T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2025/512 Esas KARAR NO : 2026/344 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 07/11/2024 NUMARASI : 2022/170 ESAS, 2024/696 KARAR DAVANIN KONUSU: Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 27/02/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosy…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2025/512 Esas KARAR NO : 2026/344 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 07/11/2024 NUMARASI : 2022/170 ESAS, 2024/696 KARAR DAVANIN KONUSU: Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 27/02/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile 26/08/2015 tarihli sözleşme tutanağı gereğince, dava dışı ... . Ltd. Şti ile yapılmış olduğu sözleşme gereği bu şirketin ... 'in Türkiye alt lisansörü ile 11/04/2014 tarihinde yapmış olduğu sözleşmenin bütün haklarını (...'in bayilik ve yatırılan 25.000 USD Doları) devir aldığını, iş bu sözleşme tutanağından sonra müvekkili şirket ...'in Türkiye alt lisansörü olan ... Ltd. Şti ile de 26/08/2015 tarihinde ayrıca bir sözleşme yaptığını, davalı şirket ile dava dışı olan ... Limited Şirketi arasında 11/04/2014 tarihinde 5 yıllık ... sözleşmesi, müvekkili şirketi ile davalı şirket arasında 26/08/2015 tarihinde iki yıllık ... sözleşmesi imzalandığını, müvekkili şirketin sözleşmeye uygun şekilde hareket etmekte iken davalı şirketin haklı bir gerekçe olmadan "..." markasının sahibi şirketle arasında doğan hukuki ihtilafı neden göstererek sözleşmeyi 16/11/2015 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname ile tek taraflı olarak hukuka aykırı şekilde fesih ettiğini, Müvekkili şirketin dava dışı ... isimli şirketten 26/08/2015 tarihli Sözleşme Tutanağı ile devir almış olduğu 25.000 USD doları, reklam ve tanıtımı için müvekkil şirketin ödediği 3.000 USD olmak üzere toplam 28.000 USD doları olan (3 TL kur miktarı üzerinden) 84.000 TL'nin yine müvekkili şirketin, araç kiralama bürosunun yıllık kira bedeli olan 30.000 TL ve bu büro için ödenen elektrik-su-araç yıkama bedeli 5.800 TL olmak üzere toplamda 35.800 TL'nin müvekkili şirketin tadilat, cihaz bakımı vb. harcamaları için ödemiş olduğu toplam 31.182 TL 'nin müvekkili şirketin "uzun dönem araç kiralama sözleşmesi" doğrultusunda ... isimli şirketten kiraladığı 11 aracın 3 aylık araç kirası bedeli olmak üzere toplam 59.400 TL'nin müvekkili şirketin haksız fesih nedeni ile ticari itibar kaybına uğradığı için manevi tazminat olarak 30.000 TL'nin toplamda 240.382 TL maddi ve manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalı şirketten alınmasına karar verilmesini, yargılama harç ve masrafları ile ücret-i vekaletin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava dışı/ ... ... ... ... Ltd. Şti'nin sözleşmeden doğan haklarını davacı şirkete devretme hak ve yetkisi olmadığını, böyle bir devir var ise dahi bunun hukuken taraflarını bağlayıcı bir yanı bulunmadığını, davacının iş bu geçersiz devir nedeniyle zarara uğraması halinde adı geçen dava dışı şirket aleyhine davasını ikame etmesi gerektiğini, bu bakımdan huzurdaki davanın husumetten reddinin gerektiğini, davacının bayilik giriş ücretini talep etme hakkı olmadığını, ... ... Ltd. Şti ile akdedilen 11/04/2015 tarihli Franchise Sözleşmesi 12/02/2016 