T.C. DENİZLİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ : 04/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ... ÜYE : ... ÜYE : ... KATİP : ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 17/04/2025 NUMARASI : ...Esas ...Karar DAVACI : ... VEKİLLERİ : Av. ... Av. ... DAVALI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) G.KARA…
T.C. DENİZLİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ : 04/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ... ÜYE : ... ÜYE : ... KATİP : ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 17/04/2025 NUMARASI : ...Esas ...Karar DAVACI : ... VEKİLLERİ : Av. ... Av. ... DAVALI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) G.KARAR YAZIM TARİHİ : 04/12/2025 İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Davacı müvekkil, dava dışı T.C. Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) ile yapmış olduğu 10/12/2018 tarihli sözleşme gereği; ....adlı yatırımın finansmanı kapsamında adı geçen kurumdan karşılıksız destek almaya hak kazandığını, ... ili, ... ilçesi, ... mahallesi, ... ada, .... parselde tapuya kaim taşınmaz üzerine yapılacak haşhaş deposu yapım işi için ise davalı şirket ile 14/02/2019 tarihinde davaya konu haşhaş deposunun TKDK projesine uygun olarak yapımı konusunda KDV hariç 800.000,00 TL bedelli sözleşme imzalandığını, davalı şirketin işbu yapım işini hem sözleşme ile yüklendiği şekliyle TKDK projesine uygun yapmadığı gibi zamanında da teslim etmediğini, ayrıca davalı şirketin inşaatın yapımı sırasında projeye uygun iş yapmadığı gibi inşaatı eksik işle teslim ettiğini, davacı tarafın dava dışı TKDK dan alması gereken karşılıksız desteğin kendisine eksik ödenen miktarın fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL'nin sözleşmede yazılı işin teslim tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalı taraftan alınarak davacı tarafa ödenmesine, davalı şirketin inşaatın yapımı sırasında projeye uygun olarak yapmadığı eksik işin fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL'nin sözleşmede yazılı işin teslim tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalı taraftan alınarak davacı tarafa ödenmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Davacı ile müvekkil şirket arasında 14/02/2019 tarihli sözleşme imzalanmış olup iş bu sözleşme ile müvekkil şirket ... A.Ş davacının TKDK tarafından onaylanan projesinin 1 adet depo inşaatı, 1 adet çevre düzenleme işi, 1 adet kantar yeri, 1 adet fosseptik çukuru kısmını yapmayı üstlendiğini, iş bu edimlerin bedeli olarak da 800.000,00 TL bedel kararlaştırıldığını, inşaatın devamı sırasında bizzat davacının eksiklikleri nedeni ile inşaat işlemlerinde bazı aksamalar meydana gelmiş bunun neticesinde TKDK tarafından inşaatta 159.311,02 TL gibi bir eksiklik tespit edildiğini, davacının TKDK ile yapmış olduğu sözleşme gereği TKDK dan alacak olduğu hibe oranı % 50 olup, davacı TKDK nın eksiklik tespit ettiği bedelin % 50'si olan yaklaşık 80.000,00 TL lik bedeli hibe olarak alamadığını, iş bu fazla yapılan işlemler için davacı tarafın, müvekkile 14/04/2020 tarihli 80.000,00 TL bedelli çek vermiş olup ilgili çekin karşılıksız çıkması sebebi ile çek ... İcra Müdürlüğü .... Esas sayılı dosyası ile takibe konulduğunu, bu nedenlerle davanın reddine yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili bedel artırım dilekçesinde: 10.000,00 TL müvekkilinin TKDK'dan alması gereken karşılıksız desteğin kendisine eksik ödenen kısmı ve 1.000,00 TL davalı tarafın projeye uygun yapmadığı eksik işlerin bedeli talepli olarak açılan davayı toplam 157.498,16 TL artırarak, 168.498,16 TL'nin davalıdan alınarak davacı müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiş, talebini harçlandırmıştır. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tarafların talep ve savunmaları, dosya kapsamında toplanan tüm deliller ile bilirkişi kök ve ek raporları birlikte değerlendirilmek suretiyle; "Davanın KABULÜ ile, 1-80.877,09 TL eksik iş bedeli ve 87.621,07 TL eksik ödeme olmak üzere toplam 168.498,16 TL alacağın dava tarihi olan 18/07/2022 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE," dair karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle: Cevap dilekçeleri ve dosya içerisindeki tüm beyan ve itirazlarını tekrarla dosyada verilen hükmün hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, davacı tarafça 30/06/2020 tarihinde ... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası ile işbu dosya ile birebir aynı konu ve talepli dava açılmış olup .... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası derdestken aynı konu ve taleple alakalı 23/09/2021 tarihinde arabuluculuk başvurusunda bulunulduğunu, derdestlik itirazları olup yapılan arabuluculuk başvurusunun usulüne uygun olmadığını, bu sebeple davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, uyuşmazlığa ilişkin zamanaşımı itirazlarının da bulunduğunu, davaya konu sözleşme 14/02/2019 tarihli olup uyuşmazlık konusunun zamanaşımına uğradığını, davanın zamanaşımı nedeniyle reddinin gerektiğini, ayrıca açılan dava belirli olup kısmi dava olarak açılamayacağını, davacının açmış olduğu davada kötü niyetli olduğunu, kendi keşide etmiş olduğu çeki dahi ticari defterine işlemediğini, daha önce ... Asliye Hukuk Mahkemesinde açmış olduğu davada TKDK'dan alamadığı hibe miktarının 159.311,02 TL olarak belirttiği, ama aslında alamadığı yaklaşık 38.800,79 TL hibe miktarını bildiği halde mahkemeyi yanıltmaya çalıştığını, bu miktarı müvekkile olan ödemelerinden düştüğünü mahkemeye belirtmediğini, müvekkile yaptırdığı ekstra işlerden dolayı keşide ettiği çek bedelini dahi müvekkile ödemediğini, davacının müvekkilime vermiş olduğu 14/04/2020 tarihli çekten görüleceği üzere davacı taraf halen müvekkile borçlu olduğunu, sözleşmede belirtilen işler dışında yapılan ve sipariş talep formlarında da görüleceği üzere müvekkilinin davacıya sözleşme bedelinin çok üzerinde iş yapmış olduğunu, bu nedenlerle öncelikle tehiri icra talebi kabul edilerek istinaf incelemesi sonuçlanıncaya kadar mahkeme kararının uygulanmasının geri bırakılmasına, ...Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas .... Karar sayılı kararının ortadan kaldırılması ile davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesi istemiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE : Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde; Dava; eser sözleşmesinden kaynaklanan eksik iş bedeli ile eksik iş nedeni ile ödenmeyen hibe desteğinin tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne ilişkin verilen karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Dosyanın incelenmesinde; davacı tarafın, davacının dava dışı T.C. Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu(TKDK) ile yapmış olduğu 10.12.2018 tarihli sözleşme gereği; ..... adlı yatırımın finansmanı kapsamında adı geçen Kurum'dan karşılıksız destek almaya hak kazandığını, bu kapsamda .... ili, ... ilçesi, .... mahallesi, .... ada, ... parselde tapuya kaim taşınmaz üzerine yapılacak haşhaş deposu yapım işi için davalı Şirket ile 14.02.2019 tarihinde davaya konu haşhaş deposunun TKDK projesine uygun olarak yapımı konusunda KDV hariç 800.000,00 TL bedelli sözleşme imzalandığını, fakat davalı şirketin işbu yapım işini hem sözleşme ile yüklendiği şekliyle TKDK projesine uygun yapmadığı gibi zamanında da teslim etmediğini, TKDK yetkililerinin yapmış oldukları yerinde denetim incelemeleri neticesinde tanzim ettikleri 02.01.2020 tarihli