Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Her üçü de aile şirketi olan davacı şirketlerin birbirleriyle ilişkileri bakımından grup şirket vasfında olduğunu, yine bu şirketlerin ortakları olmanın yanısıra kişisel kefaletleri dolayısıyla borçlardan sorumlu olan davacı aile bireylerinin de ekonomik olarak içine düştükleri ödeme güçlüğü olgusu karşısında şirketlerle bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini, neredeyse davacıların tümünün kredi borçlarından
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkili şirketin, davalı ... nezdinde esas sermayenin %16’sına tekabül eden oranda payın sahibi olduğunu, davalı ... A.Ş.’nin 2016 Yılına Dair Olağan Genel Kurul Toplantısını 14.04.2017 tarihinde gerçekleştirildiğini, yönetim kurulunun ilk olağan genel kurul toplantısı gündeminde yer alan iç ve dış kaynaklardan sermaye artırımı kararlarının tescil edilememiş olması gerekçesi ile aynı gündemle ikinci kez olağan genel kurul toplantısı tertip etme politikası izlediğini, bu yaklaşımın tereddütsüz bir şekilde pay sahibinin genel kurula katılma hakkını sınırlandırdığını ve 24.08.2017 tarihli ikinci olağan genel kurul toplantısında alınan tüm genel kurul kararları açısından açık bir butlan ve/veya iptal sebebi teşkil ettiğini, davalı ... A.Ş.’nin 2016 yılına dair olağan genel kurul toplantısının 14.04.2017 tarihinde yapılarak, bu toplantıda; TK md. 409 hükmü uyarınca genel kurul toplantısı gündeminde bulunması zorunlu hususlara ilâveten iç ve dış kaynaklardan sermaye artırımı marifetiyle esas sözleşmenin değiştirilmesi ile yönetim kurulu üyelerine şirketle işlem yapma (TK md. 395) ve rekabet etme (TK md. 396) yönünde izin verilmesine dair gündem maddeleri müzakere edilerek (olumlu yönde) karara bağlandığını, genel kurul kararlarının sıhhat kazanabilmesi açısından ticaret sicili nezdinde yapılacak tescil bir geçerlilik koşulu görünümünde olmayıp, tescile tâbi olduğu TK’da öngörülen kararlar dışında (örneğin TK md. 455), genel kurul tarafından tesis edilen kararların bir hukuki işlem olarak geçerliliğini sürdüreceğini, TK’nın genelde tescile dair esasları, özelde ise, anonim ortaklıklar hukukunun düzenlendiği hiçbir yerinde finansal tabloların onaylanması, ibra, kâr payı dağıtımı, denetçi seçimi ve yönetim kurulu üyelerine verilen izin kararlarının geçerlilik kazanabilmesi bakımından tescilinin zorunlu bir unsur olduğu yönünde bir hüküm sevk edilmediğini, davalı ... A.Ş. yönetim kurulunun aynı gündemle ikinci kez olağan genel kurul toplantısı tertip etme yaklaşımının temelinde; 14.04.2017 tarihli genel kurul gündeminde yer almakla birlikte, iç ve dış kaynaklardan sermaye artırımını konu alan 9 numaralı genel kurul kararının tescil edil(e)memiş olduğu mülahazası yattığını, tescil edil(e)memesi dolayısıyla geçersiz hâle gelen bu kararlar sebebiyle olağan genel kurul toplantısı gündeminde yer alan tüm gündem maddeleri için ayrıca ve tekrar toplantı çağrısında bulunulmasının, tereddütsüz bir şekilde TK’nın toplantı düzeni ile ilgili emredici hükümlerine ve pay sahiplerinin genel kurula katılma hakkının sınırlandırılması anlayışına aykırılık teşkil ettiğini, çünkü alınan kararlar tescil edilmekle geçerli hâle gelmeyeceklerinden bir hukuki işlem olarak varlıklarını sürdürdüklerinde bir tereddüt bulunmadığını, TTK’da olağan genel kurul toplantısının her faaliyet dönemi sonundan itibaren üç ay içerisinde yapılacağı ve gerektiği takdirde genel