Başvuru, Cizre'de terör örgütüne yönelik gerçekleştirilen operasyonlar sırasında ölüm olayı meydana gelmesi ve konuya ilişkin etkili soruşturma yürütülmemesi nedeniyle yaşam hakkının, cenazenin teslimi ile defin sürecinde zorluklarla karşılaşılması nedeniyle kötü muamele yasağının, özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının, din ve vicdan özgürlüğünün ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru; Cizre'de terör örgütüne yönelik gerçekleştirilen operasyonlar sırasında ölüm olayı meydana gelmesi ve konuya ilişkin etkili soruşturma yürütülmemesi nedeniyle yaşam hakkının, cenazenin teslimi ile defin sürecinde zorluklarla karşılaşılması nedeniyle kötü muamele yasağının, özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının, din ve vicdan özgürlüğünün ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 31/12/2019 tarihinde yapılmıştır. Komisyon, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucular, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuştur. PKK terör örgütü 12/8/2015 tarihinden itibaren Cizre ilçesinin de dâhil olduğu bazı merkezlerde öz yönetim ilan etmiştir. Öz yönetim ilan ettiği bölgelerde patlayıcıyla tuzaklanmış hendekler kazmak ve barikatlar kurmak suretiyle yalıtılmış bölgeler oluşturmaya çalışan PKK terör örgütü, kamuoyunda hendek olayları olarak adlandırılan ve aylarca devam eden bu süreçte roketatarlar, keskin nişancı tüfekleri, patlayıcılar ve otomatik saldırı tüfekleri kullanarak terör saldırıları düzenlemiştir. Okullar, hastaneler, barajlar, adliye binaları, ambulanslar gibi temel kamu hizmetlerini sağlayan eşya ve binaların yanında sivilleri de hedef alan bu terör saldırılarında 335 sivil hayatını kaybederken 106 kişi yaralanmıştır. Terör saldırılarında 859 güvenlik görevlisi ve Derik kaymakamı şehit olmuş, 711 güvenlik görevlisi yaralanmıştır. Bu terör eylemlerinin engellenmesi, halkın can ve mal güvenliğinin sağlanması amacıyla sözde öz yönetim ilan edilen bazı bölgelerde mülki idare amirliklerince sokağa çıkma yasakları uygulanarak terörle mücadele operasyonları başlatılmıştır (hendek olayları, öz yönetim ilanları, PKK terör örgütünün şehir savaşı stratejisi ve sokağa çıkma yasakları hakkında arka plan bilgisi ile ayrıntılı açıklamalar için bkz. Gazal Kolanç ve diğerleri [GK], B. No: 2017/37897, 5/7/2022, §§ 16-28, 67, 346-348). Başvuru konusu olay, yukarıda özetlenen operasyonların gerçekleştirildiği ve sokağa çıkma yasaklarının uygulandığı dönemde yaşanmış olup başvuru formu ve ekleri ile Bakanlık görüşü ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: 10/2/2016 tarihinde, Cizre Cumhuriyet Başsavcılığının kararına istinaden, Cudi Mahallesi Niran Sokak'ta bulunan ve güvenlik güçleri tarafından C-3158 olarak belirtilen arka tarafı kısmen çökmüş, yıkık ve harabe haldeki 4 katlı binada arama yapılmıştır. Arama işlemi ve olay yeri, olay yeri inceleme ekiplerince kamera ve fotoğraflar vasıtasıyla kayıt altına alınmıştır. İşlem sırasında hâlen sıcak çatışmaların devam ettiği belirtilmiştir. Olay yerinde 5 (beş) ceset ile uzun namlulu silahlar, roketatarlar