T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2024/1408 Esas KARAR NO: 2026/268 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ: 23/03/2023 NUMARASI: 2021/187 2023/50 DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 17/02/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddes…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2024/1408 Esas KARAR NO: 2026/268 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ: 23/03/2023 NUMARASI: 2021/187 2023/50 DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 17/02/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının sermaye piyasalarında aracılık ve yatırım danışmanlığı hizmetleri veren bir şirket olduğunu, davacının “...” unsuruna sahip, ... numaralı “...”, ... numaralı “...”, ... numaralı “....” , ... numaralı “....” ve... numaralı “...” markalarının kaldıraçlı işlemler sektöründe uzun yıllardır kullanıldığını ve 36. sınıfta davacı adına tescilli olduğunu, davacının ticaret unvanının da 2012 yılından bu yana tescilli olarak kullanıldığını, davalı adına tescil edilen ... tescil numaralı “........” markasının davacının markaları ile ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, müvekkiline ait marka ile aynı sınıfta tescilli ve ayırt edilemeyecek derecede benzer olması nedeniyle SMK’nun 5/1-ç maddesi gereğince hükümsüz kılınması gerektiğini, her iki markanın da aynı tüketici kesimine hitap ettiğini, SMK’nun 6/1. Maddesi uyarınca da davacının markasının daha önce tescil edilmiş olması ve markaların ayırt edilemeyecek derecede benzer olmalarından dolayı hükümsüzlük kararı verilmesi gerektiğini, markaların karıştırılma ihtimalinin mevcut olduğunu, davalının markasında davacının markasından yalnızca bir harfin fazla olduğunu, davalının markasının aynı zamanda davacının ticaret unvanı ile de benzer olması nedeniyle SMK’nun 6/6. maddesi uyarınca hükümsüz kılınması gerektiğini, davalının marka tescilinin kötü niyetli olduğunu, bu nedenle SMK’nun 6/9. maddesi uyarınca da hükümsüz kılınması gerektiğini belirterek, davalıya ait 36.sınıfta tescilli ..../11/2016 tescil tarihli ........ nolu ''......'' markasının hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine ve yine davaya konu markanın 3. şahıslara devir ve temlikinin önlenmesi yönünde sicil kaydına ihtiyati tedbir koyulmasına karar verilmesi ile davanın kabulüne, yargılama masrafları ve ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili firmanın Türkiye'de faizsiz bankacılık alanındaki finansal kuruluşların ilki ve öncüsü olan ... Bankası, .......'nun ileri gelen gruplarından .......... Bankacılık ...... (.......), ... Bankası (........) ve Türk ekonomisine yarım yüzyıldan fazla hizmet veren yerli bir sanayi grubunun öncülüğünde yabancı ortaklarla birlikte ..... yılında kurulduğu nu, ...... ülkede .........'e yakın banka ile kurduğu geniş muhabirlik ağı sayesinde müşterilerine hızlı, kaliteli ve emniyetli ithalat, ihracat ve kambiyo hizmetleri vermekte olduğunu, ... tarihinden bu yana “...” markasını gerek Türkiye’de gerekse yurt dışında pek çok ülkede kullandığını, Türkiye’de “...” esas unsurlu markaların sahibi olduğunu, müvekkilinin "..." markası üzerindeki yıllar yılı yoğun kullanımı neticesinde markasını tanınmış marka konumuna yükselttiğini, müvekkilin “...” markasının 2012 yılından bu yana TPE’nin .......... sayılı kararıyla tanınmış markalar özel siciline kayıtlı olarak korunduğunu, davacının dayanak markaları üzerinden 