T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/112 - 2025/1518 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/112 KARAR NO : 2025/1518 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 17.10.2023 NUMARASI : 2022/149 Esas 2023/570 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Maddi Tazminat) KARAR TARİHİ : 28.11.2025 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/112 - 2025/1518 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/112 KARAR NO : 2025/1518 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 17.10.2023 NUMARASI : 2022/149 Esas 2023/570 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Maddi Tazminat) KARAR TARİHİ : 28.11.2025 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 23.12.2025 İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili, davalı ... Sigorta AŞ vekili ve davalılar ... ve ... vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili dava dilekçesinde; 28.01.2021 tarihinde, davalı ...'a ait ve ... sevk ve idaresindeki, davalı ... Sigorta tarafından zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı araçtan kopan 30 cm eninde ve 5 cm boyundaki metal materyalin, davacının sevk ve idaresindeki aracın ön camını kırarak, kafasına isabet ederek yaralanmasına neden olduğunu, ileri sürerek ve fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 100,00 TL kalıcı iş göremezlik, 100,00 TL geçici iş göremezlik ve 100 TL tedavi giderlerinin, araç sahibi ve sürücüden kaza tarihinden itibaren, sigorta şirketi ve Güvence Hesabından temerrüt tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesinin talep etmiş, 09.03.2023 harç tarihli dilekçesiyle; kalıcı iş gücü talebini 721.551,09 TL geçici iş gücü kaybı zararı talebini 16.955,40 TL, tedavi gideri talebini 10.155,00 TL olmak üzere toplam talebini 748.661,49 TL' ye yükseltmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde : başvuruya konu ... plakalı aracın kaza tarihi itibariyle geçerli ZMMS poliçesiyle ... Sigorta AŞ nezdinde sigortalı olduğunu, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 14.maddeleri uyarınca; Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası bulunan araçların verdiği zararların davalı ... tarafından karşılanmasının mümkün olmadığını, savunarak davanın reddini istemiştir. Davalı ... Sigorta AŞ vekili cevap dilekçesinde: kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsüne atfi kabil herhangi bir kusuru bulunmadığını, davacının belirttiği yaralanmaya ilişkin anılan 30 cm x 5 cm boyutlarındaki siyah renkli metalik parçanın sürücü ... yönetimindeki ... plakalı aracın lastiğinden kopup kopmadığının tespiti için bilirkişi olarak seçilen trafik polisinin düzenlediği 28.06.2021 tarihli bilirkişi raporunda; ilgili parçanın sürücü ... yönetimindeki ... plakalı araca ait olup olmadığının kesin olmadığını ancak, olaya ... plakalı aracın lastiğinden fırlayan bir materyalin neden olduğunun rapor edildiğini, eksik incelemeye dayalı rapora itibar edilmediğini, dava konusu olaya neden olan 30x5 cm boyutlarındaki metalik parçanın ... plakalı aracın lastiğinden fırlamasının söz konusu olmayacağını belirttiğini; bu nedenle kazaya ... plakalı aracın neden olmadığı hususunun sübuta erdiğini, mahkemenin aksi kanaatte olması ve tazminata hükmedilmesi halinde olası tazminat tutarından makul oranda müterafik kusur indirimi uygulanması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir. Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; davalı ...'un dava konusu kazaya sebebiyet vermediğini, davacının aracının durduğu yer ile davalının aracı park ettiği yer arasında yaklaşık 900 metre mesafe olduğunu, alınan kusur ve adli tıp raporlarını kabul etmediklerini, mahkemece keşif yapılmak suretiyle Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden kusur raporu alınmasını talep ettiklerini belirterek, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; davanın, işleten ve sürücüden haksız fiile, sigorta şirketinden ise ZMMS poliçesine dayalı olarak cismani zarar tazmini istemine ilişkin olduğu; davalıların sürücüsü ve maliki olduğu aracın davalı sigorta şirketi tarafından ZMMS ile sigortalı olduğunun anlaşıldığı, Çankırı Cumhuriyet Başsavcılığı talimatıyla Ankara C. Savcılığınca bilirkişi ...'den alınan 28.06.2021 tarihli raporda;" dosya içerisinde yer alan ve kolluk kuvvetlerince çekildiği belirlenen fotoğraflarda, ... plakalı aracın camının kırılma şeklinin materyalin dışarıdan çarpmasına bağlı olarak dıştan içe doğru olduğu, cam üzerinde bulunan kırık yerin boyutu göz önüne alındığında araç içerisinde bulunan ve kolluk kuvvetlerince de camı delebileceği belirlenen materyal olduğu kanaatine varıldığını, yapılan araştırmalar neticesinde ...'un ifadesinde de görüleceği üzere, aracında demir boru taşıdığı, Plaka Tanıma Sistemiyle (PTS) kazanın meydana geldiği saate yakın bir zaman içerisinde olay yerine doğru seyir halinde olduğu görülmekle, cam üzerindeki kırık kısmın, araç içerisinde bulunan materyal ile aynı boyutta olduğu da nazara alındığında ... plakalı kamyonetten fırlayan bir materyalin sebep olduğu kanaatine varıldığının" belirtildiği; Çankırı C. Savcılığınca, Adli Tıp Kurumu Ankara Grup Başkanlığı Trafik İhtisas Dairesi'nden alınan 14.10.2021 tarihli raporda; Şüpheli ..., sevk ve idaresindeki kamyonetle seyri sırasında olay mahalline geldiğinde, kamyonetinde taşıdığı yükü düşmeyecek şekilde yüklemesi, düşmemesi için gerekli önlemleri alması gerekirken, bu hususlara gerekli özeni göstermeyip, aracından yola düşen bir metal parçanın, karşı yönden gelmekte olan sürücü ... 'in kullandığı aracın camından içeri girerek, sürücüye çarpması sonucu meydana gelen olayda, dikkat ve özen yükümlülüklerine aykırı hareketi ile asli kusurlu olduğu, müşteki sürücü ... in ise, sevk ve idaresindeki kamyoneti ile seyri sırasında olay mahalline geldiğinde, karşı yönden gelen araçtan fırlayan bir metalin, aracının ön camını kırarak içeri girip kendisine çarpması sonucu meydana gelen olayda, olayın oluşumunda hatalı tutum ve davranışı bulunmadığından, atfı kabil kusuru bulunmadığı kanaatini bildirdiğinin görüldüğü; Çankırı Asliye Ceza Mahkemesince, İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden alınan 11.10.2022 tarihli raporda; Sanık sürücü ... idaresindeki kamyonet ile seyir halindeyken, kamyonette bulunan parçaların düşmemesi için gerekli tedbirleri alarak seyrini, taşıt yolunda seyir halinde olan diğer araçların seyir güvenliğini olumsuz etkilemeyecek şekilde sürdürmesi gerekirken, bahsedilen hususlara riayet etmediği, olay mahalline geldiğinde, idaresindeki kamyonetten fırlayan metal parçanın, karşı yönden gelen, müşteki sürücünün idaresindeki aracın camından içeri girerek, müşteki sürücüye çarpması sonucu, meydana gelen kazada, dikkat ve özen yükümlülüklerine aykırı davranışları ile asli kusurlu olduğu, sürücü ...'in ise, meydana gelen kazada, olayın oluş şekli itibariyle, alabileceği herhangi bir tedbir bulunmadığından kendisine atfı kabil bir kusuru bulunmadığı kanaati bildirildiğinin görüldüğü; Çankırı 1.Asliye Ceza Mahkemesi'nin 09.03.2023 ve 2022/366 Esas , 2023/254 karar sayılı kararıyla; "...dosya kapsamındaki ifadeler, kaza tespit tutanağı, olay yeri inceleme tutanağı, ... plakalı araç üzerinde ve içerisinde yapılan inceleme ve tespitler, çekilen fotoğraflar bir bütün halinde değerlendirildiğinde,..... plakalı araçtan düşen bir metal parçanın o esnada