10. Hukuk Dairesi 2012/12684 E. , 2013/6985 K. "İçtihat Metni" Mahkemesi :İş Mahkemesi Dava,13.11.2000 tarihinde meydana gelen iş kazası nedeniyle sürekli iş göremez hale gelen sigortalıya kurumca yapılan sosyal sigorta yardımlarının davalıdan rücuan tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece,ilamında belirtildiği şekilde,davalı işverenin kusursuz olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Hükmün, davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu a
**10. Hukuk Dairesi 2012/12684 E. , 2013/6985 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :İş Mahkemesi Dava,13.11.2000 tarihinde meydana gelen iş kazası nedeniyle sürekli iş göremez hale gelen sigortalıya kurumca yapılan sosyal sigorta yardımlarının davalıdan rücuan tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece,ilamında belirtildiği şekilde,davalı işverenin kusursuz olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Hükmün, davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve tetkik hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. 5510 sayılı Yasanın 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 21. maddesindeki; “İş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bu Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamı, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, Kurumca işverene ödettirilir. İşverenin sorumluluğunun tespitinde kaçınılmazlık ilkesi dikkate alınır….”; düzenlemesi getirilmiş ise de, söz konusu düzenlemenin, anılan Yasada, yürürlüğü öncesinde gerçekleşen olaylardan kaynaklanan rücuan tazminat davalarında uygulanmasına olanak veren bir hüküm bulunmadığı ve genel olarak Yasaların geriye yürümemesi (geçmişe etkili olmaması) kuralının sonucu olarak davanın yasal dayanağının 506 sayılı Yasanın 26. ve 87.maddeleri olduğu belirgindir. 506 sayılı Yasanın 26. maddesindeki, “İş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya işçilerin sağlığını koruma ve işgüvenliği ile ilgili mevzuat hükümlerine aykırı hareketi veyahut suç sayılabilir bir hareketi sonucu olmuşsa, Kurumca sigortalıya veya haksahibi kimselerine yapılan veya ileride yapılması gerekli bulunan her türlü giderlerin tutarları ile gelir bağlanırsa bu gelirlerinin 22. maddede belirtilen tarifeye göre hesaplanacak sermaye değerleri toplamı (... Mahkemesinin 23/11/2006 tarihli ve E:2003/10 K:2006/106 sayılı Kararı ile bu fıkrada geçen “sigortalı veya haksahibi kimselerin işverenden isteyebilecekleri miktarlarla sınırlı olmak üzere” bölümü iptal edilmiştir.) Kurumca işverene ödettirilir.…İş kazası veya meslek hastalığı, 3. birkişinin kasıt veya kusuru yüzünden olmuşsa, Kurumca bütün sigorta yardımları yapılmakla beraber zarara sebep olan 3. kişilere ve şayet kusuru varsa bunları çalıştıranlara Borçlar Kanunu hükümlerine göre rücu edilir.” düzenlemesine göre; davaya konu iş kazasında kusurlu olanlar davacı Kurumun rücu alacağından kusurları karşılığı sorumludur. Kusur raporlarının 506 sayılı Yasanın 26., 4857 sayılı Yasanın 77. ve İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğünün 2 vd maddelerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.4857 sayılı Yasanın 77. maddesi; “İşverenler işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak, işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdürler. İşverenler, işyerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği önlemlerine uyulup uyulmadığını denetlemek, işçileri karşı karşıya bulundukları mesleki riskler, alınması gerekli tedbirler, yasal hak ve sorumlulukları konusunda bilgilendirmek ve gerekli iş sağlığı ve güvenliği eğitimini vermek zorundadırlar...” düzenlemesini içermektedir. Anılan düzenleme, işçiyi gözetim ödevi ve insan yaşamının üstün değer olarak korunması gereğinden hareketle; salt mevzuatta öngörülen önlemlerle yetinilmeyip, bilimsel ve teknolojik gelişimin ulaştığı aşama uyarınca alınması gereken önlemlerin de işveren tarafından alınmasını zorunlu kılmaktadır.İş kazasının oluşumuna etken kusur oranlarının saptanmasına yönelik incelemede; ihlal edilen mevzuat hükümleri, zararlı sonuçların önlenmesi için koşulların taraflara yüklediği özen ve dikkat yükümüne aykırı davranışın doğurduğu sonuçlar, ayrıntılı olarak irdelenip, kusur aidiyet ve oranları gerekçeleriyle ortaya konulmalıdır. Eldeki davada sigortalının çalıştığı lokantanın tavan kısmında yer alan bacanın çekmemesi nedeniyle yukarıya çıktığı ve aşağıya doğru dumanın çekilmeme nedeninin tespiti için çalıştığı esnada fazla eğilmesi sonucu düşerek iş göremez hale geldiği anlaşılmakta olup,mahkemece makine mühendislerinden oluşan bilirkişi heyetinden aldırılan bilirkişi raporunda davalı işverenin herhangi bir talimatının olmaması ve sigortalının işi olmamasına rağmen bacaya müdahale ettiği kabul edilmiş ve aynı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiş ise de, sigortalının işverenin talimatı olmaksızın lokantanın çalıştığı saatlerde bilgisi dışında orada bulunmasının hayatın olağan akışına uymadığı, ayrıca işveren tarafından da sigortalılar arasında işbölümü yapıldığına dair herhangi bir bilgi veya belgenin dosya arasında bulunmadığı göz önüne alındığında oluşa uygun olmayan ve kazanın meydana geldiği iş kolunda uzman olmayan bilirkişi raporunun esas alınması suretiyle hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O hâlde, davacı kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 08.04.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.