tarihinde imzalanan "Sözleşme Feshi-İbra" başlıklı karşılıklı anlaşılarak feshedildiğini, davalı şirkete ... şirket tarafından verilmiş olan teminat mektubu .... Ltd. Şti 'ne vekalet ...'na 11/02/2016 tarihinde iade edildiğini, bu nedenle davalı müvekkili şirketin 11/04/2015 tarihli sözleşme gereğince bayilik ücreti adı altında hiçbir borcu bulunmadığını, davacı tarafın haksız menfaat temin etme gayretinde olduğunu, davacı şirket ile sözleşme imza tarihi olan 18/09/2015 tarihinden itibaren 2 yıl süreyle geçerli olmak üzere akdedildiğini, buna karşılık davacının dosyaya sunduğu uzun dönem araç kiralama sözleşmeleri 30/08/2015 taşınmaz kira sözleşmesi ise 26/08/2015 tarihli olduğunu, davacının ileri sürdüğü kiralama sözleşmelerinin tamamı dava konusu Franchise Sözleşmesinin akdedilmesinden önce olduğunu, sözleşmede reklam ve yönetim giderlerine katılma yükümlülüğü bulunduğunu, reklam ve tanıtım giderlerinden Franchise veren müvekkil şirketin sorumlu tutulması mümkün olmadığını, talebinin reddi gerektiğini, Franchise sözleşmesi hukuken zorunlu nedenlerle feshedildiğini, davalı müvekkil şirket ile marka sahibi ... System, ... arasındaki sözleşmenin marka sahibi şirket tarafından haksız olarak feshedilmesi nedeniyle davalının lisans hakkı ortadan kalktığını, bu nedenle işbu lisans hakkına bağlı olarak müvekkili şirketin yapmış olduğu alt lisansörlük sözleşmelerinin feshi hukuken zorunlu hale geldiğini, davacı şirkete gönderilen Bakırköy 40. Noterliği'nin ... yevmiye nolu 16/11/2015 tarihli ihtarnamesi ile sözleşmenin feshedilmesinde usul ve yasaya aykırılık olmadığını, bu nedenle davacının davasının reddi gerektiğini, davanın öncelikle husumet nedeniyle usulden aksi halde esastan reddi gerektiğini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 06/02/2019 tarih ve 2016/1051 Esas - 2019/126 Karar sayılı kararıyla davanın reddine karar verilmiş, kararın istinaf edilmesi üzerine verilen bu karar; Dairemizin 2019/1794 Esas - 2022/123 Karar sayılı ilamı ile kaldırılmıştır.Dairemizin kaldırma kararı sonrası yapılan yargılamada; İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07/11/2024 tarih ve 2022/170 Esas - 2024/696 Karar sayılı kararıyla; ''...Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, Mahkememizin 06/02/2019 tarih, 2016/1051 Esas ve 2019/126 Karar sayılı ilamı, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi'nin 02/02/2022 tarih, 2019/1794 Esas ve 2022/123 Karar sayılı kaldırma ilamı, mali müşavir ve bir borçlar hukuku alanında uzman bilirkişi tarafından tanzim olunan 16.01.2023 tarihli bilirkişi raporu, bir sektör (Oto alım-satım-kiralama) uzmanı, bir mali müşavir ve bir franchise ve işletme sözleşmesi alanında uzmanından oluşan bilirkişi heyeti tarafından tanzim olunan 13.02.2024 tarihli bilirkişi raporu, tarafların bildirdiği belgeler, Franchise Sözleşmesi, fasih ihtarnamesi, ticari defter kayıtları, araç kiralama sözleşmesi dosya kapsamına alınan müzekkere cevapları, taraf vekillerinin duruşmadaki beyanları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; uyuşmazlığın taraflar arasındaki 26/08/2015 tarihli 2 yıl süreli Franchise Sözleşmesinin haksız yere feshedildiği iddiasına dayalı sözleşmenin ifası için yapılan masrafları ile dava dışı .... Ltd. Şti arasında imzalanan 26/08/2015 tarihli sözleşme ile bu şirketin ... 