karşı yönden yaklaşan müştekinin aracının ön camına çarpıp delerek içeri girmesi ve sürücüye çarparak yaralamasıyla olayın meydana geldiği," denilerek, olayda tamamen sanık sürücünün kusurlu olduğu kabul edilerek, mahkumiyetine karar verildiği ve hüküm açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, bilirkişi tarafından hazırlanan 10.01.2023 tarihli raporda ise; Davacı sürücü ...'in, beyanlarında; "...yan yana gelmelerine 25 metre kala transitin sol arka tekerleğinin patlak olduğu ve parçalarının etrafa saçıldığı, sağa doğru yanaşırken, üzerine gelen bir parçanın kafasına çarptığını." ifade ederek, lastikten kopan bir parçanın kendisini yaraladığı şeklinde beyanda bulunduğu, ancak Resim 1'deki görüntüden anlaşılacağı üzere, söz konusu siyah demir parçanın, lastiğin bir parçası olmadığı anlaşılmakla, bu demir parçasının bütün bir parça olduğu, lastikten ya da tekerlek kısmından kopabilecek bir parça olmadığının anlaşıldığı, karşı yönden gelen aracın, lastiğinin patlak olduğu, ifadesinden yola çıkılarak, patlak lastikli aracın süratli olamayacağı göz önüne alındığında, aracın yükünden ya da herhangi bir aksamından kopan bir parçanın, düşük hızda ivme kazanarak karşı yöne savrulmasının olanaksız olduğu, bilirkişi ... tarafından 28.06.2021 tarihinde düzenlenen rapordaki görüşe iştirak etmediğini, ... idaresindeki ... plakalı araca ait olup olmadığı kesin olmayan materyalin, kanaat yolu ile bu araca ait olduğu ifade edilerek kusur izafe edildiğini, dava konusu olaya neden olan 30x5 cm. boyutundaki metal parçanın, ... plakalı aracın lastiğinden fırladığına dair iddiaların, şüphe uyandırmayacak şekilde, somut delillere dayanmadığı, bu parçanın araca ait olduğuna dair teknik bilirkişi incelemesi olmadığı ve bilirkişi raporundaki iddiaların, objektif verilere dayanmadığını, dava konusu kazanın ... plakalı araçtan kopan materyalin neden olduğuna dair ifadelerin yerinde olmadığını,... Plakalı araç sürücüsü ...'in, meydana gelen kazanın oluşumunda kusursuz olduğunu, materyal üzerinde yapılacak teknik inceleme ile ... plakalı araca ait olduğunun tespit edilmesi halinde, dava konusu kazada tam kusurlu olacağı kanaati, bildirildiği; ceza dosyasındaki raporlar ile alınan rapor arasında çelişki bulunması nedeniyle oluşturulan üç kişilik karayolları fen heyetinden alınan 10.07.2023 tarihli raporda ise ; Olayın, 28.01.2021 günü, saat 16:00 sıralarında, Çankırı İli, Kızılırmak İlçesinde, D-180/01 K.K.No' lu Devlet Yolu'nun, 37+100 kilometresinde, ... yönetimindeki kamyonet ile ... idaresindeki kamyonetin karşılıklı geçişleri sırasında sürücü ... idaresindeki, ... plakalı kamyonetinin ön camına çarpan cismin camı kırarak sürücüsünün başına çarparak yaralanması şeklinde meydana gelmiş olduğu, davacı sürücü ...'in aracının camını kırarak yaralanmasına neden olduğu anlaşılan 30x5 cm. boyutlarında metalin ... araçtan koptuğuna veya araç üzerinden düştüğüne dair somut bir delil olmadığı ve bu metal parça üzerinde bilirkişi incelemesi ve değerlendirme raporu dosyasında bulmadığı anlaşılmakla; 30x5 cm. boyutundaki metal parçanın ... idaresindeki aracın ön camını kırarak yaralanmasına neden olduğu tespit edilmiş ancak söz konusu 30x5 cm. boyutundaki parçanın ... plakalı araçla arasında ilgi kurulamadığından; davalı ...'un, kazanın meydana gelmesinde herhangi bir kural ihlali bulunmadığı, ..., idaresindeki aracının ön camından içeri girerek yaralanmasına neden olan parçaya karşı alabileceği bir tedbir olmadığından meydana gelen olayda kusursuz olduğunun belirtildiği; lınan raporlarda, davacının aracına isabet eden ve camı kırarak davalının yaralanmasına neden olan metal parçanın davalıya ait araçtan düştüğü yada fırladığı hususunda