Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2024/2438 E. , 2024/5063 K. T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2024/2438 Karar No:2024/5063 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) :... Organizasyon Hizmetleri Reklam Turizm Gıda Temizlik Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi .. İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:.. sayılı kararının istinaf başvurusunun kısmen reddine (düzelterek) ilişkin kısmının temyizen ince…
Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2024/2438 E. , 2024/5063 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2024/2438 Karar No:2024/5063 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) :... Organizasyon Hizmetleri Reklam Turizm Gıda Temizlik Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi .. İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:.. sayılı kararının istinaf başvurusunun kısmen reddine (düzelterek) ilişkin kısmının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: İstanbul Prof. Dr. Cemil Taşçıoğlu Şehir Hastanesi Başhekimliğince 09/02/2021 tarihinde açık ihale usulüyle gerçekleştirilen ... ihale kayıt numaralı "36 Aylık Malzeme Dahil Yemek Pişirme, Kahvaltı Hazırlama, Dağıtım ve Sonrası Yemek Hizmet Alımı" ihalesi üzerinde bırakılan davacı şirket ile imzalanan sözleşmenin, ihalenin iptal edildiğinden bahisle feshedilmesi nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zararlara karşılık olmak üzere, Sözleşme'nin 29. maddesi uyarınca 1.484.278,00-TL, sözleşme kapsamında yatırılan 364.124,61-TL damga vergisi, 19.204,88-TL Kamu İhale Kurumu (KİK) payı ve 11.780,66-TL kesin teminat mektubu masrafı olmak üzere toplam 1.879.388,15-TL zararın sözleşmenin feshedildiği 31/07/2021 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte iadesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; dava dışı şirket tarafından ihale dokümanına yönelik yapılan itirazen şikayet başvurusunun reddine ilişkin 10/03/2021 tarih ve 2021/UH.I-559 sayılı Kamu İhale Kurulu (Kurul) kararının iptali istemiyle açılan davada, ... İdare Mahkemesince bozma kararına uyulmak suretiyle verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararla, "dava konusu işlemin kısmen (2. ve 5. iddialar yönünden) iptaline, kısmen (1., 3. ve 4. iddialar yönünden) davanın reddine" karar verildiği, anılan karar doğrultusunda 23/06/2021 tarih ve 2021/MK-253 sayılı Kurul kararıyla ihalenin iptal edildiği, ... tarih ve ... sayılı Prof. Dr. Cemil Taşçıoğlu Şehir Hastanesi Başhekimliği işlemiyle de davacı ile imzalanan sözleşmenin feshedildiği, ancak Kamu İhale Kurumu tarafından söz konusu mahkeme kararının iptale ilişkin kısmına yönelik yapılan temyiz başvurusu üzerine Danıştay Onüçüncü Dairesinin 09/03/2022 tarih ve E:2022/261, K:2022/929 sayılı kararı ile ".... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, iptale ilişkin kısmının bozulmasına, bu kısım yönünden de davanın reddine" kesin olarak karar verildiği ve böylece ihalenin mevzuata uygun olarak gerçekleştirildiğinin yargı kararıyla ortaya koyulduğu, bu yönüyle mevzuata uygun olarak gerçekleştirildiği yargı kararıyla ortaya koyulan ihalenin Kurul kararı ile iptal edilerek davacı ile imzalanan sözleşmenin feshedilmesinde hizmet kusurunun bulunduğu, kaldı ki 11/05/2022 tarih ve 2022/MK163 sayılı Kurul kararıyla Danıştay Onüçüncü Dairesinin 09/03/2022 tarih ve E:2022/261, K:2022/929 sayılı kararı doğrultusunda "ihalenin iptaline yönelik 23/06/2021 tarih ve 2021/MK-253 sayılı kararın iptaline, 10/03/2021 tarih ve 2021/UH.I-559 sayılı Kurul kararının hukuken geçerliliğini koruduğuna" karar verildiği, söz konusu Kurul kararından sonra idare tarafından ilgili firmalardan teklif geçerlilik ve geçici teminat sürelerinin uzatılmasına ilişkin beyan istenilmesi üzerine herhangi bir geri dönüş yapılmadığından bahisle 02/08/2022 tarihli