1. Hukuk Dairesi 2009/11187 E. , 2009/12674 K. "" MAHKEMESİ : VAKFIKEBİR ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 07/05/2009 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, davalının malik olduğu 302 ada 3 parsel sayılı taşınmazın kıyı-kenar çizgisi içerisinde kaldığını, kıyıların devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olup, özel mülke konu olamayacağını ileri sürerek tapunun iptal ve terkinini istemiştir. Davalı, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davanın kesin hüküm nedeniyl…
**1. Hukuk Dairesi 2009/11187 E. , 2009/12674 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : VAKFIKEBİR ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 07/05/2009 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, davalının malik olduğu 302 ada 3 parsel sayılı taşınmazın kıyı-kenar çizgisi içerisinde kaldığını, kıyıların devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olup, özel mülke konu olamayacağını ileri sürerek tapunun iptal ve terkinini istemiştir. Davalı, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davanın kesin hüküm nedeniyle reddine ilişkin olarak verilen karar Dairece " dosya içeriğinden, toplanan delillerden, dava konusu 3 parsel sayılı taşınmazın davalının bayii tarafından açılan hazine ve Belediyenin taraf olduğu tescil krokisi kapsamında kalan bölüm yönünden davanın reddedilmiş olmasının doğru olduğu,ancak tescil krokisi kapsamı dışındaki yerler yönünden kesin hüküm oluşturmayacağı ve kıyı kenar çizgisi içinde kaldığı gözetilmek suretiyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, davanın tümden reddedilmiş olmasının isabetsiz olduğu"gerekçesiyle bozulmuş, bozma ilamına uyularak bu kez 5841 Sayılı Yasa ile değişik 3402 Sayılı Yasanın 12/3 maddesi gereğince hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü. Dava, 3621 Sayılı Yasadan kaynaklanan tapu iptal ve taşınmazın sicil kaydının kütükten terkini isteğine ilişkindir. Mahkemece, hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Dosya içeriğinden, toplanan delillerden çekişme konusu 3 parsel sayılı taşınmazın (eski 777 parsel) kadastro tespitinin 13.4.1984 tarihinde kesinleştiği, davanın ise 29.6.2005 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere, 14 Mart 2009 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 5841 Sayılı Yasa’nın 2. maddesi ile 3402 Sayılı Kadastro Yasası’nın 12. maddesinin üçüncü fıkrasına “Bu hüküm, iddia ve taşınmazın niteliğine yahut Devlet veya diğer kamu tüzel kişileri dâhil, tarafların sıfatına bakılmaksızın uygulanır.” cümlesi ve aynı Yasa’nın 3. maddesi ile de 3402 Sayılı Yasa’ya “Bu Kanunun 12 nci maddesinin üçüncü fıkrası hükmü, Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu iddiası ile yürürlük tarihinden önce açılmış ve henüz kesin hükme bağlanmamış olan davalarda dahi uygulanır.” şeklindeki geçici 10. madde eklenmiştir. Somut olayda, kadastro tespitinin kesinleşmesinden itibaren dava tarihine kadar 10 yıllık sürenin geçtiği açıktır. Bilindiği üzere; 3402 Sayılı Yasanın 12/3. Maddesinde öngörülen süre hak düşürücü süre olup kamu düzeni ile ilgilidir ve mahkemece davanın her aşamasında res'en gözetilmesi gerekli olumsuz dava şartlarındandır. Özellikle bu hususlar gözetilerek davanın reddedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığına göre davacı hazine vekilinin diğer temyiz itirazı yerinde değildir, reddine,