DAVACI : VEKİLİ :DAVALI : .DAVALI : VEKİLİ : DAVA : Ticari Şirket DAVA TARİHİ : 10/04/2018KARAR TARİHİ : 26/10/2022GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH : 26/10/2022 Taraflar arasındaki şirketin feshine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalılar vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilin
Davacı vekili İzmir 15. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin .../... Esas sayılı dosyasıyla davalılar ..., ... ..., ... aleyhine açılan ve .../... Karar sayılı dosyası ile mahkememiz dosyasıyla birleştirilen dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ...'in 2015 yılında davalıların hissedarı oldukları İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğü ... sicil numarası ile kayıtlı .... Tanıtım Turizm Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti firmasının hisselerini devir aldığını, devir tarihine kadar maaşlı olarak uzak yol kaptanlığı yapan müvekkilinin söz konusu şirketi devralırken, basiretli bir kişi gibi davrandığını ve şirketin defter ve belgelerinin mali müşavir aracılığıyla incelettiğini, SGK ve Vergi Dairesi'nden borcu olmadığına dair belge aldırdığını, tüm incelemeler sonucunda ve davalıların da garanti vermesi ile şirketin hisselerini devir aldığını, müvekkilinin davalılardan ... (...) ile İzmir ... Noterliği 23/06/2015 tarih ... yevmiye nolu Limited Şirket Pay Devri Sözleşmesi, ... ... ile İzmir .... Noterliği 23/06/2015 tarih ... yevmiye nolu Limited Şirket Pay Devri Sözleşmesi, ... ile İzmir .... Noterliği 23/06/2015 tarih ... yevmiye no.lu Limited Şirket Pay Devri Sözleşmesi akdederek şirket hisselerini iktisap ettiğini ve şirketin tek ortaklı bir yapıya kavuştuğunu, müvekkili tarafından şirketin unvanının ... Denizcilik Sanayi ve Ticaret A.Ş. olarak tadil edildiğini, müvekkili ile davalılar arasında, resmi hisse devir sözleşmeleri akdedilmeden önce 22/06/2015 tarihinde kendi aralarında özel olarak “Hisse Alım Ve Satım Sözleşmesi” başlıklı bir sözleşme imzalanmış olduğunu, anılan sözleşmenin K2.1 maddesinde; “İşbu maddede belirtilen hüküm ve şartlara tabi olmak üzere, Satıcılar hisseleri alıcıya satmayı, devir ve temlik etmeyi, Alıcı da hisseleri satıcılardan satım bedeli mukabilinde her türlü takyidattan ari olarak satın almayı kabul etmektedir.”, 2.2 maddesinde ise; “Alıcı 19/06/2015 tarih ve 2015/1 karar no. ile hisseleri alan taraf olarak; Hisse devir ve tescil tarihinden itibaren şirketin bu tarihten sonra oluşacak tüm borçları, alacakları, aktif ve pasifte oluşacak her türlü değişiklik kendisine ait olacaktır. Satıcı, 19/06/2015 tarih ve 2015/1 karar no. ile hisseleri satan taraf olarak; Protokole ek mizanda görülen borçlardan başka borcu olmadığını, Mizan harici borç senedi olmadığını, Mizan harici vadeli çek borcu olmadığını beyan eder, eğer herhangi bir vadeli çek borcu çıkarsa çıkan miktarı derhal defaten şirkete ödemeyi kabul ve taahhüt eder. Şirketin devir tarihine kadar Sosyal Güvenlik Kurumu borçları, Vergi Dairesi borçları ve doğabilecek tazminatları ödemeyi kabul ve taahhüt eder. Şirketin hisselerini sattığı tarihe kadar bilerek yanıltıcı belge niteliğinde fatura alış ve satışı olmadığını kabul ve beyan eder. Vergi İdaresi tarafından tespit edilebilecek bu tür işlemlere ait mali ve hukuki sorumluluğun kendisine ait olduğunu kabul ve beyan eder. Herhangi bir inceleme sonucu gerek ve verdi idaresi gerek Sosyal Güvenlik Kuruluna devir tarihine kadar oluşacak vergi ve cezaların kendisine ait olduğunu kabul ve taahhüt eder. Doğabilecek bu borçları defaten ödemeyi kabul eder." şeklinde olduğunu, müvekkili ile devreden davalılar arasında satış görüşme ve pazarlıklarının yapıldığı dönemde satıcılar tarafından müvekkile şirketin vergi ve SGK'ya herhangi bir borcunun olmadığı yönünde tam garanti verildiğini, müvekkili tarafından anılan kurumlarda gerekli incelemenin Mali Müşavir tarafından yapıldığını ve şirketin o tarihte borcunun olmadığının öğrenildiğini, müvekkilinin gözünden kaçırılıp kendisine hiçbir şey söylenmediğini, müvekkilinin hisseleri devraldığı müvekkiline bu hususun bildirilmiş olması halinde asla .... Tanıtım Turizm Sanayi ve Ticaret Ltd.Şti. firması devralmayacağını, davalıların da bu hususu çok iyi bildiklerini, müvekkiline geçmişte de herhangi bir tebligat gelmediğini ve konudan haberi dahi olmadığını, müvekkilinin bu yılın bahar aylarında, vergi dairesi tarafından banka hesabındaki Amerikan Doları cinsinden mevduat hesabına haciz konulması ile böyle bir borcun varlığından haberdar olduğunu, 6098 sayılı TBK'nın 36. Maddesinde ; “Taraflardan biri, diğerinin aldatması sonucu bir sözleşme yapmışsa, yanılması esaslı olmasa bile, sözleşmeyle bağlı değildir. Üçüncü bir kişinin aldatması sonucu bir sözleşme yapan taraf, sözleşmenin yapıldığı sırada karşı tarafın aldatmayı bilmesi veya bilecek durumda olması halinde, sözleşmeyle bağlı değildir.” şeklinde düzenleme yapıldığını, yasanın bu düzenlemesinin çok açık şeklide çıkar sağlamak amacıyla bir kimsenin zihninde yanlış kanaatler uyandırarak onu aldatmak ve gerçek durumu bilse idi yapmayacağı bir hukuki işlemi yaptırmanın karşısında diğer tarafın aldatıldığını öğrenmesi ile sözleşme ile bağlı kalmama hakkı verdiğini, iradesi esaslı suretle yanıltılan ve doğruyu bilmesi halinde asla hisse devri sözleşmesini imzalamayacak olan müvekkilinin devir sözleşmelerinin devir tarihi itibariyle iptaline, hisse devir bedelinin iadesine, iadesi talep edilen devir bedeline davalılara ödeme tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, şirket hisselerinin devirden önceki eski hale gelmesi yönünde karar verilmesini talep etmiştir.