Başvuru, ceza yargılaması sırasında banka hesaplarına konulan tedbirler ile güvence bedeli alınmak suretiyle uygulanan tedbirlerin uzun süredir kaldırılmaması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, ceza yargılaması sırasında banka hesaplarına konulan tedbirler ile güvence bedeli alınmak suretiyle uygulanan tedbirlerin uzun süredir kaldırılmaması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 26/7/2017 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. İkinci Bölüm İkinci Komisyonun 15/4/2019 tarihli kararı ile başvurunun makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkin kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna, makul sürede yargılanma hakkı dışındaki ihlal iddialarına ilişkin kısmının kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Bireysel başvuru formunda başvurucular A.A., H.İ. ve Z.E. dışındaki kişilerin de başvurucu olarak belirtildikleri görülmüş ise de başvurucular A.A., H.İ. ve Z.E. dışında kalan başvurucuların şikâyetlerinin yalnızca yargılamanın makul sürede yapılmadığına yönelik olduğu ve makul sürede yargılanma hakkına yönelik şikâyetlerin Komisyon tarafından 15/4/2019 tarihli karar ile başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verildiği anlaşılmıştır. Dolayısıyla A.A., H.İ. ve Z.E. dışında kalan başvurucuların güvence bedeli ile tedbir yönünden bir şikâyeti bulunmadığından inceleme yalnızca A.A., H.İ. ve Z.E. yönünden yapılmış ve karar başlığında bu başvurucuların kimlik bilgilerine yer verilmiştir. İkinci Bölüm tarafından 13/1/2021 tarihinde yapılan toplantıda, niteliği itibarıyla Genel Kurul tarafından karara bağlanması gerekli görüldüğünden başvurunun Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün (İçtüzük) maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarınca Genel Kurula sevkine karar verilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvuru formu ekinde yeterli bilgi ve belge bulunmadığından Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden inceleme yapılmış ve Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesine (Mahkeme) yazılan yazı ile bilgi ve belge temin edilmiştir. 2009 yılı içinde Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı (Cumhuriyet Başsavcılığı) yurt dışında bulunan bahis şirketlerine erişerek futbol ve diğer spor müsabakalarına ait bahis ve şans oyunlarını yasa dışı oynatan ve Türkiye futbol liglerinde şike olaylarına karışan organize suç örgütlerinin tespitine yönelik olarak soruşturma başlatmıştır. Bu kapsamda Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan soruşturma neticesinde başvurucuların da aralarında bulunduğu şüpheliler 21/2/2010 tarihinde gözaltına alınmış, aynı tarihte başvurucular H.İ. ile Z.E. tutuklanmış ve diğer başvurucu A.A. serbest bırakılmıştır. Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine başvurucular H.İ. ve A.A.nın banka hesaplarına 17/2/2010 tarihinde tedbir konulmuştur. Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başvurucuların suç işlemek amacıyla çıkar amaçlı örgüt kurma, kurulan örgüte üye olma, örgüt faaliyeti kapsamında 29/4/1959 tarihli ve 7258 sayılı Futbol ve Diğer Spor Müsabakalarında Bahis ve Şans Oyunları Düzenlenmesi Hakkında Kanun'a muhalefet etme suçlarını işledikleri gerekçesiyle 7/6/2010 tarihinde dava açılmıştır. Mahkeme 9/7/2010 tarihli kararı ile örgütün faaliyeti çerçevesinde örgüt yönetici ve üyelerinin cebir ve tehdit uyguladıkları iddiaları karşısında yargılama yapma görevinin 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi gereğince özel yetkili Diyarbakır ağır ceza mahkemelerine ait olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiştir. Kararla birlikte başvurucular H.