Başvurucu, kat maliklerinden olduğu sitenin kat malikleri kurulunca alınan kararların iptalini talep ettiği davada, ileri sürdüğü iddialarının mahkemece değerlendirilmediğini, mahkeme kararlarının yeterli gerekçe içermediğini, söz konusu yargılamada hâkimin tarafsızlığı ve kanuni hâkim güvencelerinin gözetilmediğini, yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmadığını, yargılama sırasında yapılan usul işlemleriyle maddi ve manevi baskıya maruz bırakıldığını, bunun yanı sıra yapmış olduğu bir şikayet
Başvurucu, kat maliklerinden olduğu sitenin kat malikleri kurulunca alınan kararların iptalini talep ettiği davada, ileri sürdüğü iddialarının mahkemece değerlendirilmediğini, mahkeme kararlarının yeterli gerekçe içermediğini, söz konusu yargılamada hâkimin tarafsızlığı ve kanuni hâkim güvencelerinin gözetilmediğini, yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmadığını, yargılama sırasında yapılan usul işlemleriyle maddi ve manevi baskıya maruz bırakıldığını, bunun yanı sıra yapmış olduğu bir şikayet sonucu verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karar hususunda yaptığı itirazın yetkili mercie uzun süre iletilmediğini ileri sürerek, Anayasa’nın , , ve maddelerinin ihlal edildiğini iddia etmiş, ihlalin tespitiyle yeniden yargılama yapılmasına ve uğradığı maddi ve manevi zararın tazminine karar verilmesini talep etmiştir. Başvuru, 6/3/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemede başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölümün Birinci Komisyonunca, kabul edilebilirlik incelemesi Bölüm tarafından yapılmak üzere, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. Bölüm tarafından 17/9/2013 tarihinde yapılan toplantıda, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru konusu olay ve olgular ile başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Adalet Bakanlığının 22/11/2013 tarihli görüş yazısı 28/11/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş olup, başvurucu tarafından Adalet Bakanlığı görüşüne karşı 10/12/2013 tarihli beyan dilekçesi ibraz edilmiştir. A. Olaylar Başvuru dilekçesi ile başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu 20/6/2011 tarihinde, kat malikleri arasında bulunduğu sitenin 2/11/2008 ve 26/4/2009 tarihli kat malikleri kurulu kararlarının iptali istemiyle dava açmıştır. Konya Sulh Hukuk Mahkemesinde yapılan yargılama neticesinde, Mahkemenin 17/4/2012 tarih ve E. 2011/1163, K.2012/548 sayılı kararı ile, 26/4/2009 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında denetçinin dışarıdan seçilmesine ilişkin kat malikleri kurulu kararının iptaline ve başvurucunun diğer taleplerinin reddine karar verilmiştir. Kararın temyiz edilmesi üzerine, ilk derece mahkemesi hükmü Yargıtay Hukuk Dairesinin 3/7/2012 tarih ve E.2012/7050, K.2012/8712 sayılı kararı ile onanmıştır. Karar düzeltme talebi Yargıtay Hukuk Dairesinin 21/1/2013 tarih ve E.2012/15374, K.2013/668 sayılı kararı ile reddedilmiştir. Başvurucunun ihlal iddiasına konu ettiği diğer maddi vakıa açısından; başvurucunun bazı polis memurları hakkında yaptığı suç duyurusu üzerine, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 5/4/2012 tarih ve S.2011/113949, K.2012/21169 sayılı evrakı üzerinden, kötü muamele, görevi kötüye kullanma ve resmi belgede sahtecilik suçlarına ilişkin olarak beş sanık hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir. Başvurucu tarafından, Sincan Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığına sunulmak üzere Konya Cumhuriyet Başsavcılığına hitaben verilen 23/5/2012 havale tarihli dilekçe ile, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 5/4/2012 tarih ve S.2011/113949, K.2012/21169 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararının kaldırılması talep edilmiştir. Başvurucunun itiraz dilekçesi Konya Cumhuriyet Başsavcılığının 23/5/2012 tarihli yazısı ile Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiş ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 18/2/2013 tarihli yazısı ile Sincan Ağır Ceza Mahkemesine iletilmiştir. Sincan Ağır Ceza Mahkemesinin 10/4/2013 tarih ve 2013/1070 değişik iş sayılı kararı ile, başvurucunun itirazı reddedilmiştir.B. İlgili Hukuk 12/1/2011 tarih ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Usul ekonomisi ilkesi” kenar başlıklı maddesi şöyledir: “Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.” 23/6/1965 tarih ve 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu’nun “Toplantı zamanı” kenar başlıklı maddesinin ikinci fıkrası şöyledir: “Önemli bir sebebin çıkması halinde, yöneticinin veya denetçinin veya kat maliklerinden üçte birinin istemi üzerine ve toplantı için istenilen tarihten en az onbeş gün önce bütün kat maliklerine imzalattırılacak bir çağrı veya bir taahhütlü mektupla, toplantı sebebi de bildirilmek şartiyle, kat malikleri kurulu her zaman toplanabilir.” 634 sayılı Kanun’un “Hâkimin Müdahalesi” kenar başlıklı maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısmı şöyledir: “Kat malikleri kurulunca verilen kararlar aleyhine, kurul toplantısına katılan ancak 32 nci madde hükmü gereğince aykırı oy kullanan her kat maliki karar tarihinden başlayarak bir ay içinde, toplantıya katılmayan her kat maliki kararı öğrenmesinden başlayarak bir ay içinde ve her halde karar tarihinden başlayarak altı ay içinde anagayrimenkulün bulunduğu yerdeki sulh mahkemesine iptal davası açabilir; kat malikleri kurulu kararlarının yok veya mutlak butlanla hükümsüz sayıldığı durumlarda süre koşulu aranmaz.” 11/2/1959 tarih ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun “Bağımsız bölüm sahiplerine tebligat” kenar başlıklı ek maddesi şöyledir: “Kat Mülkiyeti Kanununun uygulandığı hallerde, ortak taşınmazda oturmayan her bağımsız bölüm sahibi, apartman yönetimi ve ortak giderler ile ilgili tebligat yönünden geçerli olmak üzere, Türkiye'de bir adresini yöneticiye yazılı olarak bildirmek zorundadır. Apartman yönetimi ve ortak giderler ile ilgili tebligatlar bu adrese yapılır. Bağımsız bölüm sahibinin adres bildirmemesi veya yazılı olarak bildirdiği adrese tebligat yapılamaması hallerinde, bundan sonraki bütün tebligatlar, o kişiye ait bağımsız bölümde fiilen oturana yapılır. Tebligatın bir örneği apartman girişinde bulundurulacak ilan tahtasına asılır. Bağımsız bölümde fiilen oturana bu şekilde yapılacak tebligat, bağımsız bölüm sahibine yapılmış sayılır. Bağımsız bölümde fiilen oturan yoksa ilân tahtasına asılan tebligat örneği bağımsız bölüm sahibine yapılmış sayılır.”