11. Ceza Dairesi 2009/16787 E. , 2010/7000 K. "" 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 346. maddesi delaletiyle 345. maddesine ve 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu’na aykırılıktan Sayın Cumhurbaşkanı ... hakkında kanuni imkânsızlık sebebiyle soruşturma yapılamayacağından bahisle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 02/06/2008 tarihli ve 2008/1242 basın soruşturma, basın karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara tarafından yapılan itirazın kabulü ile söz konusu k…
**11. Ceza Dairesi 2009/16787 E. , 2010/7000 K.** **"İçtihat Metni"** 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 346. maddesi delaletiyle 345. maddesine ve 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu’na aykırılıktan Sayın Cumhurbaşkanı ... hakkında kanuni imkânsızlık sebebiyle soruşturma yapılamayacağından bahisle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 02/06/2008 tarihli ve 2008/1242 basın soruşturma, basın karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara tarafından yapılan itirazın kabulü ile söz konusu kararın kaldırılmasına ilişkin mercii Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanınca verilen 15/05/2009 tarihli ve 2009/702 müteferrik sayılı kararı kapsayan dosya incelendi; Dosya kapsamına göre, mercii mahkeme başkanınca; evvelce işlediği iddia olunan suçlardan dolayı Cumhurbaşkanlığı makamında bulunan kişilerin yasama dokunulmazlığından yararlanacağına dair açık bir kanuni düzenleme bulunmadığı, Anayasadaki bu boşluğun kıyas yolu ile değil yasal düzenleme ile ortadan kaldırılması gerektiği, seçmenlik sıfatı bulunan vatandaşın bir siyasi partinin harcamaları ile Devlet Hazinesi arasındaki ilişkinin denetlenmesini isteme ve Hazine’nin uğramış olduğu zarardan dolayı itiraz hakkının bulunduğu gerekçeleriyle delillerin mahkemesince değerlendirilmesi gerektiğinden bahisle itirazın kabulüne karar verilmiş ise de; 1- 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 105. maddesindeki; “Cumhurbaşkanının, Anayasa ve diğer kanunlarda Başbakan ve ilgili bakanın imzalarına gerek olmaksızın tek başına yapabileceği belirtilen işlemleri dışındaki bütün kararları, Başbakan ve ilgili bakanlarca imzalanır; bu kararlardan Başbakan ve ilgili bakan sorumludur. Cumhurbaşkanının re’sen imzaladığı kararlar ve emirler aleyhine Anayasa Mahkemesi dahil, yargı mercilerine başvurulamaz. Cumhurbaşkanı, vatana ihanetten dolayı, Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının en az üçte birinin teklifi üzerine, üye tamsayısının en az dörtte üçünün vereceği kararla suçlandırılır” Şeklindeki düzenleme nazara alındığında Cumhurbaşkanının sorumsuzluğunun esas, sorumluluğunun istisna olarak düzenlendiği, ancak “vatana ihanet”ten dolayı suçlandırılabileceği, Yine Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 148/3. maddesinde belirlenen Anayasa Mahkemesinin “Görev ve Yetkileri” başlıklı bölümünde, Anayasa Mahkemesinin; Cumhurbaşkanını, Yüce Divan sıfatıyla yargılaması hususu belirtilmiş ise de, görev yönünden düzenlenen bu maddenin 105. maddede belirtilen Cumhurbaşkanının sorumsuzluğu nazara alındığında, sadece 105/3. maddesinde geçen “vatana ihanet” suçlamasına ilişkin yargılamayı kapsadığı, dolayısıyla “Vatana ihanet” haricinde kalan bir suçlamadan dolayı Cumhurbaşkanı hakkında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu kapsamında bir hukuki işlem yapılamayacağı,