4. Hukuk Dairesi 2008/3002 E., 2008/13331 K. 4. Hukuk Dairesi 2008/3002 E., 2008/13331 K. - MANEVİ TAZMİNAT - ŞAHSİ MENFAATLERİN HALELDAR OLMASI- 818 S. BORÇLAR KANUNU [ Madde 47 ] - 818 S. BORÇLAR KANUNU [ Madde 49 ] "İçtihat Metni" Davacı H.. K ve İ.. Ktarafından, davalı Y.. Bahşi aleyhine 08/02/2006 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 14/06/2007 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi da
4. Hukuk Dairesi 2008/3002 E., 2008/13331 K. **4. Hukuk Dairesi 2008/3002 E., 2008/13331 K.** **- MANEVİ TAZMİNAT - ŞAHSİ MENFAATLERİN HALELDAR OLMASI**- 818 S. BORÇLAR KANUNU [ Madde 47 ] - 818 S. BORÇLAR KANUNU [ Madde 49 ] **"İçtihat Metni"** Davacı H.. K ve İ.. Ktarafından, davalı Y.. Bahşi aleyhine 08/02/2006 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 14/06/2007 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir. 2-Diğer temyiz itirazlarına gelince; dava; trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Davacı H..; davalı Y.. B..i'nin sevk ve yönetimindeki aracı ile tam kusurlu olarak kendisine çarpması neticesinde yaralandığını, tedavi gördüğünü beyanla 1000,00 YTL tedavi gideri ile 5000,00 YTL manevi tazminat talep etmiş, eşi olan diğer davacı İ..'de 5000,00 YTL manevi tazminat talep etmiştir. Davalı; kusurlu olduğunu kabul etmediğini, her halükarda davacının tedavi harcamalarının Emekli Sandığı tarafından karşılanması nedeni ile maddi tazminat talebinin yersiz olduğunu, manevi tazminat isteminin ise çok yüksek olduğunu, kaza yaptığı aracın sigortalı bulunduğunu beyan etmiştir. Mahkemece; davacı H..'nin tedavi gideri ve manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulüne, kısmen reddine, davacı İsmail'in ise eşinin yaralanması nedeni ile beden ve ruh tamlığının ihlal edildiğine ilişkin bir delil getirmemesi nedeni ile manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. Davaya konu olayda; davacı H..'nin doktor raporlarına göre, kazadan sonra burnunda ödem, kızarıklık ve ağrı ile sağ dizinde fraktür olduğu, total atele alındığı mevcut durumu itibari ile basit tıbbi müdahale ile iyileşemez olduğu, Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesin'de sağ dizinden ameliyat geçirdiği 21 gün istirahat verildiği anlaşılmıştır. Borçlar Kanunu'nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Şu halde davacı H'nin yaralanma derecesi ve kusur oranı ile eylemin işleniş biçimi ve yukarıdaki ilkeler gözetildiğinde yerel mahkemece hükmedilen manevi tazminat miktarı azdır. Daha üst düzeyde manevi tazminata hükmedilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir. b-Kişilik haklarının, kişinin yaşamı, sağlığı, vücut ve ruh bütünlüğü ile toplum içindeki yerini koruyan haklar olduğu ve bunların fiziki, duygusal ve sosyal kişilik değerleri içerdiği gözetildiğinde, somut olaydaki duruma göre, davacı İsmail'in eşi Hatice'nin yaralanmasının sosyal kişilik değerlerine saldırı kapsamına girip girmediği konusu üzerinde durulmak gerekir. Sosyal kişilik değerleri, kişinin toplum içindeki yeri, birlikte yaşadığı ailesi ve yakınlarının değer alanı içine giren haklardır. Bu haklar kişinin bizzat kişiliğine bağlı olmayıp özellikle aile hukuku içinde yer alan değerlerdir. Bu bağlamda BK.nun 49. maddesindeki düzenleme itibariyle, kişinin bizzat değil de yakınlarının (karı koca, ana-baba ve çocuklar) yaralanması gibi somut olayın kendisine özgü ağırlığının ve özelliğinin zorunlu kıldığı olguların kanıtlanması halinde sosyal kişilik değerlerinin saldırıya uğradığı bozulduğu, böylece aile birliği içinde korunması gereken bağlılığın zarar gördüğünün kabulü gerekir. Somut olayda, yaralı eşin sağ bacağında fraktür meydana gelmesi ve bu sebeple ameliyat olması davacı eş İsmail'i psikolojik olarak etkilemiş, bu olayın yarattığı üzüntü, elem ve acı ile aile düzeni bozulmuştur. Şu durumda eşin de kişilik değerlerinin zarar gördüğü kabul edilmelidir. Mahkemece isteğin BK. 49. maddesi doğrultusunda değerlendirilerek manevi zararın oluştuğunun kabulü ile uygun bir manevi tazminat takdir edilmesi gerekirken tazminat isteğinin reddi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın (2/a-b) nolu bentte gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, (1) nolu bentte gösterilen nedenlerle diğer temyiz itirazlarının reddine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 03/11/2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.