8. Hukuk Dairesi 2022/7885 E. , 2024/6028 K. İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/107 E., 2022/10 K. KARAR : Davanın kısmen kabulüne Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabul…
**8. Hukuk Dairesi 2022/7885 E. , 2024/6028 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/107 E., 2022/10 K. KARAR : Davanın kısmen kabulüne Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Kadastrosu sırasında, Mersin ili Silifke ilçesi Akdere Mahallesinde bulunan 101 ada 690 parsel sayılı 131.588,47 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz "susuz tarla" vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacı vekili dava dilekçesinde; dava konusu 101 ada 690 parsel sayılı taşınmazda, müvekkilinin zilyetliğinin mirasbırakanından intikalen ve satış suretiyle aralıksız nizasız malik sıfatıyla devam ettiğini, dava konusu yere ilişkin 1937 tarihli vergi kaydının bulunduğunu ileri sürerek taşınmazın Hazine adına kayıtlı olan tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiş, duruşmadaki beyanında ise, dava konusu yerin 100 dönümünü zilyetliğe dayalı olarak, diğer kısımlarının da vergi kaydına dayalı olarak talep ettiklerini açıklamıştır. İlk Derece Mahkemesince verilen önceki karar Yargıtay tarafından bozulmuş olup, hükmüne uyulan bozma ilamında özetle; "dava konusu taşınmaz hakkında yöntemince orman araştırması yapılması, orman bilirkişisi kurulundan, taşınmazın orman ya da orman içi açıklık niteliğinde olup olmadığı hususlarında memleket haritası ve hava fotoğrafları incelemesine dayalı olarak rapor düzenlemesinin istenilmesi, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek davacı yararına zilyetlikle edinme koşullarının oluştuğu anlaşılması halinde, 30 dönümlük bölümün ifraz edilebilir olup olmadığına bakılmaksızın bu miktarın davacı ... tesciline karar verilmesi" gereğine değinilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; "keşifte yapılan mahkeme gözleminde dava konusu parselin boş halde bulunduğu, parselin kuzey ve batı kısımlarında seyrek halde kızılçam ve meşe ağaçlarının bulunduğu, taşınmaz içerisinde bir adet keson kuyusunun bulunduğunun gözlemlendiği, alınan 01.12.2021 tarihli Orman Mühendisleri bilirkişi raporu ile; dava konusu Akdere Mahallesi, 101 ada, 690 nolu parsel içerisinde bulunan A(B+C) harfi ile gösterilen alanın kesinleşmiş orman sınırları dışarısında bırakılıp orman sayılmayan yerlerden olduğu, dava konusu (B) harfi ile gösterilen 4.990,16 m²'lik yerin orman sayılan yerlerden olduğu ve dava konusu (C) harfiyle gösterilen 25.009,84 m²'lik yerin orman sayılmayan yerlerden olduğunun belirtildiği, 15.09.2021 tarihli Ziraat Mühendisleri bilirkişi raporu ile; dava konusu taşınmaz ve taşınmaz içerisindeki (C) harfi ile gösterilen kısımda emek ve masraf sarf edilerek imar ihya edildiği, dava konusu taşınmazda yapılan 1994 yılındaki kadastro çalışmasından önce imar-ihyanın en az 25 yıl olduğu ve zilyetlik süresinin tamamlandığının belirlendiği" gerekçesiyle Mersin ili Silifke ilçesi Akdere Mahallesi 101 ada 690 numaralı parselin Fen Bilirkişisi Sedat Özdemir'in 19.07.2021 tarihli raporunda (C) harfi ile gösterilen 25.009,84 m²lik kısmının Hazine adına olan tapu kaydının iptaline, iptal edilen kısmın ifrazı ile davacı ... tesciline, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir. Dava konusu taşınmazın bulunduğu yörede, 30.06.1981 tarihinde ilân edilerek kesinleşen orman kadastrosu ile 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 1744 sayılı 6831 Sayılı Kanunun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve Bu Kanuna 3 Ek Madde ile Bir Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun (1744 sayılı Kanun) ile değişik 2 nci madde uygulaması ve 05.01.1988 tarihinde ilan edilerek kesinleşen 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 3302 sayılı 31.08.1956 tarihli ve 6831 Sayılı Orman Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (3302 sayılı Kanun) 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) ile değişik 2/B uygulaması bulunmaktadır. Arazi kadastrosu ise 28.03.1995 ile 26.04.1995 tarihleri arasında ilan edilerek 27.04.1995 tarihinde kesinleşmiştir. 1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Davacının temyizi bakımından ise İlk Derece Mahkemesince, yazılı şekilde karar verilmiş ise de, verilen bu karar dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Şöyle ki; davacı vekili, vergi kaydı, satın alma ve kazanmayı sağlayan zilyetliğe dayanarak tescil isteğinde bulunmuş, yerel bilirkişi ve tanıklar da dava konusu taşınmazın davacının dayandığı satıcılarına ait 1937 tarihli ve 92 tahrir numaralı vergi kaydının kapsamında kaldığını bildirmişlerdir. Dairemizin 06.12.2007 tarih ve 2007/6737 - 7016 sayılı bozma ilamı ile de; "davacının dayandığı vergi kaydına değer verilmek suretiyle tarım alanlarına bitişik ve sınırında yer alan vergi kaydı miktarı (3 hektar) kadar yerin belirlenmesi, teknik bilirkişi tarafından krokisine işaret edilmesi, bu yer hakkındaki davanın kabulüne, geriye kalan bölüm hakkındaki davanın reddine karar verilmesi" gereğine değinilmiştir. Ne var ki; davacının dayandığı vergi kaydına değer verilmek suretiyle tarım alanlarına bitişik ve sınırında yer alan vergi kaydı miktarı kadar yerin belirlenmesi gerekirken, mahkemece 19.07.2021 tarihli fen bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen ve davacının zilyetliğinin bulunmadığı tespit edilen bölümü de içine alacak şekilde yer tespiti yapılarak vergi kaydı miktarından daha az miktar yönünden davanın kabulüne karar verilmesi hatalı olmuştur. Bir başka anlatımla; hava fotoğrafları üzerinden bilirkişilerce yapılan incelemede, davacının zilyetliğinin bulunduğu tespiti yapılan bölümler esas alınarak, vergi kaydı miktarı kadar yerin belirlenmesi gerekirken; davacı aleyhine olacak şekilde, bilirkişilerce davacının zilyetliğinin bulunmadığı tespiti yapılan kısımları da kapsayacak şekilde yer tespiti yapılması doğru olmamıştır. Hal böyle olunca, davacının dayandığı vergi kaydına değer verilmek suretiyle çekişmeli taşınmaz sınırındaki sabit tarım alanlarına bitişik ve bilirkişi incelemesi ile davacının zilyetliğinin bulunduğu tespit edilen bölümler esas alınarak, vergi kaydı miktarı kadar yerin belirlenmesi, teknik bilirkişi tarafından krokisine işaret edilmesi, yeniden belirlenen 30 dönümlük bölümün davacı ... tesciline, geriye kalan bölüm hakkındaki davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması dosya kapsamına uygun düşmediğinden İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle; davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE, Davacı vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, Peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 17.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.