ihale komisyonu kararı ile ihale iptal edilmiş ise de söz konusu gerekçeyle ihalenin iptal edilmesinin davalı idarenin hizmet kusurunu ortadan kaldırmayacağı; Sözleşme kapsamında yatırılan 364.124,61-TL damga vergisi, 19.204,88-TL KİK payı ve kesin teminat mektubu masrafı olan 11.780,66-TL'nin ödenmesi istemi yönünden yapılan incelemede; ihale işlemlerinde ortaya çıkan menfi zararın, ihaleye katılım aşamasında yapılan masraflar ile sözleşme aşamasında yapılan masraflar olarak ortaya çıktığı ve sözleşme noter masrafı, sözleşme pulu, karar pulu, damga vergisi, teminat mektubu ve teminat mektubu için yapılan masraflar, dosya bedeli, itirazen şikayet bedeli gibi masrafların menfi zarar kapsamında değerlendirildiği, bu durumda, hatalı işlemin, yargı kararıyla tespit edilmesi sebebiyle davacı şirketin sözleşme imzalamak için zorunlu olarak ödemek zorunda kaldığı söz konusu tutarların toplamı olan 395.110,15-TL'nin menfi zarar kapsamında davacı şirkete yasal faiziyle birlikte ödenmesi gerektiği; Diğer yandan, Mahkemelerinin "Sözleşmenin feshedilmesi sonrasında davacıya herhangi bir iade/ödeme yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise hangi iadelerin/ödemelerin yapıldığının" sorulmasına ilişkin 06/04/2023 tarihli ara kararı üzerine dava dosyasına sunulan bilgi ve belgelerden, davacıya sadece 212.950,40-TL karar pulu iadesi yapıldığı, bu aşamada harhangi bir ödemenin yapılmadığının tespit edildiği; Sözleşme kapsamında gerçekleştirilmeyen işlerin karşılığı olarak %5'lik kısma tekabül eden 1.484.278,00-TL'nin ödenmesi istemi yönünden yapılan incelemede; söz konusu alacak kaleminin uyuşmazlığa konu ihale neticesinde imzalanan Hizmet Alımına Ait Sözleşme'nin "Sözleşme kapsamında yaptırılabilecek ilave işler, iş eksilişi ve işin tasfiyesi" başlıklı 29. maddesi uyarınca talep edildiği, ancak söz konusu maddede sözleşmenin feshi durumunda talep edilecek zarara ilişkin hususların değil, sözleşme kapsamında yaptırılabilecek ilave iş, iş eksilişi veya işin tasfiyesi durumlarında ortaya çıkan zararlara ilişkin hususların düzenlendiği, bu itibarla bahse konu zarar kalemi Sözleşme'nin 29. maddesi uyarınca talep edilebilecek bir zarar olmadığından 1.484.278,00-TL'nin ödenmesinin mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle, davanın kısmen kabulüne, 395.110,15-TL maddi tazminatın dava tarihi olan 11/03/2022 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine; 1.484.278,00-TL maddi tazminat istemi yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi Dairesince; İstinaf başvurusuna konu kararın, sözleşme kapsamında yatırılan 364.124,61-TL damga vergisi, 19.204,88-TL KİK payı ve 11.780,66-TL kesin teminat mektubu masrafı olmak üzere toplam 395.110,15-TL maddi tazminatın ödenmesine karar verilmesine ilişkin kısmı yönünden; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddi gerektiği; İstinaf başvurusuna konu kararın, ödenmesine karar verilen 395.110,15-TL maddi tazminata işletilecek yasal faizin başlangıç tarihine ilişkin kısmı yönünden; Her ne kadar istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararında, 395.110,15-TL maddi tazminatın dava tarihi olan 11/03/2022 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalı idare tarafından davacı şirkete ödenmesine karar verilmiş ise de, davacıya ödenmesine karar verilen maddi tazminat tutarı için hükmedilecek faizin idarenin uyuşmazlığın esasında ihtilafa, bir başka anlatımla temerrüde düştüğü tarih olan idareye başvuru tarihi (başvuru dilekçesinin idare kayıtlarına girdiği tarih) itibarıyla hesaplanması gerektiği, bu durumda kararın hüküm fıkrasında yer alan "395.110,15-TL maddi tazminatın dava tarihi olan 11/03/2022 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine" ibaresinin, "395.110,15-TL maddi tazminatın idareye başvuru tarihi (başvuru dilekçesinin idare kayıtlarına girdiği tarih) olan 