7. Ceza Dairesi 2021/31931 E. , 2024/11296 K. MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2017/448 E., 2020/35 K. SUÇ : 1632 sayılı Askerî Ceza Kanunu'na aykırılık KARAR : Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Gaziosmanpaşa 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 20.01.2020 tarihli ve 2017/448 Esas, 2020/35 Karar sayılı kararı ile hükümlü hakkında fir…
**7. Ceza Dairesi 2021/31931 E. , 2024/11296 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2017/448 E., 2020/35 K. SUÇ : 1632 sayılı Askerî Ceza Kanunu'na aykırılık KARAR : Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Gaziosmanpaşa 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 20.01.2020 tarihli ve 2017/448 Esas, 2020/35 Karar sayılı kararı ile hükümlü hakkında firar suçundan, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun (1632 sayılı Kanun) 66/1-a ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 62 ve 53 maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına ilişkin hükmün istinaf edilmeksizin 08.09.2020 tarihinde kesinleştiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 26.10.2021 tarihli ve 94660652-105-34-17201-2020-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 23.11.2021 tarihli ve KYB - 2021/132239 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 23.11.2021 tarihli ve KYB - 2021/132239 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “ Dosya kapsamına göre, 1-1632 sayılı Kanun'un "Askeri cürümlerde dava ve cezanın nasıl düşeceği" başlıklı 49. maddesinin 20/08/2008 tarihli karar tarihi itibariyle; "Aşağıdaki fıkralarda yazılı hükümler mahfuz olmak üzere askeri suçlarda dava ve cezanın düşmesi hususlarında Türk Ceza Kanununun birinci kitabının 9 uncu babı hükümleri tatbik olunur. A) Yoklama kaçağı, bakaya, saklı ve firar fiilleri hakkında dava müruru zamanı, bütün askeri mükellefiyetlerin veya bizzat girmiş oldukları taahhüdün bitmesinden itibaren işlemeğe başlar. B) Hıyanet cürümlerile maznun ve mahkum olanlar hakkıda müruru zaman yoktur. C - ( Ek bent: 14/06/1989 - 3574/1 md.) Sırf askeri suçlarda Türk Ceza Kanununun 119 uncu maddesi hükümleri uygulanmaz." şeklinde olduğu ancak, 06/10/2012 tarih ve 28433 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesi'nin 11/04/2012 tarihli ve 2011/111 esas, 2012/56 sayılı kararı ile, "22/5/1930 günlü, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun 11/12/1935 günlü, 2862 sayılı Kanun'un 4. maddesi ile değiştirilen 49. maddesinin (A) fıkrasında yer alan; "...fiilleri hakkında dava müruru zamanı, bütün askeri mükellefiyetlerin bitmesinden itibaren işlemeğe başlar." ibarelerinin, "firar suçu" yönünden Anayasa'ya aykırı olduğundan bahisle iptaline karar verilmiş olması karşısında, sanığın üzerine atılı bulunan firar suçunu 30/07/1998 ile 04/04/2003 tarihleri arasında işlediği; suçun temadisinin 04/04/2003 tarihinde gerçekleştiği, dolayısıyla suç tarihi itibariyle yürürlükte bulunan ve sanığın lehine olan 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 102/4 ve 104/2. maddelerine göre, Gaziosmanpaşa 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 20/01/2020 tarihli ve 2017/448 esas, 2020/35 sayılı karar tarihi itibariyle dava zamanaşımı süresinin dolduğu anlaşılmakla, kamu davasının düşürülmesine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde sanığın mahkûmiyetine karar verilmesinde, 2-5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/8. maddesinde yer alan "Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi halinde sanık, beş yıl süreyle denetim süresine tâbi tutulur." ve 231/10. maddesinde yer alan "Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmediği ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranıldığı takdirde, açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak, davanın düşmesi kararı verilir." şeklindeki düzenleme nazara alındığında, Somut olayda, sanığın 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun 66/1-a ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 62. maddeleri gereğince 10 ay 25 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hükmolunan hapis cezasının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve 5 yıl süre ile denetim süresine tâbi tutulmasına ilişkin aynı Mahkemenin 20/03/2008 tarihli ve 2006/82 esas, 2008/468 sayılı kararının 03/05/2010 tarihinde kesinleştiği, anılan karara yönelik Milli Savunma Bakanlığı Askerî Adalet Başkanlığının 10/08/2016 tarihli ve 2006/82 (HAGB 415) sayılı kanun yararına bozma başvurusu üzerine Askerî Yargıtayın 28/03/2017 tarihli ve 2017/103 esas, 2017/125 karar sayılı ilâmı ile bozma kararı verilmesine karşın, 03/05/2010 tarihinde başlayan 5 yıllık denetim süresinin 03/05/2015 tarihinde sona erdiği, sanığın denetim süresi içinde işlemiş olduğu başkaca bir suçtan verilmiş bir mahkûmiyet kararının tespit edilememiş olması karşısında, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına yönelik olarak sanık hakkındaki kamu davasının düşürülmesine karar verilmesine engel bir durum bulunmadığı anlaşıldığından, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/10. maddesine göre düşme kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesinde, isabet görülmemiştir.” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriğindeki hususlardan (1) numaralı neden yönünden; 5252 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un "Lehe hükümlerin uygulanmasında usul" kenar başlıklı 9 uncu maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan; "Kesin hükümle sonuçlanmış olan davalarda, sonradan yürürlüğe giren bir kanunla ilgili olarak lehe hükmün belirlenmesi ve uygulanması amacıyla yapılan yargılama bakımından dava zamanaşımına ilişkin hükümler uygulanmaz." şeklindeki düzenleme karşısında; kesinleşmiş hükümle sonuçlanmış olan davanın zamanaşımı sebebiyle düşmesine karar verilemeyeceğinden talebin reddine karar vermek gerekmiştir. B.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriğindeki hususlardan (2) numaralı neden yönünden; Kanun yararına bozma müessesesinin uygulanmasında, 5271 sayılı Kanun'un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrasındaki "Yargıtayın ceza dairesi ileri sürülen nedenleri yerinde görürse, karar veya hükmü kanun yararına bozar." şeklindeki düzenleme esas alınarak, kanun yararına bozma incelemesinin, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbarnamesindeki istem ve gerekçe ile sınırlı olduğu cihetle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbarnamesindeki talep yerinde görüldüğünden istemin kabulüne karar vermek gerekmiştir. III. KARAR A.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriğindeki hususlardan (1) numaralı neden yönünden; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE, B.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriğindeki hususlardan (2) numaralı neden yönünden; 1.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2.Gaziosmanpaşa 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 20.01.2020 tarihli ve 2017/448 Esas, 2020/35 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 3.5271 sayılı Kanun’un 309/4-d bendi uyarınca bozma nedeninin hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektirdiğinden, denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlemeyen hükümlü hakkında verilen hükmün 5271 sayılı Kanun’un 231/10. maddesi gereğince ortadan kaldırılmasına ve kamu davasının DÜŞMESİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.12.2024 tarihinde karar verildi.