8. Hukuk Dairesi 2012/13789 E. , 2013/15311 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ: Tapu iptali ve kal Hazine ile... ..., ... ihbar olunan ... ve Karayolları Genel Müdürlüğü aralarındaki tapu iptali ve kal davasının reddine dair ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 25.02.2010 gün ve 33/64 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı Hazine vekili dava dilekçesin
**8. Hukuk Dairesi 2012/13789 E. , 2013/15311 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ: Tapu iptali ve kal Hazine ile... ..., ... ihbar olunan ... ve Karayolları Genel Müdürlüğü aralarındaki tapu iptali ve kal davasının reddine dair ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 25.02.2010 gün ve 33/64 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde özetle; davalılara ait 440 ada 2 parsel sayılı taşınmazın kıyı kenar çizgisinin deniz yönünde kaldığını kumsal niteliğinde bulunduğunu açıklayarak davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile tescil harici bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalılar ayrı ayrı davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.Mahkemece, hükmüne uyulan Yargıtay bozma ilamından sonra 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12. maddesinden bahisle hak düşürücü süre geçtiği için davanın reddine karar verilmiştir.Hüküm süresi içerisinde Hazine vekili tarafından dilekçesinde yazılı olan gerekçelerle bozma istekli olarak temyiz edilmiştir.Toplanan deliller, tüm dosya kapsamından; tapu kaydı getirilmiştir. 440 ada 2 parsel 4909 m2 olarak, kargir ev ve kumsal tarla niteliğiyle ... Özel İdaresi adına kamulaştırma yoluyla 03.07.2003 tarihinde tescil edildiği görülmüştür.... Valiliğinin dosyada mevcut yazısına göre, bu yerde kıyı kenar çizgisinin idarece belirlenerek 09.09.1976 tarihinde onaylandığını bildirmiştir. Yapılan keşifler sonucu düzenlenen bilirkişi raporu dosya içerisindedir. Hemen belirtmek gerekir ki, Anayasa Mahkemesi'nin 12.05.2011 tarih, 2009/31 Esas- 2011/77 Karar sayılı kararında özetle; “…25.02.2009 gün ve 5841 sayılı çeşitli kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanunun 2. maddesi ile 21.06.1987 günlü 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12. maddesinin 3. fıkrasına eklenen cümlenin ve 3. maddesi ile 3402 sayılı aynı Kanuna eklenen geçici 10.maddenin Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline …” karar verilmiş ve bu iptal kararı 23.07.2011 tarihli resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Kural olarak, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları makable şamil değildir. Ancak, Türkiye Cumhuriyeti Anayasa'nın 153/2. maddesi ve 10.03.1969 gün, 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçe bölümünde açıklandığı üzere iptal; kesin şekilde çözüme bağlanmış uyuşmazlıkların etkilemez ve henüz anlaşmazlık hali devam ediyorsa iptalin kapsamına girer. Bu durumda, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararının derdest olan davalara uygulanacağında kuşku bulunmamaktadır.Kaldı ki 6100 sayılı HMK'nun 33. maddesinde yer alan “… Hakim Türk Hukukunu resen uygular…” hükmü ile ifadesinde yer bulunan yasal ilkede gözönünde tutulduğunda Anayasa Mahkemesi'ni iptal kararlarını derdest davalar yönünden uygulanması zorunluluğu vardır. Kaldı ki, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları yasama, yürütme ve yargı organları ile idari makamlar ve gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı kuşkusuzdur.Hal böyle olunca yukarıda açıklanan karar, tevdi içtihad ve Anayasa'nın 153/3. maddesi gözönünde alındığında iptal kararının derdest olan iş bu davada uygulanacağı kuşkusuzdur. Öte yandan, işin esasının 3621 sayılı Kanunu hükümleri çerçevesinde idarece belirlenmiş ve kesinleşmiş kıyı kenar çizgisi haritası yada 28.11.1997 tarih, 5/3 sayılı içtihadı Birleştirme Kararı uyarınca kıyı kenar çizgisinin belirlenmesi buna göre dava konusu taşınmazın kıyı kenar çizgisinin deniz yönünde kalıp kalmadığının açıklığa kavuşturulması, ayrıca 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Kanunun 16. maddesi ile 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 36. maddesine bir kısım ilaveler getiren 36/A maddesi hükmüne göre kadastro işlemleri sebebi ile açılan davalar nedeniyle yargılama giderlerinden ve avukatlık parasından davalı tarafın sorumlu tutulamayacağı hususunun göz önünde bulundurulması, rahatsız olacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru olmamıştır.Davacı Hazine vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerindedir. Kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 28.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.