Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/2161 E. , 2024/2112 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2020/2161 Karar No : 2024/2112 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı VEKİLİ : Av.... İSTEMLERİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tara
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/2161 E. , 2024/2112 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2020/2161 Karar No : 2024/2112 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı VEKİLİ : Av.... İSTEMLERİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, yapılan ameliyat sonrasında, Denizli Devlet Hastanesinin acil servisinde mesaneye enjekte edilmesi gereken ilacın damar yolundan enjekte edilmesi nedeniyle verem hastalığına yakalanmasında davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu iddiasıyla şimdilik 1.000,00 TL maddi ve 400.000,00 TL manevi tazminatın hak ediş tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; olay kapsamında düzenlenen bilirkişi raporu ve dosyadaki bilgi ve belgelere göre davacıya reçete ile verilen ilaçların ilgili poliklinik/servis şartlarında uygulanması gerektiği, acil servis şartlarında bu tür ilaçların uygulanmasının uygun olmadığı, acil tıp uzmanının hem acil servis şartlarında bu tedaviyi yaptırması, hem de mesane içine uygulanması gereken bir ilacın damar yolundan uygulanması nedeniyle olayda davalı idarenin hizmet kusuru bulunduğu, ancak davacının maddi zararının somut olarak ortaya konulamadığı gerekçesiyle maddi tazminat isteminin reddine, davacının olay nedeniyle manevi zarara uğradığı, eylem ile zarar arasında illiyet bağı bulunduğu gerekçesiyle de manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine, 50.000,00 TL manevi tazminatın davalı idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesince; Mahkeme kararının manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile kısmen reddine ilişkin kısmında hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle davalı idarenin istinaf başvurusunun reddine, davacının istinaf başvurusunun manevi tazminat talebine yönelik kısmının reddine, Mahkemece her ne kadar davacının maddi zararını ortaya koyucu nitelikte somut bilgi ve belge sunamadığı gerekçesiyle maddi tazminat istemine yönelik davanın reddine karar verilmişse de davalı idarenin hizmet kusuruna bağlı olarak davacının yakalandığı tüberküloz hastalığının tedavi sürecindeki gündelik yol, yemek masrafı gibi giderleri gözönüne alındığında 1.000,00 TL maddi tazminat talebinin kabulü gerektiği gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun maddi tazminata ilişkin kısmının kabulü ile 1.000,00 TL maddi tazminatın davalı idareye başvuru tarihi olan 25/07/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir. TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacı tarafından, maddi tazminatın eksik hesaplandığı, efor tazminatına hükmedilmesi gerektiği, hükmedilen manevi tazminatın yetersiz olduğu, Mahkeme kararının yargılama gideri ve vekalet ücretine ilişkin kısmının hukuka aykırı olduğu; davalı idare tarafından, olayda hizmet kusurunun bulunmadığı, hükmedilen manevi tazminatın fahiş olduğu ileri sürülmektedir. TARAFLARIN_SAVUNMASI : Taraflarca savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemine konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, kısmen onanması, kısmen bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: A) Temyiz İstemine Konu Bölge İdare Mahkemesi Kararının, Maddi Tazminata İlişkin Kısmı ve 50.000,00 TL'lik Manevi Tazminat İsteminin Kabulü Yolundaki İdare Mahkemesi Kararına Karşı Davalı İdare Tarafından Yapılan İstinaf Başvurusunun Reddine İlişkin Kısmı Yönünden İncelenmesi: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen Bölge İdare Mahkemesi kararının, maddi tazminata ilişkin kısmı ve 50.000,00 TL'lik manevi tazminat isteminin kabulü yolundaki İdare Mahkemesi kararına karşı davalı idare tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısımlarının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. B) Temyiz İstemine Konu Bölge İdare Mahkemesi Kararının, Manevi Tazminat İsteminin Kısmen Reddi Yolundaki İdare Mahkemesi Kararına Karşı Davacı Tarafından Yapılan İstinaf Başvurusunun