5. Hukuk Dairesi 2025/17583 E. , 2026/4037 K. "" MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/2238 Esas, 2025/1740 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Yusufeli Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/143 Esas, 2025/186 Karar Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescil…
5. Hukuk Dairesi 2025/17583 E. , 2026/4037 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/2238 Esas, 2025/1740 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Yusufeli Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/143 Esas, 2025/186 Karar Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine yeniden yargılama yapan İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; Artvin ili, .... ilçesi, ... Mahallesi 1 42... parsel (bağımsız bölüm 8,17) sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ve davacı idare adına tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesi sunmamıştır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve kamulaştırma bedelinin tespiti ile davalılara ödenmesine, dava konusu taşınmazın davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile davacı idare adına tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; arsa vasfındaki taşınmazların piyasa değerlerinin analizinde, genellikle benzer minimum 3 adet emsal taşınmaz değerinin bilinmesinin zorunlu olduğunu, tek emsalle yetinilmesinin hukuka aykırı olduğunu, son 10-15 yılın emlak beyan değerleri incelendiğinde 2014 yılı genel beyan dönemi arsa asgari ölçüdeki vergi değerlerinin arsa vasfındaki taşınmazların piyasa değerlerine oranla birkaç kat daha yüksek düzeye çıkarıldığının görüleceğini, 2942 sayılı Kanun'un 25 nci maddesi uyarınca 2013 yılından sonra yapılan sabit tesisler ile dikilen ağaçların bedelinin, kamulaştırma bedelinin tespitinde dikkate alınmayacağını, kısacası dava açılış tarihinde 8 ve 8 yaşın altındaki sabit tesisler ve ağaçlara, 2942 sayılı Kanun'un 25 nci maddesine istinaden kamulaştırma bedeli ödenmeyeceği şeklinde olduğunu, imar durumuyla ilgili sağlıklı bir puanlamaya gidilmediğini ve büyük bir hesap hatası yapıldığını, dava konusu taşınmaz üzerinde yer alan yapıların idarelerinin tespitlerinde yer almadığını, kamu yararı kararı ilanından sonra yapıldığını, bahsi geçen depo yapısının 2942 sayılı Kanun'un 25 nci madde uyarınca değerlendirilmesini ve kamulaştırma bedelinin tespitinde dikkate alınmamasını talep ettiklerini, yerel mahkemece verilen kararın 2. maddesinde ilk belirlenen ve ödenen kamulaştırma bedelinin ödenmesine kadar vadeli hesapta nemalandırılmasına karar verildiğini, ancak bu bedelin gerekçeli kararın 2 nci maddesine dahil edilerek mükerrer faiz uygulanmasına neden olunduğunu, idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesinin adalete ve hakkaniyete aykırı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. 2.Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; alınan emsallerin uygun emsal olmadığını, dava konusu taşınmaz ile emsal alınacak taşınmazın öncelikle yakın bölgelerde ve benzer yüzölçümlü ve değerlendirme tarihine yakın satışların olması gerektiğini, ayrıca kamulaştırmada emsal olacak taşınmazların özel amaçlı satış olmaması gerektiğini, bu kapsamda sayın bilirkişi kurulunun emsal olarak aldığı taşınmazların gerçek durumu yansıtmadığını, hükme esas alınan bilirkişi kurulunun seçtikleri kıyas emsalin DSİ Genel Müdürlüğünün kıymet takdiri hesabında kullandığı emsaller olduğunu, Yusufeli Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/27 Esas sayılı dosyasında 2006 değerlendirme yılı itibarıyla su kavuşumu mevkindeki taşınmaz için 874,00 TL/m² değer biçildiğini, dosyanın Yargıtay onamasından geçtiğini, yine Yusufeli Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/657 Esas sayılı dosyasında Sebzeciler köyünde bulunan 1 31... ve 3 parsel sayılı taşınmazlar için 978,25 TL/m² değer biçildiğini ve Yargıtay onamasından geçtiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla arsa niteliğindeki taşınmaza emsal metodu doğrultusunda değer belirlenmesinde, taşınmaz üzerinde bulunan yapıların sınıfının ve birim değerinin, değerlendirme tarihi yapı birim maliyet cetveline göre yıpranma payı düşülerek tespitinde, davanın 2942 sayılı Kanun'dan kaynaklanması nedeniyle Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 14.05.2019 tarihli ve 2019/5-241 Esas, 2019/560 Karar sayılı kararı ile Anayasa Mahkemesinin 09.05.2019 tarihli ve 2016/9364 başvuru numaralı kararı göz önünde bulundurularak davacı lehine vekâlet ücreti hükmedilmemesinde ve 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 2942 sayılı Kanun'un değişik 10 ncu maddesinin dokuzuncu fıkrasındaki iptal kararı nazara alınarak kamulaştırma bedelinin belirlenmesine ilişkin yerel mahkeme tarafından verilen hüküm henüz kesinleşmediğinden ve yasa koyucu tarafından bu konuda bir yasal düzenleme yapılmadığından, iptal kararının kesinleşmeyen işlemlere de uygulanacağı gözetilerek belirlenen kamulaştırma bedeline dava tarihinden karar tarihine kadar geçen süre için