İ. ve Z.E. ayrı ayrı 000 TL nakdi güvence karşılığında tahliye edilmiş ve yurt dışına çıkış yasağına tabi tutulmak suretiyle adli kontrol altına alınmıştır. Başvurucular H.İ. ve Z.E. nakdi güvence bedellerini 9/7/2010 tarihinde yatırmış ve tahliye edilmiştir. Yargılamaya Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi ( Ağır Ceza Mahkemesi) tarafından devam edilmiş, 5/4/2011 tarihli duruşmada başvurucuların savunmalarının alındığı ifade edilerek adli kontrol kapsamında konulan yurt dışına çıkış yasaklarının kaldırılmasına karar verilmiştir. Ağır Ceza Mahkemesince yargılama sırasında ve farklı tarihlerde başvurucular ve diğer sanıklarca yapılan banka hesaplarındaki tedbirin kaldırılması -kovuşturma aşamasında açmış oldukları hesapların tedbir dışında bırakılmasına karar verilerek- talepleri reddedilmiştir. Ağır Ceza Mahkemesi 17/3/2014 tarihli kararı ile 21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı Kanun'un maddesi ile 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'na eklenen geçici maddenin birinci ve dördüncü fıkraları uyarınca Diyarbakır ağır ceza mahkemelerinin yetkili olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiştir. UYAP'tan yapılan incelemeye ve Mahkemeye yazılan yazıdan temin edilen bilgi ve belgelere göre Mahkemece yargılamaya devam edildiği, başvurucuların banka hesaplarındaki tedbirin kaldırılmasına ilişkin taleplerin reddedildiği, başvurucular vekilinin 16/3/2017 tarihli duruşmada güvence bedeli olarak yatırılan nakdi kefaletlerin iadesini talep ettiği ancak Mahkemenin güvence bedeli yönünden olumlu ya da olumsuz bir karar vermediği, dolayısıyla yargılamanın devam ettiği, banka hesapları üzerine konulan tedbir kararlarının kaldırılmadığı ve adli kontrol kapsamında güvence olarak alınan bedellerin iade edilmediği anlaşılmıştır. Başvurucular 26/7/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. 5271 sayılı Kanun’un "Adlî kontrol" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir: ''(1) (Değişik: 2/7/2012-6352/98 md.) Bir suç sebebiyle yürütülen soruşturmada, 100 üncü maddede belirtilen tutuklama sebeplerinin varlığı halinde, şüphelinin tutuklanması yerine adlî kontrol altına alınmasına karar verilebilir. (2) Kanunda tutuklama yasağı öngörülen hallerde de, adlî kontrole ilişkin hükümler uygulanabilir. (3) Adlî kontrol, şüphelinin aşağıda gösterilen bir veya birden fazla yükümlülüğe tabi tutulmasını içerir:a) Yurt dışına çıkamamak....f) Şüphelinin parasal durumu göz önünde bulundurularak, miktarı ve bir defada veya birden çok taksitlerle ödeme süreleri, Cumhuriyet savcısının isteği üzerine hâkimce belirlenecek bir güvence miktarını yatırmak.... h) Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hâkim tarafından miktarı ve ödeme süresi belirlenecek parayı suç mağdurunun haklarını güvence altına almak üzere aynî veya kişisel güvenceye bağlamak....'' 5271 sayılı Kanun’un "Güvence" kenar başlıklı maddesi şöyledir: '' (1) Şüpheli veya sanık tarafından gösterilecek güvence, aşağıda yazılı hususların yerine getirilmesini sağlar:a) Şüpheli veya sanığın bütün usul işlemlerinde, hükmün infazında veya altına alınabileceği diğer yükümlülükleri yerine getirmek üzere hazır bulunması.b) Aşağıda gösterilen sıraya göre ödemelerin yapılması: Katılanın yaptığı masraflar, suçun neden olduğu zararların giderilmesi ve eski hâle getirme; şüpheli veya sanık nafaka borçlarını ödememeleri nedeniyle kovuşturuluyorlarsa nafaka borçları. Kamusal giderler. Para cezaları. (2) Şüpheli veya sanığı güvence göstermeye zorunlu kılan kararda, güvencenin karşıladığı kısımlar ayrı ayrı gösterilir.'' 