Reddine İlişkin Kısmı Yönünden İncelenmesi: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Davacı, mesane tümörü sebebiyle 10/05/2017 tarihinde Denizli Devlet Hastanesinde ameliyat edilmiş, 30/05/2017 tarihinde patoloji sonucunu göstermeye gittiğinde Dr. M. K. tarafından reçete yazılmış, aynı günün akşamında ilaçlarını alıp hastaneye giderek ilaçları ve reçeteyi nöbetçi doktora vermiş, nöbetçi doktor tarafından görevlendirilen hemşire tarafından ilaç damar yolundan enjekte edildikten sonra davacıya eve gidebileceği söylenmiştir. Ertesi gün fenalaşan davacı, Pamukkale Üniversitesi Hastanesine götürülmüş, durumunun ağır olması nedeniyle yoğun bakıma alınmış, yapılan araştırma ve tespitler neticesinde mesanesine enjekte edilmesi gereken ilacın damar yolundan enjekte edildiği ve bu nedenle verem hastalığına yakalandığı anlaşılmıştır. Bunun üzerine davacı tarafından, uygulanan hatalı tedavi nedeniyle uzun yıllar tüberküloz tedavisi göreceği ileri sürülerek olayda davalı idarenin hizmet kusuru bulunduğu iddiasıyla bakılan dava açılmıştır. Olayda idarenin hizmet kusurunun bulunup bulunmadığının tespiti amacıyla İlk Derece Mahkemesince bilirkişiliğine başvurulan Adli Tıp Kurumu 7. İhtisas Kurulunca hazırlanan 30/11/2018 tarih ve 4061 sayılı raporda; "...Mesane tümörü nedeniyle intravezikal BCG uygulanması amacıyla 31.05.2017 tarihinde Denizli Devlet Hastanesi Acil Birimine başvurduğu, burada Acil Uzmanı tarafından intravenöz uygulama yapılması için order verildiği, ilacın damar içine uygulanmasından sonra kendisinde BCG enfeksiyonu geliştiği ve bu nedenle yoğun bakım ünitesinde tedavi olduğu bildirilen Durali oğlu, 04.05.1948 doğumlu Mehmet Ali Barutcu hakkında düzenlenen adli ve tıbbi belgelerin değerlendirilmesinde; Bilinen mesane kanseri olan kişiye Denizli Devlet Hastanesi Üroloji Polikliniğinde Dr. Muzaffer Keçelioğlu tarafından intravezikal canlı tüberküloz aşısı reçete edildiği, kişinin 31/05/2017 tarihinde aynı hastanenin acil servisine ilacı ile başvurduğu, Acil Tıp Uzmanı Dr. Kürşat Kaan Akkoyun tarafından 100 cc SF içerisinde damaryolundan gidecek şeklinde order edildiği, hemşire tarafından ilacın bu şekilde uygulandığı, kişinin 01/06/2017 tarihinde üşüme, titreme, ateş şikayetleri ile Pamukkale Üniversitesi Hastanesi acil birimine başvurduğu, burada 09/06/2017 tarihine kadar yatırılarak medikal tedavi gördüğü, antitüberküloz tedavi aldığı anlaşılmakla; Mesane kanseri olan olgularda intravezikal (mesane içi) TBC (tüberküloz mikrobu) uygulamasının bilinen tedavi yöntemlerinden biri olduğu, dolayısı ile Üroloji Uzmanı Dr. Muzaffer Keçelioğlu’nun planladığı tedavinin tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğu, acil servis şartlarında bu tür ilaçların uygulanmasının uygun olmadığı, bu tür ilaçların elektif koşullarda ilgili poliklinik/servis şartlarında uygulanması gerektiği (onkoloji, üroloji birimleri vb), Acil Tıp Uzmanı Dr. Kürşat Kaan Akkoyun’un hem acil servis şartlarında bu tedaviyi yaptırması, hem de mesane içine uygulanması gereken bir ilacı damar yolundan uygulayarak kişide ağır bir enfeksiyon hastalığının oluşmasına sebep vermesi açısından eylemlerinin tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olmadığı, söz konusu sağlık hizmetini sağlık personeli aracılığı ile yürüten idarenin hizmet işleyişinde hata bulunmadığı..." görüşüne yer verilmiştir. İLGİLİ MEVZUAT: Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-b maddesinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır. Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davalarıdır. Bu tür davalarda mahkeme, hem olayın maddi yönünü, başka bir ifadeyle zararı doğuran işlem veya eylemleri, hem de bundan çıkabilecek hukuki sonuçları tespit edecektir. İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir. Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetlenmesi esas alındığından, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir. İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. Bu bağlamda hizmet kusuru, özel hukuktaki anlamından uzaklaşarak nesnelleşen, anonim bir niteliğe sahip, bağımsız karakteri olan bir kusurdur. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır. Diğer taraftan, idarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütmek yükümlülüğünün bulunduğu da tartışmasızdır. Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için; zararın, idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir. Öte yandan, manevi zararın varlığı, sadece şeref, haysiyet ve onur kırıcı işlem ve eylemlere maruz kalmış ya da kişilerin vücut bütünlüğünün ihlal edilmiş olmasına, ölüm nedeniyle ağır bir elem, üzüntü duyulması şartına bağlı olmayıp; idarenin yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetini gereği gibi eksiksiz olarak sunamaması nedeniyle ilgililerin yeterli hizmet alamamalarından dolayı üzüntü ve sıkıntı duymaları da manevi zararın varlığı ve manevi tazminata hükmedilmesi için yeterli bulunmaktadır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Manevi tazminat, kişinin mal varlığında meydana gelen eksilmeyi gidermeye yönelik bir tazmin aracı değil, manevi değerlerinde bir eksilme meydana gelen ve yaşama sevinci ve zevki azalan kişinin manen tatminini sağlamaya yönelik bir tazmin aracıdır. Manevi zararın başka türlü giderim yollarının bulunmayışı veya yetersiz kalışı manevi tazminatın parasal olarak belirlenmesini zorunlu kılmaktadır. Manevi tazminat, olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlamaktadır. Manevi tazminatın belirtilen niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının, olayın, zararın ve varsa idarenin kusurunun ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifade ile benzeri olayların bir daha yaşanmaması için caydırıcı ve aynı zamanda cezalandırıcı olacak şekilde belirlenmesi, bununla birlikte olayın meydana geliş şekli, idari faaliyetin niteliği, zararlı sonuca etkisi ve idarenin sorumluluk sebebi gözetilerek hakkaniyetli bir tutarı aşmaması gerekmektedir. Temyiz konusu Bölge İdare Mahkemesi kararıyla hukuka uygun bulunan İdare Mahkemesi kararında, dava konusu olay nedeniyle davacının 400.000,00 TL'lik manevi tazminat isteminin 50.000,00 TL'lik kısmı kabul edilmiş ise de; manevi tazminatın ilgililerin duyduğu elem ve üzüntünün kısmen giderilmesini sağlayan manevi bir tatmin aracı olduğu gözetildiğinde, dava konusu olayın davacının üzerinde yarattığı etki ve hayatı süresince yaşayacağı sıkıntılar göz önünde bulundurulduğunda; İdare Mahkemesince davacı için takdir edilen manevi tazminat miktarının, duyulan elem ve ıztırabı kısmen de olsa giderecek düzeyde olmadığı görülmektedir. Bu durumda, Bölge İdare Mahkemesince, davacının manevi tazminat isteminin, dava konusu olayın, oluşan zararın ve idarenin kusurunun ağırlığını ortaya koyacak makul bir kısmının kabul edilmesi gerektiği sonucuna varılmaktadır. C) Temyiz İstemine Konu Bölge İdare Mahkemesi Kararının, Nispi Karar Harcına İlişkin Kısmı Yönünden İncelenmesi: Konusu belli bir miktarı içeren davalarda, yargılama gideri içinde yer alan kalemlerden nispi karar harcı dışındaki harç, keşif ve bilirkişi ücreti ile posta giderinin, haklılık oranına göre davanın taraflarına yükletilmesi; hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden hesaplanacak nispi karar harcı ise, hükmedilen miktar yönünden haksız çıkmış olan davalı idareye yükletilmesi gerekirken, Bölge İdare Mahkemesince, davacıdan peşin alınan nispi karar harcı 1.369,65 TL olmasına karşın hatalı bir şekilde 316,40 TL olduğu belirtilerek 3.483,00 TL nispi karar harcından 316,40 TL harç indirilerek kalan 3.166,60 TL nispi karar harcının davacıya tamamlatılmasına ilişkin olarak verilen kararda bu yönüyle hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davalı idarenin temyiz isteminin REDDİNE, davacının temyiz isteminin kısmen KABULÜNE, kısmen REDDİNE 2. ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, maddi tazminata ilişkin kısmı ile ... TL'lik manevi tazminat isteminin kabulü yolundaki İdare Mahkemesi kararına karşı davalı idare tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin kısmının ONANMASINA, manevi tazminat isteminin kısmen reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına karşı davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin kısmı ile nispi karar harcına ilişkin kısmının BOZULMASINA, 3. Bozulan kısımlar hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 22/05/2024 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.