bir yeterli delil olmadığı ve metal parça üzerinde bilirkişi incelemesi yapılarak bağlantının kanıtlanamadığı gerekçesiyle söz konusu araca kusur izafe edilmemiş ise de; kaza tespit tutanağı, olay yeri inceleme tutanağı, davacıya ait araç üzerinde ve içerisinde yapılan inceleme ve tespitler ile çekilen kaza akabinde ki fotoğraflar ile kamyonet sürücüsü davalı ...'un ve yanındaki yolcu ...' in verdiği ifadeler de, araçta demir boru taşındığı, bu aracın Plaka Tanıma Sistemiyle (PTS) kazanın meydana geldiği saate yakın bir zaman içerisinde olay yerine doğru seyir halinde olduğu, davacıya ait araç ön cam üzerindeki kırık kısmının araç içerisinde bulunan materyal ile aynı boyutta olduğu ve ... plakalı kamyonetten fırlayan bir materyalin sebep olduğu anlaşılmakla, ayrıca metal parçasının davalı araçta düşmüş olduğu yönünde delil aramaya ya da bilirkişi incelemesi yapılmasına gerek olmadığı kanısına varıldığı, aynı şekilde Çankırı Asliye Ceza mahkemesince de yapılan yargılama neticesinde, davalıya ait kamyonette metal parçalarının taşındığı ancak sürücünün yükü düşmeyecek şekilde yüklemesi ve düşmemesi için gerekli önlemleri alması gerekirken, bu hususlara gerekli özeni göstermeyip, aracından düşen bir metal parçasının, karşı yönden gelmekte olan sürücü ...'in kullandığı aracın camından içeri girerek, sürücüye çarpması sonucu kazanın meydana geldiği, davalının tam ve asli kusurlu olduğu tespit ve kabul edilerek mahkumiyetine karar verildiği; tüm bu nedenlerle ... plakalı kamyonet sürücüsü davalı ...'unun sebep olduğu olayda, dikkat ve özen yükümlülüklerine aykırı hareketi ile asli kusurlu olduğu, ceza dosyasında alınan Ankara ve İstanbul Adli Tıp Kurumları Trafik İhtisas dairelerinin görüşüne üstünlük tanınması gerektiği, davalı araç sürücüsünün kazayı engelleyici bir tedbir alma imkanın da olmadığı de görülmekle, tali bir kusurunun bulunmadığı kabul edildiği; Hacettepe Üniversitesi Ana Bilim Dalı Başkanlığından alınan 14.03.2022 tarihli raporda; Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre kaza nedeniyle davacının tıbbi iyileşme süresinin 6 ay, bakıcı ihtiyaç süresinin 2 ay ve kaza nedeniyle kişinin özür oranının %34 olduğunun belirlenmesi üzerine, kusur ve maluliyet durumuna göre hesap bilirkişisinden alınan raporda; 28.01.2021 tarihinde meydana gelen kaza sonucu %34 oranında malul olan ve kusursuz olduğu tespit edilen davacı ... in 16.955,40 TL geçici tam iş gücü kaybı ve 721.551,09 TL sürekli kısmi işgücü kaybı zararı ile, 7.155,00 TL bakıcı gideri ile SGK tarafından karşılanmayan ve fatura edilemeyen tedavi giderlerinden olan ulaşım ve özel diyet gideri toplamı 3.000,00 TL zarar hesap ve tespit edildiği; tüm dosya kapsamı, dava, cevap, olayın gerçekleşmesine ve kusura ilişkin olarak, sürücü ve işleten olan davalının %100 kusura göre meydana gelen kaza nedeniyle, davacının talep ettiği toplam 748.661,49 TL zarardan davalıların sorumlu olduğu, davalı sigorta şirketinin ise kalıcı iş göremezlik zararından poliçe limiti 410.000,00 TL'sinden sakatlık teminatı kapsamında ve 16.955,40 TL geçici iş göremezlik, 7.155,00 TL refakatçi gideri ile 3.000,00 TL tedavi giderinden ise, tedavi giderleri teminat kapsamında sorumlu olduğundan, bu miktarla sınırlı sorumluluğuna karar vermek gerektiği, ... yönelik talep yönünden ise; 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu 14. maddesi gereğince, kazaya kusuruyla neden olan aracın ... plakalı araç olduğu ve ZMSS poliçesinin mevcut olduğu anlaşılmakla, davalı ... karşı talepte bulunulamayacağı nazara alınarak bu davalı aleyhindeki davanın husumet yokluğundan reddine karar vermek gerektiği gerekçesiyle; éDavacının davalı ... aleyhindeki davasının pasif