5271 sayılı Kanun’un "Güvencenin geri verilmesi" kenar başlıklı maddesi şöyledir: ''(1) Hükümlü, 113 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde yazılı bütün yükümlülükleri yerine getirmiş ise güvencenin 113 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendini karşılayan ve aynı maddenin ikinci fıkrasına göre verilecek kararda belirtilen kısmı kendisine geri verilir. (2) Güvencenin, suç mağduruna veya nafaka alacaklısına verilmemiş olan ikinci kısmı, kovuşturmaya yer olmadığı veya beraat kararları verildiğinde de şüpheli veya sanığa geri verilir. Aksi hâlde, geçerli mazereti dışında, güvence Devlet Hazinesine gelir yazılır. (3) Hükümlülük hâlinde güvence 113 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendinde yer alan hükümlere göre kullanılır, fazlası geri verilir. '' 5271 sayılı Kanun’un "Taşınmazlara, hak ve alacaklara elkoyma" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir: "(1) Soruşturma veya kovuşturma konusu suçun işlendiğine ve bu suçlardan elde edildiğine dair somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebebi bulunan hallerde, şüpheli veya sanığa ait; ...c) Banka veya diğer malî kurumlardaki her türlü hesaba,...Elkonulabilir. Somut olarak belirlenen Bu taşınmaz, hak, alacak ve diğer malvarlığı değerlerinin şüpheli veya sanıktan başka bir kişinin zilyetliğinde bulunması halinde dahi, elkoyma işlemi yapılabilir. (Ek cümle: 21/2/2014 – 6526/10 md.) Bu madde kapsamında elkoyma kararı alınabilmesi için ilgisine göre Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu, Sermaye Piyasası Kurulu, Mali Suçları Araştırma Kurulu, Hazine Müsteşarlığı ve Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumundan, suçtan elde edilen değere ilişkin rapor alınır. Bu rapor en geç üç ay içinde hazırlanır. Özel sebepler zorunlu kıldığında bu süre talep üzerine iki ay daha uzatılabilir. (2) Birinci fıkra hükmü; a) Türk Ceza Kanununda tanımlanan;... (Mülga: 21/2/2014 – 6526/10 md.; Yeniden düzenleme: 24/11/2016-6763/25 md.) Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (madde 220, fıkra üç),...Hakkında uygulanır. ... (5) Banka veya diğer malî kurumlardaki her türlü hesaba elkonulması kararı, teknik iletişim araçlarıyla ilgili banka veya malî kuruma derhâl bildirilerek icra olunur. Söz konusu karar, ilgili banka veya malî kuruma ayrıca tebliğ edilir. Elkoyma kararı alındıktan sonra, hesaplar üzerinde yapılan bu kararı etkisiz kılmaya yönelik işlemler geçersizdir. ..." 5271 sayılı Kanun’un "Elkonulan eşyanın iadesi" kenar başlıklı maddesi şöyledir: '' (1) Şüpheliye, sanığa veya üçüncü kişilere ait elkonulmuş eşyanın, soruşturma ve kovuşturma bakımından muhafazasına gerek kalmaması veya müsadereye tabi tutulmayacağının anlaşılması halinde, re'sen veya istem üzerine geri verilmesine Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından karar verilir. İstemin reddi kararlarına itiraz edilebilir. (2) 128 inci madde hükümlerine göre elkonulan eşya veya diğer malvarlığı değerleri, suçtan zarar gören mağdura ait olması ve bunlara delil olarak artık ihtiyaç bulunmaması halinde, sahibine iade edilir.'' 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Eşya müsaderesi" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:''İyiniyetli üçüncü kişilere ait olmamak koşuluyla, kasıtlı bir suçun işlenmesinde kullanılan veya suçun işlenmesine tahsis edilen ya da suçtan meydana gelen eşyanın müsaderesine hükmolunur. Suçun işlenmesinde kullanılmak üzere hazırlanan eşya, kamu güvenliği, kamu sağlığı veya genel ahlak açısından tehlikeli olması durumunda müsadere edilir.(Ek cümle: 24/11/2016-6763/11 md.) Eşyanın üzerinde iyiniyetli üçüncü kişiler lehine tesis edilmiş sınırlı ayni hakkın bulunması hâlinde müsadere kararı, bu hak saklı kalmak şartıyla verilir.''