5 yıl geçtiği için kullanmama definde bulunduklarını, müvekkiline ait "..." markasının, "..." markasının serisi olduğunu dolayısıyla müvekkilinin bu marka üzerinde kazanılmış hak sahibi olduğunu, taraf markaların SMK'nun 6/1. maddesi kapsamında iltibas düzeyinde dahi benzer olmadığını, SMK'nun 5/1-ç maddesi kapsamında ayırt edilemeyecek düzeyde benzer olduğu iddiasının mesnetsiz olduğunu, SMK'nun 5/1-ç maddesi kapsamındaki benzerlik kıstasının SMK'nun 6/1. maddesinden çok daha dar tutulmakta olduğunu, SMK'nun 6/9. maddesindeki koşulların oluşmadığını, marka hukukunda kötü niyetin, marka korumasının amacına aykırı biçimde kötüye kullanılması yoluyla başkasının markasından haksız olarak yararlanmak ve/veya gerçekte kullanmayıp yedekleme, marka ticareti yapma gibi amaçlarla gerçekleştirilen markalar bakımından söz konusu olabildiğini, müvekkilinin tüm Türkiye’de faaliyet gösteren saygın bir banka olduğunu, milyonlarca tüketiciye her gün hizmet sağladığını, müvekkili şirketin davalı şirkete ait tescilli bir markayı kullanarak haksız kazanç sağlama niyetinde olduğunun hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, markaların karıştırılması durumdan müvekkilinin zarar göreceğini, somut olayda SMK'nun 6/9. maddesindeki koşulların bulunmadığını, davacının sessiz kalmak yoluyla hak kaybına uğradığını belirterek, tüm bu nedenlerle hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstanbul Anadolu Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 23/03/2023 Tarih ve 2021-187 Esas - 2023/50 Karar sayılı kararıyla;''... Dava, davalının ... tescil numaralı "..." markasının davacı adına tescilli "...", "...", "...", "..." ve "..." markaları ve davacının ticaret unvanı ile iltibasa neden olacak derecede benzer olup olduğu, kötü niyetle tescil edildiği iddiasıyla açılan marka hükümsüzlüğü davasıdır. Dosyaya Türk Patent ve Marka Kurumu kayıtları getirtilmiş olup, incelendiğinde; 17/07/2012 başvuru, 25/12/2014 tescil tarihli, ... tescil numaralı “...” markası 36. sınıfta, 14/08/2012 başvuru, 07/01/2015 tescil tarihli, ... tescil numaralı “...” markası 36. sınıfta davacı adına tescilli oldukları,14/03/2012 başvuru, 03/04/213 tescil tarihli, ... tescil numaralı “...” markası 36. sınıfta,14/03/2012 başvuru, 03/04/213 tescil tarihli, ... tescil numaralı “...” markası 36. sınıfta, 14/03/2012 başvuru, 08/04/213 tescil tarihli, ....... tescil numaralı “...” markası 36. sınıfta .......... adına tescilli oldukları, bu markaların Beyoğlu ....... Noterliği’nin ...... Kasım 2021 tarihli, ... yevmiye numaralı Marka Devir Sözleşmesi ile davacı şirkete devredildikleri tespit edilmiştir. 22/04/2016 başvuru, 02/11/2016 tescil tarihli, ... tescil numaralı “...” markasının ise 36. sınıfta davalı şirket adına tescil edildiği tespit edilmiştir. Ticaret sicil kayıtları dosya içerisine getirtilmiş olup, incelendiğinde;Davacı ............ Anonim Şirketi'nin 04/07/2012 tarihinde tescil edildiği, sermaye piyasası araçlarının sermaye piyasası mevzuatı çerçevesinde kendi nam ve hesabına başkası nam ve hesabına kendi namına başkası hesabına alım satımını yapmak...ve anasözleşmesinde yazılı olan diğer işler,....vb alanlarda faaliyet göstermek için kurulduğu , davalı ... BANKASI ANONİM ŞİRKETİ'nin 05/10/... tarihinde tescil edildiği, Bankacılık Kanunu,Sermaye Piyasası Kanunu,ilgili diğer mevzuat hükümleri ile katılım bankacılığı, faizsiz bankacılık esas ve ilkeleri çerçevesinde her türlü bankacılık