DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2024/628 E. , 2025/651 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/628 Karar No : 2025/651 TEMYİZ EDENLER: I- (DAVALI): ... Kurulu VEKİLİ: Av. ... II-(DAVACI): ... VEKİLİ: Av. ... İSTEMİN KONUSU :Danıştay Beşinci Dairesinin 25/09/2023 tarih ve E:2017/9709, K:2023/11972 sayılı kararının, aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması taraflarca karşılıklı olarak istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konus
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2024/628 E. , 2025/651 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/628 Karar No : 2025/651 TEMYİZ EDENLER: I- (DAVALI): ... Kurulu VEKİLİ: Av. ... II-(DAVACI): ... VEKİLİ: Av. ... İSTEMİN KONUSU :Danıştay Beşinci Dairesinin 25/09/2023 tarih ve E:2017/9709, K:2023/11972 sayılı kararının, aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması taraflarca karşılıklı olarak istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisakı ve irtibatı olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline, bu kararlar nedeniyle 01/12/2016 tarihinden itibaren yoksun kaldığı parasal haklarına ilişkin olarak fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00-TL'nin işletilecek yasal faiziyle bilikte ödemesine karar verilmesi istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 25/09/2023 tarih ve E:2017/9709, K:2023/11972 sayılı kararıyla; Davalı idarenin usule ilişkin iddiaları yerinde görülmemiş, "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak, Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede; Davacı hakkında "FETÖ/PDY terör örgütüne üye olmak" suçunu işlediği iddiasıyla açılan ceza soruşturması neticesinde Adana Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu'nun ... tarih ve Soruşturma No:..., Karar No: ... sayılı kararıyla kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu davacı hakkında verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararının 28/09/2018 tarihinde kesinleştiğinin görüldüğü, Davacının eşi M.P.'nin FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olduğu gerekçesiyle kamu görevinden çıkarılmış olması ve hakkındaki kovuşturma bilgileri yönünden; davacının eşi M.P. hakkındaki tespitlerde, davacının bizzat kendisini FETÖ/PDY terör örgütü ile ilişkilendirecek herhangi bir hususa yer verilmediği, davacının eşi M.P.'nin kamu görevinden çıkarılmasına karar verilmiş olması ile buna dayanak gösterilen tespitlerin davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatını ve/veya iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varıldığı, Davacıyla ilgili ihbar/şikayet bilgileri ve soruşturma bilgisi yönünden, BİMER'e ve Cumhurbaşkanlığı Halkla İlişkiler Başkanlığına gönderilen 16/07/2016 tarihli ihbarlarla ilgili olarak, iddiaları inceleyen Hakimler ve Savcılar Kurulu Üçüncü Dairesinin ... tarih ve Dosya No:..., K:... sayılı kararında; öne sürülen iddianın yargılama faaliyetine ilişkin olduğu, hakimin yargı yetkisi ve takdir hakkı kapsamında kaldığı, bu hak ve yetkinin davacı tarafından herhangi bir şekilde kötüye kullanıldığına dair somut delil gösterilmediği, kanun yollarına başvuru sırasında öne sürülebilecek hususların şikayete konu edildiği, ilgilinin örgüt üyesi olduğuna ilişkin iddianın genel ve soyut mahiyette olduğu, somut delil gösterilmediği gerekçesiyle söz konusu şikayetin işleme konulmaması hususunda Kurul Başkanına teklifte bulunulmasına karar verildiği, soruşturma bilgisi yönünden ise; Dairelerince yapılan 13/10/2021 tarihli ara kararına davalı idare tarafından verilen 09/12/2021 tarihli cevapta davacı hakkında Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... esas sayılı (Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... sayılı) disiplin dosyasının dışında FETÖ/PDY örgütü ile bağlantılı olarak yürütülen veya sonuçlandırılan başka idari soruşturma bulunmadığı belirtilmiş ise de, bu disiplin soruşturması kapsamında davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatına ilişkin varsa elde edilen bilgi ve belgelerin neler olduğu ortaya konulmadığından, söz konusu soruşturmanın davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde dikkate alınmadığı ve bu soruşturma kapsamında incelenen davacının örgütle bağlantısının araştırılmasının istenildiği ihbar/ şikayet dilekçeleri de davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği, HTS raporu yönünden, davacı hakkında verilen kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararda yer verilen HTS kayıtlarının incelemesinden, söz konusu rapor ve davacının yaptığı iddia edilen görüşmelere ilişkin somut bir tespit ya da bilgi ve belgenin davalı idare tarafından dosyaya sunulmadığı, davacı hakkında verilen kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararda yer alan tespit ve değerlendirmeler de dikkate alındığında, davacının haklarında FETÖ/PDY silahlı terör örgütü kapsamında soruşturma yürütülen bir kısım kişilerle görüşmesinin bulunması iddiasının, FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği, Sosyal Çevre Bilgileri yönünden, davacı hakkında somut bir tespiti içermeyen sosyal çevre bilgilerinin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı sonucuna varıldığı, Diğer hususlar yönünden, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan yürütülen soruşturma sonucunda verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararında davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını gösteren herhangi bir delil bulunmadığı anlaşıldığından, anılan karardaki hususların davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan deliller olarak değerlendirilmediği belirtilerek, Dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davalı idarece bakılmakta olan dosyada davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin yeterli delil sunulmadığı, sunulan delillerin ise davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyacak yeterlilikte ve nitelikte olmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca Dairelerince 13/10/2021 tarihli ara kararına verilen cevaplarda da davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığının anlaşıldığı, Bu nedenle, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle tesis edilen dava konusu kararlarda hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığı, Dava konusu kararlarda hukuka uyarlık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının (taleple bağlılık ilkesi uyarınca 1.000,00 TL'yi aşmamak üzere) davacının meslekten çıkarıldığı tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi gerektiği, Davacının görevden uzaklaştırıldığı dönemde alamadığını ileri sürdüğü parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemi yönünden; Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 159/10. maddesi, 6087 sayılı Hakimler ve Savcılar Kurulu Kanunu'nun 33/5. maddesi, 7075 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 11. maddesi, 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi ile 6749 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 3/1. maddesi hükümlerinin incelenmesinden, Hâkimler ve Savcılar Kurulunca hakim ve savcılar hakkında verilen meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına dair kararları ile meslekten çıkarma cezasına ilişkin kesinleşmiş kararlarına karşı yargı mercilerine başvurulabileceği, diğer kararlarının ise yargı denetimi dışında olduğu, Bu durumda, davacının görevden uzaklaştırılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu kararına karşı yargı yoluna başvurulamayacağı açık olduğundan, görevden uzaklaştırma işleminden kaynaklanan parasal hak ve bu tarihten itibaren işletilecek yasal faiz isteminin de incelenmesine yasal olanak bulunmadığı gerekçesiyle, Dava konusu kararların davacıya ilişkin kısımlarının iptaline, davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının (taleple bağlılık ilkesi uyarınca 1.000,00TL'yi aşmamak üzere) meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine, görevden uzaklaştırıldığı döneme denk gelen parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemi yönünden davanın incelenmeksizin reddine, 424,90-TL yargılama giderinin yarısı olan 212,45-TL'nin davacı üzerine bırakılmasına, 212,45-TL tutarındaki kısmının davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 17.100,00-TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya; 17.100,00-TL vekalet ücretinin de davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacı tarafından, dava konusu işlem nedeniyle mahrum kalınan parasal haklar ile ilgili olarak Dairece taleple bağlılık ilkesi gereğince işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte 1.000,00-TL'ye hükmedilmiş ise de; dava dilekçesinde sonradan miktar arttırımı yapılacağı talebinin de yer aldığı, nitekim dava tarihi itibarıyla uğranılan zararın belirsiz olduğu ve geçen süre içerisinde sürekli olarak arttığı, bu nedenle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulu Kanunu'nun 16/4. maddesi uyarınca gerçek zararın tespit edilip tebliği sağlandıktan sonra davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği, ayrıca görevden uzaklaştırıldığı döneme denk gelen parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemi yönünden davanın incelenmeksizin reddine karar verilmesinin ve aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmiş olmasının hukuka aykırı olduğu belirtilerek Daire kararının bu yönlerden bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. Davalı idare tarafından, usule ilişkin itirazlarının karşılanmadığı, dava konusu işlemin bir disiplin işlemi