12. Ceza Dairesi 2012/29739 E. , 2013/16416 K. "İçtihat Metni" Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi Suç : Taksirle öldürme, Hakaret Hüküm : Taksirle öldürme suçundan :5237 sayılı TCK'nın85/1,62 maddelerigereğince mahkumiyet Hakeret suçundan: 5237 sayılı TCK'nın 125/1-4, 62maddeleri gereğince mahkumiyet Taksirle öldürme ve hakaret suçlarından sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii ve katılanlar vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü: 1-Hakaret suçundan kurula
**12. Ceza Dairesi 2012/29739 E. , 2013/16416 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi Suç : Taksirle öldürme, Hakaret Hüküm : Taksirle öldürme suçundan :5237 sayılı TCK'nın85/1,62 maddelerigereğince mahkumiyet Hakeret suçundan: 5237 sayılı TCK'nın 125/1-4, 62maddeleri gereğince mahkumiyet Taksirle öldürme ve hakaret suçlarından sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii ve katılanlar vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü: 1-Hakaret suçundan kurulan hükme ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanık müdafiinin ceza miktarına ilişkin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün isteme uygun olarak ONANMASINA , 2-Taksirle öldürme suçundan kurulan hükme ilişkin temyiz itiazlarının incelenmesine gelince; 5237 sayılı TCK’nın 23. maddesinde, kastı aşan suçlarda veya neticesi sebebiyle ağırlaşmış suçlarda cezalandırılabilmek için failin meydana gelen sonuç açısından en azından taksirle hareket etmesi gerektiği belirtilmiş, madde gerekçesinde de, hükmün konuluş amacının, objektif sorumluluk anlayışının terk etmek olduğu, bu tür sorumluluğun, ortaçağ kanonik hukukunun kalıntısı olan “versari in re ilicita” yani hukuka aykırı bir durumda olan bunun bütün neticelerine katlanır anlayışının ürünü olduğu, çağdaş ceza hukukunun bu anlayışı çoktan terk ettiği, düzenlemeyle meydana gelen ağır netice açısından sorumluluk için neticeye ilişkin olarak en azından taksir dolayısıyla kusurlu olunması gerektiği belirtilmiştir. Kanunun 87/4. maddesinde ise, kasten yaralama sonucunda ölümün meydana gelmesi halinde failin nasıl cezalandırılacağı hüküm altına alınmıştır. Ancak maddedeki atfın 86. maddenin 1. ve 3. fıkralarına yapılmış olması nedeniyle, bu hükmün aynı maddenin 2. fıkrasında kalan yaralanma eylemleri açısında uygulanması mümkün değildir. Basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilir nitelikte yaralanma sonucunda mağdurun ölmesi halinde, 5237 sayılı TCK’nın 23 ve 87/4. maddelerinin uygulanması imkânı bulunmadığından, failin sorumluluğunun genel hükümler kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir. Meydana gelen sonuç, (ölüm) öngörülebilir ise ve fail bu sonucu öngörmeksizin hareket etmişse, 5237 sayılı TCK’nın 22/2. maddesi uyarınca taksirle öldürme suçunu düzenleyen 85. maddesi uyarınca, öngörülebilir sonuç fail tarafından da öngörülmüş ancak istenmemiş ise fail bilinçli taksirle öldürme suçundan Kanunun 85 ve 22/3. maddeleri uyarınca, fail öngördüğü sonucu kabullenerek fiilini icra etmiş ise bu kez de, olası kastla öldürme suçundan sorumlu tutulmalıdır. Failin ölüm sonucunu öngörmesi mümkün olmakla birlikte, gerekli özeni göstermeyerek ölüme neden olması halinde faili taksirle öldürmekten sorumlu tutmak mümkün ise de, ölüm sonucunun meydana gelmesinin öngörülmesi mümkün değilse failin taksirle öldürmeden sorumlu tutulması mümkün değildir. Neticenin öngörülebilir olmaması halinde, faili meydana gelen ağır sonuçtan sorumlu tutmak, yeniden objektif sorumluluğun kabulü anlamına gelecektir ki, böyle bir kabul kusur sorumluluğunu benimseyen ceza kanununun sistematiğine de aykırıdır. Yapılan açıklamalar ışığında; sanığın ölenle tartıştığı sırada elindeki tornavida ile ölenin baş kısmına vurduğu, ölen sol kaşında derin 1,5-2 cm boyutlarında , basit tıbbi müdahale ile giderilebilir kesi oluşacak şekilde yaralandığı, olay sırasında fenalaşıp yere yığıldığı, strese bağlı kalp hastalığının aktif hale gelmesi nedeniyle hastanede yaklaşık 1 ay sonra öldüğü olayda; sanığın eyleminin TCK'nın 87/4 maddesinde düzenlenen suça temas ettiği gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi, Kanuna aykırı, katılanlar vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 17.06.2013 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY 5237 sayılı TCK’nın 23. maddesinde, kastı aşan suçlarda veya neticesi sebebiyle ağırlaşmış suçlarda cezalandırılabilmek için failin meydana gelen sonuç açısından en azından taksirle hareket etmesi gerektiği belirtilmiş, madde gerekçesinde de, hükmün konuluş amacının, objektif sorumluluk anlayışını terk etmek olduğu, bu tür sorumluluğun, ortaçağ kanonik hukukunun kalıntısı olan “versari in re ilicita” yani hukuka aykırı bir durumda olan bunun bütün neticelerine katlanır anlayışının ürünü olduğu, çağdaş ceza hukukunun bu anlayışı çoktan terk ettiği, düzenlemeyle meydana gelen ağır netice açısından sorumluluk için neticeye ilişkin olarak en azından taksir dolayısıyla kusurlu olunması gerektiği belirtilmiştir. Kanunun 87/4. maddesinde ise, kasten yaralama sonucunda ölümün meydana gelmesi halinde failin nasıl cezalandırılacağı hüküm altına alınmıştır. Ancak maddedeki atfın 86. maddenin 1. ve 3. fıkralarına yapılmış olması nedeniyle, bu hükmün aynı maddenin 2. fıkrasında kalan yaralanma eylemleri açısında uygulanması mümkün değildir. Anılan hüküm uyarınca sorumlu tutulabilmek için yaralanmanın Kanunun 86/1. maddesi kapsamında veya daha ağır nitelikte olması, kasten yaralama fiili ile ölüm arasında genel bir nedensellik bağı değil, doğrudan bağlantının bulunması başka bir anlatımla, kasten yaralama fiilinin ölüm neticesinin meydana gelmesinde doğrudan etkin olması gerekmektedir. Bu nedenle Kanunun 86/2. maddesi kapsamındaki yaralanmaların bu sonucu gerçekleştirmeyeceği kabulüyle 87/4. maddenin uygulanmasında, ikinci fıkrası kapsam dışında tutulmuştur. TCK'nın 87/4. maddesindeki, 86/3. maddeye yapılan atfa gelince, 86. maddenin 3. fıkrasında yapılan atıf, maddenin birinci fıkrasındaki yaralanmaların üçüncü fıkrasında belirtilen vasıtalarla veya sayılan kişilere karşı yada kişilerce işlenmesi halinde uygulanma imkanına sahip olup, TCK'nın 86. maddenin ikinci fıkrası kapsamındaki yaralanmalar açısından 87/4. madde uygulanamayacağından, 3 fıkradaki nitelikli hallerin gerçekleşmesi halinde de 87. maddenin 4. fıkrası uygulama alanı bulamayacaktır. Basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilir nitelikte yaralanma sonucunda mağdurun ölmesi halinde, 5237 sayılı TCK’nın 23 ve 87/4. maddelerinin uygulanması imkânı bulunmadığından, failin sorumluluğunun genel hükümler kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir. Meydana gelen sonuç, (ölüm) öngörülebilir ise ve fail bu sonucu öngörmeksizin hareket etmişse, 5237 sayılı TCK’nın 22/2. maddesi uyarınca taksirle öldürme suçunu düzenleyen 85. maddesi uyarınca, öngörülebilir sonuç fail tarafından da öngörülmüş ancak istenmemiş ise fail bilinçli taksirle öldürme suçundan Kanunun 85 ve 22/3. maddeleri uyarınca, fail öngördüğü sonucu kabullenerek fiilini icra etmiş ise bu kez de, olası kastla öldürme suçundan sorumlu tutulmalıdır. Failin ölüm sonucunu öngörmesi mümkün olmakla birlikte, gerekli özeni göstermeyerek ölüme neden olması halinde faili taksirle öldürmekten sorumlu tutmak mümkün ise de, ölüm sonucunun meydana gelmesinin öngörülmesi mümkün değilse failin taksirle öldürmeden sorumlu tutulması mümkün değildir. Neticenin öngörülebilir olmaması halinde, faili meydana gelen ağır sonuçtan sorumlu tutmak, yeniden objektif sorumluluğun kabulü anlamına gelecektir ki, böyle bir kabul kusur sorumluluğunu benimseyen ceza kanununun sistematiğine de aykırıdır. Sanığın ölenle tartışıp, elindeki tornavida ile başında hafif sıyrık oluşturacak şekilde yaralanması sonucu, kendisinde mevcut kalp rahatsızlığının aktif hale gelmesi nedeniyle tedavi gördüğü hastanede kronik kalp damar rahatsızlığına bağlı olarak ölmesinde, sanığın TCK'nın 87/4. maddesinden sorumlu tutulması suçta ve cezada kanunilik ilkesine aykırıdır, diğer yönden ölenin fenalaşması üzerine sanığın herhangi bir eylemi saptanamadığından, fiil taksirle öldürme kapsamında da değerlendirilemez, yukarıda anlatıldığı şekilde meydana gelen olayda, sanığın TCK'nın 86/2, 86/3-e maddesi ile cezalandırılması gerektiği düşüncesiyle çoğunluğun aksi yöndeki kararına iştirak etmemekteyim.