kurulun olağanüstü toplantıya çağrılacağının emredici bir lafızla ve açıkça düzenlendiğini (TK md. 409/1, 2), üç aylık sürenin bir düzen hükmü olmasına karşılık, olağan genel kurul toplantısının anılan hükümde açıkça bir kez düzenlenebileceğinin öngörülmesi, gerektiğinde olağan değil, olağanüstü toplantı yapılabileceğinin hukuki zemine kavuşturulduğunu, pay sahiplerinin gerekli olmamasına karşılık sürekli olarak genel kurul toplantısına çağrılmaları ve bu toplantıya katılmaya mecbur bırakılmalarının, emredici nitelikteki TK m. 409 hükmünün ihlali olduğu gibi toplantıya katılma hakkının doğrudan sınırlanması anlamına da geldiğini, sürekli olarak olağan genel kurul toplantısı yapılmasının şirket ve pay sahipleri açısından önemli bir maliyet kalemi oluşturduğunu, genel kurul tarafından alınan bazı kararların değiştirilemeyeceği ve/veya kaldırılamayacağı hususunun işlem güvenliği mülahazasıyla açıkça öngörülmesine karşılık genel kurulun iradesinin farklı yönde tezahür etmiş olduğunu, açık bir örnek olarak, ibra kararının bunlardan biri olduğunu ve ibra kararının genel kurul kararı ile kaldırılamayacağını, bundan önce alınan diğer genel kurul kararlarında olduğu gibi, davalı ... A.Ş.’nin kanuna aykırılık teşkil etmesi dolayısıyla alınan tescile tâbi bir kararı tescil ettirmemesi hâlinde (hemen yarın) olağan genel kurul toplantısında alınan diğer kararların geçerli olmadığı mülahazasıyla müvekkili şirketin üçüncü kez olağan genel kurul toplantısına çağrılmayacağının açık bir garantisinin de bulunmadığını, hangi genel kurul kararının geçerli ve ayakta olduğu da pay sahipleri açısından içerisinden çıkılması güç ve önemli bir muamma hâline geldiğini, üstelik genel kurul tarafından alınan kararda geri alma ve/veya teyid yönünde bir irade ortaya konulmuş da olmadığını, örneğin, genel kurul tarafından farklı tarihlerde alınan iki ayrı denetçi seçimi kararı bulunduğunu, bunlardan hangisinin, hangi tarih itibarıyla/hangi tarihten itibaren geçerli olduğunun şüpheli hâle geldiğini ve bu durumun hukuki belirliliği zedelediğini, davalı ... A.Ş. yönetim kurulunun plânlanan sermaye artırımı sürecinin başından bu yana davalı şirketi çıkmaza sürüklemeye ısrarla devam ettiğini, davalı ... A.Ş.’nin iç ve dış kaynaklardan sermaye artırımı kararını tescil ed(e)memiş olması, “ikinci” olağan genel kurul toplantısının yapılmasını hiçbir sebeple haklı kılmayacağını, müvekkili şirketin yetkili temsilcilerine ibraz edilen yıllık faaliyet raporu ile genel kurul toplantısında müzakereye sunulan yıllık faaliyet raporunun muhteviyatı itibarıyla birbirinden farklı olduğunu, finansal tabloların onaylanması, ibra ve kâr payı dağıtımından iç kaynaklardan sermaye artırımına değin alınan tüm kararların temelini oluşturan yıllık faaliyet raporunun güncel hâlinin müvekkili şirkete verilmemiş olmasının, pasif bilgi alma hakkının ve doğrudan oy hakkının ihlâline yol açtığından, anılan tüm kararların sakatlanmasına sebebiyet verdiğini, davalı ... A.