31/01/2022 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine" şeklinde düzeltilmesi gerektiği; İstinaf başvurusuna konu kararın, Sözleşme'nin 29. maddesi uyarınca sözleşme bedelinin %80'i ile sözleşme fiyatlarıyla yapılan işin tutarı arasındaki bedel farkının %5'lik kısmına tekabül eden 1.484.278,00-TL maddi tazminatın reddine ilişkin kısmı yönünden; Kamu ihaleleri çerçevesinde ortaya çıkan uyuşmazlıklarda, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu ve sair ihale mevzuatı uyarınca ihale aşamasında tesis edilen işlemlerden doğabilecek uyuşmazlıkların idari yargı yerlerince; ihale safhası tamamlanıp, taraflar arasında sözleşme imzalandıktan sonra sözleşmenin uygulanmasından kaynaklanan uyuşmazlıkların ise adli yargı mercilerince karara bağlanması gerektiği, nitekim, gerek Danıştay gerekse Uyuşmazlık Mahkemesi içtihatlarının da bu doğrultuda olduğu, bu durumda söz konusu zarar kaleminin sözleşmenin imzalanmasından sonra bir başka ifadeyle sözleşmenin feshedilmesinden kaynaklandığı anlaşıldığından, davacı şirketin sözleşmenin feshedilmesinden kaynaklanan ilgili zararlarının sözleşmenin uygulanması aşamasıyla ilgili olduğu dikkate alındığında, davanın bu kısmının görüm ve çözümünde adli yargının görevli olduğu, bu itibarla, davacının sözleşmenin feshedilmesinden kaynaklanan söz konusu zararlarının tazmini istemi yönünden, uyuşmazlığın özel hukuk sözleşmesinden doğan bir ihtilaf olarak nitelendirilmek suretiyle, adli yargının görev alanına girdiği gerekçesiyle davanın görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, İdare Mahkemesi tarafından bu kısım yönünden işin esasına ilişkin hüküm kurulmasında usul hükümlerine uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının "Sözleşme kapsamında yatırılan 364.124,61-TL damga vergisi, 19.204,88-TL KİK payı ve 11.780,66-TL kesin teminat mektubu masrafı olmak üzere toplam 395.110,15-TL maddi tazminatın ödenmesi" isteminin kabulüne ilişkin kısmına yönelik davalı idarenin istinaf başvurusunun, kararın hüküm fıkrasında yer alan "395.110,15-TL maddi tazminatın dava tarihi olan 11/03/2022 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davacı şirkete ödenmesine" ibaresinin, "395.110,15-TL maddi tazminatın idareye başvuru tarihi (başvuru dilekçesinin idare kayıtlarına girdiği tarih) olan 31/01/2022 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine" şeklinde düzeltilmesi suretiyle reddine; söz konusu İdare Mahkemesi kararının, "Sözleşme'nin 29. maddesi uyarınca sözleşme bedelinin %80'i ile sözleşme fiyatlarıyla yapılan işin tutarı arasındaki bedel farkının %5'lik kısmına tekabül eden 1.484.278,00-TL maddi tazminatın ödenmesi" isteminin reddine ilişkin kısmına yönelik davacı şirketin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın söz konusu kısmının kaldırılmasına, ilgili kısma yönelik olarak yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın 2577 sayılı Kanun'un 45/5. maddesi uyarınca mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, usul yönünden, idareleri mevzuat gereği harçtan muaf olduğu halde harçtan sorumlu tutuldukları; esas yönünden, mahkeme kararının uygulanması kapsamında 23/06/2021 tarih ve 2021/MK-253 sayılı Kurul kararı ile ihalenin iptal edilmesi üzerine sözleşmenin feshedildiği, idarelerince Kurul ve mahkeme kararlarının uygulandığı, ihalenin iptaline dayanak gösterilen mahkeme kararının temyiz incelemesi neticesinde bozularak davanın reddine karar verilmesi üzerine söz konusu kararın uygulanması amacıyla ihalede en avantajlı teklifi veren davacı şirkete teklif geçerlilik ve teminat sürelerinin uzatılmasına ilişkin tebligat yapıldığı halde davacı şirketin tebligata cevap vermediği ve ihalenin iptal edildiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: USUL YÖNÜNDEN: MADDİ OLAY : İstanbul Prof. Dr. Cemil Taşçıoğlu Şehir Hastanesi Başhekimliğince 09/02/2021 tarihinde