4. Hukuk Dairesi 2024/4682 E. , 2024/6004 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/192 E., 2023/193 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın Reddine Taraflar arasında görülen rücuen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda, davanın reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre,
**4. Hukuk Dairesi 2024/4682 E. , 2024/6004 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/192 E., 2023/193 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın Reddine Taraflar arasında görülen rücuen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda, davanın reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacıya konut sigorta poliçesiyle sigortalanan ve sigortalının maliki olduğu konutun 24.07.2014 tarihinde İSKİ'ye ait rögardaki tıkanıklık sebebiyle geri tepen pis suların sirayeti nedeniyle hasara uğradığını, sigorta eksperi tarafından düzenlenen ekspertiz raporunda 8.400,00 TL olarak belirlenen hasar miktarının, sigortalısına 04.08.2014 tarihinde ödendiğini, dava konusu su baskını ve hasarın, sigortalı dairenin de bulunduğu sokakta İSKİ’ye ait yağmur ve kanalizasyon suyu rögarlarının gerek yapımından, gerekse bakımından kaynaklanan eksiklikler nedeniyle 24.07.2014 tarihinde tıkanması nedeniyle pis suların sigortalı daireye sirayeti sonucu meydana geldiğinin sabit olduğunu, İSKİ'nin oluşan hasardan sorumlu olduğunu belirterek fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla 8.400,00 TL sigorta rücu tazminatının sigortalıya ödeme tarihi olan 14.08.2014 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu eylemin hizmet kusuru niteliğinde olduğundan görevli mahkemenin idare mahkemesi olduğu, her iki tarafın tacir olması nedeniyle her tür davalarda yetkili mahkemenin ticaret mahkemeleri olduğunu, olay hasar yeri Üsküdar olduğundan İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemelerinin yetkili olduğunu, dava konusu hasara neden olan olayın davacının şahsi kullanımında ve sorumluluğunda olan bölgede meydana geldiğinin tespit edildiğini, yağmursuyu hatlarının bakım onarım ve işletmesinin ilçe belediyesince yapıldığını, dava konusu yerin projeye uygunluğunun denetlendiğini, hasarlı olayın davacı sigortalısının kusuru neticesinde ve sorumluluk sahasında meydana geldiğini, dava dilekçesinde hasar nedeni olarak, aşırı yağışlar ve bu sebeple banyo ve wc'den geri tepen sular gösterildiğini, istenen miktarlar fahiş olup kabul edilmeyeceğini, yağmur suyu kanalının yapımı, harcamalar ilgili belediyelerce karşılanmak şartıyla İSKİ'ye görev olarak verildiğini, bütçede ödenek bulunmaması sebebiyle yağmur suyu yaptırımı planlamasının mümkün olmadığını belirterek davanın husumet ve esastan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İstanbul 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 19.11.2014 tarihli ve 2014/485 Esas-2014/458 Karar sayılı kararıyla; davalı İSKİ' nin kuruluşu hakkındaki 2560 sayılı Kanun'da, bu kurumun genel kurul, yönetim kurulu ve genel müdürlük ile yönetileceği, denetçileri vasıtasıyla denetim yapılacağı, yıllık faaliyet ve yatırımlarının bilançolarda belirlenip genel kurulun onayına sunulacağı ve bütçesinin kamu iktisadi teşebbüslerinde uygulanan bütçe formülüne göre düzenleneceğinin açıklandığı, bu kuruluşun özel hüküm hükümlerine göre idare edilen bir kamu kuruluşu olduğunun kabulünün gerektiği, davalı tacir olduğundan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4 üncü maddesinde her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davalarının ticari nitelikte davalar olduğu hüküm altına alındığından her iki tarafın tacir olması ve davanın da belirtilen nedenle ticari iş sayılmış bulunduğundan dava dilekçesinin görevsizlik nedeniyle reddine, dosyanın kesinleşmesini takiben talep halinde görevli ve yetkili İstanbul Ticaret Mahkemelerine gönderilmesine karar verilmiş; hüküm, davacı ... vekilince temyiz edilmiştir. IV.