1. Hukuk Dairesi 2008/347 E. , 2008/2793 K. "" MAHKEMESİ : KIRŞEHİR 2.ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 03/06/2005 Taraflar arasında birleştirilerek görülen davada;Davacı, davalının kayden Hazinenin maliki olduğu 304 ada 14 parsel sayılı taşınmaza ev yapmak, 304 ada 15 sayılı parsele ise duvar çekmek suretiyle müdahale ettiğini ileri sürüp, elatmanın önlenmesi ve yıkım isteklerinde bulunmuştur.Davalı, yanıt vermemiştir.Mahkemece; davalının, davacının kayden maliki bulunduğu çap…
**1. Hukuk Dairesi 2008/347 E. , 2008/2793 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : KIRŞEHİR 2.ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 03/06/2005 Taraflar arasında birleştirilerek görülen davada;Davacı, davalının kayden Hazinenin maliki olduğu 304 ada 14 parsel sayılı taşınmaza ev yapmak, 304 ada 15 sayılı parsele ise duvar çekmek suretiyle müdahale ettiğini ileri sürüp, elatmanın önlenmesi ve yıkım isteklerinde bulunmuştur.Davalı, yanıt vermemiştir.Mahkemece; davalının, davacının kayden maliki bulunduğu çaplı taşınmazlara elatmasının haklı ve geçerli bir nedene dayanmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.Karar, davacı Hazine vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi ...raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü. -KARAR- Dava ve birleşen dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve yıkım isteklerine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. Bilindiği üzere; tarafların tüm delilleri toplanıp, tetkik edildikten ve HUMK.'nun 376. maddesine göre; son sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra hakimin; aynı yasanın 388. maddesi uyarınca kararı gerekçesi ile birlikte (tam olarak) yazması ve hüküm sonucunu 389. maddede öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır. Nevarki, uygulamada söz konusu yasanın 38l. maddesinin son fıkrasının getirdiği ayrıcalığa dayanılarak bazı zorunlu nedenlerle sadece hükmün sonucu tutanağa geçirilip tefhim edilmekte, gerekçeli karar daha sonra yazılmaktadır. İşte bu gibi hallerde HUMK.'nun 389. maddesine uygun olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkca gösteren tefhim ile aleniyet ve hukuki varlık kazanan kısa karara daha sonra yazılan gerekçeli kararın uygun olması zorunludur. Esasen kısa kararı yazıp, tefhim etmekle davadan elini çekmiş olan hakimin artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak yoktur. Öte yandan, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olması, yargılamanın aleniyeti, kararların alenen tefhim edilmesine ilişkin Anayasanın l4l. maddesi ile HUMK.'nun yukarıda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir. Aksine düşünce ve uygulama yargı, yargıç ve kararlarının her türlü düşünceden uzak, saygın ve güvenilir olması ilkesi ile de bağdaşmaz.