Başvuru, tutukluluğun kanun ile öngörülen azami süreyi aşması, tutukluluk süresinin makul olmaması, yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmaması, müştekilerden birinin yargılama aşamasında dinlenmemesi nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ile adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru; tutukluluğun kanun ile öngörülen azami süreyi aşması, tutukluluk süresinin makul olmaması, yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmaması, müştekilerden birinin yargılama aşamasında dinlenmemesi nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ile adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru, 9/1/2014 tarihinde Gebze Ağır Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 13/3/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 24/7/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 19/8/2014 tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2007/378 Soruşturma sayılı dosyası ile yürütülen soruşturma kapsamında 1/11/2007 tarihinde gözaltına alınmış ve İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin (4/12/2004 tarihli ve5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun mülga maddesi ile görevli) 5/11/2007 tarihli ve 2007/97 Sorgu sayılı kararıyla suç işlemek için örgüt kurma ve nitelikli yağma suçlarından tutuklanmıştır. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının (5271 sayılı Kanun’un mülga maddesi ile görevli bölümü) 26/11/2007 tarihli ve E.2007/1474 sayılı iddianamesiyle başvurucunun suç işlemek amacıyla örgüt kurma, nitelikli yağma, tehdit, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve kasten yaralama suçlarını işlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle aynı yer Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır. Davaya bakan İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi (5271 sayılı Kanun’un mülga maddesi ile görevli) E.2007/510 sayılı dosya üzerinden yapılan yargılamayı başvurucu yönünden tutuklu olarak sürdürmüştür. Mahkemenin 6/12/2012 tarihli ve E.2007/510, K.2012/328 sayılı kararı ile başvurucunun suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçundan 4 yıl 2 ay hapis, (on altı ayrı) nitelikli yağma suçundan toplam 135 yıl 40 ay hapis, (üç ayrı) kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan toplam 15 yıl hapis, (dört ayrı) tehdit suçundan toplam 8 yıl 4 ay hapis, kasten yaralama suçundan 3 yıl 4 ay hapis, "6136 sayılı Yasa'ya muhalefet" suçundan 1 yıl 8 ay hapis ve 600 TL adli para cezaları ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Mahkeme, hüküm ile birlikte “almış oldukları hapis cezalarının cins ve miktarı, sanıkların kaçma ihtimalinin kuvvetle muhtemel olması ve atılı suçların 5271 sayılı CMK’nın 100 vd. maddelerinde gösterilen katalog suçlardan olması hususları da dikkate alınarak adı geçen sanıkların mahkûm oldukları yağma ve örgüt suçları yönünden 5271 sayılı CMK'nun maddesinde öngörülen adli kontrol hükümlerinin yetersiz kalacağı” gerekçesiyle başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Karar, başvurucuya duruşmada tefhim edilmiştir. Başvuru formu ve eklerinden başvurucunun hükümle birlikte verilen tutukluluğun devamı kararına itiraz ettiği anlaşılamadığı gibi başvurucu tarafından bu konuda herhangi bir bilgi ve/veya belge de sunulmamıştır. Yine UYAP üzerinden yapılan incelemede başvurucunun anılan karara karşı itiraz yoluna başvurduğuna yönelik bir kayda rastlanmamıştır. Başvurucu, hakkındaki mahkûmiyet hükmünü temyiz etmiştir. Dosya 9/10/2013 tarihinde temyiz incelemesi için Yargıtaya gönderilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 12/4/2014 tarihinde tebligat eksikliklerinin ikmali için Mahkemesine iade edilmiştir. Mahkemece, eksiklikler ikmal edildikten sonra dosyanın 2/7/2014 tarihinde tekrar Yargıtaya gönderildiği anlaşılmıştır. 21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı Kanun’un maddesi ile 5271 sayılı Kanun’un mülga maddesi ile görevlendirilen ağır ceza mahkemelerinin kaldırılması üzerine dosya, İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin E.2007/1 sayısına aktarılmıştır. Başvurucu hakkında verilen İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin 6/12/2012 tarihli mahkûmiyet hükmü, temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay Ceza Dairesinin 10/6/2015 tarihli ve E.2015/876, K.2015/41339 sayılı ilamı ile bozulmuştur. Yargıtay bozma ilamı sonrası dosya 5271 sayılı Kanun’un mülga maddesi ile görevlendirilen ağır ceza mahkemelerinin kaldırılması dolayısıyla Gebze Ağır Ceza Mahkemesinin E.2015/329 sayısını almış ve anılan Mahkeme 14/7/2015 tarihinde tensip incelemesi ile birlikte başvurucunun tahliyesine karar vermiştir. Dava, inceleme tarihi itibarıyla İlk Derece Mahkemesinde derdesttir. Başvurucu 9/1/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. B. İlgili Hukuk 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Kasten yaralama” kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir: “Kasten başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” 5237 sayılı Kanun’un “Tehdit” kenar başlıklı maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir: “Tehdidin;a) Silahla, ...c) Birden fazla kişi tarafından birlikte,...İşlenmesi halinde, fail hakkında iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.” 5237 sayılı Kanun’un “Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” kenar başlıklı maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir: “Kişi, fiili işlemek için veya işlediği sırada cebir, tehdit veya hile kullanırsa, iki yıldan yedi yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.” 5237 sayılı Kanun’un “Nitelikli yağma” kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir: “Yağma suçunun;...a) Silahla, ...c) Birden fazla kişi tarafından birlikte,...g) Suç örgütüne yarar sağlamak maksadıyla,...İşlenmesi halinde, fail hakkında on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.” 5237 sayılı Kanun’un “Suç işlemek amacıyla örgüt kurma” kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrasının birinci cümlesi şöyledir: “Kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla örgüt kuranlar veya yönetenler, örgütün yapısı, sahip bulunduğu üye sayısı ile araç ve gereç bakımından amaç suçları işlemeye elverişli olması halinde, iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” 10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar İle Diğer Aletler Hakkında Kanun’un maddesinin birinci fıkrası şöyledir: “Bu Kanun hükümlerine aykırı olarak ateşli silahlarla bunlara ait mermileri satın alan veya taşıyanlar veya bulunduranlar hakkında bir yıldan üç yıla kadar hapis ve otuz günden yüz güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.” 5271 sayılı Kanun’un “Tutuklama kararı” kenar başlıklı maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:“(1) Soruşturma evresinde şüphelinin tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından, kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine veya re'sen mahkemece karar verilir. Bu istemlerde mutlaka gerekçe gösterilir ve adlî kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını belirten hukukî ve fiilî nedenlere yer verilir. (2) (Değişik: 2/7/2012-6352/97 md.) Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustaki bir tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda; a) Kuvvetli suç şüphesini, b) Tutuklama nedenlerinin varlığını, c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu, gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir. Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneği yazılmak suretiyle kendilerine verilir ve bu husus kararda belirtilir.” 5271 sayılı Kanun’un “Tutuklulukta geçecek süre” kenar başlıklı maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir: “Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde, tutukluluk süresi en çok iki yıldır. Bu süre, zorunlu hallerde, gerekçesi gösterilerek uzatılabilir; uzatma süresi toplam üç yılı geçemez.”