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 2015/16052 Esas-2015/13632 Karar sayılı ve 08.12.2015 tarihli kararı ile Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 22.03.1944 tarihli 37 Esas ve 9 Karar sayılı kararında bu husus “sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticari dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur” şeklinde vurgulandığı, somut olayda davacı ... şirketinin sigortalısının halefi olarak açtığı davada, uyuşmazlığın haksız fiilden kaynaklandığından uyuşmazlığın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekirken görevsizlik kararı verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Birinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 21.12.2017 tarihli ve 2016/202 Esas-2017/382 Karar sayılı kararıyla; davalının sorumluluğundaki kanalizasyon şebekesi ve tıkanan rögarın "imal olunan şey" kavramına dahil olduğu, davalının bu şebekenin ve rögarın kötü yapılmasından ve muhafazasından kaynaklanan zarardan kusursuz sorumlu olduğu, dosyada alınan bilirkişi raporunda şehir atık su ve yağmur suyu şebekesinin bir arada birleşik sistem olduğu, 24.07.2014 tarihinde şiddetli yağan yağmurda şebekeye katılan atık su ve yağmur sularının binanın parsel bacasına geri geldiği, oradan da dava konusu daireye ulaştığı ve hasar oluşturduğu, oluşan hasarın parasal değerinin 8.400,00 TL olduğunun bildirildiği, davalının yapım ve bakım sorumluluğunda bulunan kanalizasyon atık su ve yağmur suyu kanalının tıkanarak geri tepmesi ve hasar oluşturmasından davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 8.400,00 TL alacağın 14.08.2014 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı ile katılma yoluyla davacı tarafından temyiz edilmiştir. C. İkinci Bozma Kararı Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 2018/5445 Esas-2020/4338 Karar sayılı ve 02.07.2020 tarihli kararı ile mahkemece kusur oranı ve hasarın tespiti yönünde bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, alınan rapora itibar edilmeyerek yazılı şekilde hüküm kurulduğu, bilirkişi raporunda, şiddetli yağan yağmurda şebekeye katılan atıksu ve yağmur sularının binanın parsel bacasına geri geldiği ve dava konusu daireye ulaştığı, İSKİ Atıksu Deşarj Yönetmeliği 14/12 hükmü gereğince parsel bacasına atıksuyun geri gelmesini önleyecek tedbir alınmadığı için binayı inşa eden ya da bina maliki sorumlu olduğu, davalının sorumlu olmadığı olduğu yönünde görüş bildirildiği, mahkemece tüm kusurun davalıda olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verildiği, ancak sigortalıya ait konutun bulunduğu binanın, projesinin onayından yapı kullanma izin belgesinin verilmesine kadarki aşamalarında, davalı idarenin denetim görevini gerektiği gibi yerine getirmemiş olması, kusurunun yoğunluğunun tespitinde önem arzetmekte ise de, salt idarenin denetim görevini ihmal etmiş olması, binanın sahibi, yüklenicisi veya yöneticisinin geri tepmeyi önleyecek tedbirleri alma yükümlülüğünü ortadan kaldırmayacağı, bu itibarla, mahkemece hasarın meydana geldiği yerin kanal bağlantısına ait evraklar, Deşarj Yönetmeliği hükümleri ve geri tepmenin oluş şekli değerlendirilmek suretiyle zararın meydana gelmesinde davacının sigortalısı veya bina yönetimi ile davalının müterafik kusurunun olup olmadığı yönlerinde bilirkişi kurulundan ek rapor alınması veya yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru görülmediği gerekçesiyle kararın bozulmasına, bozma neden ve şekline göre davacının temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. D. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 26.05.2022 tarihli ve 2020/157 Esas- 2022/55 Karar sayılı kararıyla; Uyuşmazlık Mahkemesinin 2021/830 Esas, 2022/235 Karar sayılı 18.04.2022 tarihli kararında; atıf yaptığı Uyuşmazlık Mahkemesinin 05.04.2021 tarihli ve E.2021/28, K.2021/144 sayılı kararında, özetle; 2004 sayılı Kanun'un 42 nci maddesinin 3. fıkrasında yapılan değişiklik ve Anayasa Mahkemesinin 22.10.2020 tarihli ve E.2020/78, K.2020/59 sayılı kararı doğrultusunda; idari yargının görev alanına giren konulara ilişkin uyuşmazlıkların, itirazın iptali davası yoluyla görülmesi mümkün olmadığından Mahkemece içtihat değişikliğine gidildiği ve davalı idarenin (İSKİ) hizmet kusuru nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemi niteliğindeki davanın idari yargı yerinde çözümlenmesi gerektiğine" dair karar verildiğinden davalı idarenin hizmet kusuru nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemi niteliğindeki davanın idari yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği sonucuna varıldığı şeklinde karar verildiği, dava konusunun idarenin hizmet kusuru nedeni ile uğranılan zararın tazmini olduğu ve Uyuşmazlık Mahkemesinin anılan kararları ile aynı nitelikte olduğu gerekçesiyle dava konusunun idari yargıda çözümlenmesi