'in Türkiye alt lisansörü ile 11/04/2014 tarihinde yaptığı sözleşmenin bütün haklarının devralınması için ödenen bedel ile birlikte, toplam 240.382 TL maddi ve manevi tazminatın davalıdan tahsili istemine ilişkin olduğu, Mahkememizin 06/02/2019 tarih, 2016/1051 Esas ve 2019/126 Karar sayılı ilamının kaldırılması sonrası dosyanın mali müşavir ve bir borçlar hukuku alanında uzman bilirkişi heyetine tevdi edildiği, bilirkişi heyeti tarafından tanzim olunan 16.01.2023 tarihli bilirkişi raporunun sektör bazında heyette uzman bilirkişi olmadığından istinaf denetimine açık ve yeterli değerlendirme içermediği bu bağlamda hüküm kurmaya elverişli olmadığı kanaatiyle bu kez İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi'nin 02/02/2022 tarih, 2019/1794 Esas ve 2022/123 Karar sayılı kaldırma ilamı uyarınca dosyanın bir sektör(Oto alım-satım-kiralama) uzmanı, bir mali müşavir ve bir franchise ve işletme sözleşmesi alanında uzmanından oluşan bilirkişi heyetine tevdi edilmiştir. Dosyada mübrez belgelerden taraflar arasındaki sözleşmenin davalı ile dava dışı ... ile aralarındaki sözleşmenin feshi nedeni olarak gösterildiği, ancak davalının dayandığı gerekçenin davacının riziko alanında doğmaması nedeniyle haklı nedene dayanmadığı, zira sözleşmenin feshinin davacının edim yükümlülüklerine aykırı hareket etmesinden değil, dava dışı şirketin davalı ile arasındaki sözleşmeyi feshetmesi sebebine dayandığı; dolayısıyla bu fesih nedeniyle davacının sözleşmesinin de haklı sebeple feshedildiğinden bahsetmenin davacının davalı ile akdettiği sözleşmeden beklediği menfaatlere ulaşamamasının sonuçlarına yine davacının katlanması gerektiği sonucunu beraberinde getireceği, bununla birlikte davalı ile dava dışı şirket arasındaki sözleşmenin feshedilmesinde davalının kusurunun bulunup bulunmadığı noktasında ise, dava dışı şirket tarafından fesih nedeninin "21.10.2014 ve 12.02.2015 tarihlerinde ... şirketi tarafından davalı ...'a sözleşme gereği beklenen raporlama ve ...' e ödenmesi gereken tutarın ödenmediğine dair ihtarnamelerin gönderildiği ve 30.09.2015 tarihinde ise franchise sözleşmesine aykınlık nedeni ile davalı ... ile dava dışı franchise veren ... arasındaki sözleşmenin ... tarafından 24.09.2015 tarihinde feshedildiği, yapılması gereken ödemelerin geç yapılması bazen yapılmaması, asgari filo gelişimine ulaşılamaması, ücret raporlamalarının yapılamaması" gerekçelerine dayandırıldığından sözleşmenin feshinde davalının kusurlu eylemlerinin bulunduğu, dolayısıyla davacı ile davalı arasındaki sözleşmenin feshedilmesinin haklı sebebe dayanmadığı kanaatine varılmıştır. Ancak İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi'nin 02/02/2022 tarih, 2019/1794 Esas ve 2022/123 Karar sayılı kaldırma ilamı uyarınca her bir tazminat kalemi yönünden sonuç zarar hesabının yapılabilmesi için HMK'nın 24. Maddesinde düzenlenen "tasarruf ilkesi" ile HMK'nın 25. Maddesinde tanımlanan "taraflarca getirilme ilkesi" uyarınca mahkemece yalnızca taraflarca celbi talep olunan ve dosyaya taraflarca sunulan delillerin değerlendirilebileceği, 23/05/2024 tarihli celsenin 1 numaralı ara kararı ile davacı vekiline davacı firmaya ait ticari defterlerin incelemeye hazır olacak şekilde bulunduğu açık