Başvuru, müşterek çocuğun velayetinin babaya verilmesi nedeniyle aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, müşterek çocuğun velayetinin babaya verilmesi nedeniyle aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvurucunun İ.B. ile yaptığı evlilikten 2006 yılında müşterek kız çocukları dünyaya gelmiştir. Başvurucu tarafından 2008 yılında açılan boşanma davasında Ankara Aile Mahkemesince (Mahkeme) 1/7/2009 tarihli ara kararıyla çocuğun velayetinin tedbiren başvurucuya verilmesine ve davalı baba ile çocuk arasında kişisel ilişki kurulmasına karar verilmiştir. Mahkeme 1/3/2010 tarihli ara kararıyla çocuğun velayetinin tedbiren düzenlenmesine ilişkin ara kararın değiştirilerek velayetin dava sonuçlanıncaya kadar tedbiren babaya verilmesine karar vermiştir. Mahkeme 2/3/2011 tarihinde boşanmaya, müşterek çocuğun velayetinin babaya verilmesine ve çocukla başvurucu arasında kişisel ilişki kurulmasına karar vermiştir. Kararda boşanma sürecinde davalı baba tarafından çocukla kişisel ilişki kurabilmesi için yapılan icra takiplerine rağmen başvurucunun baba ile çocuk arasında kişisel ilişkinin kurulmasına engel olduğu belirtilmiştir. Dava sürecinde velayetin yeniden düzenlenerek tedbiren davalı babaya verilmesinden sonra da başvurucunun mahkeme kararını önemsemeyerek çocuğu yargılamanın sonuna kadar davalı babaya teslim etmediği, velayet görevini kötüye kullanarak çocuğunun duygusal gelişimini önemsemediği vurgulanmıştır. Çocuğun velayetinin düzenlenmesi konusunda mahkeme uzmanlarından alınan raporda da çocuğun velayetinin davalı babaya verilmesinde yararı olduğunun tespit edildiği belirtilmiştir. Başvurucu 20/5/2013 tarihinde Ankara Aile Mahkemesinde (Mahkeme) velayetin değiştirilmesi davası açmıştır. Dava dilekçesinde müşterek çocuğun fiilen kendisiyle birlikte olduğunu, tüm ihtiyaçlarının kendisi tarafından karşılandığını belirtmiştir. Davalı baba cevap dilekçesinde müşterek çocuğun başvurucu tarafından kaçırıldığını, fiilî durum yaratıldığını belirterek davanın reddini ve çocuğun kendisinde verilmesini talep etmiştir. Mahkeme 26/3/2014 tarihinde davanın reddine karar vermiştir. Kararda boşanma kararında müşterek çocuğun velayetinin davalı babaya verildiği ancak başvurucunun çocuğu mahkeme kararından sonra da babaya teslim etmediği bu durumu fiilî durum varmış gibi göstererek, çocuğun kendisinde kaldığını ileri sürdüğü ve çocuğun velayetini talep ettiği belirtilmiştir. Kararda başvurucunun iddialarını kanıtlayamadığı gibi dava konusu olayda fiilî durum yaratarak ve kötü niyetli davranarak müşterek çocuğun velayetini alma çabasına girdiği başvurucunun kötü niyeti sonucu hak elde etmesinin mümkün olmadığı vurgulanmıştır. Kararın başvurucu tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Hukuk Dairesi (Daire) 19/11/2014 tarihinde bozma kararı vermiştir. Kararda başvurucu tarafından bildirilen tanıkların usulünce dinlenmediği ve eksik inceleme yapıldığı belirtilmiştir. Mahkeme bozma kararına uymuş, tarafların tanıklarını dinleyip gerekli araştırmaları yaptıktan sonra davayı reddetmiştir. Kararda başvurucunun iddialarını kanıtlayamadığı ve kötü niyetli davranarak çocuğun velayetini almaya çalıştığı belirtilmiştir. Kararın temyiz edilmesi üzerine Daire 17/1/2017 tarihinde yeniden bozma kararı vermiştir. Kararda çocuğun bizzat dinlenilmesi ve çocuk için mahkeme bünyesinde bulunan psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacıdan oluşan uzmanlardan, her iki ebeveyn ve çocukla görüşmek suretiyle inceleme ve rapor istenip tarafların barınma, gelir, sosyal ve psikolojik durumlarına göre çocuğun sağlıklı gelişimi için velayeti üstlenmeye engel bir durumun