açık ihale usulüyle gerçekleştirilen ... ihale kayıt numaralı "36 Aylık Malzeme Dahil Yemek Pişirme, Kahvaltı Hazırlama, Dağıtım ve Sonrası Yemek Hizmet Alımı" ihalesi davacı şirketin üzerinde bırakılmış, davacı ile 09/06/2021 tarihinde "Hizmet Alımına Ait Sözleşme" imzalanmıştır. Dava dışı şirket tarafından söz konusu ihaleye ait ihale dokümanına yönelik yapılan itirazen şikayet başvurusu, 10/03/2021 tarih ve 2021/UH.I-559 sayılı Kamu İhale Kurulu (Kurul) kararıyla reddedilmiştir. Anılan Kurul kararının iptali istemiyle açılan davada, ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:... sayılı kararıyla, dava konusu Kurul kararında 2. ve 5. iddialar yönünden hukuka uygunluk bulunmadığı; 1., 3. ve 4. iddialar yönünden ise hukuka aykırılık bulunmadığı ve Kurul kararının açıkça hukuka aykırı olduğu tespit edilen kısımlarının uygulanmaya devam edilmesi halinde telafisi güç ve imkansız zararlar oluşabileceği gerekçesiyle bu kısımlar yönünden dava konusu Kurul kararının yürütmesinin durdurulmasına karar verilmiştir. Söz konusu mahkeme kararının uygulanması kapsamında, 23/06/2021 tarih ve 2021/MK-253 sayılı Kurul kararıyla ihalenin iptaline karar verilmiştir. ... tarih ve ... sayılı İstanbul Prof. Dr. Cemil Taşçıoğlu Şehir Hastanesi işlemiyle, 23/06/2021 tarih ve 2021/MK-253 sayılı Kurul kararıyla ihalenin iptaline karar verildiği belirtilerek 31/07/2021 tarihi itibarıyla sözleşme feshedilmiştir. Davacı şirket, sözleşmenin feshi nedeniyle uğradığı zararların tazmin edilmesi istemiyle ihaleyi gerçekleştiren idareye başvurmuş, anılan idarenin ... tarih ve ... sayılı işlemiyle, sözleşmenin mahkeme ve Kurul kararı uyarınca feshedildiğinden bahisle davacı şirketin talebi reddedilmiştir. Bunun üzerine, sözleşmenin feshi nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zararlara karşılık olmak üzere, Sözleşme'nin 29. maddesi uyarınca 1.484.278,00-TL, sözleşme kapsamında yatırılan 364.124,61-TL damga vergisi, 19.204,88-TL KİK payı ve 11.780,66-TL kesin teminat mektubu masrafı olmak üzere toplam 1.879.388,15-TL zararın sözleşmenin feshedildiği 31/07/2021 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte iadesine karar verilmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır. Öte yandan, 10/03/2021 tarih ve 2021/UH.I-559 sayılı Kurul kararının kısmen iptali, kısmen davanın reddi yolundaki ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı sayılı kararı Dairemizin 22/09/2021 tarih ve E:2021/3474, K:2021/2994 sayılı kararıyla usul yönünden bozulmuştur. Bunun üzerine ... İdare Mahkemesince anılan bozma kararına uyularak ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla dava konusu işlemin kısmen iptaline, kısmen davanın reddine karar verilmiştir. Kamu İhale Kurumu tarafından, söz konusu mahkeme kararının iptale ilişkin kısmına yönelik temyiz başvurusunda bulunulmuş, Dairemizin 09/03/2022 tarih ve E:2022/261, K:2022/929 sayılı kararıyla, temyiz isteminin kabulüne, mahkeme kararının iptale ilişkin kısmının bozulmasına ve bu kısım yönünden de davanın reddine karar verilmiştir. Dairemizin 09/03/2022 tarih ve E:2022/261, K:2022/929 sayılı kararının uygulanması kapsamında 11/05/2022 tarih ve 2022/MK-163 sayılı Kurul kararıyla, ihalenin iptaline ilişkin 23/06/2021 tarih ve 2021/MK-253 sayılı Kurul kararının iptaline; 10/03/2021 tarih ve 2021/UH.I-559 sayılı Kurul kararının hukuken geçerliliğini koruduğuna karar verilmiştir. İLGİLİ MEVZUAT: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Kapsam ve nitelik" başlıklı 1. maddesinin birinci fıkrasında, Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare mahkemeleri ve vergi mahkemelerinin görevine giren uyuşmazlıkların çözümünün, bu Kanun'da gösterilen usûllere tâbi olduğu belirtilmiş; "İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı" başlıklı 2. maddesinde, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan iptal davaları ve idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları idari dava türleri olarak sayılmış; "Görevli olmayan yerlere başvurma" başlıklı 9. maddesinde, "1. Çözümlenmesi Danıştayın, idare ve vergi mahkemelerinin görevlerine girdiği halde, adli yargı yerlerine açılmış bulunan davaların görev noktasından reddi halinde, bu husustaki kararların kesinleşmesini izleyen günden itibaren otuz gün içinde görevli mahkemede dava açılabilir. Görevsiz yargı merciine başvurma tarihi, Danıştaya, idare ve vergi mahkemelerine başvurma tarihi olarak kabul edilir. 