faaliyetlerinde bulunmak, ve benzeri alanlarda faaliyet göstermek için kurulduğu anlaşılmıştır..Davalı tarafça davacının davaya dayanak yaptığı markalarının kullanılmadığı savunulduğundan, davacı vekiline markasını kullandığına dair tüm delil ve belgelerini dosyaya sunması için kesin süre verilerek, dava konusu teknik bilgi gerektirdiğinden Mahkememizce dosya üzerinde ve davalının ticari kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış, bilirkişi Marka Uzmanı ....., Muhasip ...... ve Bankacılık sektöründen ......'den oluşan bilirkişi heyeti hazırladıkları ...../12/2022 tarihli bilirkişi raporunda; ..., ..., ..., ... ve... numarası ile tescilli markaların davacı adına Türk Patent nezdinde tescilli oldukları, ... numarası ile tescilli "..." markasının davalı adına adına Türk Patent nezdinde tescilli olduğu, davalının ... numaralı "..." markası ile davacının ... tescil numaralı "..." ve ... tescil numaralı "..." markası arasında görsel ve fonetik olarak benzer olduğu, davalının markasının içerdiği renk ve kompozisyonun davalının markasını davacının markalarından uzaklaştırmaya yetmediği, taraf markalarının tescil kapsamlarındaki 36. sınıfta yer alan hizmetler açısından orta düzeyde tüketiciler nezdinde iltibasa neden olabileceği, davacı şirketin 10/07/2012 tarihli 8108 sayılı Türkiye Sicil Gazetesinde yer alan bilgilere göre, 825748 sicil numarası ile unvanının "......... ANONİM ŞİRKETİ" olduğu, şirketin amaç ve konusunun 2499 Sayılı Sermaye Piyasası Kanunun ve ilgili mevzuat hükümlerine uygun olarak sermaye piyasası faaliyetlerinde bulunmak olduğu, 04/07/2012 tarihinde tescil edildiğinin tespit edildiğini, davacının, ticari faaliyetlerine ilişkin mali inceleme için taraflarına 2021 yılına ait (dava tarihinden sonraki tarihi içeren) tek bir fatura sunulduğu, başkaca herhangi bir fatura sunulmadığı, hizmet verdikleri kişi ve kuruluşlara ilişkin olarak sözleşme vb sunulmadığı, buna göre eldeki veriler ışığında; davacı şirketin davaya dayanak markalarını 36. sınıfta yer alan "Sigorta hizmetleri finansal ve parasal hizmetler,- Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri,- Gümrük müşavirliği hizmetleri" için ciddi biçimde kullanmadığının tespit edildiğini, yapılan mali inceleme neticesindeki tespitler gözönüne alındığında; Mahkemece davacının markalarını 36. sınıfta yer alan "Sigorta hİzmetleri. Finanasal ve parasal hizmetler. Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri. Gümrük Müşavirliği hizmetleri"nde belirtilen şekilde ciddi biçimde kullandığı yönündeki iddialarıın ve bunu ispatlamaya yarayan delillerin yeterli görülmesi halinde, davalının markasının 36. sınıfta yer alan "Finansal ve parasal hizmetler" açısından kısmen hükümsüzlük koşullarının mevcut olduğu, Mahkemece davacının markalarını 36. sınıfta yer alan "Sigorta hİzmetleri. Finanasal ve parasal hizmetler. Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri. Gümrük Müşavirliği hizmetleri"nde belirtilen şekilde ciddi biçimde kullanmadığı kabul edildiğinde, davalının markasının hükümsüzlük koşullarının mevcut olmadığını, dosya kapsamında davalının hükümsüzlüğü talep edilen markasını kötüniyetle tescil ettirmek istediğine dair herhangi bir somut veri tespit edilemediğine dair görüş bildirmişlerdir...Bu yasal düzenlemeler ışığında somut olaya bakıldığında, marka tescilinin mutlak ret sebeplerinden olan SMK'nun 5/1-ç maddesi uyarınca bir markanın hükümsüz kılınması için sonraki