olmadığı, Dairece davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütüyle irtibat ve iltisaklı olduğu noktasında katı bir bakış açısıyla sonuca varıldığı, davacının hâkimlik ve savcılık mesleğinde kalmasının uygun olup olmaması yönünden yapılan değerlendirmede sübut derecesinin aranmasının usul ve yasaya aykırılık oluşturduğu; Dairenin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak ve irtibatları nedeniyle meslekten çıkarılmalarına karar verilen hâkim ve savcılar tarafından açılan davalarda verdiği bir kısım ret kararlarında yer alan değerlendirmeler ile işbu dosyadaki gibi verilen iptal kararlarının gerekçelerinde ciddi çelişkiler bulunduğu; davacının binbaşı olan eşi M.P.'nin FETÖ/PDY kapsamında meslekten çıkarılması ve eşine yönelik tespitler ile cep telefonuna ait HTS kayıtlarının incelemesi sonucunda davacının haklarında FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi oldukları isnadıyla işlem yapılan kişilerle görüşmeleri ve FETÖ/PDY silahlı terör örgütüyle iltisaklı veya irtibatlı olduğuna dair ihbar ve şikâyetler birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaklı ve/veya irtibatlı olduğu noktasında tereddüt bulunmadığı; davacı hakkındaki kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar dava konusu işlemi kusurlandırmadığından, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olup olmadığına dair uyuşmazlığın dosya içerisindeki tüm bilgi ve belgeler incelenerek ve resen araştırma ilkesi uyarınca gerekli araştırmalar yapılarak sonuçlandırılması gerektiği; 667 sayılı KHK ve 6749 sayılı Kanun uyarınca meslekten çıkarılan yargı mensuplarının 685 sayılı KHK kapsamında Danıştayda açtıkları davalardaki parasal-özlük hak, maddi/manevi tazminat ve faiz talepleri yasal dayanaktan yoksun olduğundan reddi gerektiği, dava konusu işlemlerde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığından, parasal hak ve faiz talebinin de reddi gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davacı tarafından, savunma verilmemiştir. Davalı idare tarafından, savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Davacının temyiz isteminin kısmen kabulü, Daire kararının davacının yoksun kaldığı parasal haklarının (taleple bağlılık ilkesi uyarınca 1.000,00-TL'yi aşmamak üzere) meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine ilişkin kısmının bozulması, diğer kısımlar yönünden temyiz isteminin reddi; davalı idarenin temyiz isteminin ise reddi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Kurulumuzun 30/12/2024 tarihli ara kararına davalı idarece verilen cevabın dosyaya sunulması üzerine, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra dosya tekemmül ettiğinden davalı idarenin yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçesi yukarıda açıklanan Danıştay Beşinci Dairesi kararının, davacının dava konusu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının (taleple bağlılık ilkesi uyarınca 1.000,00-TL'yi aşmamak üzere) meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine ilişkin hükmü dışındaki kısımları aynı gerekçe ile Kurulumuzca da uygun bulunmuş olup, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen iddialar, kararın esastan bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Öte yandan, davacının 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 77/1.maddesi uyarınca görevden uzaklaştırıldığı 01/12/2016 ile 13/02/2017 tarihleri arasında kesilmiş olan aylık ve ödeneklerinin aynı Kanunu'nun 78.maddesi uyarınca davalı idare tarafından davacıya ödeneceği açıktır. Diğer yandan, UYAP kayıtlarının incelenmesinden, davacının eşi M.P'nin; 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarıldığı, kamu görevine iade edilmesi istemiyle yaptığı başvurunun Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile reddedildiği, anılan Komisyon kararının iptali istemiyle açılan davada ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla dava konusu işlemin iptali yönünde karar verildiği, anılan karara karşı yapılan istinaf başvurusunun ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E ..., K:... sayılı kararı ile reddine karar verilerek temyiz edilmeksizin kesinleştiği görülmüştür. Daire kararının, davacının dava konusu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının (taleple bağlılık ilkesi uyarınca 1.000,00-TL'yi aşmamak üzere) meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine ilişkin kısmına gelince; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2. maddesinin 1. fıkrasında, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları idari dava türleri arasında sayılmış, 12. maddesinde, ilgililerin haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştaya ve idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilecekleri, 16. maddesinin 4. fıkrasında, tarafların, sürenin geçmesinden sonra verecekleri savunmalara veya ikinci dilekçelere dayanarak hak iddia edemeyecekleri düzenlemelerine yer verilmiş olup, anılan fıkraya, 30/04/2013 tarih ve 28633 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6459 sayılı Kanun'un 4. maddesi ile, "Ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir." cümlesi eklenmiştir. 