2. Adli yargı yerlerine açılan ve görevsizlik sebebiyle reddedilen davalarda, görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra birinci fıkrada yazılı otuz günlük süre geçirilmiş olsa dahi, idari dava açılması için öngörülen süre henüz dolmamış ise bu süre içinde idari dava açılabilir." kuralına yer verilmiş; "Dilekçeler üzerine ilk inceleme" başlıklı 14. maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendinde, dava dilekçesinin, görev yönünden inceleneceği; altıncı fıkrasında, görev hususunun davanın her safhasında dikkate alınacağı; "İlk inceleme üzerine verilecek karar" başlıklı 15. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, adli yargının görevli olduğu konuda açılan davanın reddedileceği kurala bağlanmıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Tam yargı davaları 2577 sayılı Kanun'da tanımlanmakla birlikte, davaların nasıl yürütüleceği ve sonuçlandırılacağı, idarenin işlem ve eylemlerinden doğan zararların nasıl hesaplanacağı ve hüküm altına alınacağı Kanun'da düzenlenmemiştir. Bu bakımdan, idare hukukunun birçok alanında olduğu gibi, idarenin sorumluluğuna ilişkin ilkelerin de yargı kararları ve özellikle Danıştay içtihatlarıyla geliştirildiği dikkate alınarak, 21/06/2023 tarihinde Dairemizin tüm üyelerinin katılımıyla yapılan heyette "imzalanmış sözleşmenin feshedilmesi nedeniyle açılan tazminat davalarında" görev hususu yeniden ele alınmıştır. Görev, bir davanın konusu itibarıyla hangi mahkeme tarafından görüleceğinin belirlenmesine ilişkindir. 2577 sayılı Kanun’un 14 ve 15. maddeleri uyarınca görev ve yetki ilk inceleme aşamasında gözetilecek hususlardan olup adli yargının görevli olduğu konularda açılan davaların reddine, idari yargının görevli olduğu konularda ise görevli veya yetkili olmayan mahkemeye açılan davanın görev veya yetki yönünden reddedilerek dava dosyasının görevli veya yetkili mahkemeye gönderilmesine karar verilir. Uyuşmazlığın çözümünde görevli yargı merciini belirten herhangi bir özel kural bulunmamaktadır. Bu nedenle, davanın idari bir dava olup olmadığının tespit edilmesi gerekmektedir. Bu hususta, adli-idari yargı görev ayrımının kıstaslarının araştırılması önem arz etmektedir. Zira, söz konusu kıstasların neler olduğu mer'i mevzuatımızda düzenlenmemiştir. Ancak, doktrinde kabul edilen bazı kıstaslar mevcuttur. Bu kıstaslardan biri de, maddi olaya uygulanacak kanunun niteliğidir. Eğer uyuşmazlık konusu olaya uygulanması gereken kanun, kamu hizmetlerinin ihdas ve yürütülmesi ile ilgiliyse davanın idari yargının görevinde olduğu anlaşılmaktadır (Aydın H. Tuncay, Orhan Özdeş, Recep Başpınar, Yüzyıl Boyunca Danıştay, 1968, Ankara, s. 652). Gerek öğretide gerekse yargı kararlarında idarenin idari fonksiyonuna girdiği kabul edilen işlem ve eylemleri ile sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıkların idari yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği ifade edilmektedir. Ancak idarenin her tür işlem ve eyleminden kaynaklanan uyuşmazlıkların idari yargının görev alanına girdiği de söylenemeyecektir. İdarenin kimi eylem ve işlemlerinin yargısal denetimi, kanun koyucunun açık düzenlemesi sonucu adli yargıya tabi kılınabilir. Mahkemenin önüne gelen bir davada esas incelemesi yapıp karar verebilmesi için, o davaya bakma konusunda görevli ve yetkili olması gerekmektedir. Başka bir ifadeyle mahkemeler, görevine girmeyen konuda karar veremeyeceği gibi, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan da kaçınamaz (Anayasa, m. 36). Bir uyuşmazlık açısından hangi mahkemenin görevli olacağı hususu kamu düzenindendir ve bu husus kanunla belirlenir. 