10. Hukuk Dairesi 2012/15842 E. , 2012/15639 K. "" Mahkemesi :İş Mahkemesi No :657-49 Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, taraflar avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Davanın yasal dayan…
**10. Hukuk Dairesi 2012/15842 E. , 2012/15639 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :İş Mahkemesi No :657-49 Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, taraflar avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 10 ve 26. maddesidir. Mahkemece, uygulama önceliği bulunduğu halde, 10. madde sorumluluk şartlarının oluşup oluşmadığı irdelenmediği gibi, mahkemece alınan kusur raporunun yetersiz olduğu anlaşılmıştır. İş kazası sonucu vefat eden sigortalının hak sahiplerine bağlanan gelirlerin tahsili talebi ile açılan davada, mahkemece alınan bilirkişi raporunda, davalı işverenin % 75, sigortalının ise % 25 oranında kusur verilmiş ancak, davalı şirketin yönetim kurulu üye ve çalışanı olduğu anlaşılan ve haklarında Düzce Asliye Ceza Mahkemesinde ceza davası açılan sanıkların kusuru yönünden bir irdeleme yapılmamıştır. Borçlar Kanununun 53.maddesi hükmü uyarınca hukuk hakimi, ceza davasında alınmış kusur raporu ile bağlı değilse de, kesinleşmiş ceza ilamıyla saptanmış maddi olgularla bağlıdır. Bu bağlamda; ceza davasında kusurlu bulunarak mahkumiyet halinde bu kişilere de sigorta olayının meydana gelmesinde az da olsa bir miktar kusur verilmesi zorunludur. Hal böyle olunca; ceza dosyasının kesinleşip kesinleşmediği araştırılarak, mahkumiyet kararı kesinleşen sanıklara bir miktar da olsa kusur verilmesi gerektiği gözetilmelidir. Öte yandan, iş kazasının vuku bulduğu tarihte yürürlükte bulunan 506 sayılı Yasanın 9. maddesi ile, “işveren çalıştıracağı kimseleri, işe başlatmadan önce örneği Kurumca hazırlanacak işe giriş bildirgeleriyle Kuruma doğrudan bildirmekle veya bu belgeleri iadeli-taahhütlü olarak göndermekle yükümlüdür. İnşaat işyerlerinde işe başlatılacak kimseler için işe başlatıldığı gün Kuruma veya iadeli-taahhütlü olarak postaya verilen işe giriş bildirgeleri ile Kuruma ilk defa işyeri bildirgesi verilen işyerlerinde işe alınan işçiler için en geç bir ay içinde Kuruma verilen veya iadeli taahhütlü olarak gönderilen işe giriş bildirgeleri de süresi içinde verilmiş sayılır.” hükmü getirilmiş, anılan Yasanın 10. maddesinde de, “sigortalı çalıştırmaya başlandığının süresi içinde Kuruma bildirilmemesi halinde bildirgenin sonradan verildiği veya sigortalı çalıştırıldığının Kurumca tesbit edildiği tarihten önce meydana gelen iş kazası, meslek hastalığı, hastalık ve analık hallerinde ilgililerin sigorta yardımları Kurumca sağlanır. Sigortalı çalıştırmaya başlandığı Kuruma bildirilmiş veya bu husus Kurumca tesbit edilmiş olmakla beraber, yeniden işe alınan sigortalılardan, süresi içinde Kuruma bildirilmiyenler için de, iş kazası, meslek hastalığı, hastalık ve analık hallerinde gerekli sigorta yardımları Kurumca sağlanır.