8. Ceza Dairesi 2019/8666 E. , 2021/2942 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜM : Beraat Gereği görüşülüp düşünüldü: 07.06.2000 doğumlu olup olay tarihinde henüz on beş yaşını tamamlamamış bulunan mağdurenin ikametinden ayrılarak aralarında gönül ilişkisi bulunan suça sürüklenen çocukla geceyi birlikte geçirdikleri ve mağdurenin olay tarihindeki yaşı itibariyle rızası hukuken geçersiz sayıldığından, suça sürüklenen çocuğun eylemin…
**8. Ceza Dairesi 2019/8666 E. , 2021/2942 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜM : Beraat Gereği görüşülüp düşünüldü: 07.06.2000 doğumlu olup olay tarihinde henüz on beş yaşını tamamlamamış bulunan mağdurenin ikametinden ayrılarak aralarında gönül ilişkisi bulunan suça sürüklenen çocukla geceyi birlikte geçirdikleri ve mağdurenin olay tarihindeki yaşı itibariyle rızası hukuken geçersiz sayıldığından, suça sürüklenen çocuğun eyleminin kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturduğu gözetilerek, suça sürüklenen çocuk hakkında TCK.nın 109/1, 109/3-f-5. maddeleri uyarınca mahkumiyeti yerine yazılı şekilde beraatine hükmedilmesi, Yasaya aykırı, katılan ... ve katılan ... vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 24.02.2021 gününde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY GEREKÇESİ Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçu en temel insan haklarından biri olan ve Anayasa’nın 19. maddesinde düzenlenmiş ‘’kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı’’nı koruyucu bir suçtur. Anayasa’nın 19. maddesinde “Herkes kişi hürriyeti ve güvenliğine sahiptir” hükmü yer almaktadır. Anayasada yer alan Temel Hak ve Hürriyetler esas olup, bunların kısıtlanması istisnadır ve bu istisnaların da yazılı hukuk kurallarında açıkça gösterilmesi gerekir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 1. maddesinde ceza kanununun amacı; kişi hak ve özgürlüklerini .... korumak, suç işlenmesini önlemek, hükmü yer almıştır. Bu maddeye göre kişi hak ve özgürlüklerinin kanunda aksi gösterilmemişse korunmasının Kanunun ana amaçlarından biri olduğu anlaşılmaktadır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 13. maddesinde; ‘’Yaşının küçüklüğü yüzünden veya akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk ya da bunlara benzer sebeplerden biriyle akla uygun biçimde davranma yeteneğinden yoksun olmayan herkes, bu Kanuna göre ayırt etme gücüne sahiptir’’ hükmü, Aynı Kanunun 16/1. maddesinde; ‘’ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlılar, yasal temsilcilerinin rızası olmadıkça, kendi işlemleriyle borç altına giremezler. Karşılıksız kazanmada ve kişiye sıkı sıkıya bağlı hakları kullanmada bu rıza gerekli değildir.’’ hükmü yer almaktadır. Ceza Genel Kurulunun 11.03.2008 tarihli 5-253/52 nolu kararında vurgulandığı üzere, bu maddede geçen kişiye sıkı sıkıya bağlı olan haklar Medeni Kanunda tek tek sayılmamakla birlikte genel olarak öğretide kişinin sadece kendisinin kullanabileceği başkasına devredilemeyen ve miras yoluyla geçmeyen haklar olarak açıklanmaktadır. Bu tür haklar insanın kişiliğini yakından ilgilendirdiğinden bunların kullanılmasına karar verme yetkisi başkasına bırakılmamıştır. Bir kişinin bir yere gitme veya bir yerde kalma hürriyeti elbetteki kişiye sıkı sıkıya bağlı bir hak ve hürriyetidir. Dolayısıyla bu konuda herhangi bir kimseden izin almalarına gerek yoktur.