husumet yokluğundan reddine, Davacının diğer davalılar aleyhindeki davasının kabulü ile; 16.955,40TL geçici iş gücü kaybı/zararı, 10.155,00TL tedavi/bakım gideri zararı ile, 721.551,09TL kalıcı iş gücü kaybı zararı olmak üzere toplam 748.661,49 TL'nin (... Sigorta'nın poliçe teminat limitleri nazara alınarak 437.110,40TL ile sınırlı olmak üzere) davalılardan sigorta şirketinden temerrüt tarihi olan 23.10.2021 tarihinden itibaren diğer davalılar yönünden kaza tarihi olan 28.01.2021 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine,” karar verilmiş hüküm davacı vekili, davalı ... Sigorta AŞ vekili ve davalılar ... ve ... vekili tarafından istinaf edilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; ... yönünden, dava değerinin artırılmadığını ve dilekçelerindeki talebin 300,00 TL olduğunu, buna rağmen 17.900,00 TL vekalet ücretinin hatalı olduğunu belirterek kararın düzeltilmesini istemiştir. Davalı ... Sigorta AŞ vekili istinaf başvuru dilekçesinde; Davacının, aracı ile seyri sırasında, 30 cm eninde, 5 cm boyunda metal materyalin camı kırarak, başına isabet etmesi neticesinde yaralandığını iddia ettiğini, mahkemece bilirkişiden alınan raporda, söz konusu parçanın, davalı aracından kopan bir metaryal olmadığı, değerlendirilerek, davalı araç sürücüsün kusursuz olduğunun belirtildiği, sonrasında, ceza dosyasındaki raporlar ve bilirkişiden alınan rapor arasındaki çelişki nedeniyle 3 kişilik heyetten alınan raporda da; 30X5 cm boyundaki parça ile araç arasında ilgili kurulamadığının belirtilerek, davalıya ait araç sürücüsünün kusurunun olmadığının tespit edildiği, buna rağmen mahkemece raporlar arasındaki çelişkiye rağmen, çelişki giderilmeden davanın esası hakkında karar verilmesinin hatalı olduğunu; davacının sunduğu maluliyet raporun da, gerçeği yansıtmadığını, Adli Tıp Kurumundan rapor alınması gerektiğini, medikal uzmandan aldıkları raporda, söz konusu maluliyetin yüzde asimetri olduğundan bahisle verildiği ve 12 ay iyileşme süresi dolmaksızın tanzim edilen raporun maluliyet tespitinde yeterli olmadığının belirtildiğini, dolayısı ile iyileşme süresi beklenilmeden alınan raporun karar vermeye elverişli olmadığını, "Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmelik" hükümlerine göre raporun adli tıp uzmanları tarafından değil, bizzat muayenesi ilgili uzmanlar tarafından yapılarak tanziminin gerektiğini, geçici iş göremezlik, bakıcı gideri ve tedavi giderinin teminat kapsamında olmadığını, belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. Davalılar ... ve ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde; kararın hatalı olduğunu, mahkemece, davalı sürücü hakkında Asliye Ceza Mahkemesi tarafından mahkumiyet ve HAGB verildiği belirtilerek, davalıların sorumluluğuna gidilmiş ise de, söz konusu kararın ağır ceza mahkemesi tarafından kaldırılması sonrasında Çankırı 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2023/812 E sayılı dosyasında yeniden yargılamaya başlandığını, söz konusu parçaların davalının aracına ait olup olmadığının araştırılmasına gidildiğini, söz konusu parçanın bulunamaması nedeniyle kolluktan sorulmasına ve bulunmaması halinde fotoğraflar üzerinden rapor alınmasına karar verildiğini, dolayısıyla, davalının mahkumiyetine dair karar verilmemiş iken, tazminattan sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu; Ceza dosyasının bekletici mesele yapılması gerektiğini, ilk derece mahkemesince alınan raporlarda da, davacıya çarpan parçanın, davalıya ait araçtan kaynaklandığının kanıtlanmadığını ve davalının kusursuz olduğunun belirtildiğini, hal böyle iken mahkemece, söz konusu parçanın davacının aracından koptuğunun kabul edilmesinin hatalı olduğunu, ayrıca