Başvurucu, kendisine ait ruhsatlı akaryakıt istasyonunun bulunduğu bölgenin 1/5000’lik nazım imar planında kısmen “ulaşım ve transfer alanı”, kısmen de “parklar ve dinlenme alanı” olarak belirlenmesi işleminin iptali istemiyle açtığı davanın reddedilmesi sonucu mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş, ihlalin tespitine ve sonuçlarının giderilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Başvurucu, kendisine ait ruhsatlı akaryakıt istasyonunun bulunduğu bölgenin 1/5000’lik nazım imar planında kısmen “ulaşım ve transfer alanı”, kısmen de “parklar ve dinlenme alanı” olarak belirlenmesi işleminin iptali istemiyle açtığı davanın reddedilmesi sonucu mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş, ihlalin tespitine ve sonuçlarının giderilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Başvuru, 27/3/2013 tarihinde doğrudan Anayasa Mahkemesine yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinde belirlenen eksiklikler tamamlatılmış ve Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca, 26/12/2013 tarihinde kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 25/4/2014 tarihinde kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir. Adalet Bakanlığının görüş yazısı, 8/7/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş, başvurucu Adalet Bakanlığının cevabına karşı beyanlarını yasal süresi içinde 23/7/2014 tarihinde ibraz etmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, yapılan ihaleyle 1965 yılından bu yana akaryakıt istasyonu olarak kullanılan İstanbul Büyükşehir Belediyesine (idare) ait Beyoğlu İlçesi, Kabataş Ömer Avni Mahallesi, Meclis-i Mebusan Caddesi 89 pafta 2153 ada 1 parsel nolu taşınmazı (akaryakıt satış ve servis istasyonunu) 12/7/1996 tarihinde satın alarak adına tescil ettirmiştir. Başvurucu, 12/11/1996 tarihinde, idareden çalışma ruhsatı almış, 1/12/1998, 17/10/2000 ve 6/1/2005 tarihlerinde ruhsatını yenilemiştir. 1/11/2005 tarihinde ise bu tarihten geçerli olmak üzere Petrol Ofisi A.Ş. lehine 15 yıl süreli intifa hakkı vererek bu durumu tapuya tescil ettirmiştir. İdarenin 21/5/2009 tarihli 1/5000’lik Beyoğlu Kentsel Sit Alanı Koruma Amaçlı Nazım İmar Planında başvurucuya ait taşınmaz, kısmen “ulaşım ve transfer alanı”, kısmen de “parklar ve dinlenme” alanı olarak belirlenmiştir. Nazım imar planına itirazı, cevap verilmeyerek zımnen reddedilen başvurucu, İstanbul İdare Mahkemesinde imar planının iptali için dava açmıştır. Mahkeme, taşınmazın bulunduğu yerde 11/2/2010 tarihinde bilirkişi beraberinde keşif yapmıştır. Mahkemeye sunulan 2/6/2010 tarihli bilirkişi raporunda, taşınmazın Beyoğlu İmar Planlama Müdürlüğünün 13/6/1996 tarihli yazısında da yol ve yeşil alanda kaldığının belirtildiği, 1/000’lik üst ölçekli planda bölgenin transfer merkezi olarak göründüğü ve nazım imar planının buna uygun olduğu, planın usule uygun hazırlandığı, kamu yararıyla ilgili olarak ise deniz ve raylı sistem taşımacılığı için plan yapılırken kara yolu taşımacılığının sürdürülmesi nedeniyle akaryakıt istasyonunu uzaklaştırmanın nedeninin çok net anlaşılmadığı, sit alanı ilan edilen bölgenin tamamen yayalaştırılmasının daha uygun olduğu, planlama sürecine çok önceden başlanması gerektiği, sürecin başında uygun olmayan bir yola girildiği, kamulaştırma masraflarının yüksek meblağlara baliğ olacağı, bazı örnekler göz önüne alındığında kıyı şeridinin halka açılmasının zor göründüğü şeklinde görüş verilmiştir. Mahkeme, 31/12/2010 tarihli ve E.2009/1913, K.2010/2209 sayılı kararıyla dava konusu taşınmazın Beyoğlu İmar Planlama Müdürlüğünün 13/6/1996 tarihli yazısında da yol ve yeşil alanda kaldığının belirtildiği, mevcut durumda 1/000’lik üst ölçekli planda ise bölgenin transfer merkezi olarak göründüğü, 1/5000 ve 1/000’lik her iki planda da deniz, yaya, raylı sistemler ulaşım ağında yer alan parsele dava konusu planla getirilen fonksiyonda plan hiyerarşisine aykırılık bulunmadığı, bilirkişi raporunda zikredilen görüşlerin yanında dava konusu parselin akaryakıt istasyonu olarak kalması yolunda net bir görüş belirtilmediği ve işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Kararın temyizi üzerine Danıştay Altıncı Dairesi, 23/11/2011 tarihli ve E.2011/4986, K.2011/4678 sayılı kararıyla ilk derece mahkemesi kararı ve dayandığı gerekçenin hukuka ve usule uygun olduğundan bozulmasını gerektirecek bir husus bulunmadığı gerekçesiyle ilk Derece Mahkemesi kararını onamıştır. Başvurucunun karar düzeltme talebi de aynı Dairenin 23/11/2012 tarihli ve E.2012/3305, K.2012/6638 sayılı kararıyla reddedilmiş ve karar bu tarihte kesinleşmiştir. Bu ilam başvurucuya 26/2/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu, 27/3/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.B. İlgili Hukuk 3/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanunu’nun “Amaç” başlıklı maddesi şöyledir: “Bu Kanun, yerleşme yerleri ile bu yerlerdeki yapılaşmaların; plan, fen, sağlık ve çevre şartlarına uygun teşekkülünü sağlamak amacıyla düzenlenmiştir.” 3194 sayılı Kanun’un “Tanımlar” başlıklı maddesinde Nazım İmar Planı şu şekilde tanımlanmıştır: “Nazım İmar Planı; varsa bölge veya çevre düzeni planlarına uygun olarak halihazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının; genel kullanış biçimlerini, başlıca bölge tiplerini, bölgelerin gelecekteki nüfus yoğunluklarını, gerektiğinde yapı yoğunluğunu, çeşitli yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklükleri ile ilkelerini, ulaşım sistemlerini ve problemlerinin çözümü gibi hususları göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen, detaylı bir raporla açıklanan ve raporuyla beraber bütün olan plandır.” 3194 sayılı Kanun’un “Planların hazırlanması ve yürürlüğe konulması” başlıklı maddesinin ilgili kısımları şöyledir: “Planların hazırlanmasında ve yürürlüğe konulmasında aşağıda belirtilen esaslara uyulur.a) Bölge planları; sosyo - ekonomik gelişme eğilimlerini, yerleşmelerin gelişme potansiyelini, sektörel hedefleri, faaliyetlerin ve alt yapıların dağılımını belirlemek üzere hazırlanacak bölge planlarını, gerekli gördüğü hallerde Devlet Planlama Teşkilatı yapar veya yaptırır.b) İmar Planları; Nazım İmar Planı ve Uygulama İmar Planından meydana gelir. Mevcut ise bölge planı ve çevre düzeni plan kararlarına uygunluğu sağlanarak, belediye sınırları içinde kalan yerlerin nazım ve uygulama imar planları ilgili belediyelerce yapılır veya yaptırılır. Belediye meclisince onaylanarak yürürlüğe girer. (Değişik cümle: 08/08/2011-648 s.K.H.K./ md.) Bu planlar onay tarihinden itibaren belediye başkanlığınca tespit edilen ilan yerlerinde ve ilgili idarelerin internet sayfalarında bir ay süreyle eş zamanlı olarak ilan edilir. (Yeniden düzenlenen cümle: 12/07/2013- 6495 S.K./ md.) Bu planlar onay tarihinden itibaren belediye başkanlığınca tespit edilen ilan yerlerinde ve ilgili idarelerin internet sayfalarında bir ay süreyle eş zamanlı olarak ilan edilir. Belediye başkanlığınca belediye meclisine gönderilen itirazlar ve planları belediye meclisi onbeş gün içinde inceleyerek kesin karara bağlar.…” 3194 sayılı Kanun’un “İmar programları, kamulaştırma ve kısıtlılık hali” başlıklı maddesi şöyledir: “Belediyeler; imar planlarının yürürlüğe girmesinden en geç 3 ay içinde, bu planı tatbik etmek üzere 5 yıllık imar programlarını hazırlarlar. Beş yıllık imar programlarının görüşülmesi sırasında ilgili yatırımcı kamu kuruluşlarının temsilcileri görüşleri esas alınmak üzere Meclis toplantısına katılır. Bu programlar, belediye meclisinde kabul edildikten sonra kesinleşir. Bu program içinde bulunan kamu kuruluşlarına tahsis edilen alanlar, ilgili kamu kuruluşlarına bildirilir. Beş yıllık imar programları sınırları içinde kalan alanlardaki kamu hizmet tesislerine tahsis edilmiş olan yerleri ilgili kamu kuruluşları, bu program süresi içinde kamulaştırırlar. Bu amaçla gerekli ödenek, kamu kuruluşlarının yıllık bütçelerine konulur. İmar programlarında, umumi hizmetlere ayrılan yerler ile özel kanunları gereğince kısıtlama konulan gayrimenkuller kamulaştırılıncaya veya umumi hizmetlerle ilgili projeler gerçekleştirilinceye kadar bu yerlerle ilgili olarak diğer kanunlarla verilen haklar devam eder.”