adresini ve irtibat kurulacak kişi iletişim bilgilerini bildirmesi için 2 haftalık kesin süre verildiği, duruşma salonunda hazır bulunan davacı vekiline kesin sürenin sonuçlarının ihtar edildiği, verilen kesin süre içerisinde ticari defter/kayıtlara ilişkin beyanda bulunulmadığı, kesin süre verilmesi halinde HMK'nın 94/3. maddesi uyarınca kesin süre içinde yapılması gereken işlemi, süresinde yapmayan tarafın, o işlemi yapma hakkı ortadan kalkacağından kesin süre ara kararından sarfı nazar edilemeyeceği ve ihtaratın infazının gerektiği anlaşılmakla davacı tarafın HMK'nın 140/5. ve 222. maddeleri ile TTK'nın 83. maddesi gereği ticari defter, kayıt ve belgelerin ibrazından kaçınmış sayılmasına karar verilmekle davacı tarafça sonuç zararın tespitine dair hesaplamaya dayanak teşkil edecek ticari defter ve kayıtların süresi içerisinde dosyaya ibraz edilmemesi sebebiyle dosya kapsamında İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi'nin 02/02/2022 tarih, 2019/1794 Esas ve 2022/123 Karar sayılı kaldırma ilamı doğrultusunda sonuç zararın tespiti imkanı kalmadığı zira izah edildiği üzere verilen kesin süreye rağmen taraflarca getirilme ilkesine aykırı şekilde dosyaya ibraz edilmeyen ticari defter ve kayıtların delil olarak değerlendirilemeyeceği ve kesin süre ile birlikte taraflara izhar olunan ihtar gereği davacı tarafın HMK'nın 140/5. ve 222. maddeleri ile TTK'nın 83. maddesi gereği ticari defter, kayıt ve belgelerin ibrazından kaçınmış sayıldığı, TMK'nın 6. maddesinin "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." hükmünü havi olduğu ve yine HMK'nın 190. maddesinin "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir." hükmünü havi olduğu, TMK'nın 6. Maddesi ile HMK'nın 190. Maddesi uyarınca huzurdaki davada ispat yükünün davacı taraf üzerinde bulunduğu ancak süresi içerisinde delillerin ibraz edilmemesi sebebiyle davacı tarafça sübuta etkili delil ve emarelerle maddi ve manevi tazminat istemli davanın ispat edilemediği sonuç ve kanaatine varılmakla davanın reddine karar verilerek aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah olunduğu üzere;1-Davanın REDDİNE,..." karar verilmiştir. İSTİNAF İSTEMİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Yerel mahkemece ticari defterlerinin sunulmaması ve dosyadaki mübrez delillerin davamızı ispata yeterli olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verildiğini, sözleşmenin haksız sebeplerle feshedildiğinin sabit olduğunu, davacı müvekkile ait ticari defter ve belgeler daha önce yerel mahkemeye sunulduğunu, işbu ticari defter ve belgeler üzerinde inceleme yapıldığını, yapılan inceleme sonunda hazırlanan 08.08.2018 tarihli bilirkişi raporunda davacı müvekkilin 2014- 2015- 2016 yıllarına ait ticari defterleri lehine delil niteliğinde olduğu belirtilmiş yine devamında "20.08.2015- 30.08.2016 tarihlerini kapsayan uzun dönem araç kiralama sözleşmesi imzalanmış olup büro için 5 yıllık/30.000 TL'den kira sözleşmesi yapıldığını, ofis kirasının aylık 1.800 TL olduğu,11 adet ... plakalı araçlar için rent car yapıldığı ve ticari faaliyetlerde ... markası kullanılarak işlem yapıldığının görülmüştür" şeklinde tespitte bulunulduğunu, aşamalardaki beyanlarında davaya konu zarar kalemlerinin tek tek belirtildiğini, taleplere ilişkin açıklamalar ile fatura ve belgelerin dosyaya sunulduğunu, Taraflarınca açıklanan zarar kalemlerinin müvekkili şirketin ticari defterleriyle de uyumlu olduğunu, Ancak istinaf sonrası yapılan yargılamada bilirkişiye yeniden tevdi edilmiş ve 16.01.2023 tarihli bilirkişi raporunda "davacı ticari defter ve belgeleri sunulmadığından harcama kalemlerinin tek tek incelenemediği, dolayısıyla bu yönde bir değerlemenin de yapılamadığı" denilerek önce alınmış bilirkişi raporu hukuka aykırı bir şekilde göz ardı edildiğini, davacının davalı taraf ile yapmış olduğu sözleşmeden kaynaklanan alacak ve zararları dışında, dava dışı ... Ltd. Şti. ile yapmış olduğu bayilik haklarının devrini içeren sözleşmeden kaynaklı 25.000 USD alacağının da bulunduğunu, davalı tarafından her ne kadar bayilik giriş ücreti için dava dışı şirket tarafından 25.000 USD değerinde teminat mektubu verildiğini, bu teminat mektubunun ise dava dışı şirkete elden iade edildiği belirtilmişse de dava dışı ... Şirketi ile davalı arasında akdedilen 11.04.2014 tarihli sözleşmede (6. Mali Hükümler 6.1 ücret "başlıklı madde son kısım) 25.000 USD ile 3.000 USD reklam ve yönetim giderlerine katılma payının bir kısmının davalı şirketin hesabına havale edilerek bir kısmının da çekle ödendiğinin açıkça yazılı olduğunu, davalı tarafın, dava dışı şirket tarafından 25.000 USD değerinde teminat mektubu verildiği ve işbu teminat mektubunun dava dışı şirkete elden iade edildiğine ilişkin beyanlarının sözleşmeyle çeliştiğini, bununla birlikte davalı taraf yerel mahkeme tarafından verilen kesin süreye rağmen teminat mektubunun iade edildiğine dair hiçbir delil sunamadığını, yapılan bilirkişi incelemesinde dava dışı ... şirketine ödediğini iddia ettiği 25.000 USD' nin ödendiğine dair herhangi bir kayıt, belge ve dekont bulunmadığı tespit edildiğini, davalı tarafın iadeye ilişkin iddialarını ispatlayamadığı da dikkate alınarak 25.000 USD bayilik ücreti alacağı yönünden değerlendirme yapılması gerekirken bu alacak bakımından hiçbir değerlendirme yapılmadığını, müvekkili şirketin davalı tarafa reklam gideri olarak 3.000 USD ödediğini, Sözleşme haksız ve tek taraflı olarak feshedildiği için bu gider kaleminin de müvekkilinin zararını oluşturduğunu, davacının iş bu haksız fesihten dolayı iş çevresine karşı ticari itibarı zedelendiğini ve uzun süreli kurulan kira ilişkilerini sonlandırmak zorunda kaldığını, çevreye karşı güvenirliği zedelendiğini beyanla ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece Mahkemesinin 2022/170 Esas 2024/696 Karar 19.02.2025 Tarihli İstinaf Başvurusunun Değerlendirilmesine dair kararı ile; "...Somut olayımızda; davalı ... .Ltd.Şti.vekili Av.... mahkememizin 07.11.2024 tarih 2022/170 Esas 2024/696 Karar sayılı nihai kararına ilişkin olarak 08.11.2024 tarihli Süre Tutum dilekçesi ile istinaf kanun yoluna başvurduğu, HMK.nun 344. maddesi gereğince kanun yoluna başvuru için gerekli harcın ikmali hususunda gönderilen muhtıranın davalı ... .Ltd.Şti.vekili Av....'ya 07.01.2025 tarihinde tebliğ edildiği, tebliğe rağmen verilen sürede harcın ikmal edilmediği anlaşılmakla, HMK.nun 344. maddesi gereğince aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. KARAR/Davalı ... Ltd.Şti.vekili Av.... 08.11.2024 tarihli SÜRE TUTUM ( İSTİNAF) DİLEKÇESİNİN REDDİNE, İstinaf kaydının bu şekilde kapatılmasına, ..." karar verilmiştir. GEREKÇE: Dava; Franchise Sözleşmesinin haksız feshi iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemidir. İlk derece mahkemesince, yukarıda özetlendiği şekilde davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı, davacı vekili yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı tarafından 26/08/2015 tarihli 2 yıl süreli Franchise Sözleşmesinin haksız feshedildiği ileri sürülerek sözleşmenin ifası için yapılan masraflar ile dava dışı ... Ltd. Şti. ile arasında imzalanan 26/08/2015 tarihli sözleşme gereği bu şirketin ... 'in Türkiye alt lisansörü ile 11/04/2014 tarihinde yaptığı sözleşmenin bütün haklarının devralınması için ödenen bedellerin konulu edildiği maddi tazminat ve manevi tazminatın davalıdan tahsili istmiyle huzurdaki dava açılmıştır. İlk derece mahkemesince 23/05/2024 tarihli celse ara kararı ile hazır bulunan davacı vekiline "ticari defterleri" sunmak üzere kesin süre verildiği, verilen kesin süreye karşın davacı tarafından ticari defter ve kayıtların sunulmadığı, mahkemenin 07/11/2024 tarihli celse ara kararı ile davacı tarafın HMK'nın 140/5. ve 222. maddeleri ile TTK'nın 83. maddesi gereği ticari defter, kayıt ve belgelerin ibrazından kaçınmış sayılmasına karar verildiği görülmüştür. İstinafa gelen sıfatı dikkate alınarak yapılan incelemede; Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, iddianın ileri sürülüş şekli dikkate alındığında ispat külfetini davacı taraf üzerinde olduğu, davacı tarafından maddi zarara ilişkin bir kısım harcama belgeleri dosyaya sunulmuş ise de talebe konu her bir harcama ve ödeme yönünden sunulu delillerin dayanak ticari defter kayıtları ile izlenmeksizin tek başına zararın varlığını ortaya koyacak nitelikte ve yeterlilikte olduğunun kabulüne imkan bulunmadığı, ilk derece mahkemesince usulüne uygun şekilde yapıldığı görülen kesin süre ihtaratına karşın ticari defterlerin sunulmaması ve kesin sürenin yerine getirilmemesine ilişkin haklı bir mazaretin de dile getirilmediğinin görülmesi karşısında, davalı yararına meydana gelen müktesep hak dikkate alınarak "davacı tarafın ticari defter, kayıt ve belgelerin ibrazından kaçınmış sayılmasına" dair tesis edilen ara kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gibi mevcut dosya kapsamında yapılan değerlendirmede ise her ne kadar 08.08.2018 tarihli bilirkişi raporu davacı ticari defterlerinin incelenmesi ile tanzim edilmiş ise de sunulu rapor talebe konu alacak kalemlerine ve dayanak defter kayıtlarına yönelik incelenme içermediği gibi istinaf sebebi olarak ileri sürülen bilirkişi raporunun yetersiz inceleme içerdiğinin Dairemiz önceki kaldırma kararında da işaret edilmiş olması karşısında maddi tazminat isteminin reddine dair ilk derece mahkeme kararı yerinde olduğu gibi uyuşmazlığa konu maddi vakıa sebebiyle davacı nezdinde manevi zarar meydana geldiğine dair dosya kapsamında somut delil bulunmadığı da görülmekle ispatlanmayan davanın reddine karar verilmesi yerinde olup, davacı vekilinin istinaf talebinin reddi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 732,00 TL harçtan, peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince ilgili tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.27/02/2026