dinlenen tanıklarının beyanlarının da kazanın kendi araçlarından kaynaklanmadığının kanıtlandığını, tanıklarının beyanında; ''Davalı ... ile bir arkadaşlığımız yok iş ilişkisi sebebiyle kendisini tanıyorum. Ben Akyurtta davalı ...'un aracına malzeme yüklemiştim. Malzeme türü bir paket flaş, 6 metre çelik boru ve 3-5 parça plastik borudur. Kaza Sultan çiftliği diye bir yerde olduğu diye biliyorum. Tam olarak mevkini bilmiyorum. Çift yönlü yolda biz Bayat tarafına gelirken kaza yapan şahısta Ankara'ya doğru gidiyordu. Bizim çalıştığımız kanala yakın iki parça çelik dirsek malzemenin olduğunu gördüm. Eskialibey'in oralarda bir yerde bulunuyor. Malzemeyi görünce durduk, alıp arabaya attık. Bir kadın oradan bağırıyordu. Bize 900 metre uzaklıktaydı. Yardım edin diye bağırıyordu. Araba şarampole doğru düşmüş vaziyetteydi. ... yardım etmek istedi. Fakat ben bizim işimiz var dedim kendisine, sonrasında ... ısrar edince koşarak olay yerine gittik. Biz gidene kadar üç tane araba orada durmuştu ve adamı içeriden çıkarmışlardı. Kadının bir şeyi yoktu. Adamın sağ kaşının üzerinde 3-4 santimlik bir yara vardı. Görünürde başka bir şey yoktu. Kadın sonra etrafına baktı. Bizim uzaktaki arabamızı gördü ve sizin arabadan bizim arabaya bir parça fırladı dedi. Ben kendisine arabadan fırlayacak herhangi bir malzeme olmadığını izah ettim. Zaten bizim malzeme paletin içeresinde, paletin etrafı da streç ile sarılı şekildeydi. Çelik boruda 2 ya da 3 tane spanzet ile bağlıydı. Bizim arabadan herhangi bir malzeme düşme ihtimali yoktu.'', şeklinde beyan bulunduğunu, kazaya neden olan parçacının 30x5 ebatlarında parça olduğunun, araçlarında ise 6 metrelik çelik boru olduğunu, söz konusu borunun araçları ile ilgisinin bulunmadığını, nitekim ceza dosyasında da, davacı ve eşinin, lastik parçasından bahsettikleri, ancak bunun da kanıtlanmadığını; davayı kabul etmemekle birlikte, tazminatın da fahiş olduğunu, ayrıca tazminata kaza tarihinden faiz işletilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Mahkemece, verilen kararda kamu düzenine ilişkin aykırılıklar gözetilerek istinaf edenin sıfatına göre istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat istemidir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı ... haricinde tüm taraflarca istinaf edilmiştir. Olay tarihinde davacının aracı ile seyri sırasında, karşı yönden gelen araçtan kopan bir parçanın, aracın camına, akabinde başına isabet ettiğinden bahisle, karşı araç sürücüsü, işleteni, ZMMS sigortacısından, cismani zarar nedeniyle maddi tazminat istediği dava dilekçesinden ve dosya kapsamından anlaşılmıştır. Davalı sürücü, olay tarihinde araçların karşılıklı olarak geçtiğini kabul etmekle birlikte araçtan kopan bir parça olmadığını, aracında da bahse konu bir parçanın taşınmadığını, davacının yaralanmasında kendisine izafe edilen kusuru kabul etmediğini ileri sürmüştür. İlk derece mahkemesi tarafından, kaza sonrası temin edilmeyen, ancak fotoğrafları bulunan ve özellikleri tutanak altına alınan parçanın davacıya ait araçtan koptuğu bilirkişi raporları ile tam olarak tespit edilmemiş ise de, beyanlar ve ceza mahkemesinde araç sürücüsünün mahkumiyetine karar verilmiş olması nedeniyle, kazanın meydana gelmesinde kusur kanıtlandığından bahisle, alınan maluliyet ve aktüer raporu çerçevesinde davanın esası hakkında karar verildiği anlaşılmaktadır. İlk derece mahkemesi tarafından Çankırı 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2022/336 E. Sayılı dosyasında, davalı araç sürücüsünün mahkumiyetine karar verildiği belirtilmiş ise de; davalının istinaf dilekçesinde beyanı üzerine UYAP Sisteminden yapılan kontrolde, ceza mahkemesince, sanık hakkında hükmün açıklanmasına yönelik verilen kararın Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kaldırılması sonrasında, dosyanın mahkemenin 2023/812 E. sırasına kaydedilerek yeniden yargılamaya devam edildiği, yargılama sonucunda yeniden verilen Hükmün Açıklanmasına Geri Bırakılmasına yönelik kararın, davalı tarafından istinaf edilmesi üzerine dosyanın istinaf incelemesine gönderildiği, dosyanın karara çıkmadığı, davalı hakkında kesinleşen mahkumiyet kararının olmadığı görülmüştür. 