8. Hukuk Dairesi 2021/14388 E. , 2024/1710 K. İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi Taraflar arasındaki orman kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacılar vekilinin başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından te…
**8. Hukuk Dairesi 2021/14388 E. , 2024/1710 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi Taraflar arasındaki orman kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacılar vekilinin başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Kadastro sırasında, ...Köyü çalışma alanında bulunan 1773 parsel sayılı 29.750,00 m2 yüzölçümündeki taşınmaz tarla vasfı ile davacılar murisi İzzet oğlu Ahmet Karataş adına tespit edilmiştir. Davacılar vekili; davacıların murisi Ahmet Karataş'ın 26.08.2013 tarihinde vefat ettiğini, muris adına kayıtlı Manisa ili Akhisar ilçesi Zeytinliova Köyü 1773 parselde bulunan 29.750,00 m2 yüzölçümlü taşınmaz üzerinde ormanlaştırma (orman kadastrosu) işlemi yapıldığını ve 20.112,00 m2 sinin orman sınırları içine dahil edildiğini, bu işlemleri haricen öğrendiklerini, yaptıkları araştırmada orman kadastro çalışmalarının henüz tapuya tescil edilmediğini öğrendiklerini, davacıların murisinin, taşınmazı tapu kayıtlarına güvenerek satın aldığını ve içerisinde zeytin ağaçları yetiştirdiğini, taşınmazın üç hektardan küçük olduğunu, dolayısıyla orman sayılmayan yer niteliğinde olduğunu belirterek; davalı tarafından yapılan tescil işleminin iptali ile tapu kaydının davacılar adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Davacılar vekili 14.02.2019 tarihli dilekçesi ile; Orman İdaresince yapılan orman kadastrosunun mevzuata aykırı olduğunu, dava konusu taşınmazın orman sayılmayan yer niteliğinde olduğunu, orman kadastro işleminin hukuka aykırı olduğunu, bu nedenle orman kadastrosuna itiraz ettiklerini; bu dava sürecinde Orman İdaresince her zaman kesinleşen orman kadastrosuna göre tescil işleminin yapılmasının mümkün olduğunu, bu nedenle dava konusu taşınmazın dava sırasında Hazine adına tescil edilmesi halinde tescilin iptali ile taşınmazın davacılar adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili; kadastro çalışmalarında dava konusu taşınmazın orman sınırları içine alındığını ve orman vasfı ile hazine adına tescil edildiğini, orman kadastro komisyonunca yapılan sınırlama işleminin yerinde olduğunu ve 12.03.2013 tarihinde ilan edildiğini, 11.04.2013 tarihinde kesinleştiğini, ormanların kazandırıcı zamanaşımı ile mülk edilinemeyeceğini, özel mülke konu edilemeyeceğini, zilyetlikle de iktisabının mümkün olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; bilirkişi heyetinin 05.11.2019 tarihli raporunda B harfi ile gösterilen kısmın orman ağaçları ile kaplı olduğu ve orman sayılan yerlerden olduğu, C harfi ile gösterilen yerin ise hava fotoğrafları ve memleket haritasına göre orman sayılan yerlerden olduğu ve taşınmazın toprak yapısının orman toprağı niteliğinde olduğunun belirtildiği, 164 nolu orman kadastro komisyonunun işlemlerinin yerinde olduğu anlaşılmakla davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi hükmüne karşı, davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesince, dava konusu edilen 1773 parsel sayılı taşınmazın 1978 yılında kesinleşen arazi kadastrosu ile 29.750,00 m2 yüzölçümü ile davacılar murisi Ahmet Karataş adına tespit ve tescil edildiği, dava tarihi itibariyle davacılar adına iştirak halinde mülkiyet hükümlerine göre kayıtlı olduğu, yargılama aşamasında mirasçılar arasında yapılan miras taksimi sonucunda davacı ... adına tescil edildiği, dava konusu taşınmazın yörede 12.03.2013 tarihinde ilan edilerek kesinleşen 164 Nolu Orman Kadastro Komisyonu tarafından yapılan orman kadastrosu sırasında 20.122,03 m2 lik kısmının orman tahdit sınırları içinde bırakıldığı; davaya konu edilen ve keşfe katılan ziraat mühendisi ve orman mühendisi bilirkişi raporu ve krokisinde (B) ve (C) harfleri ile gösterilerek ayrı ayrı değerlendirmeye tabi tutulan, orman kadastrosu sırasında orman tahdit sınırları içinde bırakılan her iki bölümün de tesis kadastrosundan önce oluşturulan bulunabilen en eski 1953 tarihli hava fotoğrafı uygulamasına göre, üzerinde dağınık halde kızılçam ve meşe ağaçları ile meşe çalılarının bulunduğu; her iki bölümün de 1972 tarihli amenajman planında OT rumuzlu orman toprağı olarak gösterildiği, bu hali ile dava konusu edilen taşınmaz bölümünün, arazi kadastrosundan önce de orman sayılan yerlerden olduğu, arazi kadastrosu sırasında öncesi orman sayılan yerlerden olması nedeniyle tarla vasfı ile davacılar murisi adına tespit ve tescil işleminin yerinde olmadığı, öncesinde orman sayılan yerlerden olan taşınmazların gerçek kişi şahıslar tarafından iktisabının mümkün olmaması, bu türden yerlerin özel mülkiyete konu edilemeyecek olması nedeniyle 2013 yılında ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu ile dava konusu edilen taşınmaz bölümünün orman tahdit sınırları içine alınması işleminde bir hata bulunmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş ve iş bu karar davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Açıklanan nedenlerle; temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA, 59,30 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 368,30 TL'nin temyiz eden davacılardan alınmasına, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,14.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. R.A/Karşılaştırıldı.