tarihli markanın daha önce tescil başvurusu yapılan marka ile aynı veya ayırt edilemeyecek derecede benzer olması zorunludur. SMK'nun 5/1-ç maddesinin uygulanması için, karşılaştırılan işaretler arasındaki farklılıkların, markanın kapsadığı mal ve hizmetin orta düzeydeki alıcı kitlesi üzerinde bıraktığı genel izlenim itibariyle önemsenmeyecek derecede düşük olması nedeniyle aynı işaret gibi algılanması gerekir. Aksi takdirde SMK'nun 6/1-b maddesi anlamında bir benzerlik söz konusuysa markanın mutlak reddi nedeni mevcut değildir. Davalının hükümsüzlüğü talep edilen ... tescil numaralı “...” markası, gerek görsel, gerekse işitsel olarak davacının daha eski tarihli “...”, “...”, “...”, “...” ve “...” markaları ile birebir aynı olmadığı gibi, ayırt edilemeyecek derecede de benzer değildir. Bu nedenle davalının markası için SMK'nun 5/1-ç maddesindeki hükümsüzlük koşulları mevcut değildir. Davalının "..." markasının, davacı adına tescilli ... tescil numaralı "..." ve ... tescil numaralı "..." markalarıyla benzer olduğu, davalının markasının, davacının "..." markasından tek farkının fazladan bir "........" harfi olduğu, tarafların markalarının tescilleri kapsamında yer alan 36. sınıftaki "Sigorta hizmetleri. Finansal ve parasal hizmetler. Gayrimenkul Komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri. Gümrük müşavirliği hizmetleri" için SMK'nun 6/1. maddesinde tanımlanan iltibas tehlikesinin mevcut olduğu bilirkişi raporu ile tespit edilmiştir.Ancak davalı taraf davacının sessiz kalma nedeniyle hak kaybına uğradığını savunmuş olduğundan, buna ilişkin de değerlendirme yapılmıştır. SMK'nun 25/6. maddesinde, marka sahibinin bir markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği halde bu duruma birbirini izleyen beş yıl boyunca sessiz kalmışsa, sonraki tarihli marka tescili kötüniyetli olmadıkça, markasını hükümsüzlük gerekçesi yapamayacağı belirtilerek, hükümsüzlük davaları için hak düşürücü bir süre tespit edilmiştir. Bu hükmün uygulanıp uygulanamayacağının tespiti için davalının markasının kötüniyetle tescil edilip edilmediğine bakmak gerekir. Bir marka başvurusunun hangi hallerde kötüniyetle tescil ettirildiği her bir somut olayda ayrı ayrı değerlendirilecek olmakla birlikte, Yargıtay uygulamalarında daha çok güvenin kötüye kullanılması, kullanmak yerine başkalarının ticaretine engel olmak, sözleşmeye aykırılık vb. suretiyle marka tescilleri kötüniyetli marka tescili halleri olarak kabul edilmektedir. Kötüniyetli tescilin varlığı için kötüniyet tescil başvurusu anında varolmalıdır. Tescilden uzun süre sonraki kullanımlarda, markanın tescil olunduğu gibi değilde başkalarının markalarına yanaşılarak yapılan kullanımlar marka hakkına tecavüz teşkil edebilirse de tek başına kötüniyetli tescile delalet edemez. Davalının markasında yer alan "..." ibaresinin Türkçe'de bir anlamı bulunmadığı, ancak davalının ilki 2006 tarihinde tescil edilen ve halen tanınmış marka olarak da tescilli olan markalarının ve ... tarihinden bu yana kullandığı ticaret unvanının esas unsuru olan "..." ibaresinin ilk dört harfi alınarak ve ....... hizmetini tanımlamak amacıyla "......." harfleri eklenerek oluşturulduğu, davalının seri marka yaratmak amacıyla uzun süredir "..." esas unsurlu markalarıyla faaliyet gösterdiği finansal ve parasal hizmetler için markasını tescil ettirmesinin kötüniyetli bir tescil olmadığı, kötüniyetli tescili ispatlaması gereken davacı tarafın bu konuda dosyaya