6459 sayılı Kanun'un 4. maddesinin gerekçesinde ise; "AİHM, devletin sorumluluğuna ilişkin tazminat davalarında, davacıların yargılamanın yavaş işlemesinden doğan zararlarını ortadan kaldıracak yeterli bir çözüm bulunmadığı yönünde ülkemiz aleyhinde ihlal kararları vermektedir. Düzenlemeyle, idarî yargıda açılan tam yargı davalarında talep edilen tazminatın daha yüksek olduğunun dava devam ederken anlaşılması durumunda, davacıya talep edilen miktarı arttırma hakkı verilmemesinin adil yargılama hakkının ihlali olarak kabul edilmesi sebebiyle, nihai karar verilinceye kadar ıslah suretiyle talep edilen tazminat miktarını arttırma hakkı tanınmaktadır." ifadesine yer verilmiştir. Yukarıda aktarılan mevzuat hükümleri ve madde gerekçesinden anlaşılacağı üzere, 2577 sayılı Kanun'un 16. maddesinin 4. fıkrasına eklenen cümleyle, tam yargı davalarında taleple bağlılık ilkesinin sebep olduğu hak kayıplarının giderilmesi amaçlanmıştır. Anılan maddenin uygulanabilmesi için ise, davacılar tarafından davanın açıldığı tarih itibarıyla bilinmesi mümkün olmayan gerçek zararla ilgili olarak yargı mercilerince zarar miktarının tespit edilmesi ve bu miktar hakkında davacıların bilgilendirilmesi gerekmektedir. Uyuşmazlıkta, hakkında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmesi nedeniyle parasal hakları doğrudan muhtel olan davacı tarafından, söz konusu kararların iptali istemi ile birlikte " ileride arttırmak ve fazlaya ilişkin haklarım saklı kalmak kaydıyla, şimdilik" şeklinde ifadeye yer verildiği, bu ifadeden de davacının gerçek zararının yargı yerince tespiti üzerine 2577 sayılı Kanun'un 16/4 maddesi uyarınca talep ettiği miktarı artırma iradesi taşıdığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, Daire tarafından, dava konusu işlem nedeniyle davacının yoksun kaldığı parasal hakların tutarı ara kararı ile sorulup, idarece tespit edilen tutarın davacıya tebliği sağlanarak, davacının 2577 sayılı Kanun’un 16. maddesinin 4. fıkrası uyarınca miktar artırım hakkını kullanabilmesine imkân tanınması gerekirken, bu hususlar yerine getirilmeksizin, doğrudan taleple bağlılık ilkesi esas alınarak verilen temyize konu kararın bu kısmında hukuki isabet bulunmamaktadır. Öte yandan, parasal hakların ödenmesinde, davacının meslekten çıkarıldığı tarihten, iptal kararı uyarınca mesleğe iade edildiği tarih arasında geçen dönemde varsa tespit edilecek çalışmaları karşılığında edindiği gelirin düşülmesi gerektiği de tabiidir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine; davalı idarenin temyiz isteminin reddine, 2. Yukarıda özetlenen gerekçeyle dava konusu kararların iptaline, davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının (taleple bağlılık ilkesi uyarınca ... TL'yi aşmamak üzere) davacının meslekten çıkarıldığı tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine, görevden uzaklaştırıldığı döneme denk gelen parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemin yönünden davanın incelenmeksizin reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 25/09/2023 tarih ve E:2017/9709, K:2023/11972 sayılı kararının, davacının yoksun kaldığı parasal haklarının (taleple bağlılık ilkesi uyarınca ... TL'yi aşmamak üzere) davacının meslekten çıkarıldığı tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi hükmü dışındaki kısımlarının oybirliği ile ONANMASINA, 3. Anılan Daire kararının, davacının yoksun kaldığı parasal haklarının (taleple bağlılık ilkesi uyarınca ... TL'yi aşmamak üzere) davacının meslekten çıkarıldığı tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi istemine ilişkin kısmının oyçokluğu ile BOZULMASINA, 4. Bozulan kısım yönünden yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Daireye gönderilmesine, 5. Kesin olarak, 19/03/2025 tarihinde karar verildi. KARŞI OY X- Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden; Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın, davacının yoksun kaldığı parasal haklarının (taleple bağlılık ilkesi uyarınca 1.000,00 TL'yi aşmamak üzere) davacının meslekten çıkarıldığı tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine ilişkin kısımlarının usul ve hukuka uygun olduğu dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bu kısımlarının bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, davacının temyiz isteminin reddi ile temyize konu kararın anılan kısımlarının da onanması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.