gerektiğinden yargı yolu yönünden davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir. E. Üçüncü Bozma Kararı Dairenin 2022/13450 Esas-2022/15147 Karar sayılı 22.11.2022 tarihli ilamı ile mahkemece Yargıtay 17. (Kapatılan) Hukuk Dairesinin 2018/5445 Esas-2020/4338 Karar sayılı ve 02.02.2020 günlü bozma kararına uyulmasına karar verilerek yargılamaya devam edildikten sonra dava konusunun idarenin hizmet kusuru nedeni ile uğranılan zararın tazmini olduğu ve Uyuşmazlık Mahkemesinin anılan kararları ile aynı nitelikte olduğu anlaşılmakla davanın konusunun idari yargıda çözümlenmesi gerektiği gerekçesiyle yargı yolu yönünden davanın reddine karar verildiği, bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğacağı usuli kazanılmış hak olarak tanımlanan bu olgunun mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği, (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Y.İ.B.K.) bu ilkenin kamu düzeni ile ilgili olduğu, Yargıtayca kendiliğinden dikkate alınması gerektiği, somut olayda mahkemece; bozma kararına uyulduğu hâlde gereklerinin yerine getirilmediği, bozmaya uygun karar verilmediği, bozma kapsamı dışına çıkılarak davanın yargı yolu nedeniyle reddine karar verilmesinin doğru olmadığı, kararın bu nedenle bozulması gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. F. Mahkemece Üçüncü Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 26.05.2022 tarihli ve 2020/157 Esas-2022/55 Karar sayılı kararıyla; Yargıtay bozma ilamına göre iş bu davada İSKİ'nin sorumluluğunun incelenmesi gerektiği, alınan bilirkişi ek raporunda davalı İSKİ'nin denetim yükümlülüğünü yerine getirdiği, hasarın meydana gelmesinde davacının sigortalısının yüzde yüz kusurlu olduğu belirtilmiş olmakla Yargıtay kararı doğrultusunda davalının kusuru incelenirken davacının sigortalısının eyleminin bu kusurun önüne geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davanın reddine ilişkin olarak gerekçe gösterilmemesinin usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiği, 2560 sayılı ... Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun'un 1. maddesinde; "İstanbul Büyükşehir Belediyesinin su ve kanalizasyon hizmetlerini yürütmek ve bu amaçla gereken her türlü tesisi kurmak, kurulu olanları devralmak ve bir elden işletilmek üzere ... kurulduğunun" belirtildiği, 2560 sayılı Kanun'un ilgili maddelerinde de açıkça belirtildiği gibi İSKİ'nin kullanılmış sular ile yağış sularıyla ilgili her türlü tesisin etüd ve projesini yapmak, yaptırmak; gerektiğinde bu projelere göre tesis kurmak, kurdurmak; bunların bakım ve onarımı yapmak, yaptırmak ve gerekli yenilemelere girişmekle yükümlü olduğu, davaya konu zararla davalı İSKİ'nin kusurlu eylemi arasında uygun illiyet bağı bulunduğundan davalı İSKİ'nin haksız fiili sonucu oluşan hasardan dolayı sorumlu olup zararı tazminle mükellef olduğu, yerel mahkemenin kararındaki gerekçelerin İSKİ’nin yasalarla üstlenmiş olduğu görevlerle uyuşmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; konut sigorta poliçesi sebebebiyle sigortalıya ödenen tazminatın rücuen tazmini istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesi delaletiyle mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1472 nci (6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1301) maddesi. 3. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Davacı vekilince, davalının sorumluluğunda olan rögarın tıkanması ile geri tepen suların sirayeti iddiası ile sigortalı konutta oluşan ve sigortalıya ödenen hasarın tahsili talep edilmiştir. Davacının ödeme yaptığı sigortalısının bulunduğu konutunda atıksuyun geri gelmesini önleyici valf sisteminin bulunduğu sabittir. Ne var ki bu sistemin varlığı ve davalı İSKİ'nin önlemleri aşırı yağış olması sebebiyle suyun geri tepmesini engelleyememiş olup bu durum tazminatın tümden reddini gerektirmemekte indirim nedeni olabilmektedir. Davalının önlem almakta yetersiz olduğu anlaşıldığından bir miktar indirim yapılmak suretiyle tazminata karar verilmesi gerekirken davanın reddi yönünde hüküm kurulması doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazının REDDİNE, 2.Değerlendirme (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan kararın BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacıya iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,11.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi