1. Hukuk Dairesi 2010/11890 E. , 2010/13127 K. "" MAHKEMESİ : PAZARCIK ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 27/04/2010 Taraflar arasında görülen davada; Davacılar, miras bırakanları M..’in kız çocuklarından mal kaçırmak amacıyla ve muvazaalı olarak dava konusu 190 parsel sayılı taşınmazını oğlu A..’in kayınpederi olan davalıya satış suretiyle temlik ettiğini ileri sürerek tapunun iptali ile tüm mirasçılar adına tescili isteğinde bulunmuşlardır. Davalı, satışın bedelinin ödendiğini…
**1. Hukuk Dairesi 2010/11890 E. , 2010/13127 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : PAZARCIK ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 27/04/2010 Taraflar arasında görülen davada; Davacılar, miras bırakanları M..’in kız çocuklarından mal kaçırmak amacıyla ve muvazaalı olarak dava konusu 190 parsel sayılı taşınmazını oğlu A..’in kayınpederi olan davalıya satış suretiyle temlik ettiğini ileri sürerek tapunun iptali ile tüm mirasçılar adına tescili isteğinde bulunmuşlardır. Davalı, satışın bedelinin ödendiğini, muvazaanın bulunmadığını belirtip davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü. Dava muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir. Dosya içeriğinden toplanan delillerden, miras bırakan M..’in 30.10.2008 tarihli akitle maliki bulunduğu 190 parsel sayılı taşınmazını 5000 lira bedelle davalıya satış suretiyle temlik ettiği görülmektedir. Davacılar, değinilen temlikin kız çocuklarından mal kaçırma amacıyla yapıldığını ileri sürerek eldeki davayı açmışlardır. Bilindiği üzere; Uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa,niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türü dür. Söz konusu Muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir. Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarında ve l-4-1974 tarih 1/2 sayılı İnançları Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Medeni Kanunun 706, Borçlar Kanunun 213 ve Tapu Kanunun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.