1-Davalıların kazanın oluş şekline ve kusura yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde; Haksız fiilenden kaynaklanan davada, zarar gören haksız fiilin varlığını ve zarar görenin kusurunu kanıtlamakla yükümlüdür. Somut olayda davacı, aracıyla seyri sırasında karşı yönden gelen araç istikametinden gelen ve aracın camını kırarak içeri giren metal parçanın kendisini yaraladığını iddia etmiş, dosya içerisinde, söz konusu parçanın araçtan kopan bir parça mı, yahut araçta taşınan bir parça mı, veyahut taşıt yolunda bulunmakla birlikte aracın geçişi sırasında, yerden fırlayan bir parça mı olduğu tam olarak tespit edilmemiştir. Davacı ve beyanına başvurulan eşinin beyanı ile de, parçanın ne şekilde araca isabet ettiği net olarak ortaya koyulamadığı anlaşılmaktadır. ilk derece mahkemesi, Çankırı 1. Asliye Ceza Mahkemesince davalı araç sürücüsünün mahkumiyetine karar verildiğinden bahisle oluşun kanıtlandığını kabul ederek davanın esası hakkında karar verilmiş ise de, söz konusu ceza mahkemesice verilen kararın kaldırılması sonrasında, Çankırı 1. Asliye Ceza Mahkemesi 2023/812 E. dosyasında yapılan yargılama neticesinde, olayın oluş şeklini kanıtlayan kesinleşen mahkumiyet kararı da bulunmamaktadır. TBK'nın 74 maddesinde "Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz." denilmiştir. Hukuk hakiminin kural olarak ceza mahkemesinin beraat kararı ile bağlı olmadığı ancak aynı olay nedeniyle ceza yargılamasında hükme dayanak alınan maddi olgularla ve özellikle “fiilin hukuka aykırılığı” konusunda tamamen bağlı olacağı gerek öğreti, gerekse de yargısal uygulamada istikrarla kabul edilmektedir. Hal böyle olunca, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır.(HGK, 24.12.2014 gün ve 2014/4-846 E., 2014/1091K). Hukuk hâkimi ceza mahkemesi kararındaki fiilin hukuka aykırılığını ve illiyet bağını belirleyen maddi olgularla ve ceza mahkemesince verilen mahkûmiyet kararı ile bağlıdır. Ceza mahkemesi tarafından verilen ve henüz kesinleşmemiş olan kararı çerçevesinde, olayın ceza dosyasında kabul edilen şekilde gerçekleştiği kabul edilmeyeceği gibi, kesinleşmemiş kararın hukuk hakimi açısından bağlayıcılığı da bulunmamaktadır. Bu durumda, Çankırı 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2023/812 E. Dosyasının kesinleşmesi beklenerek, ceza dosyasında kazanın oluş şeklinin kanıtlanması halinde, burada kanıtlanan oluş çerçevesinde, aksi durumda ise, söz konusu parçanın araçtan gelen yahut kopan bir parça olduğu iddia ediliğinden, aracın temin edilmesi halinde, söz konusu araçta, dosyada görseli bulunan parçaya benzer parçalar bulunup bulunmadığı hususlarında aracın hazır edilmesi durumunda bizzat, aksi durumda istinabe yolu ile keşfen inceleme yapılarak, özellikle davacı ve eşinin parçanın fırladığını beyan ettiği kısım üzerinde makine mühendisi ile inceleme yapılmak suretiyle, söz konusu parçanın araçtan kopan bir parça olup olmadığının değerlendirildiği, metal parça araçta taşınan bir parça ise taşınan parçanın, olayı meydana getirecek ve davacıya zarar verecek şekilde düşmesinin veya fırlamasının mümkün olup olmadığı, araçta düşme yahut kopma dışında, metalin belirtilen şekilde fırlamasının söz konusu olup olmayacağı, hususunda denetime elverişli rapor alınarak, olayın oluş şekli kanıtlandıktan sonra, bu çerçevede kusur durumunun tespit edildiği rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmiş olması doğru görülmemiştir. 