bulunup bulunmadığının araştırılması için heyet raporu alınması gerektiği ifade edilmiştir. Mahkeme 21/9/2018 tarihli ara kararıyla başvurucuyla çocuk arasında kurulan kişisel ilişkinin ikinci bir karara kadar durdurulmasına karar vermiştir. Kararda Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 17/9/2018 tarihli 2018/164863 sayılı mağdur ifade tutanağında müşterek çocuğun annesinin sevgilisi tarafından cinsel istismara maruz kaldığının anlaşıldığı belirtilmiştir. Mahkeme tarafından çocuk bizzat dinlenmiş ve çocuğun annesi ile kişisel ilişkisinin düzenlenmesi istemiyle Gazi Üniversitesi Çocuk Koruma, Araştırma ve Uygulama Merkezine yönlendirilerek 10/10/2018 tarihli değerlendirme raporu alınmıştır. Çocuk, anne ve baba ile ayrı ayrı yapılan görüşmeler sonunda hazırlanan raporda özetle çocuğun annesi tarafından sağlık ve eğitim açısından ihmalinin yanında duygusal açıdan daha çok desteklendiği, babası tarafından psikolojik açıdan örselenmesinin yanında eğitim ve sağlık konularında daha çok desteklendiği ve takip edildiği ve annesi ile görüşmelerine düzenli olarak devam etmelerinin önemli olduğu, süreçte yaşadığı zorlanmalar hem de yeni hayatına alışmasının desteklenmesi açısından psikolojik destek almasının uygun ve yararlı olacağı belirtilmiştir. Psikolog ve sosyal çalışmacı tarafından hazırlanan 8/11/2018 tarihli Psikososyal Değerlendirme Raporunda ise çocuğun baba ile uzun yıllar görüşmemiş, babanın yanında hiç kalmamasına rağmen uyum sürecinin bir hayli hızlı devam ettiği, yeni yaşamına sağlıklı biçimde uyum sağladığı belirtilmiştir. Raporda ayrıca anne yanında kaldığı süre boyunca çocuğun gelişimsel özellikleri doğrultusunda gereksinim duyduğu fiziksel, sosyal, eğitsel destek ve rehabilitasyondan faydalandırılmayarak, babası ile görüşmesi engellenerek ihmal edildiği, baba yanında yaşamaya başladıktan sonra çocuğun ihtiyaçlarına uygun destek ve sağlık hizmetlerinden faydalandırıldığı ve gelişimsel olarak ilerleme kaydettiği vurgulanmıştır. Mevcut durumda çocuğun baba yanında psikolojik, fiziksel, sosyal ve duygusal olarak daha mutlu sağlıklı hissettiği mevcut yeni yaşam düzenine uyum sağladığı, babanın velayet konusundaki motivasyonunun üst seviyede olduğu, bu nedenle müşterek çocuğun velayetinin babada kalmasının çocuğun yararına olacağı belirtilmiştir. Mahkeme anılan delillere dayanarak 20/12/2018 tarihinde davanın reddine ve alınacak ikinci bir karara kadar başvurucu ile müşterek çocuk arasındaki kişisel ilişkinin kaldırılmasına karar vermiştir. Kararda müşterek çocuğun velayetinin davalı babaya verilmesine rağmen başvurucunun müşterek çocuğu davalı babadan kaçırdığı, yaklaşık 8 yıl süreyle müşterek çocuğu davalı babaya göstermediği, çocuğu okula dahi göndermediği, bu nedenle davalı babanın bütün araştırmalarına rağmen çocuğa ulaşamadığı ve adresini tespit edemediği belirtilmiştir. Dairenin, çocuğun mahkemece bizzat dinlenilmesi gerektiğini belirtmesi üzerine çocuğun Ankara'ya getirildiği, bu aşamada Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından gerçekleştirilen soruşturma sırasında alınan mağdur ifade tutanağında; müşterek çocuğun başvurucunun erkek arkadaşının cinsel istismarına uğradığının bildirildiği, çocuk yararına koruma kararı verildiği ve çocukla başvurucu arasında kişisel ilişkinin ikinci bir karara kadar geçici olarak tedbiren durdurulduğu vurgulanmıştır. Başvurucunun kararı temyizi üzerine Daire 9/4/2019 tarihinde kararın onanmasına karar vermiş, karar düzeltme talebini de 9/10/2019 tarihinde reddetmiştir. Başvurucu, nihai hükmü 22/10/2019 tarihinde öğrendikten sonra 11/11/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir.