1. Hukuk Dairesi 2005/13718 E. , 2005/14091 K. "" MAHKEMESİ : Zonguldak 2. Asliye Hukuk Mahkemesi, TARİHİ : 14/10/2004 Taraflar arasında görülen davada; Davacı Hazine vekili, davalı adına kayıtlı 462 parsel sayılı taşınmazın tamamının kıyı-kenar çizgisi içerisinde kaldığını ileri sürüp, davalı adına olan kaydın iptalini istemiştir. Davalı, dava konusu taşınmaza kayden malik olduklarını belirtip, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, taşınmazın tamamının, keşfen saptanan kıy…
**1. Hukuk Dairesi 2005/13718 E. , 2005/14091 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Zonguldak 2. Asliye Hukuk Mahkemesi, TARİHİ : 14/10/2004 Taraflar arasında görülen davada; Davacı Hazine vekili, davalı adına kayıtlı 462 parsel sayılı taşınmazın tamamının kıyı-kenar çizgisi içerisinde kaldığını ileri sürüp, davalı adına olan kaydın iptalini istemiştir. Davalı, dava konusu taşınmaza kayden malik olduklarını belirtip, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, taşınmazın tamamının, keşfen saptanan kıyı-kenar çizgisi içerisinde kaldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar, taraf vekillerince süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü. -KARAR- Dava, kıyı kanununa dayalı tapu iptal isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; özellikle noksanın tamamlanması yoluyla getirtilen kayıt ve belgelerden, davaya konu 462 parsel sayılı taşınmazın davalı Belediye'ye ait olduğu, öncesinin 3 ve 5 parsel sayılı taşınmazların ifraz ve tevhitleriyle oluştuğu, anılan kayıtlardan 5 parselin tespit tutanağında bu yerin denizden doldurulmak suretiyle elde edildiğinin yazılı olduğu görülmektedir. Gerçekten de, çekişme konusu taşınmazın 28.11.1997 tarih 5/3 Sayılı İnançları Birleştirme Kararı gereğince keşfen belirlenen kıyı kenar çizgisi içinde kaldığı ve bir bölümü bakımından, denizden doldurma suretiyle elde edildiği ve sicil kaydının oluşturulduğu dosya kapsamı ile sabittir. Hemen belirtmek gerekir ki, çeşitli zamanlarda ve muhtelif yasalarla denizden doldurulan yerlerle ilgili bazı düzenlemeler getirilmiştir. Bunlardan ilki yürürlük tarihi 1 Eylül 1930 olan 1580 Sayılı Belediye Kanununun 159. maddesi hükmüdür. Buna göre; belediye marifetiyle deniz, nehir ve gölden doldurulmuş olan yerlerin tasarruf, idare ve nezareti Belediyelere bırakılmış tereddüte yer vermeyecek biçimde mülkiyetinin devri yönünden belediyeye bir hak tanınmamıştır. Sonradan yürürlüğe giren ve 1580 Sayılı Yasayı ortadan kaldıran 28.12.2004 günlü 5272 Sayılı Belediye Yasasının 79. maddesi de yine taşınmazın mülkiyeti açısından belediyelere bir hak tanımamış, aksine Belediye yetkilerinde kısıtlamalara gidilerek bu gibi yerlerin yalnız tasarrufunun, dolgu yapan belediyeye bırakılacağı yönünde benzer hükme yer vermiş sonra yürürlüğe giren 5393 Sayılı Yasa da bu konuda değişik bir düzenlemeye gidilmemiştir. Öyleyse, belediyelerin bu düzenlemeler gereğince dolgu olgusundan kaynaklanan mülkiyete ilişkin bir hak edinmesi olanağının bulunduğu söylenemez. Kaldı ki; 17.4.1990 Tarihinde yürürlüğe konulan 3621 Sayılı Kıyı Kanununun 7. maddesinde de benzer bir düzenlemeye yer verilmiş; bazı usul ve esaslar dairesinde denizden dolgu yapılabileceği hüküm altına alınmış, ne varki dolgu yapan adına yine mülkiyet yönünden bir hak öngörülmemiştir.