raporda yer alan projeye uygun olmayan tutarların bu nedenle davacıya ödenmesi gereken hibeden kesildiğini, davanın tarafları arasında imzalanan 14.02.2019 tarihli sözleşmenin 11. maddesi; "..yüklenici firma TKDK şartlarına uygun olarak inşaatı teslim etmek zorunda olup, proje uyumsuzluklarından oluşan zararı gidermek ve TKDK kesintilerini işverene tazmin etmek zorundadır" hükmüne havi olup işin zamanında teslim edilmemesi nedeni ile davacının zarar ettiğini, bu nedenlerle 14.02.2019 tarihli sözleşmenin 11. maddesi gereğince davalı yüklenici firmanın TKDK şartlarına uygun olarak inşaatı teslim etmek, proje uyumsuzluklarından oluşan zararı gidermek ve TKDK kesintilerini işverene tazmin etmek zorunda olması sebebiyle, dava dışı TKDK dan alması gereken karşılıksız desteğin kendisine eksik ödenen miktarın davalıdan tahsilini, ayrıca davalı şirketin inşaatın yapımı sırasında projeye uygun iş yapmadığı gibi inşaatı eksik işle teslim etmesi nedeni ile eksik iş bedelinin de davalıdan tahsilini talep etmiş; davalı taraf ise inşaatın devamı sırasında bizzat davacının eksiklikleri nedeni ile inşaat işlemlerinde bazı aksamalar meydana geldiğini, TKDK tarafından inşaatta tespit edilen eksikler nedeni ile, davacının TKDK ile yapmış olduğu sözleşme gereği TKDK dan alacak olduğu hibe oranı % 50 olup, davacı TKDK nın eksiklik tespit ettiği bedelin % 50 si olan yaklaşık 80.000,00 TL lik bedeli hibe olarak alamadığını fakat davacı tarafın davalıya iş bu bedel düştükten sonra ödemede bulunduğunu, yani dava dilekçelerinde bahsi geçen bedeli davacının zaten davalıya ödemediğini ve sözleşme bedelinden düştüğünü, yine taraflar arasında bulunan başkaca işler nedeni ile davacının davalıya 14.04.2020 tarihli 80.000,00 TL bedelli çek vermiş olup çekin karşılıksız çıktığını, aslında davacının davalıya borçlu olduğunu beyanla davanın reddini talep ettiği anlaşılmıştır. Taraflar arasında bulunan 14/02/2019 tarihli sözleşmenin incelenmesinde; sözleşmenin ... ilçesinde ... .... Projesi adlı yatırımın finansmanı kapsamında yapılacak haşhaş deposu, çevre düzenleme, kantar yeri ve foseptik çukuru yapım işini kapsamakta olup, davacının iş sahibi, davalının ise yüklenici olduğu; sözleşmenin anahtar teslim götürü bedelli olarak düzenlendiği, sözleşme bedelinin KDV hariç 800.000,00 TL olduğu, sözleşmenin süresi açıkça belirtilmemekle birlikte işin TKDK ile davacının imzaladığı sözleşme süresi içinde tamamlanarak geçici kabule hazır hale getirileceğinin yüklenici tarafından taahhüt edildiği; sözleşmenin 11. Maddesinde "..yüklenici projede tamamen TKDK şartlarına uygun olarak inşaatı teslim etmek zorunda olup, proje uyumsuzluklarından oluşan zararı gidermek ve TKDK kesintilerini işverene tazmin etmek zorundadır" hükmünün düzenlendiği anlaşılmaktadır. Dosya kapsamında davalı tarafın süresi içerisinde cevap dilekçesinde ve ıslahtan sonra sunduğu itiraz dilekçesinde zamanaşımı definde bulunduğu; davanın da kısmi dava olarak açıldığı, kısmi davada fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmuş olmasının, saklı tutulan kesim için zamanaşımını kesmeyeceği, zamanaşımının, alacağın yalnız kısmi dava konusu yapılan miktar için kesileceği (emsal Yargıtay 6 HD; 11.05.2023 gün, 2022/435 E., 2023/1773 K.sayılı kararı), davacının dava dilekçesi ile açılan dava ile davada talep edilen alacak miktarı için zaman aşımı süresi kesilmiş ise de dava dilekçesinde talep edilmeyen alacak miktarı yönünden zaman aşımı süresinin kesilmediği, davacının ıslahı 17/02/2025 tarihinde yaptığı, davalının süresinde verdiği ıslaha cevap dilekçesinde zaman aşımı itirazında bulunduğu anlaşılmaktadır. Eser sözleşmesinden kaynaklanan talepler için uygulanacak zamanaşımı süreleri bakımından temel olarak 6098 sayılı TBK'nın 