hiç bir delil sunmadığı anlaşılmıştır. Bu durumda davalının hak düşürücü süre geçtikten sonra dava açıldığına dair savunmasının incelenmesi gerekir.SMK'nun yürürlüğe girmesinden önce yürürlükte olan 556 sayılı KHK'de marka hükümsüzlüğü davası açmak için hak düşürücü bir süre öngörülmemiş olmasına rağmen, uygulamada 5 yıllık süre geçtikten sonra hükümsüzlük davası açılmasının iyiniyetli olmadığı gerekçesiyle TMK'nun 2. maddesi uyarınca hükümsüzlük davalarının reddine karar verilmekteydi. Ancak SMK'nun 25/6. maddesi ile bu yasal boşluk doldurulmuş olup, 5 yıllık bir hak düşürücü süre getirilmiştir. Davalının hükümsüzlüğü talep edilen markasının başvuru tarihinin 22/04/2016, tescil tarihinin ise 02/11/2016 olduğu, davanın ise beş yıllık sürenin dolmasına bir gün kala 01/11/2021 tarihinde açıldığı, davacı şirketin aynı alanda faaliyet gösteren davalının beş yıldan bu yana kullandığı davaya konu "..." markasından haberdar olmamasının hayatın olağan akışına ters olduğu, davacı tarafça dava açılmadan önce davalıya bu konuda bir bildirim de yapılmadığı, tescil tarihinin üzerinden geçmesi gereken 5 yıllık hak düşürücü sürenin dolmasına bir gün kala hükümsüzlük davası açılmasının TMK'nun 2. maddesi karşısında iyiniyetli olarak kabul edilemeyeceği ve hukuken korunamayacağı kanaatine varılmakla, davanın bu nedenle reddine karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M /Yukarıda açıklanan nedenlerle ; Davanın REDDİNE, ... '' karar verilmiştir. İSTİNAF İSTEMİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde; mahkemece yapılan yargılamada mesnet markalarını çok uzun yıllardır kullanıldığı ve halen daha tanınmış ve herkes tarafından bilinen büyük bir firma olduğunun tüm delilleriyle ispat edildiğini, markaların benzerliğine ilişkin gerekçede değerlendirme yapılmadığını, davanın 5 yıllık süre içinde açıldığını, sessiz kalma yoluyla hak kaybı oluşmayacağını, iş bu dava da müvekkilinin korumaya değer bir hukuki menfaati olduğunu ve hak düşürücü süre olarak belirtilen süre içerisinde davanın somut şartlarında ise müvekkili şirketin iyiniyetle makul süresi dahilinde ve ilk 5 yılın içerisinde davasını açtığını, mahkemenin esasa girerek bir inceleme yaptığını, ancak gerekçesinin hatalı olduğunu, davalı tarafından müvekkili şirketçe marka hakkı sahipliğinin kötüye kullanıldığına dahil herhangi bir taraflar arasında hukuki ilişki ,ihtar,itiraz gibi bir emare ve delil ispatı ortaya konulmadığını, SMK özel düzenlenmesi mevcutken genel hükümlerden bir çıkarımda bulunmasının hatalı olduğunu, kamusal nitelikteki hükümsüzlük nedenlerine yani mutlak red nedenlerine dayalı bir davada sessiz kalma ile hak kaybından bahsedilmesi mümkün olmayacağını beyanla ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; 5 yılın dolmasına yalnızca 1 gün kala hükümsüzlük davası açan davacının kötü niyetli olduğunu, Müvekkili şirketi zarara uğratma kastı ile hareket ettiğini, tarafların oldukça sınırlı aktörün bulunduğu .... piyasasında işlem yaptığını, davacının 5 yıl boyunca haberdar olmamış olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacının dayanak markasını ciddi ve yoğun bir şekilde kullanmadığı tespit edildiğini, davanın bu nedenle de reddi gerektiğini, taraf markaları arasında SMK 6/1 kapsamında benzerlik bulunmadığını, yargıtay kararlarında hitrap edilen tüketicinin dikkatli ve seçici tüketici olduğunun belirtildiğini beyanla ilk derece mahkeme kararının düzeltilerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: Dava, Marka hükümsüzlük istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.Karara karşı, taraf vekillerince yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı tarafından, davalının 36. sınıfta ... sayı ile tescilli "..." markasının davacı adına tescilli "...", "...", "...", "..." ve "..." markaları ve davacı ticaret unvanı ile iltibasa neden olacak derecede benzer olduğu ve kötü niyetle tescil edildiği iddia edilereka SMK 6/1 , 6/9, 25. maddelerine dayalı marka hükümsüzlüğü davasıdır. Dosyada mübrez delillerden; 36. sınıfta 25/12/2014 tescil tarihli ... tescil numaralı “...” markası, 36. sınıfta 07/01/2015 tescil tarihli ... tescil numaralı “...” markası, 36. Sınıfta 03/04/213 tescil tarihli ... tescil numaralı “...” markası, 36. Sınıfta 03/04/213 tescil tarihli ... tescil numaralı “...” markası, 36. Sınıfta 08/04/213 tescil tarihli... tescil numaralı “...” markasının .......11.2021/... tarih ve yevmiye numaralı Marka Devir Sözleşmesi ile davacı şirkete devredildikleri anlaşılmıştır.İlk derece mahkemesince her ne kadar yukarıda yer verilen gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş ise de; Hükümsüzlük istimiyle açılan davanın davaya konu marka tescilinden itibaren 5 yıllık hak düşürücü süre içinde açılması gerektiği, uyuşmazlığa konu markanın 02/11/2016 tarihinde tescil edildiği dikkate alındığında huzurdaki davanın 5 yıllık süre henüz bitmeden 01/11/2021 tarihinde açıldığı, dava hakkının yasal süre içerisinde kullanılması gerekli ve yeterli olup, süre sınırlamasına tabi kılınan dava hakkı kullanımının, sadece hak düşürücü süre sonuna yakın bir tarihte kullanılması nedeni ile hakkın kötüye kullanılması mahiyetinde kabul edilmesi mümkün bulunmadığından, ilk derece mahkemesince aksi gerekçe ile karar verilmesi yerinde olmadığı gibi davaya cevap dilekçesi ile savunmaya dayanak marka tescil belgelerinin TPMK'dan celbi gerekir.Bu nedenle, davacı vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulü ile ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına, belirtildiği şekilde araştırma ve inceleme yapılarak tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine, karar kaldırma sebep ve şekline göre davalı vekilinin tüm, davacı vekilin ise sair istinaf sebeplerinin incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf vekilinin istinaf talebinin 6100 sayılı HMK nın 353/ 1- a-6 maddesi gereğince kısmen KABULÜNE, 2-İstanbul Anadolu .... Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin .....03.2023 Tarih 2021/..... Esas, 2023/.... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Yukarıda gerekçede belirtildiği şekilde araştırma ve inceleme yapılarak tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine İADESİNE, 4- Karar kaldırma sebep ve şekline göre; davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 5-İstinaf peşin harcının talepleri halinde ilgili taraflara iadesine, 6-İstinaf aşamasında yalnız davacı avansından çıkış yapıldığı anlaşılan; 290,00 TL posta ve tebligat masrafının 1/2 oranında 145,00 TL sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine kalan bakiyenin davacı üzerinde bırakılmasına, 7-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 8- Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince ilgili tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nun 353/1-a-6 maddesi uyarınca oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.17/02/2026