2-Davalıların maluliyet raporuna yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde; mahkemece hükme esas alınan maluliyet raporu, mahkemece yapılan yargılama sırasında alınan bir rapor olmadığı gibi adli tıp uzmanlarından oluşan heyetten alınmış olup, davalılar tarafından, yargılama öncesinde alınan rapora somut sebepler de belirtilmek suretiyle itiraz edilmiştir. Hükme esas alınan rapor, yargılama sırasında mahkemece alınan rapor olmadığı gibi, iyileşme süresi beklenilmeden alınmış olması ve rapor alınan heyette, davacının mevcut yararlanması ve şikayetleri konusunda uzman doktor yer almaması nedeniyle rapor karar vermeye elverişli değildir. Bu durumda, davalıların da rapora itiraz etmiş olması nedeniyle, mahkemece davacıya ait kaza sonucu yaralanması nedeniyle gördüğü tedavilere ilişkin tüm tedavi evraklarının getirilmesi, davacının muayenesi yapılarak ve son durumu da değerlendirilerek kazaya bağlı yaralanması nedeniyle maluliyetinin/engelinin meydana gelip gelmediğinin kaza tarihinde yürürlükte bulunan "Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkında Yönetmelik" hükümlerine göre belirlenmesi, ayrıca meydana gelen yaralanması nedeniyle geçici iş göremezlik süresinin ve bakıma muhtaç kalmış ise süresinin tespit edilmesi için gerektiğinde konusunda uzman hekim bilirkişide heyete dahil edilerek Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas dairesinden rapor alınarak, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, davacı tarafın başvurusu üzerine düzenlenen rapor esas alınarak karar verilmiş olması isabetli değildir. Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı ... Sigorta AŞ vekili ve davalılar ... ve ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, uyuşmazlığın çözümünde etkili deliller toplanılmadan ve değerlendirilmeden karar verilmiş olması nedeniyle ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın yeniden görülerek, öncelikle ceza mahkemesi kararının kesinleşmesi beklenerek kazanın oluş şekili tespit edilerek, oluş şekline göre kusur oranın belirlendiği kusur raporu ve ayrıca maluliyet durumunun tespiti için Adli Tıp Kurumundan rapor alınarak, bundan sonra, kararın kabul edilen miktara yönelik olarak, sadece davalılar tarafından istinaf edilmiş olması nedeniyle usulü kazanılmış haklar da gözetilerek, davanın esası hakkında olumlu olumsuz bir karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebebine göre davacı vekilinin istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalı ... Sigorta AŞ vekilinin ve davalılar ... ve ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, Davanın yeniden görülüp sonucuna göre bir karar verilmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, 2-Kararın kaldırılma sebebine göre davacı vekilinin tüm, davalı ... Sigorta AŞ vekilinin ve davalılar ... ve ... vekilinin sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 3-İstinaf edenler tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf edenlere iadesine, 4-İİK'nın 36. maddesi gereğince Ankara 4. İcra Hukuk Mahkemesinin 2024/14 Değişik İş 2024/13 Karar sayılı icranın geri bırakılmasına yönelik kararı gereğince, Ankara 5. Genel İcra Müdürlüğü 2023/228621 E. Sayılı dosyasına depo edilen 736.893,69 TL bedelli nakit teminatın yatırana iadesine, 5-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesinde değerlendirilmesine, 6-Karar tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 28.11.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.