2577 sayılı Kanun’un 2. maddesinde “İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı” başlığı altında idari dava türleri; idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan iptal davaları, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları ve tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar şeklinde düzenlenmiştir. Bu bakımdan idari yargının görev alanını belirleme açısından kanun koyucu; idari işlem, idari eylem ve idari sözleşme gibi daha teknik ve somut kavramlara kanunda yer vermiştir. Uyuşmazlık Mahkemesi, özellikle idarenin gerçekleştirdiği işlem ve eylemler açısından idari yargının görevli olduğuna karar verebilmek için söz konusu işlem veya eylemde kamu gücünün ya da kamusal bir ayrıcalığın kullanılıp kullanılmadığını araştırmakta; diğer bir ifadeyle idari işlem yahut idari bir eylem olup olmadığına dikkat etmekte ve buna göre yargı yolunu belirlemektedir. Uyuşmazlık Mahkemesi, önüne gelen uyuşmazlıklar ile ilgili olarak görevli yargı yolunu belirlerken, söz konusu idari işlemi gerçekleştiren kurumun hukuki statüsünün yanı sıra, işlemin kamu gücüne dayanıp dayanmadığını esas olarak araştırmaktadır. Uyuşmazlık Mahkemesi, önüne gelen uyuşmazlık açısından idarenin kamu gücüne dayalı, tek taraflı bir idari işleminin bulunması durumunda, uyuşmazlığın idari yargı düzeninde görüleceğine ilişkin pek çok kararlar vermiş, bu noktada idari işlem kavramını yargı düzenini belirleme açısından bir ölçüt olarak benimsemiştir. Mahkeme, söz konusu kavramı; “kamu idarelerinin kamu hizmetlerinin yürütülmesi sırasında tek yanlı irade açıklamalarıyla kamu hukuku esaslarına dayanarak ilgililerin hukuki durumlarını etkileyecek şekilde yaptıkları işlemler” şeklinde tanımlamış; bu bakımdan idari işlemin unsurlarına ilişkin öğreti ile benzer bir tanıma yer vermiştir. Mahkemenin vurguladığı bu tanım neticesinde idarenin re’sen, kamu gücünü kullanarak ve tek taraflı bir işlem tesis etmesi yeterli olup bu bakımdan işlemin muhatabı olan kişinin herhangi bir açıklamada bulunması da gerekmemektedir. Uyuşmazlık Mahkemesi, kamu idare ve kurumlarının, hizmetlerinin yürütülmesi sırasında tek yanlı irade açıklamalarıyla kamu hukuku esaslarına dayanarak ilgililerin hukuki durumlarını etkileyecek şekilde yaptıkları işlemleri idari işlem; görev ve yetki alanlarına giren konularda hukuka uygun olarak yaptığı fiiller ile bu görevleriyle ilgili hareketsiz kalmalarını ise idari eylem olarak tanımlamaktadır (Uyuşmazlık Mahkemesi, E:2016/507, K:2017/11, Karar Tarihi: 20/02/2017). Türk idare hukukunda ve içtihatlarda genel kabul gören görüş, "kamu ihale sözleşmesinin imzalanması" aşamasına kadar olan iş ve işlemler bakımından idari yargının; kamu ihale sözleşmesi imzalandıktan sonra (sözleşmenin uygulanması aşamasında, idarenin sözleşmenin tarafı olarak hareket ederek yaptığı iş ve işlemler bakımından) adli yargının görevli olduğu yönündedir. Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, E:2019/3203 ve K:2020/2270 sayılı kararıyla, “Kural olarak Devlet ihalelerinde eser sözleşmesinin yapılması aşamasına kadar ortaya çıkan uyuşmazlıkların giderilmesinde görevli yargı yolu idari yargı, sözleşmenin imzalanmasından sonra, uygulanmasına ilişkin doğan uyuşmazlıkların çözüm yeri ise adli yargıdır. Yargı yolunun caiz olması 6100 sayılı HMK'nın 114/1-b maddesi gereğince dava şartlarından olup, taraflarca ileri sürülmese dahi, mahkemece resen nazara alınabilecektir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 21/03/2001 tarih ve 2001/257-285 sayılı kararı, Dairemizin