Anayasa'nın kamulaştırma işlemlerini düzenleyen 46 ncı maddesinde belirtildiği şekilde, kamu alacakları için öngörülen en yüksek oranda faiz uygulamasında isabetsizlik görülmediği, ortak alanında bulunduğu iddia edilen perde duvara dair somut delil ileri sürülmemiş olmasına, Dairenin 2023/1105 Esas, 2025/651 Karar sayılı kararı ile incelemeden geçen Yusufeli Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/1211 Esas, 2022/1022 Karar sayılı dosyasına konu olup eldeki dosyaya konu parselin bitişik parseli mahiyetinde olan 1 42... parsel sayılı taşınmazda saha betonunun değerlendirilmiş olmasına temin edilen kat planında da tespit yapılamamış olmasına, ilaveten aynı kat planına göre kazan dairesinin zemin kat içerisinde değerlendirilmiş olmasına göre davalılar vekilinin bu yönlere değinen istinaf itirazlarının yerinde görülmediği belirtilerek hükümde usul ve kanuna aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesi ile taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir. 2.Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti istemine ilişkindir. 2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmazlara 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesinde, adil ve hakkaniyete uygun olarak belirlenen bedelin davalı tarafa ödenmesine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. 3.Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin ... numaralı başvuru sonucu verilen 23.10.2018 tarihli kararı ve Anayasa Mahkemesinin 2016/9364 başvuru numaralı, 01.06.2019 tarihli ve 30791 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan kararı da göz önüne alınarak, davanın niteliği gereği davacı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesinde hukuka aykırı bir yön görülmemiştir. 4. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukukî nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin tüm, davacı idare vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 5. 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında, tespit edilen kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere karar tarihine kadar yasal faiz işletilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirir. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalılar vekilinin tüm, davacı idare vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. Davacı idare vekilinin temyiz itirazının kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 3. İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (2) numaralı bendinin 2. fıkrasının hükümden çıkarılması, yerine "Kamulaştırma bedeli olarak belirlenen 778.317,56 TL'den kaldırma kararı öncesi hüküm altına alınan 761.217,20 TL'ye davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrası olan 28.02.2022 tarihinden ilk karar tarihi olan 29.03.2022 tarihine kadar, fark bedel 17.100,36 TL'ye 28.02.2022 tarihinden son karar tarihi olan 29.05.2025 tarihine kadar yasal faiz işletilmesine, işleyecek yasal faizin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine," cümlesinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Davalılardan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,05.03.2026 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 Esas, 2004/19 Karar sayılı kararı ve müstakar kararlarında da açıkça ifade edildiği üzere Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının kesin hüküm halini almamış derdest davalar yönünden uygulanmaları gerekir. Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulî kazanılmış hakkın ve aleyhe bozma yasağının istisnasını teşkil ederler. Bu nedenle somut olayda; davalı tarafın Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faizin uygulanmasına yönelik Hukuk Muhakemeleri Kanununun 26 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında değerlendirilecek bir talebinin (Davalılar vekilinin “faize” ilişkin talebi) de dosya münderecatında bulunması karşısında, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası hükmünün iptali yönünde Anayasa Mahkemesi tarafından verilen ve 01.08.2023 tarihli, 32266 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas - 2023/69 Karar sayılı iptal kararı doğrultusunda karar verilmeli ve “dava tarihinden itibaren mahkeme karar tarihine kadar geçen süre için kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faiz oranının uygulanması”, diğer bir ifadeyle Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası hükmü nazara alınarak “dava tarihinden itibaren karar tarihine kadar faize hükmedilmesi (aynen temyiz incelememize konu Yusufeli Asliye Hukuk Mahkemesinin; “… davanın açıldığı ... tarihinden … karar tarihi olan ... tarihine kadar kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz …” uygulanmasına ilişkin kararında olduğu gibi)” gerekmektedir. Hâl böyle iken, eldeki derdest davada Anayasa Mahkemesi iptal kararının uygulanmadığı, Sayın çoğunluğun diğer yönleriyle katıldığım “Düzeltilerek Onanma Kararı”na (faize ilişkin yönüyle) ve faizle ilgili 5 No’lu “Gerekçe/Değerlendirme” görüşlerine, açıkladığım nedenlerle katılmıyorum. 05.03.2026