ve çok sayıda şarjör ve mermi bulunmuştur. Arama Tutanağı ve Olay Yeri İnceleme Raporuna göre arama neticesinde ele geçen bulgular özetle şöyledir:i. Binanın kat merdivenlerinde belden aşağısı parçalanmış bir erkek cesedi bulunmuştur. Ceset üzerinden bir adet telsiz ele geçirilmiştir.ii. Yine binanın kat koridorunda üzerinden E. adına düzenlenmiş kimlik çıkan bir erkek cesedi bulunmuştur.iii. Binanın kat koridorunda tamamen yanmış ve kemikleri kalmış vaziyette iki ceset bulunmuştur. Cesetlerin yanında 2 adet roketatar ve şarjörleri takılı vaziyette 2 adet de kalaşnikof marka uzun namlulu silah ele geçirilmiştir. Bu katın odalarının tamamen yanmış ve duvarların bir kısmının yıkık olduğu görülmüştür.iv. Binanın katında bulunan dairenin salonunda ve mutfağında molozlar arasında 3 adet kalaşnikof marka uzun namlulu silah ve bu silahlara ait 20 adet boş şarjör bulunmuştur.v. Binanın çatı katında yaşı küçük olduğu değerlendirilen bir erkek cesedi bulunmuştur. Cesedin yanında 1 adet şarjörü takılı kalaşnikof marka uzun namlulu silah ve bu silaha ait 4 adet şarjör ele geçirilmiştir.vi. Binanın çatı katında ayrıca 1 adet şarjörlüklü kemer ve 1 adet şarjörlüklü yelek ile 5 adet şarjör bulunmuştur.vii. Binanın bodrum katında ise 1 adet şarjörü takılı olmayan kalaşnikof marka uzun namlulu silah, 2 adet hücum yeleği ve yeleklere takılı hâlde toplam 9 adet şarjör ve şarjörlere basılı vaziyette toplam 121 adet mermi ve 2 adet el telsizi bulunmuştur. Aynı gün, binanın kat merdivenlerinde belden aşağısı parçalanmış kimliği belirsiz erkek cesedi üzerinde, Cumhuriyet savcısı huzurunda, kamera kaydı ve fotoğraf çekimi ile kayıt altına alınmak suretiyle adli ölü muayene işlemi yapılmıştır. İşlem sırasında, belin alt kısmının iç organları ve kemikleri görünür vaziyette, sol bacağın dizüstünden, sağ bacağın ise diz altından tamamen parçalanmış vaziyette olduğu görülmüştür. Muayene sonucunda kesin ölüm nedeninin tespit edilememesi nedeniyle klasik otopsi işlemi yapılmasına karar verilmiştir. Ceset üzerinden çıkartılan kıyafetler, kriminal inceleme yapılabilmesi için muayene sırasında hazır bulunan olay yeri inceleme ekibine teslim edilmiştir. Olay yeri inceleme ekibince, cesedin her iki elinin iç ve dış yüzeyleri ile yanağından svap örnekleri ayrıca parmak izleri alınmıştır. Yine aynı gün, Cumhuriyet savcısı huzurunda, kamera kaydı ve fotoğraf çekimi ile kayıt altına alınmak suretiyle otopsi işlemi yapılmıştır. İşlem sırasında cesetten, sağ avuç içinden 1,5x2 cm ebatında deforme olmuş metalik cisim ele geçirilmiş; ayrıca -cesedin kimliğinin tespiti maksadıyla- doku örneği de alınmıştır. Yapılan otopsi neticesinde, kişinin ölümünün pelvis ve ekstremite kemik kırıkları ile büyük damar yaralanmasından gelişen dış kanama sonucu meydana geldiği mütalaa edilmiştir. Kolluk tarafından tanzim edilen ekspertiz raporuna göre cesetten alınan parmak izlerinin APFİS (Otomatik Parmak İzi Teşhis Sistemi) veri tabanı üzerinden sorgulanması neticesinde ölenin başvurucuların yakını olan K. olduğu tespit edilmiştir. Aynı raporda, faili meçhul olay yeri