Ş.’nin bir web sitesi bulunmasına karşılık (www...com.tr), yıllık faaliyet raporu ve genel kurul toplantı çağrısı başta gelmek üzere, şeffaflık prensibi bağlamında web sitesinde yayımlanması gereken hiçbir belgenin yayımlanmadığını, bunun en bariz göstergesinin, genel kurul toplantı tutanağında toplantı çağrısının internet sitesinde yayımlandığı belirtilmesine rağmen, bununla ilgili görsel çıktıların sunulamamış olması olduğunu, şu halde toplantı çağrısının da usulune uygun yapılmadığını, 9 numaralı genel kurul kararı ile iç kaynaklardan sermaye artırımı suretiyle esas sözleşmenin değiştirilmesine karar verildiğini, alınan bu kararın kanuna aykırı olduğunu, zira yönetim kurulu kararı ile birlikte ilân edilen gündemdeki metin ile karara bağlanan metnin birbirinden farklı olduğunu, iç kaynaklardan arttırılan tutarın, toplantı esnasında yıllık kârın da iç kaynaklara eklenmesi suretiyle artırımın kapsamına dâhil edilmesiyle birlikte değiştiğini ve gündemde yer almayan bir tutarın karara bağlanması/gündemde yer almayan bir sermaye artırımı ile sonuçlandığını, ayrıca yönetim kurulu beyanının toplantı öncesi ve sonrasında müvekkili şirket yetkili temsilcilerinin değerlendirmelerine sunulmadığını, TK md. 457 hükmünde (artırım türü gözetilmeksizin) yönetim kurulunun sermaye artırımının türüne göre bir beyan hazırlayacağı ve bu beyanın bilgiyi açık, eksiksiz, doğru ve dürüst bir şekilde verme ilkesine göre tanzim edileceğinin belirtildiğini, yine finansal tabloların gerçeği yansıtmadığını ve dayanağı olan 2015 yılına dair finansal tabloların onaylanmasına dair kararın hükümsüzlüğüne karar verilmesi sonrasında 2015 yılı finansal tabloları onaylanmaksızın iç kaynaklardan sermaye artırımı sürecine gidilmesinin kararın iptalini gerektirdiğini, bir önceki mali yıl olan 2015 yılına dair finansal tablolar onaylanmaksızın ve bu yıla dair genel kurul toplantısı yapılmaksızın 2016 yılına dair genel kurul toplantısında finansal tabloların dayanağını teşkil ettiği kararların alınamayacağını, davalı ... A.Ş. yönetim kurulunun iç ve dış kaynaklardan sermaye artırımı kararlarını ayrı genel kurul toplantılarına yayma gerekçesinin de müvekkili şirketin bulunacağı girişimleri sonuçsuz bırakmak olduğunu belirterek, davalı ... A.Ş.’nin 24.08.2017 tarihli 2016 yılına dair ikinci olağan genel kurul toplantısında alınan esas sözleşme değişikliği kararı başta gelmek üzere dava konusu hâline getirilen 4, 5, 6, 8, 9 ve 10 numaralı genel kurul kararlarının yönetim kurulu üyeleri dinlenmeksizin ve teminatsız olarak yürütmelerinin geri bırakılmasına, 24.08.2017 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan ve dava konusu hâline getirilen 4, 5, 6, 8, 9 ve 10 numaralı genel kurul kararlarının butlanının tespitine ve/veya iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Davacı tarafın olağan veya olağanüstü genel kurul toplantısında alınan kararlara matbu muhalefet şerhleri sunarak ve görüşülen karar ayrımı gözetmeksizin 2016 yılı başından bu yana yapılan her genel kurul toplantısı ardından iptal/butlan davaları açtığını, yönetim kurulu üyelerinden kar payı istemi gibi; hukukla bağdaşmayacak taleplere haiz davalar ikame ettiğini (....İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/475 E. sayılı dosyası, İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/621 E. sayılı dosyası...), açılan iş bu dava ile birlikte, yaklaşık iki yılda müvekkili aleyhine davacı tarafından açılan dava sayısının 8'e ulaştığını, davacı tarafın bu davalar yanı sıra müvekkili şirkete karşı sorumluluk ve yükümlülüklerini yerine getirmeyerek şirkete ve dolaylı olarak tüm pay sahiplerine zarar verme amacı güttüğünü, davacının dava açma ehliyeti bulunmadığından; dava şartı eksikliğinden davanın reddi gerektiğini, davacı tarafça iptali istenen maddelere ilişkin genel kurul toplantı tutanağı incelendiğinde; davacının vekillerinin muhalefet