7. Ceza Dairesi 2024/1890 E. , 2024/3267 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/418 Değişik İş SUÇ : 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na muhalefet İNCELEME KONUSU KARARLAR : İtirazın reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararların kanun yararına bozulması Sanık hakkında Gaziantep 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.07.2023 tarihli ve 2019/652 Esas, 2023/402 Karar sayılı kararı ile 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na muhalefet suçundan aynı Kanun'un 71 inci mad
**7. Ceza Dairesi 2024/1890 E. , 2024/3267 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/418 Değişik İş SUÇ : 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na muhalefet İNCELEME KONUSU KARARLAR : İtirazın reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararların kanun yararına bozulması Sanık hakkında Gaziantep 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.07.2023 tarihli ve 2019/652 Esas, 2023/402 Karar sayılı kararı ile 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na muhalefet suçundan aynı Kanun'un 71 inci maddesinin birinci fıkrası ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 62 nci maddesinin birinci ve 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 6.080,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 231 inci maddesinin beşinci fıkrası gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karara sanık müdafii tarafından itiraz edilmesi üzerine itiraz mercii olan Gaziantep 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 12.09.2023 tarihli ve 2023/418 Değişik İş sayılı kararı ile itirazın kesin olarak reddine karar verilmiştir. I. İSTEM Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 07.02.2024 tarihli evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 29.02.2024 tarihli ve KYB- 2024/18664 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 29.02.2024 tarihli ve KYB-2024/18664 sayılı kanun yararına bozma isteminin; " 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/6-c maddesinde, "Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi, gerekir. Sanığın kabul etmemesi hâlinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmez." şeklinde yer alan objektif şart nazara alındığında, Sanık, her ne kadar 18/11/2020 tarihli duruşmadaki savunmasında hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesini kabul ettiğini ifade etmiş ise de, gerek 10/07/2023 tarihli duruşmadaki beyanında bizzat, gerekse müdafisi tarafından Mahkemeye sunulan 21/10/2022 tarihli dilekçede, gelinen aşama itibariyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını kabul etmediklerini açıkça beyan etmiş olduklarının anlaşılması karşısında, kabul beyanından dönmenin mümkün olmadığına ilişkin herhangi bir kanuni düzenlemenin de bulunmadığı cihetle, somut olayda bahse konu objektif koşulun bulunmadığı gözetilmeden, itirazın bu yönden kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde; Kabule göre de; 5271 sayılı Kanun'un 134/1. maddesinde "Bir suç dolayısıyla yapılan soruşturmada, somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve başka surette delil elde etme imkânının bulunmaması halinde, hâkim veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı tarafından şüphelinin kullandığı bilgisayar ve bilgisayar programları ile bilgisayar kütüklerinde arama yapılmasına, bilgisayar kayıtlarından kopya çıkarılmasına, bu kayıtların çözülerek metin hâline getirilmesine (…) (2) karar verilir. (Ek üç cümle: 25/7/2018-7145/16 md.) Cumhuriyet savcısı tarafından verilen kararlar yirmi dört saat içinde hâkim onayına sunulur. Hâkim kararını en geç yirmi dört saat içinde verir. Sürenin dolması veya hâkim tarafından aksine karar verilmesi hâlinde çıkarılan kopyalar ve çözümü yapılan metinler derhâl imha edilir." şeklinde yer alan düzenleme, Benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 19. Ceza Dairesinin 23/05/2018 tarihli ve 2018/2245 esas, 2018/6202 karar sayılı ilamında yer alan "... işyerinde bulunan bilgisayarlar üzerinde arama yapılabilmesine olanak tanıyan CMK'nın 134. maddesine göre verilmiş bir arama kararı bulunmadığı, sanığın Eylül Harita isimli iş yerinde 05/10/2010 tarihli arama kararına istinaden yapılan aramada ele geçen lisanssız olduğu belirtilen NATCAD isimli program üzerinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen 14/04/2011 tarihli bilirkişi raporunda programların Demo formatında olduğu, ticari amaç bulunmadığının belirtildiği, sanığın aşamalardaki beyanlarında suçlamaları kabul etmediği, Nazilli 2. Sulh Ceza Mahkemesi'nin kararının CMK'nın 116. maddesi uyarınca sanığın işyerinde arama yapılmasına yönelik olduğu ve CMK'nın 134. maddesi uyarınca bilgisayar ve bilgisayar kütükleri üzerinde arama yapılmasına dair hakim tarafından verilmiş bir karar bulunmadığı cihetle, arama sonucu bilgisayarlarda bulunan programın hukuka aykırı şekilde elde edilmiş delil niteliğinde olması nedeniyle hükme esas alınamayacağı ve atılı suçlamayı kabul etmeyen sanık hakkında hukuka aykırı şeklinde elde edilmiş bu delil dışında mahkumiyetine yeterli başkaca bir delil de bulunmadığı..." şeklindeki açıklamalar ile, Yine Yargıtay 19. Ceza Dairesinin 29/01/2019 tarihli ve 2015/14418 esas, 2019/1044 karar sayılı ilamındaki "Kimlik tespiti ile yemini yaptırılmayan ve Adalet Komisyonu bilirkişi listesinde isminin yazılı olup olmadığı dosya içerisindeki belgelerden anlaşılamayan bilirkişi tarafından hazırlanan raporun hükme esas alınması,...Bozmayı gerektirmiş..." şeklinde yer alan açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde; Gaziantep 3. Asliye Ceza Mahkemesince sanığa ait iş yeri ile bilgisayar ve bilgisayar kütükleri üzerinde arama yapılabilmesi için 5271 sayılı Kanun'un 116 ve 134. maddeleri uyarınca alınmış hukuka uygun arama kararı bulunmaksızın, hukuk mahkemelerinde sanığa herhangi bir savunma hakkı tanınmadan tanzim edilen, yalnızca tespit mahiyetindeki, üstelik itiraz edilmesi halinde, bilgisayara veya kütüğüne el konulmadığı ya da sistemdeki verilerin tamamının veya bir kısmının kopyası alınmadığı için denetime de elverişli olmayan tespit raporu esas alınarak, sanığın mahkumiyetine karar verilmiş ise de; Sanığın, atılı suçu işlemediği, suça konu solidwoks isimli yazılımın da şirketlerinin faaliyet alanı ile ilgili olmadığı, Gaziantep 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/30 değişik iş sayılı tespit dosyasındaki 22/06/2017 tarihli raporun usule aykırı düzenlendiği, bilirkişilere yemin ettirilmediği ve raporun karara esas alınamayacağı, müştekinin iddia ettiği bilgisayarlar üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılması gerektiği yönündeki savunmaları karşısında, Mahkemesince atılı suçun işlendiğinin kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya çıkartılabilmesi için tespit raporunda ekran görüntüsüne yer verilen bilgisayarlar üzerinde usulüne uygun şekilde bilirkişi incelemesi yaptırılarak, varsa diğer deliller de toplanmak suretiyle sanığın hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi gerektiği cihetle, eksik araştırma ile karar verildiği gözetilmeden, itirazın bu yönden kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde; isabet görülmemiştir.” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE İhbarname içeriğinde "Sanık, her ne kadar 18.11.2020 tarihli duruşmadaki savunmasında hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesini kabul ettiğini ifade etmiş ise de, gerek 10.07.2023 tarihli duruşmadaki beyanında bizzat, gerekse müdafisi tarafından Mahkemeye sunulan 21.10.2022 tarihli dilekçede, gelinen aşama itibariyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını kabul etmediklerini açıkça beyan etmiş olduklarının anlaşıldığı" yönünde anlatıma yer verilmişse de; Dosyanın incelenmesinde; sanığın 18.11.2020 tarihli celsede müdafii huzurunda alınan savunmasında "hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını kabul ettiğini" açıkça beyan ettikten sonra bu konuda başkaca bir beyanının bulunmadığı, ancak sanık müdafiin 21.10.2022 tarihli dilekçesinde ve sanığın hazır bulunmadığı 10.07.2023 tarihli celsede "gelinen aşama itibarıyla vekil sıfatıyla hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını kabul etmiyoruz." şeklinde beyanda bulunduğu anlaşılmıştır. İhbarnameye konu edilen Gaziantep 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2023/418 Değişik İş sayılı kararının verildiği 12.09.2023 tarihinde yürürlükte olan 22.07.2010 tarihinde kabul edilen 6008 sayılı Kanun'un 7 nci maddesiyle 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin altıncı fıkrasının sonuna eklenen "Sanığın kabul etmemesi halinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez" şeklindeki Kanun'un emredici hükmü karşısında; sanık ile müdafiin iradesi çatıştığında, Kanun'da açıkça "sanığın kabul etmemesi" ibaresine yer verildiğinden, sanığın iradesine üstünlük tanınması gerekir. Ancak somut olayda mevcut durumun sanık ile müdafiin beyanları arasındaki çelişkiden mi yoksa sanığın evvelce kabul ettiği hükmün açıklanmasının geri bırakılması uygulamasından, sonrasında dönmesinden mi ileri geldiği anlaşılamadığından; sanığın hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını kabul edip etmediği hususunda tekrar beyanı alındıktan sonra bir karar verilmesi gerektiği yönünde kanun yararına bozma isteminde bulunulup bulunulmayacağına ilişkin Adalet Bakanlığından görüş istenilmesine karar vermek gerekmiştir. III. KARAR Gerekçe bölümünde tespit edilen husus yönünden kanun yararına bozma isteminde bulunulup bulunulmayacağının takdiri için dava dosyasının, Adalet Bakanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, Oy birliğiyle, 26.03.2024 tarihinde karar verildi.