parmak izleri ile yapılan sorgulamada ise herhangi bir eşleşmeye rastlanmadığı belirtilmiştir. Cesedin kimliğinin tespit edilmesi için ayrıca DNA incelemesi de yaptırılmıştır. Adli Tıp Kurumu raporuna göre ölen şahıs ve S.K.dan alınan DNA örneklerinin baba-oğul yönünden uyumlu olduğu ve ölenin başvurucuların yakını K. olduğu tespit edilmiştir. K.nın babası S.K. ifadesinde -özetle- Cizre'de sokağa çıkma yasağı başladığında Mersin'de bulunduğunu, ailesinin sokağa çıkma yasağının dördüncü gününde Konak Mahallesi'nde ikamet eden halasının evine geçtiklerini, oğlu K.nın ise eve göz kulak olmak için konutlarında kaldığını ancak bir süre sonra K.dan haber alamadıklarını, kriz masasına gidip kan örneği verdiğini ve DNA eşleşmesi sağlanması neticesinde oğlunun öldüğünü öğrendiğini; K.nın oto yıkama işinde çalıştığını, herhangi bir örgüt bağlantısı olup olmadığını bilmediğini ancak böyle bir bağlantısı olabileceğini düşünmediğini beyan etmiştir. Diyarbakır Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün uzmanlık raporuna göre cesetten alınan el ve yanak svaplarında ve cesetten ele geçen kıyafetlerde atış artıklarında bulunan antimion (Sb) elementi tespit edilmiştir. Soruşturma kapsamında bir kısım gizli tanık, Cumhuriyet savcısı huzurunda K.yı fotoğraflarından teşhis etmiştir. Bu kişilerin konuyla ilgili beyanları özetle şöyledir:i. Gizli tanık : Şahsın ismini bilmiyorum, kendisi YDG-H üyesidir. Nur Mahallesi'ndeki hendek ve barikatlarda kalaşnikof silahla nöbet tutardı, vatandaşları nöbet tutmaları ve barikat kurmaları yönünde tehdit ederdi. ii. Gizli tanık B.: Şahsın ismini bilmiyorum, Nur Mahallesi'nde güvenlik güçleri ile silahlı çatışmalara girerdi. Daha sonra Cudi Mahallesi'ne geçerek çatışmaya devam etti. Cudi Mahallesi'nde çatışmalarda öldüğünü biliyorum.iii. Gizli tanık G.: Şahsın ismini bilmiyorum, kendisini Cudi Mahallesi'nde barikat ve hendeklerde kalaşnikof silahla görürdüm. Ayrıca motosikletlerle ve yine silahlı olarak gezerken de görürdüm.iv. Gizli tanık Y.: Şahsın ismini Gari olarak bilirim. N.B. isimli kişi, çatışmaların ilk başladığı dönemde kendisini ve başkaca 6 kişiyi alarak Cudi Mahallesi'nin üst tarafına çatışmaların yoğun olduğu yere götürmüştü. Kalaşnikof silah kullanırdı. Başsavcılık, Cizre İlçe Emniyet Müdürlüğüne gönderdiği yazıyla olayın meydana geldiği yerdeki kamuya ve özel kişilere ait tüm kamera kayıtlarının (araçlar dâhil) tespit edilmesi, görüntülerinin çözümlenerek tutanak hâline getirilmesi, olaya ilişkin bilgisi olan kişilerin tespit edilmesi ve beyanlarının alınması talimatı vermiştir. Ayrıca şahıs hakkında arşiv araştırması yapılmasını, olayın faillerinin tespit edilmesine yönelik araştırma yapılmasını istemiştir. Kolluk tarafından düzenlenen Kamera Araştırma Tutanağı ve Fail Araştırma Tutanağı'na göre olay yeri ve çevresini gören herhangi bir MOBESE ve kamuya/özel kişiye ait kamera sistemini bulunmamaktadır; olaya ilişkin herhangi bir tanık veya fail de tespit edilememiştir. Kolluk tarafından düzenlenen Arşiv Araştırma Tutanağı'na göre K. hakkında, tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma ve el değiştirme, mala zarar verme ve silahlı terör örgütü üyeliği suçlarından derdest bir ceza davası bulunmakla birlikte hakkında herhangi bir yakalama kararı bulunmamaktadır; ayrıca aranan şahıslardan değildir. Aynı tutanakta K.nın PKK/KKK terör örgütünün silahlı aparatlarından YPS (Sivil Savunma Birlikleri) içerisinde silahlı olarak faaliyette bulunduğu yönünde teyide muhtaç nitelikte istihbarat bilgilerinin elde edildiği belirtilmiştir. Kolluk tarafından düzenlenen İnternet Tespit Tutanağı'na göre Facebook isimli sosyal medya platformunda güvenlik güçlerinin terör örgütüne müzahir yayın yaptığını değerlendirdiği "YPS Cizre" isimli hesapta K.nın ölümü sahiplenilmiştir. Yürütülen soruşturma neticesinde Başsavcılık 4/12/2016 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. Kararda, K.nın diğer terör örgütü üyeleri ile birlikte güvenlik güçleri ile yapılan çatışmalara katıldığı ve güvenlik güçlerine karşı silahlı faaliyet gösterdiği esnada güvenlik güçlerince öldürüldüğü kabul edilmiştir. Kararda bu kabule gerekçe olarak K.ya ait cesedin terör örgütü mensuplarınca kullanılan evde yanında kalaşnikof silah ve mermiler bulunduğu hâlde ele geçmiş olması, K.nın kıyafetlerinde antimon (Sb) elementinin tespit edilmesi, ikamet içerisinde terör örgütü mensubu olduğu değerlendirilen ve yanlarında kalaşnikof silah ve fişekler ele geçen başka şahıslara ait cesetlerin ele geçmiş bulunması, K.nın terör örgütü üyesi olarak faaliyetlerde bulunduğuna dair farklı kişilerin birbiri ile uyumlu beyanlarının bulunması gösterilmiştir. Bu kabul ve tespitler sonrası kararda; K.nın meşru müdafaa hakkı kapsamında güvenlik güçlerince öldürüldüğü, güvenlik güçlerinin yetkili bir merciden almış oldukları hukuka uygun bir emri yerine getirdikleri, bu emrin yerine getirilmesi esnasında kendilerine, diğer güvenlik güçlerine ve sivil halka örgüt mensuplarınca yöneltilen, gerçekleşen, gerçekleşmesi veya tekrarı muhakkak olan haksız saldırıları o anda hal ve şartlara göre saldırı ile orantılı biçimde def etme zorunluluğunda bulundukları; güvenlik güçlerinin kanunun verdiği yetkiyi kullandıkları ve verilen emri ifa ettikleri, bu durumun da hukuka uygunluk nedenleri arasında yer aldığı ifade edilmiştir. Kararda ayrıca operasyonu gerçekleştiren güvenlik güçlerine uzun namlulu silahlarla, roketatarlarla, el yapımı patlayıcı ve mayınlarla saldırılar gerçekleştirilmiş olup, bu saldırılarda çok sayıda polis ve askerin şehit olduğu, bunun yanı sıra terör örgütünün silahlı saldırıları esnasında çok sayıda sivil vatandaşın da yaralandığı ve vefat ettiğine vurgu yapılarak kullanılan gücün orantılı olduğuna dikkat çekilmiştir. Başvurucular, karara itiraz etmişlerdir. İtirazı inceleyen Cizre Sulh Ceza Hakimliği 10/11/2017 tarihli kararı ile kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda yer verilen benzer gerekçeler ile itirazın reddine hükmetmiştir. Başvurucular, nihai kararı 1/12/2019 tarihinde öğrendikten sonra 31/12/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. İlgili hukuk için bkz. Gazal Kolanç ve diğerleri, §§ 208-