şerhlerini ilgili kararların alınmasından sonra değil, kararın görüşülmesi sırasında sunduklarının toplantı tutanağı ile belli olduğunu, muhalefet şerhlerinin yasa gereği geçerli olabilmesi için oylamanın yapılmasından sonra tutanağa geçirilmesi şartı ile, muhalefet şerhinin usulüne uygun olduğunun kabul edildiğini, Genel Kurulda davacı vekillerince sunulan muhalefet şerhleri içerik olarak incelendiğinde hepsinin kopyala-yapıştır yöntemiyle hazırlanan matbu belgeler olduğunun anlaşıldığını, davacı şirket vekillerinin de hazır olduğu 14.04.2017 tarihli Olağan Genel Kurul toplantısında ve daha öncesinde yapılan genel kurul toplantılarında da şirketin doğan sermaye ihtiyacı nedeniyle, esas sermayesinin 20.000.000-TL’den 38.000.000-TL’sına arttırılmasına %84 oy çokluğu ile 9.760.488,96 TL bedelsiz, 8.239.511,04-TL nakit olmak üzere 18.000.000-TL sermaye artışına karar verildiğini, nakit sermaye artışı için verilen süre zarfında davacı ... A.Ş. dışındaki tüm ortaklar tarafından iştirak taahhütnamesinin imzalandığını, Davacı ... Pazarlama'nın süresi içinde bahsi geçen iştirak taahhütnamesini imzalamaması ve taahhütte bulunmaması sebebiyle, nakit blokaj için ödenmesi zorunlu ¼ ödemenin tamamlanamayacağının görüldüğünü, diğer ortakların da davacı ... Pazarlama'nın ödemesi gereken kısmı rüçhan hakkı olarak kullanmayacaklarını bildirmesi sonucu fiili durum itibari ile üçüncü kişi ve kurumlardan sermaye artış yolu ile iştirak teklifleri alınmak zorunda kalındığını, üçüncü kişi tarafından verilen genel kurulda alınan nakit artış tutarı olan 8.239.511,04-TL'nin tamamını almak şartıyla teklif yönetim kurulu tarafından tüm hissedarlarla paylaşıldığını, üçüncü kişinin bu teklifinin ... Pazarlama hariç diğer tüm ortaklar tarafından uygun görülerek muvafakatname imzalandığını, gelinen noktada Yönetim Kurulunun, 12.07.2017 tarih ve 2017/7 numaralı kararı ile ... Pazarlama'nın iştirak taahhüdünü imzalamaması, nakit blokajı yapmaması, üçüncü kişiden gelen iştirak teklifine muvafakat vermemesi nedeniyle Olağan Genel Kurul'da alınan karara uygun olarak yapılacak olan sermaye artışının fiilen gerçekleştirilme ihtimali kalmadığından, 14.04.2017 tarihinde yapılan Olağan Genel Kurul'un tescil edilmemesi kararını almak zorunda kaldığını (Ek 2017/7 Sayılı Yönetim Kurulu Kararı), yasa gereği sermeye arttırımına konu genel kurul kararlarının tescilinin zorunlu olduğunu, tescil edilmeyen Genel Kurul Kararlarının geçersiz olacağını, davacıya ibraz edilen yıllık faaliyet raporu ile genel kurul toplantısında müzakereye sunulan yıllık faaliyet raporunun farklı olduğu, bu durumun bilgi alma hakkına ihlaline yol açtığı iddialarının fiili bir karşılığı olmadığı gibi yasal düzenlemeler karşısında da bir anlamının bulunmadığını, ilan edilen gündemde bulunmayan konuların karara bağlandığı iddiasının hiçbir yasal dayanağı olmadığını belirterek, öncelikle işbu dava ile birlikte ileri sürülen genel kurul kararlarının yürütmesinin geri bırakılması talebinin reddine ,davacının açmış olduğu bu haksız ve özensiz dava nedeniyle şirketin uğraması muhtemel zararlarına karşılık olarak teminat göstermesine, talep sonucunun açıklattırılmasına, verilen kesin süre içerisinde teminatın gösterilmemesi ve/veya talep sonucunun açıklattırılmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına, usulen dayanağı bulunmayan davanın usulden aksi halde esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.