146, 147 ve 478 inci maddeleri olmak üzere üç ayrı maddede yer alan süreler uygulanacaktır. Türk Borçlar Kanunu'nun 147/6 ncı maddesi gereğince yüklenicinin yükümlülüklerini ağır kusuruyla hiç ya da gereği gibi ifa etmemesi dışında, eser sözleşmesinden doğan alacaklar için zamanaşımı süresi beş yıldır. Türk Borçlar Kanunu'nun 478/1 inci maddesinde ise;"Yüklenici ayıplı bir eser meydana getirmişse, bu sebeple açılacak davalar, teslim tarihinden başlayarak, taşınmaz yapılar dışındaki eserlerde iki yılın; taşınmaz yapılarda ise beş yılın ve yüklenicinin ağır kusuru varsa, ayıplı eserin niteliğine bakılmaksızın yirmi yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar" şeklindeki düzenlemeyle ayıptan doğan sorumlulukta iki, beş ve yirmi yıllık zamanaşımı sürelerinin uygulanacağı belirtilmiştir. Bilindiği üzere, ayıp, eserde olması gereken lüzumlu vasıfların veya sözleşmede kararlaştırılan vasıfların eksikliğini ifade etmektedir. İlk bakışta görülebilen veya basit muayene ile anlaşılabilen neviden olan ayıplar açık ayıp; ilk bakışta görünemeyen veya basit muayene ile hemen anlaşılamayan, sonradan kullanılmakla ortaya çıkan ayıplar ise gizli ayıp olarak nitelendirilmektedir. Ayıplı iş ile eksik işi karıştırmamak gerekir. Gerek BK’nın gerekse TBK’nın eser sözleşmesine ilişkin özel maddeleri arasında, eksik işlere ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır. BK’nın 359-363. maddeleri (TBK’nın 474-478. maddeleri) ayıplı işler hakkında uygulanır. Eksik işler bu maddelerin kapsamında olmadığından bu hükümler eksik işlere uygulanamaz. Eksik işler bakımından uygulanacak zamanaşımı süresi, TBK 147/son gereği teslimden itibaren işleyecek 5 yıllık zamanaşımı süresidir. Ayıplı işler bakamından uygulanacak zamanaşımı süresi ise, TBK 478. Maddesindeki zamanaşımına yönelik düzenleme olup; yüklenici ayıplı bir eser meydana getirmişse, bu sebeple açılacak davalar, teslim tarihinden başlayarak, taşınmaz yapılar dışındaki eserlerde iki yılın; taşınmaz yapılarda ise beş yılın ve yüklenicinin ağır kusuru varsa, ayıplı eserin niteliğine bakılmaksızın yirmi yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Diğer yandan, ayıp dışındaki eser sözleşmesinden doğan alacaklar için ise TBK’nın 147/6 maddesindeki beş yıllık zamanaşımı süresi uygulanır. Hiç şüphesiz, TBK’nın 478. maddesindeki zamanaşımına ilişkin özel düzenlemenin uygulanması için talebin münhasıran eserin ayıplı şekilde tesliminden kaynaklı olması gerekir. Davalı taraf yasal süre içinde zamanaşımı def'ini ileri sürmüş; mahkemece zamanaşımı defi, eksik iş bedeline yönelik alacakların 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğu gerekçesi ile reddedilmiş ise de; mahkemece varılan sonuç hatalıdır. Eser sözleşmelerindeki TBK.'nın 478. Maddesindeki zamanaşımı olgusunun değerlendirilebilmesi için de, eserin usulen ve hukuken teslim tarihinin saptanması ve eksik işlerle ayıplı işlerin ayrı ayrı belirlenerek, ayıpların da gizli ya da açık ayıp olma durumlarının belirlenmesi önemlidir. Çünkü, TBK.'nın 478. Maddesindeki taşınmaz yapılar için öngörülen 5 yıllık zamanaşımının başlangıcı eserin teslimi ile başlar ve bu başlangıç genellikle açık ayıplarda uygulanır. Gizli ayıplarda ise yüklenicinin ağır kusurlu olup olmama durumunun da saptanması gerekir ki, bu durumda zamanaşımı süresi yirmi yıldır. 6100 sayılı HMK’nın 33. maddesi uyarınca Hakim, Türk hukukunu resen uygular. 