yerleşik uygulama ve içtihatları ile Uyuşmazlık Mahkemesinin 03/02/1997 tarih ve 4/3 sayılı kararlarına göre kamu kurumlarının taraf olduğu eser sözleşmesinden doğan davalarda feshin sözleşmeden önce veya sonraki sebeplere göre yapılıp yapılmadığı değerlendirilmeksizin sözleşmenin imzalanmasından önce ortaya çıkacak ihtilaflarda idari yargı görevlidir.” değerlendirmelerine yer vermek suretiyle sözleşmenin imzalanmasından sonra çıkan ihtilaflarda adli yargının görevli olduğuna hükmetmiştir. Bu doğrultuda Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E:2014/41356 sayılı kararıyla, kamu ihale sözleşmesinin imzalanmasından sonra idare mahkemesi kararıyla sözleşmenin feshedilmesi üzerine açılan tazminat davasını görev alanı içinde değerlendirmiş, davacının talebi doğrultusunda ana sözleşme ve ek sözleşme için 17.055,45-TL kamu ihale kurum payı, 162.151,83-TL noter harcı ve damga vergisi, 72.962,14-TL karar pulu bedeli olmak üzere toplam 252.169,42-TL'nin davalı idare tarafından davacıya ödenmesi yönündeki kararı onamıştır. Aktarılan mevzuat ve yargı kararları çerçevesinde; idari yargı mercileri tarafından verilen kararlar üzerine ihaleye ilişkin sözleşme imzalanması gerekmekle birlikte, hukuki ve fiili imkânsızlık nedeniyle sözleşme imzalanamamış olmasından kaynaklı tam yargı davalarında idari yargının; imzalanmış sözleşmenin feshedilmesi nedeniyle açılan tazminat davalarında ise adli yargının görevli olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Dosyanın incelenmesinden, İstanbul Prof. Dr. Cemil Taşçıoğlu Şehir Hastanesi Başhekimliğince 09/02/2021 tarihinde gerçekleştirilen "36 Aylık Malzeme Dahil Yemek Pişirme, Kahvaltı Hazırlama, Dağıtım ve Sonrası Yemek Hizmet Alımı" ihalesinin davacı şirketin üzerinde bırakıldığı, davacı ile 09/06/2021 tarihinde sözleşme imzalandığı, dava dışı şirket tarafından anılan ihaleye ait ihale dokümanına yönelik yapılan itirazen şikayet başvurusunun 10/03/2021 tarih ve 2021/UH.I-559 sayılı Kurul kararıyla reddedildiği, anılan Kurul kararının iptali istemiyle açılan davada, ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:... sayılı kararıyla yürütmenin durdurulmasına karar verildiği, söz konusu mahkeme kararının uygulanması kapsamında, 23/06/2021 tarih ve 2021/MK-253 sayılı Kurul kararıyla ihalenin iptaline karar verildiği ve bunun üzerine ... tarih ve ... sayılı işlemle 31/07/2021 tarihi itibarıyla sözleşmenin feshedildiği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla bakılan davanın, sözleşmenin feshedilmesi nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zararlara karşılık olarak toplam 1.879.388,15-TL zararın sözleşmenin feshedildiği 31/07/2021 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte iadesine karar verilmesi istemiyle açıldığı anlaşıldığından, sözleşmenin feshedilmesi nedeniyle açılan tazminat davasında adli yargının görevli olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu itibarla, uyuşmazlığın görüm ve çözümünde adli yargının görevli olduğu hususu gözetilerek davanın görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun kısmen reddi (düzeltilerek), kısmen kabulü ile İdare Mahkemesi kararının kaldırılması ve yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesi yolundaki temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının istinaf başvurusunun reddine (düzeltilerek) ilişkin kısmında usul hükümlerine uygunluk bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davalının temyiz isteminin kabulüne; 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun kısmen reddi (düzeltilerek), kısmen kabulü ile İdare Mahkemesi kararının kaldırılması ve yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının istinaf başvurusunun reddine (düzeltilerek) ilişkin kısmının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 27/11/2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.