4. Hukuk Dairesi 2010/10091 E. , 2010/10214 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... mirasçıları ... vdl aleyhine 25/04/2006 gününde verilen dilekçe ile rücuen tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 20/05/2008 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalılar vekilleri tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi t…
**4. Hukuk Dairesi 2010/10091 E. , 2010/10214 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... mirasçıları ... vdl aleyhine 25/04/2006 gününde verilen dilekçe ile rücuen tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 20/05/2008 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalılar vekilleri tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir. 2-Diğer temyiz itirazlarına gelince; dava, haksız eylem nedeniyle zarara uğrayanlara ödenen tazminatın, haksız eylemi gerçekleştirenin mirasçılarından rücu yolu ile alınması istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istem kabul edilmiş; karar, davalılar ... mirasçıları ile diğer davalı ... tarafından temyiz olunmuştur. Davacı, dayanışmalı sorumlu olarak dava dışı kişilere icra dairesi aracılığı ile ödediği paranın ardıllık (halefiyet) kurallarına göre rücu yolu ile ödetilmesini istediğine ve davalıların önceki ... Asliye 24. Hukuk Mahkemesi’nin 2004/304 Esas ve 2004/332 Karar sayılı davada taraf olarak bulunmadıkları anlaşıldığına göre; ödemenin kapsamı, davacının sorumlu tutularak ödediği para ile bu paranın kendisi hakkındaki davada verilen kararın kesinleşmesine kadar işleyecek faizi, önceki davada takdir edilen avukatlık ücreti ve yargılama giderleri toplamından davalıların payına düşen bölümdür. Kendi kusurlu davranışı ile işin icraya düşmesine yol açan davacı, sözü edilen giderlerle davalıların eylemi arasında uygun nedensellik bağı bulunmadığından, bu savsaması nedeniyle yapılmış olan icra giderlerini ve kararın kesinleşmesinden sonra geçen sürede işleyecek faizi isteyemez. Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilerek, icra giderleri ile kararın kesinleşmesinden sonra işlemiş olan faize ilişkin istek bölümü hesaplanıp reddine karar vermek gerekirken, bu ilkelere aykırı düşüncelerle istemin tümünün kabul edilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. 3-Davalılar ... mirasçılarının diğer temyiz itirazına gelince; davacı dava dilekçesinde, davalıların mirasbırakanı olan ambulans sürücüsü ...’ün % 25 kusuru oranında sorumlu tutulmasını istediği halde, adı geçen sürücünün kesinleşen ceza kararında 6/8 oranda kusuru bulunduğu benimsenerek, davalıların bu kusur oranında ve fazla tazminat ile sorumlu tutulmuş olmaları, Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası'nın 74. maddesinde yer alan, yargıcın tarafların iddia ve savunmaları ile bağlı olup ondan fazlasına ya da başka bir şeye karar veremeyeceğine ilişkin istekle bağlılık kuralına aykırı olduğundan, karar bu nedenle de bozulmalıdır.