06.1958 gün 15/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında da vurgulandığı gibi; bir davada dayanılan maddi vakıaları açıklamak tarafların, bu olguları hukuken nitelendirmek, uygulanacak yasa maddelerini arayıp bulmak ve doğru olarak yorumlayıp uygulamak da hâkimin görevidir Bu nedenle tarafların hukuki nitelendirmeyi doğru yapmak zorunluluğu yoktur. Başka bir ifade ile Hakim, bildirilen hukuki sebeplerle bağlı olmayıp, hukuki sebebi kendiliğinden bulup uygulamakla sorumludur. Davacı dava dilekçesinde eksik işler yanında, davalının gerçekleştirdiği işlerin aralarındaki sözleşmeye uygun olmadığını belirtmiş; alınan bilirkişi heyet raporunda da davacıya (işveren) ait haşhaş deposunda, davalı (yüklenici) tarafından TKDK’ nın şartlarına uygun olmadan yapılan ya da hiç yapılmayan imalatların olduğu belirlenmiş olup davalı tarafından yapılan işin eksik veya ayıplı olması, davada uygulanacak zamanaşımını süresinin belirlenmesini de etkilemektedir. Hükme esas bilirkişi raporunda bu eksik ve ayıplı işlerin hangileri olduğu ayrı ayrı belirtilip birbirinden ayrılmadığı gibi; mahkemece zamanaşımının 10 yıl olarak değerlendirilmesi de doğru olmamıştır. Söz konusu açıklamayı somut uyuşmazlığımız bakımından değerlendirdiğimizde; süresinde ihbarı yapılan açık ayıplar ile eksik işlerde zamanaşımının teslimden itibaren 5 yıl, gizli ayıplarda ise, ortaya çıkma tarihinden itibaren 5 yıllık zamanaşımı süreleri uygulanmaktadır. Bu açıdan davalı tarafından davacıya fiili teslimin hangi tarihte yapıldığı (TKDK yetkililerinin proje üzerinde eksikliklere yönelik yerinde denetim sonucu hazırladıkları 02/01/2020 tarihli rapor ve davacı ve davalının kendi aralarında tuttukları 02/12/2019 tarihli geçici kabul tutanağı da değerlendirilerek) belirlenmeli, yukarıda belirlenen ilkeler çerçevesinde bilirkişi heyetinden ek rapor alınarak eksik iş ile açık ve gizli ayıp niteliğinde olan işlerin neler olduğu tek tek araştırma yapılarak bilirkişi raporunda belirlenmeli, ondan sonra eksik iş için işin teslim tarihinden itibaren beş yıl, süresinde ihbarı yapıldığı ispatlanan açık ayıp için teslimden itibaren beş yıl, gizli ayıplarda ise ortaya çıkma tarihinden itibaren beş yıllık, yüklenicinin ağır kusuru varsa yirmi yıllık zamanaşımı süresi olduğu dikkate alınarak sonucuna göre, dava her ne kadar zamanaşımı süresinde açılmış ise de; kısmi davada ıslah ile davacı tarafından artırılan dava değerine yönelik miktarın zamanaşımına uğrayıp uğramadığı hakkında bir karar verilmelidir. Bu hususlar dikkate alınmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. Öte yandan, davalının eseri geç teslimi/eksik teslimi nedeni ile dava dışı TKDK tarafından davacıya eksik ödenen hibe bedelinin zamanaşımına uğrayıp uğramadığı yönünde yapılan değerlendirmede: TBK 146. Maddesinde düzenlenen kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, her alacağın on yıllık zamanaşımına tabi olacağı hükmü nazara alınarak, sözleşme tarihi, dava tarihi ve ıslah tarihi nazara alındığında bu alacağın zamanaşımına uğramadığı açık olup, bu yöndeki davalı istinaf başvurusu yerinde değildir. Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, sair istinaf başvuruları kaldırma nedenine göre bu aşamada incelenmeksizin, HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf talebinin KABULÜ İLE; sair istinaf başvuruları kaldırma nedenine göre bu aşamada incelenmeksizin, ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17/04/2025 tarih,....Esas .... Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-Davalı tarafından yatırılan 2.886,00 TL istinaf karar harcının talebi halinde kendisine iadesine, 4-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 5-İstinaf karar tebliği, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, 6-İstinaf başvurusu kabul edildiğinden İİK'nın 36/5. maddesi uyarınca icranın geri bırakılması için yatırılan teminat varsa, talep halinde iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile KESİN olarak karar verildi.04/12/2025 Başkan Üye Üye Katip Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.