğan ve kesinleşmiş olan vergi borcunun ulaştığı 385.792,25 TL ve ferileri ile sınırlı olarak ayrı ayrı iptaline, davacı vekiline 23.12.2010 olan ilk tasarruf tarihine kadar doğan ve kesinleşmiş olan vergi borcunun ulaştığı 385.792,25 TL ve ferileri ile sınırlı olarak cebri icra yetkisi tanınmasına karar verilmiş," karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; dava dilekçesi ve istinaf yasa yoluna başvuru dilekçesinde yer alan taleplerin bir kısmı yönünden karar verilmemiş olduğunu, re'sen belirlenecek nedenlerle taleplerin tümü hakkında lehe karar verilmesi gerektiğini beyan ederek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 6183 sayılı Kanun'un 24 ve devamı maddelerine göre açılmış, tasarrufun iptali istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun/HMK) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyiz edenin sıfatına göre yapılan inceleme neticesinde; tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. V. KARAR Açıklanan sebeplerle davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA, 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 13/J maddesi uyarınca davacıdan harç alınmamasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,11.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.